ev dekorasyonu

dergi_form_nisan

 

PROKOPİ’NİN ESKİCİ DÜKKANI

 

Ürgüp’te başlayan Prokopi’nin macerası Moda’nın Badematltı sokağında son 3 aydır yeniden hayat buldu…
Sahibi Alex Karakulakyan,1997’de Ürgüp’e arkadaşlarıyla tatile gider ve hikaye tam da burada başlar. Bu tarihi ve büyüleyici şehre aşık olup kalmaya karar verir. Anlatılan hikayelerden, eserlerden ve tarihin tüm derinliklerinden etkilenen Karakulakyan, mekanın ismini Ürgüp’ün eski adı olan ‘Prokopi’ den almış. Bu macera 2007 yılında aynı isimle İstanbul-Beyoğlu sokaklarında devam etmiş.
Şimdilerde ise tüm birikimlerini ve topladığı özel parçaları paylaşmak adına Prokopi’ye yeni kimlik kazandırıp Prokopi’nin Eskici Dükkanı adı altında Moda ‘da sizlerle buluşturmaya karar vermiş.
Çok özel parçaların bulunduğu bu dükkan da aklınıza gelebilecek her şey var. Anneannenizden kalan eşyalar, arayıp da bulamadığınız, şehir şehir gezip toplamak istediğiniz tüm detaylar ve daha fazlasını burada bulabilirsiniz. Eşyaların arasında eskilere dalıp giderken Alex Bey’in hikayesine de eşlik edebileceğiniz bu tarih kokan dükkan Moda’da meraklılarını bekliyor…
Bademaltı sokak, Moda – İstanbul

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

SİNEK SEKİZ YAYINEVİ

 

Sinek Sekiz, sürdürülebilir yaşam, çevre, ekoloji konularında ilham verici kitaplar yayınlayan, küçük ve bağımsız bir yayınevidir. Çevre ve ekoloji ile ilgili kitaplar yayınlanıyor. Aynı zamanda atölye çalışmaları da gerçekleştiriyor Sinek Sekiz Yayınevi. Bu yayınevindeki insanlar, kitapların çıkmasında rol oynayan, emek verenlerin çoğu farklı yerlerde yaşıyorlar aslında. Biri Karaburun da, biri Ankara gibi farklı yerlerden gelen insanların birleştiği bir yer aynı zamanda. Sinek Sekiz’in genel yayın yönetmeni İrem Çağıl “Bizim hammaddemiz kağıt. Nasıl bir seramikçi çamurla uğraşır ve onu şekillendirir ise bizim de üretim yaptığımız şeyler hep kağıttan, kartondan oluyor.” diyor.
İlgi alanları çevre, ekoloji ve sürdürebilirlilik. Ama bunları kitap olarak yayınlamanın yanı sıra bu hammaddeyi kullanarak yaratıcı başka işlerinde yapılıyor olması. Defterler, kağıttan animasyon atölyeleri, kuklalar aklınıza gelebilecek her şeyin atölye çalışmalarını gerçekleştirmeye çalışan son derece yaratıcı ve üretken bir yayın evi Sinek Sekiz.
Ekoloji alanında dünyaca ünlü bir çok değerli yazarların kitaplarını da Türkçeye kazandıran Sinek Sekiz’in yayın listesi ise şöyle;
– EKOLOJİ Cep Rehberi, Ernest Callenbach
– SLOW FOOD DEVRİMİ, Carlo Petrini-Gigi Padovani.
– PERMAKÜLTÜRE GİRİŞ, Bill Mollison.
– EKOKÖYLER, Jonathan Dawson.
– İYİLERİN YANINDA, Vandana Shiva.
– TOHUM VE GIDANIN GELECEĞİ ÜZERİNE MANİFESTOLAR, Vandana Shiva.
– PETROL DEĞİL TOPRAK, Vandana Shiva.
– ŞEHİRDEKİLER İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM REHBERİ, Scott Kellog – Stacy Pettigrew.

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

Mükemmelliyetçilik, Elegans, Ayrıcalık, Otantiklik…

Hepsi EGO paris’de.

 

EGO Paris insani tutkularla yücelen genç bir outdoor bir marka demek hiç de yanlış olmaz sanırız. İdealize ettiği yaşam biçimi dışarda tekli veya grup halindeki yaşam modellerimize, otantik, paylaşımcı, özgür bir ruh katmak olarak özetlenebilir. Bu yüzden Ego Paris’in tarzını sabit bir çizgi ile değil de kullanımın formu yakından takip ettiği bir yaşam biçimi olarak tanımlayabiliriz. EGO paris, tasarımları aracılığıyla Fransız çizgileri taşıyan bir yaşam sanatı oluşturma konusunda iddialı. Bu yaşam sanatında  gelenekselliğin, bireysel farklılıklara ve çeşitliliğe saygının ve yenilikçiliğin kol kola ilerleyen kavramlar oluğunu hemen eklemeliyiz. İnsanoğlunun farklılıklarının gerçekliği ve tutkuyu ortaya koymanın en güzel yolu olduğunu düşünüyorlar çünkü.

Evlerin dışında; şeffaf, keşiflere açık, hoşgörülü ama özgür mekanlar yaratmaktaki kararlılıklarının onları bugünkü çizgilerine taşıdıklarına inanıyorlar.

Peki ne EGO Paris’I diğer tasarım markalarından ayrıştıran temel özellikler :
– EGO Paris ürünlerinin hepsi Fransa’da yapılıyor öncelikle,
– EGO Paris, kişisel tercihlere göre şekillenebilecek geniş bir tercih imkanı sunuyor kullanıcılarına (renk, materyal, modülerlik, farklı kullanım olasılıkları…)
– EGO Paris’ ait olan ürünleri tasarım konusunda kesin bir çerçevesi var: o da kullanım kolaylığının mutlaka forma yön vermesi. Bu tasarım önceliği sayesinde müşteriler sadece kendilerine ait olacak rahat ve konforlu alanlar yaratmak konusunda özgür olabiliyorlar.

 

EGO PARIS;
ÖZGÜRLÜĞÜN MARKASI

 

300’den fazla kombinasyona izin veren renk ve materyal çeşidiyle EGO PARIS felsefesini çok net ortaya koymuş aslına bakacak olursanız: KİŞİYE ÖZEL MOBİLYA
Renklerle oynayın, materyalleri karıştırın ve kendi dekorasyona anlayışınıza ve yaşam şeklinize uygun kombinasyonu yaratın ve kullanın. Kısacası size benzeyen mobilyayı yaratmak için gerekli olan EGO’yu size EGO PARIS sunuyor ve markasının hakkını da böylece vermiş oluyor diyebiliriz.

 

YERİ DOLDURULAMAZ OLMAK İÇİN FARKLI OLMAK GEREKLİ

 

2004’de hayata geçişinden bu yana marka, insani ve endüstriel alanda farklı tecrübeler yaşamayı ve yaşatmayı hedefleyen 3 erkek kardeş tarafından Beaujolais’den yönetiliyor. Zaman geçtikçe ve işler büyüdükçe bu başlangıçtaki küçük aileye eklemeler olmuş elbet, şimdi yönetim kadrosu işi bir öteye taşımaya kararlı 25 kişilik genç ve dinamik bir kadrodan oluşuyor. Ama hep aynı vizyonla yarına bakmayı sürdürüyorlar rakamlar, işler gelişse de bu gerçeklik hiç değişmiyor…Zaman geçtikçe ve işler büyüdükçe bu başlangıçtaki küçük aileye eklemeler olmuş elbet, şimdi yönetim kadrosu işi bir öteye taşımaya kararlı 25 kişilik genç ve dinamik bir kadrodan oluşuyor. Ama hep aynı vizyonla yarına bakmayı sürdürüyorlar rakamlar, işler gelişse de bu gerçeklik hiç değişmiyor…

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

 

Nisan Geldi, Son Cemre De Ruhumuza Düştü

 

Nisan gelip de, doğa canlanınca her seferinde akıl almaz bir hızla, her koldan ve sil baştan, bizim de yaşam enerjimiz tazelenir karşı konulamaz biçimde. Alışkanlıklarının kölesi olmaya çok yatkın biz şehirli faniler olarak, uzaklarda, belki de Kaf Dağı’nın ardında aradığımız ilham perimizi ve sihirli her şeye yetişebilme reçetesini kucağımızda buluveririz. Ruhumuza düşen son cemreyle, o ana kadar yaptığımızdan bir fazlasını yapmak için ihtiyaç duyduğumu tüm güç, damarlarımızdaki asi kanda mevcut olur birden, ya da biz öyle sanırız. Doğa kapımıza dayanır adeta Nisan gelince, tüm doğurganlığı ve kucaklayışıyla, affeder adeta tüm kötülüklerimizi, çirkinliklerimizi, hatta onları örtmek istercesine kararlılıkla ve cömertlikle sarmalar bizi. Bize düşen ne bu durumda, ona teslim olup, onun farkında olmak. Kısaca modern insan olmak sorumluluklarımızın hakkını vermek. Hazır damarlarımızda asi kan akıyor, estetik seçimlerimizden tutun da tüketim alışkanlıklarımıza, hayatımıza dahil etmeye can attığımız trendlerden tutun da dekorasyon zevkimize kadar doğayı “şekilsel” değil sadece içsel olarak da yaşayacağımız bir hayata geçmenin vaktidir vakit. O zaman madem inandırdı hazır bizi doğa, her istediğimizi yapabileceğimize o zaman, ona sahip çıkmakla başlayalım işe ne dersiniz?

Büyük büyük cümleler kurduk diye, beklentiyi çok yukarıya çekmeyelim hemen; aralanan camlardan içeri giren rüzgar, kapıda süt verdiğiniz kedi yavrusu, mutfak balkonundaki saksıya ektiğiniz tohum, ayrıştırdığınız atıklarımız, sahilde yayıldığınız çimenden kaldırdığınız bir çöp, kullandığınız beyaz eşyanın doğa dostu oluşu, sahip çıktığımız doğal malzemelerden söz ediyoruz özünde. Bunların hepsi insanlık için küçük kendi tarihçemiz için büyük adımlar olabilir.

Bahçeniz varsa, geniş balkonunuz ya terasınız ne mutlu size, hakkını verin. Ama yoksa engel midir ya da mazeret mi bu? Parktaki ağaca, cama konan serçeye, ormandaki papatyaya, apartman girişinizdeki köpeğe duyarsız kalmanız için? Öyleyse, bir daha ki seneye cemre ruhumuza değil de kafamıza düşsün inşallah…

Laf aramızda burnunun ucundan ötesini görebilen, kendinden başkasını düşünebilenlerin, “mış gibi yaşamaktan” sıkılanların ruhuna düşer sadece cemre zaten…

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

BİZON STUDIO

Sahip oldukları farklı marka ve müşteri deneyimlerini bir araya getirerek, piyasanın görsel ve tasarıma dair ihtiyaçlarına fark yaratıcı çözümler sunmayı amaçlıyor. Bunu yanı sıra kişiye ve projeye özel, sanatsal değeri ön planda olan el yapımı işler üretiyor. Yaratıcı, yenilikçi, akademik başarılarıyla ön plana çıkmış kollektif bir oluşum Bizon Studio.
Bizon 2011 in ilk çeyreğinde farklı “Güzel Sanatlar” disiplinlerini bir araya getirerek “Kadıköy-Moda” da doğdu. Sanatçılarının “Seramik, Heykel, Modern Takı” uzmanlıkları sayesinde giderek büyüdü. Bizon, farklı malzeme arayışları, bu arayışlardan çıkan özel ürün tasarımlarının yanı sıra, Fotoğraf, Grafik, Animasyon, İllustrasyon gibi dijital sanat dallarında da hizmet vererek doğadaki yaşamına devam etmektedir.
Bizon, bilinçsiz avlanmaya rağmen çizgi ve samimiyetine güvenerek doğadaki neslini sürdürmek için yeni dostlar ve projelerle birlikte bu listeyi giderek uzatma çabası içerisinde, “Merhaba” diyor..

Modern Takı Tasarımı ve Heykel – Seçil ABDİŞLER
M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu sanatçımız Seçil ABDİŞLER, hazırlamış olduğu koleksiyonlarını kendi elleriyle modellemekte ve sizlerin beğenilerine sunmaktadır. Sanatçımızın şu an sergilemekte olan koleksiyon parçalarını Bizonstudio-Moda’da ve diğer birçok özel butik mağazadan takip edebilirsiniz. Anıt heykel, büst, soyut heykel, ödül heykelciği ve tüm modern – klasik çizgideki çalışmalarımız kurumsal firmalara, özel projelere tasarım ve çözümler üreterek devam etmektedir.

Seramik – Murat Gökçe YILMAZ
Dumlupınar Üniversitesi Seramik Tasarım mezunu sanatçımız Murat Gökçe YILMAZ mimari uygulamalar, modüler seramik, ürün tasarım alanlarında çalışmalarına devam etmektedir. Bizonstudio Moda’da bulunan atölyemizde yapılan tüm çalışma ve tasarım örneklerini inceleyebilir, kendinizin ve firmanız için özel proje ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda fikirlerimizi alabilirsiniz.

Enstelasyon
Kendi malzeme disiplinlerinden biraz uzaklaşıp farklı malzemeler farklı denizler keşfetmek, eğlenmek adına yapılan çalışmaların tümüne denir.
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

SARICA KÖŞKÜ (Sarıca Arif Paşa Konağı)

Moda Caddesi üzerinde yer alan Neoklasik tarzdaki Sarıca Köşkü, Mimar C.P.Pappa (1868-1931) tarafından 1903 yılında inşaa edilmiştir. Sarıcalar, Eğriboz Adası’ ndan göç ederek İstanbul’ a yerleşmiş ilk Türk ailelerinden biridir. İki kardeş olan Sarıcalardan birinicisi, II. Abdülhamit döneminde sarayda mabeynci olan Ragıp Paşa ve ikincisi ise Yıldız Sarayı’nın doktoru olan kardeşi Arif Paşa’dır. Arif Paşa Konağı, Rum asıllı mimar Constantin P. Pappa’nın İstanbul’da bilinen ilk büyük ölçekli yapısıdır. Moda Caddesi üzerinde geniş bir bahçe içinde bulunan köşk, çağdaşı olan yapılar arasında farklı bir yere sahiptir.
Konağın bahçesi üç metre yüksekliğindeki yığma taş duvarlarla çevrilidir. 1930’lu yılarda tramvayın geçmesi için köşkün bahçe duvarları geriye çekilince, orijinalinde iki etaplı olarak kurgulanan orijinal giriş bozulmuş ve esas demir kapı kaldırılmıştır. Bugün eski servis kapısı ana bahçe girişi olarak kullanılmaktadır. Bodrum, zemin, üç normal kat ve çatı katından oluşan, zengin taş işçiliğine sahip Sarıca Arif Paşa Konağı, hem Arif Paşa’nın statüsüne yakışır bir konak, hem de bir aile apartmanı gibi tasarlanmıştır. Arif Paşa Köşkü ,dönemindeki diğer köşk ve yalılar gibi orta sofalıdır. Ana merdivenlerin kat sahanlıklarındaki büyük çift kanatlı kapılar, katları birbirinden ayırır.
Mimar Pappa, konağın sahibi Arif Paşa ile ailesi için, hizmetlilerin konak içi trafiğinin diğer ev sakinlerinin günlük hayatından kesin çizgilerle ayrılmasına uygun bir proje oluşturmak konusuna yoğunlaşmış ve bunu hayata geçirmeyi başarmıştır. Arif Paşa, zemin katta cadde cephesinden girişi olan bölümde yaşamıştır. Bahçe içindeki saçaklı ikinci kapıdan ulaşılan diğer katlar ise ailenin diğer fertleri tarafından kullanılmıştır.
I.Dünya Savaşı sırasında İstanbul işgal edildiğinde, İngilizlerin emriyle köşk boşaltılarak, iki yıldan fazla Ermeni Okulu olarak kullanılmıştır. İstanbul’un kurtuluşundan sonra köşk tekrar sahiplerine iade edilmiştir. Yol çalışmaları sırasında yapılan müdahaleler ve cephesindeki doğal eskimeler dışında, günümüze kadar korunarak gelen Sarıca Arif Paşa Konağı, Moda’nın önemli tarihi yapılarından biridir.

 

dergi_form_nisan

dergi_form_nisan
Barış Manço Evi

Barış Manço Evi şu an sanatı ve sanatçıya verilen değeri simgeleyen bir müze niteliği taşıyor. 2 Ocak 1943 yılında doğan Barış Manço bestelediği ve söylediği bütün şarkılarla, yatığı televizyon programıyla ve yaşam tarzıyla adının hakkını vererek “barış”ın bayrağını hayatı boyunca taşıdı. Anadolu Rock türünün kurucularından biri olan sanatçı, aynı zamanda dünyaca bilinen bir gezgindi. Barış Manço bu çok yönlü ve insani kişilik yapısı sayesinde sanat hayatı boyunca üç yüzün üzerinde farklı ödül aldı.

Barış Manço Evi, 1 Şubat 1999 tarihinin ilk saatlerinde ünlü sanatçının hayata gözlerini yumduğu yerdir aynı zamanda. Son albümü piyasaya çıkmadan vefat eden Barış Manço’nun vasiyetlerinden bir tanesi, yaşadığı evin müzeye çevrilmesiydi. Bu vasiyetin geçekleşmesi için uğraşan ailesi Kadıköy Belediyesi ve Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün çabalarıyla, 81300 Moda adresindeki köşk 9 Haziran 2010 tarihinde müze olarak halka açtı. Barış Manço Evi 19. yüzyıldan kalma bir köşktür. Köşk yapıldığı döneme göre dikkat çekici bir tarz sergiler. Evin bulunduğu semt olan Moda o dönem, Sultan Abdülmecit tarafından Vitol Ailesi’ne hediye ettiği için bölgedeki bir çok yapı gibi alışılandan daha farklı bir görünümdedir. Günümüze geldiğimizde ise bu dönemlerden geriye kalan azınlık az sayıdaki eserden biridir ne yazık ki.

Barış Manço Evi ‘ne girdiğiniz anda ilk karşılaştığınız bir Venüs heykeli oluyor. Köşkün giriş katında salon, yemek odası ve kıyafet odası bulunuyor.  Salonda Barış Manço’nun Avusturya’dan aldığı piyanosu ve dolaştığı ülkelerden aldığı en sevdiği eşyalar bulunuyor. Kıyafet odası ise köşkün en dikkat çekici odalarından bir tanesidir. Burada dünyaca ünlü Devlet Sanatçısının kostümleri sergileniyor. Saçlarından kestiği bir tutam da bu odada yer alıyor.

Barış Manço Evin birinci katında yatak odası ve misafir odası bulunmaktadır. Bu odaların duvarlarında sanatçının kıyafetleri sergileniyor bugün. Yine bu odalarda eşiyle beraber aldığı antikalar bulunmaktadır. Manço’nun yüzükleri ve kemerleri kendilerine ait olan yatak odasında ayrı bir vitrinin içinde bulunuyor. Köşkün ikinci katı ev kullanılırken tamamen çocuklara ayrılmış. Banyonun yanındaki odada sanatçının yaptığı tabloları, grafikleri ve mezuniyet belgesini görebilirsiniz. Diğer odanın ise şimdiki adı  Adam Olacak Çocuk odası olarak biliniyor. Burada bulunan ekranda o dönemin çocuklarının hala dilinden düşüremediği program; Adam Olacak Çocuk yayımlanıyor.

Barış Manço Evi’nin girişinin altında bir kat daha var. Şövalye Odası ve Yönetim odası bu en aşağıda bulunan alanda konumlanmış Araştırma yapmak isteyenler için bu katta sanatçının hayatını anlatan bir arşiv bulunmaktadır. Bu odalar haricinde köşkte Kışlık Bahçe ve Yazlık Bahçe bulunuyor. Yazlık bahçe aynı zamanda ziyaret sırasında soluklanabileceğiniz plak şeklinde masaları ve nota şeklinde sandalyeleri olan bir kafe.

dergi_form_nisan

dergi_format_mart

 

Şanslı küçüklere özel, eğlenceli stil markası “Biscuit

Kısa süre önce aramıza katılan, kendi içinde birçok ihtiyacı barındıran, minik aile bireyimiz Bal’ a yoğunlaşma sürecinde, tatlı tesadüfler ile karşımıza çıkan, yenilikçi ve yaratıcı çocuk markası Biscuit  bugün designmixer’ ın dekorasyon psikolojisine dair vizyonu ile örtüşmesinden dolayı iç mimari projelerinde güvenerek iş birliği yaptığı ve hatta sosyal medya ilişkilerini de keyifle yürüttüğü bir marka haline geldi. Tüm bu yakınlaşma sürecinde ürünlerini inceleme ve kullanma fırsatı bularak, bu vesile ile de  ilgilenenlere eğlenceli çocuk stil markası Biscuit’u duyurmak ve biraz da yaptıklarından bahsetmek istedim.

Markanın sahibi Name Yıldırım 2003 senesinde Biscuit için yola çıkarken  çocuk dünyasında farklılık yaratmayı arzu etmiş ve kendine has çizgilere sahip, kişiye, ihtiyaçlarına ve hobilerine yönelik mekanları  tasarlarken, çocukların mutluluğuna odaklanmış.  Örneğin, çok eğlenceli bulduğum projelerinden biri; hobisi müzik olan bir çocuğun odasına özel tasarladığı sahne platformu…

Bir an çocukluğunuza geri dönün ve hayal ettiğiniz şeyin karşınızda, odanızın içinde olduğunu düşünün, bu durumun ne kadar heyecan ve ilham verici olabileceğini tahmin edebilirsiniz sanıyorum. Name Yıldırım da zaman içerisinde çocuk dünyası için çıkardığı bu eğlenceli projelerde minik kullanıcılardan aldığı pozitif geri dönüşler ile  yoğun bir motivasyon yaşamış ve ne kadar doğru bir yolda ilerlediğini hissetmiş. Sonuç olarak da çalışmalarını ve tasarımlarını yurtdışına taşıyarak bir dünya markası olma kararı almış.

Biscuit’in Addresistanbul’daki şirin mağazasında neler yok ki? Son derece zevkli, kaliteli, işlevsel ve oyun odası konsepti ile birleşmiş bebek ve çocuk odası mobilyaları, ünlü İsveç markası Elodie Details’ in stil sahibi çocuklar için tasarladığı ürünler, Pop & Lollie’ nin çocuk yaratıcılığını teşvik edecek rengarenk duvar etiketleri, yumuşacık ve yalın çizgilere sahip özel tasarım halıları, modern İskandinav çizgilere sahip Sandberg firmasına ait duvar kağıtları ve çocuk ile beraber büyüyen fonksiyonel ve dayanıklı Leander marka çocuk mobilyaları.

Biscuit kısacası miniklerin ihtiyaç duyabileceği herşeyi düşünmüş ve Baby Taytay’ın giyim ve ev tekstili ürünlerini çalıştığı markaların arasına dahil etmiş. Yaratıcılığı, kalitesi ve fonksiyonelliği olduğu kadar çocukların sağlık ve güvenlik konularını da ön planda tutarak ebeveynler ile empati kurmuş.

Biscuit yepyeni dekorasyon fikirleri ve temaya uygun illüstrasyonları ile tasarladığı odalarda yaşayacak, kendine has günlük kullanım malzemeleri ve giyim tarzı ile çevresindekileri kendine hayran bıraktıracak şanslı küçükler ve çağdaş stil sahibi aileler için addresistanbul’ da ki mağazasında her gün yeni bir proje üzerinde çalışıyor ve fikirler üretiyor. Sevgili küçüklerimiz ve onlar için güzel bir dünya kurma fikrine empati duyup, ürünleri ile hayatımıza estetik katan, kısaca mutluluklara mutluluk eklemeyi başarabilen bir marka. Ayrıca, biscuit tüm sosyal medya sayfalarında paylaştığı ilham verici fikir ve ürünleri ile yeni bebek bekleyenler ve çocuklarına keyifli dakikalar yaşatmak isteyenler için de oldukça eğlenceli. İlgilenenlere duyurulur…

 

dergi_format_mart

dfoit_subat

 

 

Modern Tarih ile Yaklaşan Uzakdoğu

Daha önce hiç bulunmadığınız, aklınızı başınızdan alan bir ülkeye gittiğinizde, yepyeni yaşam şekilleri görür, bunları zihninize kazımak ister, dönerken evinizde sergilemek istediğiniz objeleri bavulunuza tıka basa doldurup dönersiniz. Ama her seferinde eksik kalan, nasıl taşıyacağınızı bilemediğiniz o büyük güzel parçalar olur.   Modern Tarih tam da bu parçaları bulmak için karşınıza çıkmış eşsiz bir fırsat .  Ticari olarak üretilmemiş yerel kültürlerin kimliklerini en orijinal ve saf hali ile yansıtan, antik  değere sahip özel objeleri, sanat eserlerini ayağımıza kadar getiren bir dünya markası tam anlamıyla. Dolayısıyla, mekanlarında eklektik ve koloniyel dekoratif üslubu seven kişiler için tam anlamıyla biçilmiş kaftan.


Çukurcuma’ nın, belki de İstanbul’ un, tarihi yapısına sadık kalmış İtalyan mimarisine özgü tarzı ile, dönemsel tarihi dokuyu en güzel yansıtan yerlerinden olan Faik Paşa Yokuşu üzerindeyiz. 250 yaşındaki tarihi bir yapıyı kendine mesken edinen Modern Tarih showroomu; keşif amaçlı seyahate düşkün, dünya kültürleri ile iç içe yaşamayı arzulayan sanat ve tasarım severler için uğranması  adeta mecburi bir durak noktası.

 

Markanın sahibi Davit Meşulam,  Amerika’da başladığı, uzun yıllardır sevgi ve büyük bir tutku ile yürütmüş olduğu antika keşif işini , işten  çok bir yaşam tarzı olarak benimsemiş biri. Mağazasının tadilatı ve dekorasyonu sırasında ise seçici ve titiz bir çalışma yürütmüş bu nedenle. Mekanın restorasyonu ve yenilenme sürecinde bilfiil çalışmış yer çalışmış. Dünyayı dolaşarak özenle seçtiği ve geldiği toprakların yerel kültür, gelenek ve yeteneklerini yansıtan, 19yy ve erken 20yy. dönemlerine ait antik parçaları, tarihi binasının çıplak beton ve tuğla zeminli yüksek tavanlı bu mekanında, dramatik bir aydınlatma eşliğinde müze kalitesinde sergilemeyi tercih etmiş. Seyri müthiş keyifli olan tüm dekoratif unsurlar ve ayrıcalıklı düzenlemesi ile mağaza, ziyaretçilerine adeta hızlı ve yoğun bir dünya turu yapma olanağı sunuyor.

 

Modern Tarih’te, Afrika ve Asya kıtalarındaki çeşitli ülkelerde bulunmuş, doğal malzemeler kullanılarak el işçiliği ile üretilmiş değerli objeler ve  birbirinden özel sanat eserleri zarif  ve titiz bir çalışmayla bir araya getirilmiş.  Mağazada sergilenen her bir parça, bundan sonra  yer alacakları mekanlara  manevi derinlik ve sofistike bir dokunuş katma özelliğine sahip demek yanlış olmaz bu nedenle.

 

Çinli taş askerlerden, kutsal Buda heykellerine, el yapımı papirüs kağıt üzerine çizilmiş kök boyalar ile renklendirilmiş imparatorluk aile tablolarına, Afrika yerlilerinin geleneksel ritüellerinin en önemli parçaları olan el yapımı masklardan, Uzakdoğu mobilya geleneğinin uyumlu tamamlayıcı parçalarından olan seramik ve ahşap taburelere, rengarenk kap, küp ve vazolardan, metal kilitli sandık formlu geleneksel Çin dolaplarına geniş bir ürün yelpazesi mevcut.

 

Tarihi binalardan çıkma ve el oymacılığının en güzel örneklerinin sergilendiği antik kapılardan, çatlak sırlı antik Çin porselenlerine, el oyması desenli mermer tabak ve kaplardan, boy boy kaligrafi fırçalarına, ahşap oyma oda bölmelerinden, sık dokumalı el yapımı rengarenk desenli antik halılara seçeneklerin neredeyse sınırsız sayıda çoğaltılabileceğini siz de fark edeceksiniz mağazayı gezdiğinizde. İçlerinde uzun yıllar çay kaynamış her evin ayrılmaz dekoratif ve lezzet objesi çaydanlıklar, baskı ve aplike desen teknikler ile tasarlanmış kumaşlar, Himalaya dağlarında şerpaların giydiği kar botları gibi çeşitli orijinal parçaları da Modern Tarih’ in koleksiyonunda rahatlıkla bulabileceğinizi belirtmek isteriz, özellikle meraklılara.

 

Davit Meşulam, bugün mağazasında sergilediği tarihi koleksiyonunun uzantısı olarak yeni bir kumaş ve aydınlatma koleksiyonu oluşturma çalışmalarına da start vermiş. Tüm bu yoğun koleksiyon oluşturma koşuşturmalarına paralel olarak , markanın kimliğini yansıtan dekorasyon proje çalışmalarını da koordine etmeyi sürdürüyor. Doğu ve batının buluştuğu bu keyifli marka, dünya kültürlerin sentezinden ortaya çıkmış temel yapısına ,her geçen gün eklediği yeni formlarla çizgisini başarı ile ilerilere taşımayı sürdürüyor.  Tarih, kültür, sanat ve dekorasyon meraklılarına duyurulur.

 

 

dfoit_subat

Şubat Sayımızda neler bulacaksınız?

  • Kutlama yapmak için karşımıza çıkan her fırsatı değerlendirmek bakış açısıyla SEVGİLİLER GÜNÜ,
  • Dünyadan ve ülkemizden seçkin markaların 2014 koleksiyonlarının mercek altına alındığı dekorasyon sayfalarımız,
  • Mimari, tasarım, sanat ve dekorasyon dünyasından sektörel haber/ röportajlar,
  • Şehir yaşamını konu alan semt dosyamızın bu ayki konuğu, müthiş bir kültür ve tasarım hazinesi olan TÜNEL,
  • Hollywood Rüya Evleri köşemizin bu ayki romatik misafiri; Sleepless In Seattle,
  • Gün geçtikçe yükselen bir değer haline gelen naturalizmin dekorasyona yansımaları,
  • Kışın balkonları verimli kullanmak adına ipuçlarının yer aldığı; Kış Balkonları Dosyası

 

Evde, İşyerinde, cafede, yolda her nerede ve ne zaman İsterseniz BAST HOME elinizin altında…

 

BAST HOME ŞUBAT 2014

OKUMAK İÇİN KAPAK GÖRSELİNE TIKLAYIN!