enerji

“SU HAYATTIR”

SADECE BİR REKLAM SLOGANI DEĞİL, KİŞİSEL SORUMLULUK PLANI

Suyun önemi malum, tekrarlamaya gerek yok. En büyüğünden en küçüğüne her canlı organizmayı hayatta tutan sudur. Tabii biz insanoğlu için de aynı durum geçerli. Doğa belki de bu yüzden cömert davranmış bizlere. Dünyamızın %70‘I sularla kaplı, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturuyor. Ancak farkında olmamız gereken bir diğer gerçek var ki, o biraz iç karartıcı: yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3‘ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.

Gelelim işin çarpıcı yanına, dünya nüfusunun %40‘ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor. Nedeni de çok açık aslında: 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmış. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaya devam ediyor. Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlı ve ihtiyaca ancak cevap vermekte.

Aslında bu bahsettiklerimizi hepimiz biliyoruz üç aşağı beş yukarı. Gelelim işin bilmediğimiz ya da bilsek de bireysel sorumluluklarımızın çok farkında olmadığımız kısmına. Evinizde su israfına son vermek için öncelikle nerede ne kadar su tükettiğinizi bilmelisiniz. Birçok evde gizli su kaçağı olabilir. Bunu tespit etmek için bütün muslukları kapatınız ve su sayacını okuyunuz. İki saat süre ile su kullanmayınız. İki saat sürenin sonunda su sayacını tekrar okuyunuz. Böylece su kaçağı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.Yakın gelecekte kapımıza dayanacak olan susuzluk problemiyle ilgili kişisel olarak yapmamız gerekenlerle ilgili bir liste hazırladık. Buyurun kendi günlük yaşantınızı kendiniz değerlendirin bu listeye göre:

Öncelikle evinizde her gün ne kadar su tükettiğinizi bilin? Karşılaştırın rakamları, nedenlerini sorgulayın. Tüketimin yoğun olduğu zamanları gözden geçirin.

– Tuvalet rezervuarının su depolama kapasitesi 16 litredir. 4 kişilik bir aile 16 litrelik tuvalet rezervuarı ile ayda tuvalette 7 ton su tüketir. Bunun yerine 7 litrelik tuvalet rezervuar ile hem tuvaleti temizlemek hem de su tüketimini 2.5-3 tona düşürmek mümkündür.

– Gelişen teknolojilerle birçok markanın tasarruflu ürünleri mevcut. Onları evlerimizde kullanarak, su tüketimimizi %20 azaltabilirsiniz.

– Tuvalet rezervuarınız su sızdırabilir. Bu miktar günde 700 litre suya ulaşabilir. Sızıntı suyunu kontrol etmek için rezervuara birkaç damla boyalı su ilave ediniz. Bu rengi 5–7 dakika içinde tuvalette görürseniz sızıntı var demektir. Tamir ediniz/ettiriniz.

– Banyo yerine duş alarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz. Duş alarak 40-60 litre su tüketirken banyo yaparak su tüketimi 120-150 litredir.

– Duş yapmak için ortalama 5-6 dakika yeterlidir. Böylece duş başına 55 litre su tasarruf edebilirsiniz.

– Sıcak suyu tek açma kapama ile kontrol edebiliyorsanız duş esnasında vücudunuzu veya saçınızı sabunlarken veya şampuanlarken suyu açık tutmayınız.

– Düşük akımlı duş başlıkları kullanarak su tüketimini dakikada 10 litreden daha aşağı düşürebilirsiniz. Böylece normal duş başlığına göre %30-40 su tasarrufu sağlayabilirsiniz.

– Duş yerine banyo yapmak istiyorsanız küvete koyacağınız su seviyesini 2,5-5 cm azaltarak banyo yapabilirsiniz.

– Banyo küvetinde banyo yapacaksanız önce küvet drenini kapatınız sonra musluğu açıp küvete su doldurunuz.

– Sık aralıklarla açılıp kapatılan musluklar için klasik musluklar yerine kolay açılıp kapatılan musluklar ile kullanarak su tüketimini %25 azaltabilirsiniz.

– Dış fırçalama ortalama 3 dakika süre alır. Eğer musluk açık bırakılırsa her fırçalama esnasında ortalama 15 litre suyu ziyan etmiş olursunuz. Günde iki defa diş fırçalanırsa yılda 10.950 litre su tüketirsiniz. Eğer fırçalanmış dişinizi bir bardak su ile çalkalarsanız yılda 9.100 litre su tüketimini önlersiniz.

– Dişlerinizi fırçalarken, tıraş olurken ve yüzünüzü sabunlarken musluğu kapalı tutarak günde 15-35 litre su tasarruf edebilirsiniz.

– Banyodaki muslukta düşük akımlı kullanarak suyu %25-35 daha verimli kullanabilirsiniz ve o oranda da sıcak su kullanımını azaltabilirsiniz.

 

 

Niye evdeki temizlik aletlerin kullandığı suya hiç değinmedik bile bu yazı boyunca diye aklınıza takılacak olursa, hemen cevaplayalım: Banyo ve tuvalette, tüketilen su miktarı evde tüketilen toplam suyun %70’ini oluşturuyor. Yani “su hayattır” lafı sadece bir reklam sloganını çağrıştırmamalı artık bizlere. Bireysel sorumluluk almamız gereken, ciddi farkındalık ve küçük müdahalelerle seçeceğimiz yeni bir hayatın sorumluluk planı olmalı. Hepimize kolay gelsin…AŞIR YIKAMA SÜRECINDEKI SU KULLANIMINI AZALTMA

 

dfot
Enerji Tasarrufu 

Enerjinin doğru kullanılması denilince, mevcut kullanım alışkanlıklarının küçük dokunuşlarla değiştirilmesi ve bu sayede bugünkünden daha az bir enerji harcamak suretiyle israfı ortadan kaldırmak aklımıza gelmeli. Bunun öncelikle iki ana yararından bahsedilebilir: İlki ekonomik olarak bütçemize sağlayacağımız fayda, ikincisi ise edilecek tasarruf ile genel enerji tüketiminde yol açabileceğimiz azalma.

Enerji kelimesi, kendi içinde bir çok anlam barındırmakla birlikte, özünde içerdiği anlam itibariyle “tüketmek için gerekli gücün karşılığı olması yani iş yapabilme kabiliyeti” olarak algılanmalıdır. Okullarda bile öğretilen en basit tanımda ise bir sistemin enerjisi; o sistemin yapabileceği maksimum iş” olarak ifade edilir. Buradan yola çıkacak olursak, evimizin içerisinde enerji tüketen her alan aslında bizim onlardan istediğimiz işin karşılığı ortaya çıkan tüketimdir. İşte tam da bu yüzden, günün birinde “gerekli lükslerden” vazgeçmemek için enerji kullanımını doğru yönetmek ve ihtiyaçların sayısını veya verimini azaltmak yerine aynı işi daha az enerji ihtiyacı ile üretmek en doğru seçimdir.

Evimizin içinde iki ana enerji sağlayan kaynak vardır. Biri elektrik, diğeri ise yakıttır. Her ikisi de vazgeçilmez olan bu iki kaynağın ihtiyaçtan fazla olarak tüketilmesi veya verimsiz sistemler sebebi ile boşuna tüketilmesi, gerek kaynakların geleceği, gerekse tüketimleri sonucu dünyaya verdikleri zararın artışı sebebi ile hepimize zarar verecektir. O zaman nasıl olacak da biz evlerimizde daha az enerji kaynağı kullanarak aynı verimi elde edeceğiz vakit buna yoğunlaşmanın vaktidir.

Elektrik ile giriş yapalım o halde konuya. Bu kaynağın kullanım alanlarına baktığımızda ve biraz üzerinde düşündüğümüzde çok küçük dokunuşlarla büyük farklar yaratılabileceğini görürüz. Örneğin soğutma kadar ısınma amaçlı olarak da kullandığımız klimaların, doğru derecede ve doğru üfleme sitemiyle kullanılması; hem odadaki istenilen ortamın sabit olarak sağlanması, hem de enerji kullanımının minimum seviyede tutulması anlamına gelmektedir. Kesinlikle klimalı ortamlarda pencere ve kapıların açılmaması gerekmektedir. Bununla beraber çoğu klima fiyatları arasında fark yaratan şey büyülü “inverter” kelimesidir. Çoğumuz nerdeyse bazı markalarda maliyeti 1,5 kat artıran bu kelimeyi sevmeyiz. Ancak klimalarda gerçek farkı yarattığı için maliyete etkisi bu kadar çoktur. Ve inanın uzun vadede bir klimanın üreteceği işin karşılığında çekeceği enerji çok daha az olacaktır. Özetle ifade etmek gerekirse inverter klima sistemi, ortam sıcaklığını ayarlarken, normal klimalar gibi sürekli açılıp kapanan bir sistem değil, otomatik olarak üflemesini ayarlayan ve bu sayede hem ortam sıcaklığını sabit tutan hem de sürekli açılıp kapanmadığı için enerjiyi dengeli kullanıp tasarruf sağlayan bir sistemdir. Bu sebeple inverter tercihi uzun vadede maliyet farkını amorti edip size kara geçirecek bir tercihtir. Zaman zaman kullandığımız elektrikli ısıtıcılar var sırada, uzun zamandır outdoor modellerinin de günlük hayatımızda yaygınlaştığı elektrikli ısıtıcılar, özellikle kısa süreli kullanımlarda çok faydalı yardımcılardır.

Bu ısıtıcıların kullanımında dikkat edilmesi gereken ilk nokta prizlerin ve elektrik tesisatının bakımlı ve sağlam olduğundan emin olmaktır. Bunlarda dikkat edilebilecek konu; hava akışının yüksek hızda gerçekleştiği yerlerde çok da verimli bir kullanım alanına sahip olmadıklarını bilmek ve üflemeli modellerin kısa sürede daha çok sonuç almaya yol açabileceğini göz önünde bulundurmanızda fayda var.

 

Doğal gaz kullanımına gelecek olursak, bilmeliyiz ki evlerimizdeki en büyük enerji harcaması %70 ile ısınma için kullanılmaktadır. Genelde ülkemizde son yıllarda en yaygın kullanılan yakıt doğalgazdır. Bu kaynağın kullanım şeklinin de en yaygın hali kombili ısınma sistemleridir.

 

Bunun dışında doğalgaz sobaları veya kuzineler de yaygın olmasa da kullanılmaktadır. Kombili ısınma sistemlerinin bir alternatifi de merkezi sistem olarak adlandırılan ve genelde sitelerde büyük apartmanlarda kullanılan ve tek bir ısı üretim merkezini ile ısının üretilmesi mantığına dayanan sitemlerdir.

 

Bu tip genel kullanımlarda bir enerji tüketimi politikası belirlenmeli ve bu önceliklere uygun hareket edilmelidir. Kombili sistemlerde en önemli enerji yönetim şekli ihtiyaç olan ısı düzeyinin sabit olarak tutulması prensibidir. Bunu yapabilmek hem enerji kullanımını azaltacak hem de ihtiyacın sürekli karşılanması sebebi ile konforu artıracaktır.

Kombinizin sürekli olarak aynı derecede sabit tutulması ve sürekli açılıp kapanmaması enerji tüketimini az ve sabit tutacaktır.

 

Evlerimizde gerek daire içi gerek apartman olarak gerekli ısı izolasyon çalışmalarının yapılması, içeride üretilen ısının evin dışına çıkmasını engelleyerek ihtiyacın daha az tüketimle karşılanmasını sağlayacaktır. Unutmayın tavan ve duvarlardaki iyi yapılmamış izolasyonlardan %35’lik ısı kayıpları oluşmaktadır.

 

Enerji kullanan tüm cihazlarda olduğu gibi periyodik bakımlarının yapılması enerji tüketimini azaltacaktır.

Her üç durumda da tüketilen enerji minimuma ineceği için bunu sağlayacak yatırımlar kendilerini kısa sürede amorti edecektir. Örneğin apartmandaki bir dış cephe izolasyon çalışması yaklaşık 1 dönemde kendi masrafını enerji faturasına yansıtarak çıkartacaktır.

Türkiye’de evlerimizdeki tüketim, toplam tüketiminin yüzde 30’una, denk geliyor. Özetlemek gerekirse bütün bu yatırımlar ve çalışmaların karşılığında iki büyük sonuç elde edilecektir. Birincisi uzun vadede ekonomik geri dönüş ikincisi ise bütün dünyada yayılabilecek bu ortak kullanım bilinci ile enerji kaynaklarının önümüzdeki nesillerce de kullanılabilmesinin sağlanması ve tüketimlerimizdeki dikaktsizliklerimizle sürekli zarar verdiğimiz dünyanın daha yaşanabilir bir yer haline gelmesine yapacağımız katkıdır.

dfot

 

Eminiz birçoğunuz bizim gibi, gezdiğiniz tarihi yörelerde, farklı ülkelerde veya şehirlerde bazı kapıların önünde durup kalıyorsunuz. Ya onu görüntülemek istiyorsunuz ya da hikayesini öğrenmek için dayanılmaz bir istek duyuyorsunuz. Çok da haklısınız, bazısına kapı deyip önünden geçip gitme mümkün değil. Sizi gizemli bir yolculuğa çıkarıverir, o şehrin kültürel ve sosyolojik durumu, ev sahiplerinin yaşam şekilleri veya mimarinin genel çizgileri hakkında sınırsız bilgi fısıldar dinlemesini bilenin kulaklarına.

 

Kapılar, çok dost canlısı  görünebilirler ama bir o kadar da nerde durmasını bilecek kadar güvenilir dostlardır aman bir yanlış anlama olmasın. Ev sahibi hakkında, onun sizin bilmenizi istediği kadar bilgiyi verirler, bir fazlasını değil. Aksine sırların ve özel hayatın en sıkı koruyucularıdır, hiç boş bulunmazlar.

 

İşte bu yüzden her kültürde, her coğrafyada ve her mimari tarzda kaçınılmaz olarak yerlerini alırlar yaşadığımız dünyanın cansız arabulucuları olarak. Çok politik ve stratejik bir konumlamalarının farkında olacak şekilde baş kaldırırlar zamana ve dış dünyaya.

 

Biz bu yazıda farklı coğrafya ve kültürlerden kapılar hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Fakat konu o kadar geniş ki tabi hepsine değinemedik. Designmixer köşemizde de Uzakdoğu kapıları hakkında bir inceleme bulacaksınız şimdiden söyleyelim. Kaçını

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı’da Kapılar

 

Türk Medeniyeti ve kültüründe kapıların önemi büyüktür. Kapılar, genellikle ahşap ve işlemeli olurdu. Her kapının ayrı bir kimliği vardı. Ekonomik olarak iyi durumda okumuş ve kültürlü ailelerce kapıya yıldız, gezegen, çiçek ve meyve resimleri işli olurdu. Osmanlı aile hayatındaki mahremiyet önem arz ederdi. Konakların giriş kapısında bulunan kapı tokmakları gelenin kimliğini anlamak için farklı dizayn edilirdi. Gelen kişinin beyefendi mi hanımefendi mi olduğunu ayırmak için kapı tokmaklarının çift halkadan müteşekkil yapıldığını biliyor muydunuz?

 

Bunlardan genellikle, aslan başı motifli ve büyük olanı kalın, çiçek motifli ve küçük olanı da ince ses çıkartırdı. Eğer eve bir beyefendi misafir gelmiş ise, kalın sesli tokmağı tıklatır, içerdeki ev sahibi gelenin beyefendi olduğunu anlar, kapıyı evin beyi açar, bey yoksa mahremiyete uygun olarak kapı açılırdı. İnce sesli tokmağın sesi duyulmuş ise, gelenin bir hanım olduğu anlaşılır, kapıyı evin hanımı açardı.

 

Osmanlı döneminde yalıların rengi önceden belirlendiği aktarılan kitapta, “aşı rengi” denilen kırmızı renkli yalılar devlet mensuplarının, açık renkli yalıların Müslümanların, gri ve tonlarındaki yalıların gayrimüslimlerin yalı olduğu, bu kurallara uymayanların yalılarına el konulduğu, kendilerinin de sürgüne gönderildiği kaydediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu’da Kapılar

 

Ahşap, Anadolu’da kapılarda dile gelir.
Oymasıyla, kakmasıyla, meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlenir. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillenir, güzelleşir.
Bazen boyanır bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı.
Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazınırdı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı.
Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı.
Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı.
Öyle ki yanla gözle bakamaz, zorlayamazdınız.
Sadece hayran kalabilirdiniz.

Anadolu insanının evlerinin, konaklarının, dergahlarının, kiliselerinin  kapılarını çivisiz, birbirine geçmeli kündekariyle, derin oymalı desenlerle, ayetlerle, Ermeni güneşiyle, çiçeklerle nasıl özene bezene süslediğine tanık oluyorsunuz.
 Anadolu insanı için kapı içine ruh katılması gereken, işlenmesi, boyanması gereken estetize edilmesi gereken bir şeymiş.

 

Örneğin İç Anadolu’da eskiden ev sahibi hacca gitmiş ise kapı rengi yeşile boyanır,  beyaz renkli ay ve yıldız sembolleri yerleştirilirmiş.  Yabancı biri geldiğinden kapıların renk farklılıkları dikkat çekermiş.


Ege’de Kapılar Mavi Kapılı Evler

Ege’de pencereleri ve kapıları çivit mavisine boyalı eski rum evlerine bakarken mavinin yolculuğunu merak ederiz hep. Aynı maviyi bölgede, Adana, Mersin ve Antep’te de gördüğümü hatırlayıp bunun kadim bir gelenek olabileceğini, hatta dini bir motifle alakasını düşünebilirsiniz. Oysa gerçek çok farklı: çivit mavisini ateşin rengine benzettiği için akrepler uzak dururlarmış meğerse evlerden ve o yüzden maviye boyanırmış kapılar, pencereler. Buna ne diyeceksiniz?

Dünyanın Bazı Bölgelerinden Rengarenk Kapılar

Venedik Körfezi’nin kuzey ucundaki balıkçı adası Burano kentten yedi kilometre uzaklıkta yer alır. Bu bölgede dört ada köprülerle birleştirilmiştir. Şöhretini rengarenk evleri ve özel danteline borçludur Burano. Peki neden renkli kapılar? Rivayete göre evleri farklı renklere boyayanlar kadınlarmış. Sebebi ise gayet basit; akşam eve sarhoş dönen balıkçı kocalar yanlış kapıyı çalmasın diye! Kocalarının renkleri unutmaması için teknelerini de aynı renge boyarlarmış üstelik.

Aynı durum Hollanda’nın Volendam kasabasında da geçerli; kasabadaki evlerin kapısı farklı renklerde. Nedeni ise Burano’dakinle aynı. Balıkçılar akşamları içki içince sarhoş olup evlerini şaşırıyorlarmış. Her evin kapısının rengi farklı olunca evlerini kolaylıkla bulabiliyorlarmış. Orada evleri boyayanlar eşler mi yoksa balıkçıların kendisi mi, o konuda kesin bilgiye ulaşamadık.

Şeytan Kovan Nepal Kapıları

Nepal’in Kirtipur kasabasında, ailece yemeğe başlamadan evvel bütün ev halkı yemeklerinin bir kısmını dışarıya şeytana bırakıyor. Amaç şeytanı bu yemeklerle oyalamak ve içeri girmesine engel olmak. Bu yüzden her evin kapısında topraktan yapılmış kaplar mevcut. Çıkış noktasını korku da oluştursa aslında ne güzel bir gelenek.
Feng Shui Öğretisinde Kırmızı kapı

Birçoklarına göre feng shui öğretisinde kırmızı kapı şans getirir. TaBu kısmen doğru olsa da aslında biraz yüzeysel bir bilgi. Oysa evin enerji durumunu bilmeden ezbere girişe kırmızı yerleştirmek fayda değil zarar bile getirebilir felsefeye göre.

Aslı şu: Feng Shui uyumu yaratmak için evinizin ön kapısı hangi yöne bakıyorsa o yönün elementine göre boyayın:
Güney, güneybatı ve kuzeydoğu için kırmızıya, 
Kuzey, doğu veya güneydoğu için maviye, 
Batı, kuzeybatı veya kuzey için beyaza, 
Doğu, güneydoğu veya güney için yeşile.

Bu öğretiyi ve yukarıda saydığımız gelenekleri bugün uygulamanın çok da kolay olmadığının farkındayız. Ama uygulama yani kapılarınızı kişiselleştirme ve onlara birer hikaye ekleme şansınız varsa, bunun da ne kadar keyifli sonuçlar verebileceğini görelim diye yayınladık tüm bu orijinal kapı görsellerini. Nasıl çok tahrik edici değil mi?

 

 

 

dfot

 

YANI BAŞINIZDA EŞSİZ BİR RÜYA:

Hilton Dalaman 

Eşsiz doğası, huzurlu ve son derece sakin ortamı ile Hilton Dalaman, Sarıgerme Uluslararası Dalaman Havalimanı’na sadece 10 dakika mesafede ancak günlük hayatın koşuşturmacasından çok uzakta bir dünyanın kapılarını bizlere aralıyor. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk ultra her şey dahil Hilton Worldwide Resort’u olan Hilton Dalaman’a girişinizi yaptığınız andan itibaren kusursuz ve huzur dolu bir tatili garantilemiş oluyorsunuz.

 

Toplam 76.000 m2 lik bir alana yayılmış olan otelin kendine ait 650 metre uzunluğunda özel kum plajı mevcut. Birbirinden özel 7 açık 3’te kapalı havuzu bulunan otelin ayrıca, 7/24 açık olan bir fitness salonu ve 1.000 kişi kapasiteli de bir konferans salonu bulunuyor.

 

Ayrıca 5 farklı A La Carte restoranı ve barlar sokağı dahil olmak üzere 23 farklı yiyecek ve içecek mekanı, 6 adet tenis kortu ile squash, mini futbol, sokak basketbolu ve dalış okulu, çocuk kulübü ve su parkı ile Hilton Dalaman misafirlerinin eğlenerek dinlenmesi için ne gerekliyse hepsini düşünmüş durumda.

 

Hilton servis standartlarında ev sahipliği kapsamında Otel,

‘ultra her şey dâhil’ konseptinde hizmet vermekte. Otelin tüm alanlarında ücretli kablosuz internet erişimi sağlanmaktadır. Misafirlerine, doğaya, çalışanlarına, yaşadığı topluma saygılı ve kaliteli bir hizmet vermeyi kendisine ilke edinmiş olan Hilton Dalaman Travelife Sustainability System tarafından Gold Award ile ödüllendirilmiştir. Otelde ayrıca misafirlerinin konforundan taviz vermeden, onların da çevresel duyarlılığa katılımcı olmalarını sağlayarak su, elektrik, enerji, kimyasal ve katı atık miktarının kontrol altına almış, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yeşil Yıldız ile ödüllendirilmiştir.

Proje aşamasında olan ve önümüzdeki yıllarda tamamlanması planlanan 18 delikli turnuva sahası, 3 delikli akademi saha ve 32 kişilik driving range ile Otel, golfcülerin yeni gözbebeği olmaya da aday. Ustalık isteyen bunker’lara, kumlu, topraklı düz ve dalgalı çim alanlara sahip eşsiz dizaynlı yeni golf sahası, gerek profesyonellere gerekse de amatör oyunculara unutulmaz anlar yaşatacak. Ayrıca golf merkezindeki restoran ve bar, bu dostluk ve centilmenlik dünyasındaki sohbetlerinize ev sahipliği yapacak.

 

Odalar

 

Hilton Dalaman’da GUEST ROOM,FAMILY ROOM, DELUXE ROOM, HONEYMOON DUBLEX SUITE, FAMILY DUBLEX SUITE, CORNER SUIT,HILTON SUIT, GRAND SUIT,KING SUIT, PRESIDENTIAL SUIT, ENGELLİ ODASI olarak farklı metrekarelerde ve özelliklerde odalar  mevcut.

 

Her biri modern dekore edilmiş olan, incelik ve rahatlığın ön planda olduğu, delüks odalar ve süitler ile birlikte toplamda 410 adet misafir odası bulunan Hilton Dalaman Sarıgerme Resort & Spa, konforu ve üstün hizmet kalitesini benimsemiş olan ekibiyle bizleri unutamayacağımız bir tatile davet ediyor. Bu odaların ortak özelliği, şık tasarımları, misafirlerin her türlü konforuna izin veren ancak doğayla bağlantılarının kopmasına da izin vermeyen estetik yaklaşım, ince ayrıntılar içeren ve konforu ön planda tutan dekorasyon anlayışı olarak özetlenebilir.

Sahilde konumlandırılan Gazebo Evlerinde ise eşleri ya da aileleriyle, gün boyunca özel servis almak isteyen misafirler için tasarlanmış.  Farklı büyüklükte  ve 3 ayrı tipte tasarlanmış gazebo evleri Mini Gazebo, King Gazebo ve Grand Gazebo olarak sınıflandırılmış. Bu evleri tercih eden konuklar, gün boyunca kendilerine hizmet etmek üzere tahsis edilmiş görevliler sayesinde, diledikleri yiyecek ve içecek hizmetlerine hiç yorulmadan gazebolarında ulaşabiliyorlar.

Gazebolarda gün boyu çocuklarınız ile birlikte deniz esintisinden ve beyaz rengin sağladığı ahenk, tahsis edilem görevlilerin sağladığı konfor, ortamın emsalsiz huzur veren atmosferi ile gün boyu sizlere hizmet etmenin yanı sıra kır düğünü , romantik akşam yemekleri ve diğer özel toplantılar için de hizmet verilmekte.

dfot

 

Enerjinin gündemi

Uluslararası Enerji ve Yönetimi Konferansı’nda belirlendi.

Uluslararası Enerji ve Yönetimi Konferansı (ICEM), İstanbul’da düzenlendi. Konferansın açılış konuşmasını İtalya’nın eski Başbakanlarından Lamberto Dini yaptı.

Enerji piyasasının önde gelen şirketlerinden Palmet Enerji A.Ş. 30. yılı kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi ile beraber düzenlediği ve enerji sektörünün bugünü ve geleceğini global boyutta masaya yatırdığı “Uluslararası Enerji ve Yönetimi Konferansı” düzenledi. Tarihi Haliç kıyısında bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen konferansa yurtiçi ve yurt dışından pek çok akademisyen katıldı. Bilimsel gelişmeler, yenilikler ve enerji yönetimi yöntemleri hakkında bilgilerini paylaşmak için enerji alanında çalışan araştırmacıları ve enerji sektöründeki kamu veya özel şirketleri bir araya getirmek konferansta bir araya geldi.

İtalya’nın eski Başbakanlarından Lamberto Dini ise önümüzdeki dönemde ülkelerin karşılaşabilecekleri sıkıntılara değindi. Dini, önümüzdeki dönemde endişelenilmesi gereken en büyük konunun enerji çıkmazı için yapılan çalışmalar olduğunu dile getirdi. Dini, konuşmasında arz ve talep dengesizliği, gelişmekte olan ülkelerin petrol stoklarının yeteri kadar olmaması ve bu nedenle dışa bağımlığının hala devam etmesi ve yanlış enerji kullanımının iklim bozukluğuna yol açması üçlü bir enerji çıkmazı olarak görülmektedir ifadesini kullandı.

Palmet Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Doğanay Samuray ise açılış konuşmasında; “Dünyanın ve Türkiye’nin en önemli konularından biri olan enerjiyi dünyanın dört bir yanından bu konferans için gelen çok kıymetli bilim insanlarının ve enerji sektör temsilcilerinin birikim ve tecrübeleri ışığında konuşuyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, insanlığın enerji kaynaklarının doğru kullanımı konusunda sicili ne yazık ki çok da parlak değil. Bu nedenle sadece ülkemizin değil aslında tüm insanlığın geleceği adına, enerjiyi daha çok konuşmalı, tartışmalı, bilimsel platformlarda konuyu enine boyuna ele almamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle de, ülkemizde bir ilk olan Uluslararası Enerji ve Yönetimi Konferansı’nı çok önemsiyoruz. Bu gibi etkinliklerin üniversite-özel sektör ve kamu işbirliği ile artarak devam etmesini temenni ediyorum.” dedi

Düzenlenen bu akademik konferansın İstanbul Bilgi Üniversitesi açısından büyük önem taşıdığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Remzi Sanver ise açılış konuşmasında; “Konferans bizim için önemli bir yıldönümüne denk geldi. İçinde bulunduğumuz bu tarihi santral, İstanbul’un ilk enerji santrali olma özelliğini taşıyor. Santralin hizmete girmesinin ardından tam 100 yıl geçti. Zamanla santral üretim anlamında önemini yitirdi. Bu noktada Enerji Bakanlığı’nın desteği ile enerji tesisini yeniden canlandırdık ve topluma kazandırdık. İlk elektrik üretiminden bu yana bir asır geçti, şimdi BİLGİ enerjisini eğitime dönüştürüyor. Bu yıl Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nün ilk mezunlarını verme mutluluğunu da yaşıyoruz. İstanbul’a, enerji sektörüne, Türkiye ekonomisine ve eğitim sistemimize İstanbul Bilgi Üniversitesi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi santral istanbul Kampüsü’nde “Enerji Müzesi” olarak hizmet veren İstanbul’un ilk enerji santralinin hizmete girmesinin 100. yılı. Tarih aynı zamanda üniversitenin Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nün ilk mezunlarını vereceği yıl olma özelliği de taşıdı.

1984 yılından beri faaliyet gösteren PALMET Şirketler Grubu, 90’lı yıllarda Türkiye genelinde başlatılan doğal gaz hat çalışmaları ile enerji sektörüne adım atmış; 2001’deki Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) kuruluşu ile birlikte Gebze ve Erzurum şehirlerinin Doğalgaz Dağıtım Lisansı İhalelerini alan PALGAZ ve PALEN şirketleri ile resmen enerji sektörünün ilk yatırımcılarından biri olmuştur.

Bugün ise PALMET ENERJİ’nin yürüttüğü faaliyetleri;

 

Şehiriçi doğalgaz dağıtımı (Gebze ve Erzurum),

Doğal gaz (LNG) ithalatı ve toptan satışı,

Elektrik üretimi,

Elektrik Ticareti

 

başlıkları ile özetlemek mümkündür.

PALMET ENERJİ, Gazport şirketini kurarak EPDK’dan aldığı Toptan Doğalgaz Satışı ve Spot LNG İthalatı Lisansı çerçevesinde, Türkiye’de enerji sektöründe oluşturulan liberal ekonomi içerisinde 2009 yılı itibariyle faaliyetlerine başlamıştır. Gazport şirketini takiben kurulan ve lisansını alan Gasline Doğalgaz Toptan Satış A.Ş. ise 2012 yılı itibariyle faaliyetlerine başlamıştır.

2009’da inşasını tamamlayarak devreye aldığı 60 MW gücündeki Delta Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’ne ilave olarak, 62 MW gücündeki ikinci doğalgaz kombine çevrim santrali olan ve Aydın – Çine OSB içerisinde yer alan Ales Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali de Aralık 2012 itibariyle ticari faaliyetlerine başlamıştır. Diğer yandan Erzincan ilinde kuracağı 284 MW gücündeki Eriç Barajı ve HES Projesinin lisansını da almış ve mühendislik çalışmalarına hız vermiştir. Doğal gaz kombine çevrim santralleri ve HES projesi dışında PALMET ENERJİ bünyesindeki diğer firmalar ile Rüzgar Enerji Santrali ve Güneş Enerji Santrali projeleri için de çalışmalarını yürütmektedir.

2009 yılında 25. yaşını kutlayan PALMET, aynı yıl enerji sektöründeki yatırımlarını desteklemek amacıyla 5.000 MW hidroelektrik santrali kurulu gücüne sahip bir dünya devi olan Kanada şirketi Manitoba Hydro International ile Türkiye’de yeni bir ortaklık yapısı oluşturmuştur. Palmet-Manitoba Hyro International Mühendislik ve Müteahhitlik Ticaret A.Ş. (PMHI A.Ş.)  adı altında faaliyetlerini sürdürecek olan şirket; öncelikle PALMET ENERJİ tarafından devam ettirilen hidroelektrik enerji yatırımlarına yönelik planlama, fizibilite, projelendirme, yapım ve işletim hizmetleri verecektir.

PALMET ayrıca Palport Elektrik Tic. A.Ş.’yi kurmuş, 2010 yılı Aralık ayında aldığı Elektrik Toptan Satış lisansı ile toptan satış şirketlerinden nihai tüketiciye kadar geniş bir müşteri portföyüne elektrik arzına başlamıştır.

Palmet Enerji’nin Geleceğe Yönelik Amaçları:

 

• Enerji Piyasasında uzun vadeli yatırımlar gerçekleştirmek

 

• Temiz Çevre Dostu Teknoloji kullanımına önem vermek

 

• Eğitimli ve Uzman personeli ile hizmete devam etmek

 

• Uluslararası Ticaret ve Operasyonlarını genişletmek

 

• Operasyonlarını her yönde mümkün olan en yüksek kalite standartlarına ulaşmak için çaba göstermek

 

• En değerli varlıklarımızın abonelerimiz olduğu gerçeğini hiçbir zaman gözümüzden uzak tutmamak.

 

 

Kullandığımız elektrikli aletlerimiz hem en büyük yardımcılarımız, yanlış seçilirse en yakınımızdaki enerji düşmanlarımız.

Artık elektiikli aletlerin üzerindeki etiketlerden hepimiz haberdarız peki tam olarak ne anlama geldiklerini biliyor muyuz? Gelin hep birlikte bir üzerinden geçelim kafalarımız daha bir netleşsin. AB Enerji Verimliliği Etiketi sınıflandırması ile bir aletin yıllık enerji tüketimi bazında yedi gruptan oluşmaktadır. A harfi en düşük enerji tüketim sınıfını göstermektedir. A sınıfı bir elektrikli alet almanız durumunda ortalama enerji tüketiminden % 45 daha az enerji tüketecektir. Bazen enerji verimli aletler satın alırken daha fazla, bazen ise daha az ödenir. Fakat her iki durumda da enerji verimliliği uzun süre kullanımlarda tasarruf sağlar.

Aydınlatmalar

Evlerde aylık elektrik faturalarının yaklaşık %20’si aydınlatma amaçlı kullanıma aittir. Verimli aydınlatma hem faturalarda hem de gözlerde rahatlama sağlayacağından daha düşük faturalar ve daha kaliteli aydınlatma ile memnun edici sonuçlar elde edilecektir.

Aydınlatmada enerji tasarrufu, aydınlatmanın kalitesini düşürmeden iyi bir aydınlatmanın gereklerini yerine getirerek yapılmalıdır. Düşük verimli ışık kaynakları yerine yüksek verimli ışık kaynakları kullanılarak uygun aydınlatma ve enerji tasarrufu sağlanabilir.

En basit ve etkili yöntem kompakt Fluoresan Lamba kullanımının tercih edilmesidir.

Kompakt floresan lambalar konutlar ve ofisler için uygun olup, akkor lambaları kompakt fluoresan aydınlatmaya dönüştürmek kolaydır. Akkor lamba kullanılan hemen hemen her yerde kompakt fluoresan lambalar kullanılabilir. Örneğin 75 Watt’lık akkor flamanlı lamba yerine, 15 Watt’lık bir kompakt fluoresan lamba kullanarak, aynı aydınlatma %80 daha az enerji tüketerek elde edilir.

 

Aydınlatma ile evimizde alabileceğimiz diğer önlemleri de hızlıca bir sıralayacak olursak;

Eğer kullanıcının bütçesi bir defada bir çok floresan lamba almaya elvermezse, geride kalanları değiştirmek için aylık olarak sıraya konarak tamamlanması mümkündür.

 

Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır. Aile bireylerinin odadan ayrılırken lambaları kapatmalarını hatırlatacak notlar konması faydalı olacaktır.

 

Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılmalıdır. Odalar doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde düzenlenmelidir. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek elektrik faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir.

 

Dış kapı ışıldakları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50-90 Watt’lık bir halojen lamba, iki kat fazla Watt’lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma elde edilir.

 

Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalıdır. Aydınlatma sistemlerinin bakımları yapıldığında daha verimli olarak çalışırlar. İyi yapılmayan bakım sonucunda lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını azaltır. Tozlanan armatür ışığın %50’sini yayar, %50’sini yutar.

 

Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar.

 

Devamı Gelecek….

dfot

 

 

DOĞAYLA ARANIZA HİÇ KİMSEYİ VEYA HİÇBİRŞEYİ SOKMAK İSTEMEDİĞİNİZ ANLARDA, BU SIRADIŞI BALON EVLER TAM SİZE GÖRE

 

Büyülü hislerin yaratıcısı Attrap Reves 2010’da kurulmuş bir aile şirketi. Otelcilik sektöründe uzmanlık yapan bir ağabey multimedya yayıncılık mezunu bir kız kardeş, inşaat sektöründe bir baba ve dekorasyona özel ilgili bir anne, markanın mimarları.

Fransa’da balonların içinde sıradışı bir konaklama fırsatı sunuyorlar macera ve doğa severlere. Sıcak misafirperverlikleri ve mükemmel hizmetleri ile de öne çıkıyorlar sektörde.

Nicelikten çok niteliği önemsiyorlar. Kalabalıktan uzak, doğanın tam ortasında, 6 balondan oluşan bir kompleks sadece aslına bakacak olursanız, bahsettiğimiz bu özel konaklama serüveni.

Balonlar tamamen geri dönüştürülebilen materyaller ile hazırlanmış. Düşük enerjili aydınlatma, çevreye asla zarar vermeyecek kolay kurulum imkanı ilei ekolojik bir yaklaşımla yola çıkılmış. Konumlandıkları bölge özenle seçilmiş. Farklı bölgelere de açılarak büyümeye devam etmeyi hedefliyorlar. 11000’den fazla ziyaretçileri olmuş bu güne kadar.

Biri sade tasarımlı, beyaz elegan stilde bir balon veya oryantal atmosferi olan güneşin renklerini almış bir diğeri, romantik, zen ve çimle kaplanmış doğal stilde olmak üzere iki konsept seçenekleri var. Ayrıca kapalı ya da şeffaf balon alternetifleri de mevcut, bu sıra dışı konaklama tecrübesini yaşamayı seçtiğinizde.

Kompleksin bütününde konaklanacak balonlar ve duş kabinleri, otopark gibi hizmet amaçlı yapılanmalar birbirinden oldukça uzakta konumlandırılmış özellikle. Alanla ayrı bir bölgede otopark, özel duş kabinleri var. Fenerler, teleskop ve bir yıldız tablosu gece yaşanabilecek, akılalmaz gökyüzü deneyimi için en uygun gereçler. Ziyaretçiler, her bir balona kendi patikasından ulaşılıyor ve böylece kişiye özel bir alanı oluşmasına izin veren bir yerleşim planı ortaya çıkıyor.

Yıldızların altında uyumak, ayı seyretmek, jakuzi balonunda doğayla başbaşa vakit geçirmek, tüm stresten tamamen arınmak galiba tam anlamıyla sadece burada mümkün. Siz ne dersiniz? Doğayla başbaşa kalmak için bundan daha güzel kaç fırsat çıkabilir karşımıza?

dfot

dfot

 

 

Kristalia, 1994’te lokal girişimciler tarafından iki ortak tutku; tasarım ve caz tutkusunun biraraya getirilmesi vizyonuyla kurulmuş.

Biraraya gelen tasarım ekibi gelenekselliğe bağlı olmayan, estetik ve kaliteli özelliklere sahip çağdaş İtalyan stilinden etkiler taşıyan ürünleri meraklılarına sundu.

En başından beri Kristalia yenilikçi projelere özel ilgi göstermiştir. Moda ve spor alanlarında kullanılan malzemeleri tasarımlarına adapte etmiş, teknik çözümlerle deneysel çalışmalara imza atmışlardır.

1995 sonbaharında Kristalia, sektöre ilk kataloğunu tanıtmıştır. Bu ilk koleksiyonda, orta ekonomik düzeyde ve satın aldıkları mobilyalarda çağdaşlık, stil ve detayları ayırdedebilen orta yaş tüketicileri hedef kitlesi olarak belirlemişlerdir.

90’ların sonundan itibaren, belirli bir şirket organizasyonunun oluşmasıyla birlikte, yeni bir yol arayışı içine girerler.

Bugün, Kristalia koleksiyonlarında yer alan tasarımların dikkat çeken temel özellikleri, genç yaş gruplarının günlük yaşam ihtiyaçlarına yönelik ve ergonomik ürünlerden oluşmasıdır.

Günümüzde halen Kristalia, gelişime çok açık ve çok motive bir ekip tarafından yönetilmeye devam ediyor. Şirket yönetimi ellerine geçen ve oluşturdukları tüm analiz ve stratejileri tüm çalışanlarla paylaşmaya büyük özen gösteriyor. Bu sayede de her zaman peşinde oldukları takım ruhunun coşkulu, özverili ve mücadeleci enerjisini en tepeden en alt kademeye kadar tüm organizasyonda yaşatıyorlar.

dfot

 

POW – ‘THE HERO IN YOU’

Hazır ‘hediye’ yani Aralık ayı gelmişken sizi Caddebostan’da yeni açılan bir mekana götürmek istedim bu sayımızda. Hepimizin ortak telaşı değil midir, yılbaşına girmeden doğru hediyeyi bulmak! O,son güne kadar arama-bulma çabaları bitmek bilmez bir türlü. Bende hem bu tatlı telaşınıza ortak olmak hem de çorbanızda bir  tuzum olsun istedim…

Mekanın sahipleri ,‘Çizgi roman kahramanlarını kim sevmez ki?’diye düşünmüş olacaklar ki ,7′den 70′e herkesin ortak buluşma noktasını  yaratmayı başarmışlar bana kalırsa .

Hediye almak için en keyifli yerlerden birisi diyebilirim ama başkasına hediye seçerken kendinize de almadan çıkamıyorsunuz, demedi demeyin!

Buraya gelmek için Süper Kahraman hobinizin olmasına gerek yok,içeri adım attığınızda zaten mekanın enerjisi ve karakterlerin gerçekliği sizi fazlasıyla büyüleyecektir.Çocukluğunuza geri dönmek ve zamanda kısa bir yolculuk yapmak için burayı şiddetler tavsiye ediyorum.

Caddebostan Kültür  Merkezi’nin hemen karşısında yer olan bu mekan hem en sevdiğiniz kahramanlardan birini  hatıra  olarak alıp çıkabileceğiniz hem de en son yayınlanan  çizgi romanlarını bulabileceğiniz bir yer burası. Aynı zamanda çok iyi düşünülmüş bir konsept cafesi de bulunuyor,sıcak bir Latte eşliğinde ‘joker’ veya ‘Batman’ gibi kahramanların da CupCake’lerini tadabileceğiniz bir mekan  POW !

Size,POW ın sloganı  olan ‘THE HERO IN YOU’ diye seslenerek sözü fotoğraflara bırakıyorum…

Meral Uyanık