edito

Her İşin Başı “Yapmak”

Son dönemde “her şeyin doğrusunu ben bilirim” durumu çevremde çok yaygın bir hastalık oldu ve ben de bundan çok sıkılır oldum. Herkes, herkesin “neyi, nasıl, ne zaman” yapması gerektiği konusunda müthiş yaratıcı ve özgüvenli. Araba mı aldın ? Senin için en akıllıca seçenek, hatta daha fenası, “tek” akıllıca seçeneği ben biliyorum. Bir yerde mi yedin? Bir yere mi gittin? Niye öbür yere gidip, öbür türlü yapmadın ki? Dur bak doğrusunu ben sana göstereyim. Zamanında Mazhar Alanson ne güzel söylemiş:

Peki peki anladık, sen neymişsin be abi !

Gittiğimiz her restoran, her mekan, her ofis yanlış yönetiliyor. Herkes “bu tarz benim” iddiasında ! Herkes neyin nasıl yapılacağını en iyi biliyor. Hele sosyal medyada ahkam kesmek en tadına doyulmaz

olanı. En devrimcisi, en gezgini, en gurmesi, en şıkı hatta daha da ileri gidersek en mutlusu hep orada. Emek verip yapana saygım var, ama yarım yamalak yaşanmışlıklarla uzman kesileni, fabrika ayarlarına geri döndürmek geliyor içimden. Tabii ki üniversitesinde okumak da gerekmiyor bir konuda fikir sahibi olmak için, onu da kabul ederim ama bir “yap” önce bir kere dene bari kardeşim. Emek ver, biraz burnun sürtsün, steril ortamından bir çık. Yapmadan, emek vermeden üstün körü, yarım yamalak, duyduklarından esinlenerek ortalığa düşme. Ha bir de zaten ortalığa düşme! Sen “doğrusunu” biliyorsan da atlama her şeye. Herkes kendi “yapsın”, kendi deneyimlesin, kendi doğrusunu bulsun. Özetle her işin başı “yapmak”, çok biliyorsanız “yapın” kurtulun. Millet de kurtulsun, siz  de…

Evrim Yenier

YENİ YILDA YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM!

Söyleyen söylemiş, ne de güzel söylemiş. Yine, yeni, yeniden başlamak, farklı yollar denemek, arınmak, ezberleri bozmak, tazelenmek, affetmek, affedilmek  için en güzel dönemdeyiz. Umutsuzluklar, öğrenilmiş çaresizlikler, hayal kırıklıkları hepsi gerimizde kaldı. Kalmalı! Yılın başı bunun için en güzel fırsat. Dün dünde, hatta geçen yılda, yani arkamızda kaldı. Bu durumu bir fırsat olarak kabul etmek bizim elimizde.

 

Tecrübelerimiz cepte ama esas ihtiyacımız bana soracak olursanız, kararlılık, ciddiyet ve cesaret. Düşmanlarımız ise belli tembellik, başkalarının önünüze set çeken eleştirileri, başarısızlık korkusu (ki buna tecrübe diye kılıf bulanlar çok olacaktır), heves ve konsantrasyon eksikliği, öğrenilmiş çaresizlikler ve “oldum” duygusu.

 

Zaman, her ne yapıyorsak daha iyi yapmak, ne olmayı hayal ediyorsak bunun için emek vermek, hayata değer katmak kısacası harekete geçme zamanı. Hedefleriniz büyük de olabilir, küçük de…  Hayatınızı kökten değiştirmek isteyebilirsiniz örneğin ya da yakındığımız durumları değiştirmek için yapmamız gerekenler basit müdahalelerdir. Bunun hiçbir önemi yok, yapılacaklar belli: sorumluluk alacağız ve harekete geçeceğiz. Kendimiz dahil hiç kimsenin de bunu hedefleri gerçekleştirmek için önümüze set koymasına izin vermeyeceğiz.

 

Ben kendi adıma:1 Ocak itibariyle kendini gerçekleştirirken  gelişen, hayatı keşfeden, yeni şeyler yapacak cesarette, çalışmanın, hak etmenin tek erdem olduğu ve paylaşmanın da bunun hediyesi sayıldığı bir dünyaya uyanıyorum, beklerim efendim .

 

Her şey gönlünüzce olsun,