doku

BİLGE BAYKUŞ / Masa Örtüleri

Masaların süsü: Masa örtüleri

Mekanlarımızda kullanılan masaları örtülü ya da örtüsüz düşünebiliriz. Ama

hazırlanacak hoş bir sofrada masa örtüsü olmazsa olmazdır.

Keyif veren sofraların ilk ve değişmez öğesi masa örtüleridir. Kendi başımıza ya da sıradan bir günde masa örtüsünün ne olduğu çok fazla önem teşkil etmeyebilir. Ancak misafir için ya da çok özel bir yemek için hazırlıyorsanız masa örtüsü seçiminde bazı unsurlar önemlidir. Öncelikle masa örtüsünün sade ve mümkün olduğunca az desenli olması gerekir. Beyaz ve dantel resmi davetlerde, desenli, renkli örtüler ise tanıdıklara verilen yemeklerde tercih edilmelidir. Zıtlıklarla da güzel bir masa hazırlanabilir ama resmi ya da yarı resmi bir davet verecekseniz sofranızdaki her şeyin ahenk içinde olması gerekir. Pamuklu masa örtüleri artık iyice klasikleştiğinden keten örtüleri öncelikli değerlendirebiliriz. Keten, işlemeli keten ya da dantelli örtüler sofranızı daha şık gösterecektir. Fuşya, mürdüm ya da çikolata renkleri sofranıza şıklık katacaktır.

Farklı renkte seçeceğiniz peçetelerle bu şıklığı daha da artırmak mümkün olacaktır. En mükemmeli ise bir alt örtü ya da astar ile bu sarkmanın süslenmesidir. Masa örtüsünün rengi yemek takımı ile uyumlu olmalıdır. Kullanılacak olan yemek takımı hareketli ve renkli ise masa örtüsünün bu görüntüyü dengelemesi gerekmektedir. Eğer gösterişli yemek takımı kullanılacaksa sade ama şık bir masa örtüsü seçilmelidir. Piknikte ya da bahçede masa hazırlanmayacaksa alacalı ve desenli örtülerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Masa örtüsü seçerken mevsimin ruhuna uygun örtüler ve kahvaltı, öğle ya da akşam yemeği konseptine uygun örtüler seçmek sofranın genel ahengini bambaşka bir görüntüyle göz kamaştıracaktır. Öğle yemekleri için daha hafif keten, alpaka kumaştan canlı renklere sahip örtüler kullanılabilir. Akşam yemeğinde ise kenarları dantelli ipek ya da saten kumaştan şık örtüler tercih edilebilir. Masanın genişliği ve uzunluğuna göre boyutlandırılacak masa örtülerinin yerleşimi de seçimi kadar önemlidir. Masa örtüsünün boyutları masa ile orantılı olmalıdır, yani ne çok kısa ne de ayağa dolanacak kadar uzun olmamalıdır. Dört tarafın eşit uzunlukta sarkması sofraya bir denge getirecektir. Aksi takdirde görsel bir hata oluşmuş olacaktır. En uygun sarkma ölçüsü de 15-25 cm. dir. Masa örtüsü yerine runner kullanılacaksa yine iki taraftan eşit sarkmasına dikkat edilerek işe başlanmalıdır. Masada modern bir hava yaratmak için iki yada üç runner kullanılabilir. Bunlar masanın genişliğince yanyana serilebilir. Runner genişliği tek de kullanılsa çoklu da kullanılsa genel olarak masa genişliğinin üçte biri ölçüsünde olmalıdır. Samimi ve sıcak bir masa ortamı hazırlanmak istenildiğinde kısa runnerlar tercih edilebilir. Masanın ortasına yerleştirilen runner ilgi çekici olacaktır. Masa örtüsünün üzerine koyulduğu gibi örtü olmadan direk masanın üzerine de runner serilebilir. Masif ahşap masa dokusunu eşleştirmek için yoğun dokunmuş keten veya pamuklu malzeme kullanılabilir. Cam tabla için, hafif bir ipek veya pamuk kumaştan yapılmış bir runner kullanılabilir. Yuvarlak masalarda da masa örtülerinin üzerine runner X şeklinde serilerek değişik bir görsel oluşturulabilir. Ahşap, dokusunu göstermekten zevk duyulacak bir masa üzerine masa örtüsü ya da runner düşünülmeksizin Amerikan servis ile masalar neşelendirilebilir. Sofralarda masa örtülerinden sonra olmazsa olmaz olan peçeteler de tüm bu renk uyumlarını ve doku uyumlarını destekleyecek nitelikte olmalıdır. Kumaş peçete özel davetlerde kullanılabilecek malzemelerinden biridir. Sofra düzeni içinde servis tabaklarının sol tarafında, ya da tabağın içinde bulunabilir. Peçeteler özenle katlanarak hazırlanmalıdır.

Gülen Yalçınkaya Özelçi

dfot

 

Heybeliada

Heybeliada İstanbul’un Büyükada’dan sonra gelen en büyük adası. Adaya Heybeliada denmesinin sebebii ise uzaktan bakıldığında şeklinin yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir. Adanın nüfusu yaklaşık 7000 civarındadır. Bu rakam yaz aylarında 50.000e kadar ulaşır.

Heybeliada SANATORYUMU

Heybeliada’nın güney tarafındaki Çam Limanı’nına bakan bir tepede İsviçre’deki bir sanatoryum model alınarak inşa edilen bu hastane, başlangıçta 16 yatak kapasitesiyle hizmet veriyordu. 1940’lı yılların ortalarında bir bina daha ilave edilmiş, daha sonraları idare binaları ve hemşire lojmanlarının da ilavesiyle imkânları daha da genişletilmişti. Şehir merkezinden uzak, çam ormanları içinde temiz bir hava ve kuvvetli bir gıda bakımı, dönemin en iyi tedavi şekliydi. Hastalar için balkonunda da birer yatak vardı. Gıda olarak hastalara günde 4 öğün yemek yanında et, süt ve bal veriliyordu.

 

Sağlık hizmetinin yanı sıra tıp eğitimi de veren bu sanatoryum,

Prof. Dr. Siyami Ersek ve daha birçok yerli ve yabancı uzman doktoru da yetiştirmiştir. Bu nedenle, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından tüberkülozda eğitim ve araştırma hastanesi olarak kabul edilen bu sanatoryum, İsmet İnönü, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi isimlere de hizmet vermişti.

Sanatoryumda  rehabilitasyon  merkezi de bulunuyordu. Ustalar vasıtasıyla hastalara ayakkabıcılık, çorapçılık, fotoğrafçılık, heykeltıraşlık, saatçilik, daktilo gibi kurslar veriliyor, hastalar zenaat öğrenip meslek sahibi olabiliyorlardı. Sanatoryumun kuruluşunun 50. yılında yapılan bir araştırmaya göre, kurslara katılan yaklaşık bin kişinin yarısı meslek ve iş sahibi olmuştu.

 

Sağlık sorunlarında moral desteğin önemli bir yardımcı etken olması nedeniyle sanatoryumda haftada bir moral günleri düzenleniyor, ya sinema gösterisi yapılıyor ya da konser veriliyordu.

DENİZ LİSESİ

XVIII. asrın yarısına kadar Osmanlı donanmasında ve korsan gemilerinde kaptan yetiştirilmesi her hangi bir teşkilata bağlı olmayıp, babadan oğula ve ustadan çırağa ameli olarak yürütülmekte idi. Osmanlı İmparatorluğunda eğitim sistemine dönüş hareketi l734’te Üsküdar Mühendishanesi’nin açılması ile başlar. 

Bugünkü Deniz Harp Okulu’nun nüvesini teşkil eden mektep, ilk defa çeşme mağlubiyeti üzerine 18 Kasım 1776 da (devrin Kaptan-derya’sı) Cezayirli lakabıyla anılan Hasanpaşa’nın teşebbüs ve padişahın iradesi alınarak Kasımpaşa’ da tersane içinde (Mühendishane-i Bahri Hümayun) adı ile kuruldu. 29 Ekim 1784 de Sadrazam Halil Ahmedpaşa’nın teşebbüsü ve iki Fransız mühendisi yardımıyla, mektep programları genişletilerek bir (Bahriye Tatbikat Mektebi) ihdas edildi. Padişah III. Selim zamanında esaslı ıslahat haraketleri neticesi, Kaptaruderya Küçük Hüseyinpaşa’nın hizmeti ile Kadıköy’ de inşa edilen bir binada (1795’ de) Mühendishane-i Amire adında bir mektep tesis edildi.

XIX. asrın başından itibaren, mektebin yeniden ihyası ve devrin icaplarına uygun bir hale getirilmesi hususunda muhtelif teşebbüsler yapıldı. Bu meyanda Padişah III. Selim’in Kaptanıderyası Hüsrevpaşa zamanında Mühendishanei Bahri adı ile Heybeliada’da evvelce Bahriye Kışlası olarak inşa edilen binaya nakledildi (1824). Kırım Harbi sırasında, Bahriye Mektebi yeni zihniyetle ele alındı. Üç çeyrek asır müddetince Deniz Mektebi normal olarak eski yerinde kaldı. Fakat i. Cihan Harbi sırasında (1917’ de) bir defa daha yer değiştirdi ve Türk Ortodoks İlahiyat Mektebi’nde ve Mukaddes Teslis ve Grek Ticaret Mektebi’nde ve Panayia’nın kalıntılarında yerleşti.

Bir sene sonra tekrar eski yerine döndü. İnşaiye sınıfı yeniden ihdas edildiği gibi Kasımpaşa’da “Haddehane” tabir edilen mektepte lüzumlu makine zabiti yetiştirilmekte iken devrin tekniğine uygun evsafta makine zabiti yetiştirilmek üzere şimdiki makine sınıf okulları binasında Çarkçı Mektebi ihdas edildi. Bunlara ilaveten bir namzet mektebi kuruldu. Bu mektebin yeri şimdiki Ruhban Okulu olup keza bu bina Mondros mütarekesi ve beynelmilel bir anlaşma gereğince Rum tebaya terk edilerek “Rum OrtodoksIarın Ruhban Okulu haline” dönüştü. 

(Halen aynı maksatla kullanılmaktadır.) Bu binanın terki ile talebeleride Çarkçı Mektebi talebeleri gibi Bahriye Mektebi’ne nakledildi. Bu suretle her iki mektep Mekteb-i Bahriye adı altında çalışmalarına devam etti. 27 Mayıs 1928’de Erkanı Harbiye-i Umumiye Riyaseti emirleri ile “Mekteb-i Bahriye” tedrisatı maarif esaslarına inkılap ettirildi. Ve Deniz Lisesi adını aldı. Üç yıllık lise tahsilini müteakip, iki yıl süreli harp mektebi tahsili ikame edilerek mektebin ismi DENİZ HARP MEKTEBİ ve LİSESİ oldu.

 

Triada Manastırı Ve Kilisesi

Ada’nın kuzeyinde, bugünkü adıyla Ümit Tepesi’nde adalıların deyimiyle Papaz Dağındadır. İlk adı Sina kilisesine bağlı anlamına gelen Siyon idi. çünkü muhtemelen Kudüs Patrikhanesine bağlıydı. Ancak sonradan Hristiyanlığın temel ilkesi olan Tanrı, Hz. İsa ve Ruh-ü! Kudüs (Kutsal Ruh) üçlüsü anlamına gelen “Triada” adı verilmiştir. Manastır sonradan Ruhban Okulu’na dönüştürülmüştür. Kilise ise okulun bahçesinde uzaktan bakıldığında görülemeyecek kadar küçük bir yapıdır. Aya Triada Ada’nın en eski manastın ve kilisesidir. Çok eski bir inanışa göre manastırın kurucusu Patrik Fotiyus’dur.

UÇURUM MANASTIRI

Heybeliada’nın Büyükada (Nizam semtine karşı) cephesinde, sanatoryum yolu üzerinde yüksekçe bir falez üzerinde olması sebebiyle, Krimnos Precipise Uçurum manastırı da denir.

S.Vizandios’a göre manastır kolay kırılan bir kaya üzerindedir. 1862’ de toprak kaymasını önlemek üzere bir keşiş Aya Effimia ayazması üzerine duvar yaptırmıştır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar Evi

Heybeliada tepelerindeki Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evi, İstanbul’daki sayılı müze-evlerden.

Cumhuriyet dönemi yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’da, 1912-1944 yılları arasında yaşadığı evin, Kültür Bakanlığı`nın yaptığı restorasyonla müzeye çevrilmesiyle oluşturulmuştur.

İskeleden yürüyerek yarım saatte ulaşabileceğiniz Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın müze-evi büyüleyici olmasının yanında ne yazık ki bakımsızlığı ile göze çarpıyor. Her şey orijinal, oturma odasının iki duvarında kitaplık ve ortada da dört kişilik yemek masası var. Masanın üzerinde porselen yemek takımları ve kadehler…Sanki biraz sonra Hüseyin Rahmi yemek yiyecek gibi, sofra hazır vaziyette. gibi Kitaplık yok olmuş ama  kitaplar duruyor en azından : 350 Türkçe, 304 Fransızca kitap ve  110 cilt gazete koleksiyonu var.Ziyaretçiler bunların yalnızca bir kısmını görebiliyor. Çoğunlukla Fransızca-Türkçe sözlükler, Edgar Allan Poe ve Shakespeare kitapları, bir de Hüseyin Rahmi’nin gizli romantikliğini dışa vuran ‘Rüzgar Gibi Geçti’ dikkati çekiyor.

 

İkinci kata çıkıldığında, karşılıklı duran çalışma odası ve yatak odasını görülüyor.Bolca ışık alan miniminnacık abanoz bir masa, iskemle, kesme kristalden yazı takımları var.Olabilecek en düzenli çalışma yeri burası olsa gerek. Duvarlarda aile fotoğrafları ve kendi yaptığı yağlıboya tablolar, raflarda Rus malı bir fotoğraf makinesi ve yere serilmiş şık kilim de etkileyici detaylardan. Yatak odası ise evin en büyüleyici bölümü. Sadece tek bir sebepten: Yatağın üzerine serilmiş gül rengi örtüyü, Hüseyin Rahmi kendi eliyle işlemiş meğer! Üzerinde titizlikle çalışıldığı çok belli.

Cam çerçevelerin ardında sergilenen onlarca danteli de yakından inceleyebilirsiniz. Evinin en şahane manzaralı odasını ise  arkadaşı Hulusi Bey’e vermiş Hüseyin Rahmi.Üçüncü katı; yani çatı katını.Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu kat sanki bütün Heybeliada ayaklarınızın altındaymış hissiyatı veriyor insana. Umarız en yakın zamanda bakımı yapılır bu büyüleyici müze evinin.Çünkü bu şekilde bırakılmış olması ve sahip çıkılmaması  insanın içini acıtıyor.

İSMET İNÖNÜ KÖŞKÜ

Asıl adı Mavromatakis Köşkü olan, Refah Şehitler Caddesi, No:73’teki konak bugün, Türkiye’nin ilk başbakanlığını, daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı yapmış olan İsmet İnönü’nün ailesi tarafından yönetilen İnönü Vakfı’na bağlı olarak müze olarak kullanılmaktadır. 

İsmet Paşa adıyla bilinen İsmet İnönü, bu konağı ilk olarak 1924 yılında, yazlık ev olarak kiralamıştır. İnönü ailesi evi, 1934 yılında 9,500 lira karşılığında satın almıştır; ev, kendilerine Atatürk tarafından hediye edilen mobilyalarla döşenmiştir. İsmet Paşa, 1937 Eylülünde eve yerleşmiş ve aynı yıl, burada, yeni başbakan Celal Bayar tarafından ziyaret edilmiştir. İsmet Paşa, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü 1938-50 yılları arasında, maiyetini oluşturan görevlilerin sayısından dolayı, Florya ve Yalova’daki resmi yazlık konutlarda konaklamıştır; karısı Mevhibe Hanım ise yazlarının çoğunu, çocukları Ömer, Erdal ve Özden’le birlikte Heybeli’deki evde geçirmeyi tercih etmiştir.

İsmet Paşa, muhalefet partisinin başkanlığını yaptığı 1950-60 yılları arasında, yazlarının çoğunu, ailesiyle beraber Heybeliada’daki bu evde geçirmiştir; bu dönemde, İsmet Paşa’nın sahilde yaptığı kısa gezintilere kasaba halkı da eşlik eder, İsmet Paşa, kasabanın gençleriyle beraber iskeleden denize çivileme atlardı. Başbakanlığının ikinci dönemi olan 1961-65 yılları arasında da programının elverdiği zamanlarda ve görev yapmadığı yaz aylarında yine Heybeliada’ya giderdi.

 

İsmet İnönü’nün 25 Aralık 1973’te Ankara’da, seksen dokuz yaşında ölmesinin ardından Heybeli’deki ev birkaç yıl kapalı kaldı; fakat daha sonra Mevhibe Hanım, yazlarını Heybeli’deki eve komşu bir evde geçiren oğlu Erdal ve onun eşi Sevinç’le beraber, ara sıra bu eve dönmüştür. En sonunda ise aile, evin, vakıf bünyesinde bir müze olarak korunmasında ve İsmet Paşa’nın buraya ilk olarak yerleştiği 1937’deki haliyle, Atatürk’ün hediye ettiği mobilyalarla kalmasında karar kılmıştır. Ziyaretçiler, müzede, çeşitli eşyalar, resimler ve İsmet Paşa’nın kamu ve aile yaşantısıyla ilgili anı eşyalarını görebilir.

 

Evin bahçesi, Adalar Müzesi’nin açık sergi alanı olarak kullanılmaktadır. Bahçede yaz aylarında konser, çocuk ve sanat atölyeleri, film gösterimleri gibi külturel etkinlikler yapılmaktadır.

PERİLİ KÖŞK

Muhteşem manzarası,huzur veren sakinliği ve özel detaylarıyla Perili Köşk misafirlerini bekliyor. otelin sahibi Doğan Olguner, Perili Köşk’ün hikayesini Otel sahibi Doğan Olguner anlatmış;Mimar Ekrem Olguner, 1952 yılında Heybeliada Sanatoryum‘unu (Akciğer Hastalıkları Hastanesi) inşa ederken aldığı arazi üzerine, hastanenin inşaatından kalan zamanlarında şu an “Perili Köşk” olarak faaliyet gösteren evi yapmış. Başlarda yazlık olarak kullanılan eve, ailede yaşanan kayıplar nedeniyle uzun yıllar gidilmeyince bina, neredeyse kullanılamaz bir hale gelmiş.

Ve Heybeliada çocukları bu eve ‘’Perili Köşk” adını vermişler. Ekrem Olguner’in oğlu Doğan Olguner’in evi defalarca yaşanabilir hale getirme çabaları sonuç vermeyince, Doğan Bey’in oğlu, Ozan Olguner, ailesine evi otele çevirmenin daha doğru olabileceğini söylemiş. Ve otel için gerekli olan izinleri almaya başlamış. Kardeşi Can Olguner ile birlikte tadilata başlayan Ozan Bey, konu otel için isim bulmaya gelince yıllar önce çocukların evleri için taktıkları “Perili Köşk” isminin uygun olabileceğini düşünmüş.

Heybeliada’daki Perili Köşk 5 oda ile hizmet veriyor. Buranın bizi etkileyen özelliği ise evcil hayvanlarınızla gönül rahatlığıyla kalabilmeniz.Her odası, deniz veya orman manzarası gören bu otel, aynı zamanda birçok değerli müzisyene de ev sahipliği yapıyor.

Yakın ve uzak bir tatil kaçamağı yapmak isterseniz işte size harika bir alternatif.

Sedefadası

Adalar’ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır.

Club Ada Sedef

İstanbul’daki Prens Adaları içinde en nezih ada olan Sedef Adası; yazın eğlence sektöründe Boğaz’a rakip olmaya başladı. Bu rekabet, bu sezon açılan CLUB ADA SEDEF ile daha da artacak. İstanbul’un ve Sedef Adası’nın en yeni mekanı CLUB ADA SEDEF, plaj,

yeme-içme ve eğlence keyfini bir arada sunuyor.

CLUB ADA SEDEF, yeme-içme ve eğlence sektörünün en deneyimli ve en tanınmış isimlerinden biri olan Aydın Samanlı ile genç işadamları Emay İnş. A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi, Kentplus ve Brandium markalarının sahibi Burak Gören, Fatih Uğuz ve Habil Gürsoy ortaklığıyla kuruldu. Plaj, restoran-bar ve kulüp bölümlerinden oluşuyor. Plaj; pırıl pırıl bir denize ve geniş kapasiteli bir sahile sahip. Plajda gün boyu yeme-içme servisi veriliyor. Güneşlenirken bir şeyler atıştırmak veya içkisini yudumlamak isteyenlere çok özel yiyecekler ve kokteyller servis ediliyor. Restoran-barı, adanın dokusuna uygun taş bir binada İstanbulluları ağırlıyor. Çok sıcak ve samimi bir ambiyansı olan restoran-bar 200 kişilik kapasiteye sahip. Restoranın mönüsü Akdeniz mutfağının en özel lezzetleri ve deniz mahsullerinden oluşuyor. Restoranın plaj için de özel bir mönüsü bulunuyor. Restoran-barı gece olunca bir kulübe dönüşüyor.

Aynı zamanda bir de Rum meyhanesi bulunuyor. Denize sıfır konumlanan Rum meyhanesinin başında ise Theo bulunuyor. Rum meyhanesi ve eğlencesinde en önemli isimlerden biri olan ünlü şarkıcı Fedon’un oğlu Theo, bu yaz sedef’te müdavimlerini ağırlayacak.

200 kişilik düğün, davet ve parti organizasyonları için de İstanbullulara hizmet verecek. Kokteyl porolonge konseptinde ise 300 kişilik organizasyonlar gerçekleştirilebilecek.

dfot

 

Yatak Odalarının Şıklığı:

Yatak Örtüleri

 

Güzel bir evin vazgeçilmezi özel ve güzel bir yatak odasıdır. Bu mekan başkalarındansa kişinin kendisi için oluşturduğu bir mekandır. Genelde evin diğer odaları gibi başkaları tarafından çokça görülmese de güzel dekore edilmiş uyumlu ve huzurlu bir yatak odası sahibinin kendisini iyi hissetmesine sebep olmaktadır. Farketmeden zamanın çoğu yatak odasında geçirilmektedir. Özel zamanların geçirildiği bu mekanın da güzelliğini ön plana çıkartan en önemli aksesuarlardan biri de yatak örtüleridir. Doğru seçilmiş ve genel dekorasyon ile uyumlu yatak örtüleri yatak odasına bambaşka bir hava katmaktadır.

Yaz kış farklı modeller ve çeşitlerle odaları renklendiren yatak örtüleri, ebeveyn ve çocuk odalarına, yaş ve cinsiyet gruplarına göre farklılık gösterir. Yatak örtüsü seçimi yaparken odaya hakim olan renkler ve içinde yer alan eşyalar göz önüne alınmalı bunların sonucunda odayla uyumlu olacak bir yatak örtüsü seçilmelidir.

 

Genç odaları için rahat ve kullanışlı modeller tercih edilmelidir. Bebek ve çocuk odaları için ise örtülerin desenleri ve modelleri çocuklara uygun ve kolay yıkanabilen malzemelerden yapılmış olmalıdır. Ebeveyn yatak odalarında kullanılacak yatak örtüsü için de kullanıcının karakteriyle ve ilgi duyduğu alanlarla bağlantılı seçimler yapmak daha doğru olur.

Yatak odalarında dekoratif uyum sağlamak için yatak örtüleri ile perdeler arasında oluşturulabilecek ilişki büyük önem taşır. Son zamanlarda üretilen perdeli yatak örtüsü takımları sayesinde bu uyumu sağlamak çok daha kolaylaşmıştır.

Özenle hazırlanmış yatak odalarını büyülü hale getirmek için tasarlanan özel yatak örtüleri ile yatak örtüsü modası ortaya çıkmıştır. Günlük kullanım için veya tüm dekorasyonun bir parçası olarak düşünülmüş gösterişli özel yatak örtüleri bu alanda çeşitlilik sağlamaktadır.

Klasik kır evi stilinde bir yatak odasında, küçük dokunuşlar ile odanın tüm atmosferini değiştirmek mümkün. Nostaljik renkte bir duvar kağıdı, beyaz ferforje başlıklı bir yatak ve yatağın üzerine serilecek patchwork desenli bir örtü ile uyumlu kırlentler istenilen etkiyi yaratmakta yardımcı olacaktır.

Yatak odalarında karamel, vanilya gibi sıcak ve yumuşak tonlar kullanılması mekanın rahatlatıcı etkisinin olmasını sağlayacaktır.

Kış ayları için günlük kullanımda yatağın üzerine yumuşak yün battaniyeler ve yapay kürk örtüler, yaz aylarında ise pike ve yatak örtüsü olarak birlikte dizayn edilmiş ürünler kullanılabilir.

Retro tarzı bir evde çiçek desenli yatak örtü ile ona uyumlu perdeler kullanarak evin stiline uygun bir atmosfer yaratılabilir.

En dinlendirici yatak odası rengi asilliği ile öne çıkan mavi renktir. Özellikle yatak örtülerinde kullanılan açık mavi tonlar ile rengin asilliğinden yararlanarak lüks, taşlı, işlemeli, prestijli ve klasik esintileri taşıyan masalsı bir yatak odası yaratılabilir.

Eğer hem çalışıp hem de şıklıktan taviz verilmek istenmiyorsa organze kumaştan, taş işlemeli, fırfırlı, pliseli veya dantel ile süslenmiş modeller de tercih edilebilir. Bu tarz abiye yatak örtülerinin üzeri birbirinden farklı renk ve dokuda kırlentler ile hareketlendirilebilir.

YERYÜZÜNÜN İLK SANATI GÜNÜMÜZÜN ESTETİĞİ VE TEKNOLOJİSİYLE BİRLEŞİRSE

Kaliteli, sanatsal, güvenilir, müşteri odaklı ve çevreye saygılı üretim

“Seramik bir sanattır ve eller şekil verir. Seramiğe şekil veren ellerse fabrikadaki teknolojidir” felsefesiyle yola çıkan Yurtbay seramikte; dizayndan uygulamaya kadar tüm ürünler bilgisayar destekli ve teknolojinin tüm imkânlarından faydalanılarak gerçekleştiriliyor. Firma, gelişmekte olan teknolojinin, üretimi ve tüketimi doğrudan etkilediği günümüzde; seramik sektöründeki 50 yılı aşkın birikimi, yeterli teknik donanımı, güvenilirliği, yüksek kalite anlayışı ve uzman kadrosuyla üretimine devam etmekte. Yalın bir aşk ile başlayan seramiğin öyküsünü, teknolojik ve estetik bir aşk ile sürdürmekte, yeryüzünün bu ilk sanatını, günün zevki, teknolojisi ve estetiğiyle birleştirerek tüm dünyaya sunmakta. “Tıpkı yeryüzünün ilk efsanesi gibi.”

Nikea

Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanan, ultra modern görünümler sunan günümüz yaşam alanlarını seviyor; ama ruhunu eksik mi buluyorsunuz? O halde son yıllarda oldukça güçlü bir rüzgâr estiren Retro akımı ile tanışma zamanınız gelmiş demektir. Yurtbay Seramik ile geçmişe yolculuğa, evinizi nostaljik bir havaya sokmaya hazır mısınız? Siz de evinize Retro tarzın eğlenceli ve renkli havasını taşımak isterseniz, Yurtbay Seramik’in Nikea Serisi’ne göz atabilirsiniz. Nikea Serisi’ndeki 20×20 ebadındaki karolar, Retro tarzda bir dekorasyon yapmak isteyenlere zemin ve duvar kaplamasında şık bir alternatif oluşturuyor.

Arz-ı Endam

Yurtbay Seramik’in Arz-ı Endam Serisi; fonu ve dekoruyla Osmanlı kültürünün izlerini bugüne yansıtarak sunuyor.  Arz-ı Endam Serisi’nde; kullanılan figürler; Osmanlı sarayındaki harem kadınlarının, zamanın ressamları tarafından tuvale aktarılmış resimlerinden esinlenerek tasarlandı.  Harem kadınlarının günlük yaşam manzaralarından kesitler ile dönemin gizli odalarına ilişkin figürler karolara aktar ılıp, bugünün mekanlarına taşındı.

Postmodern bir algıyla geçmişin otantikliğini bugünün çağdaş mekanlarına taşımak isteyenlere Yurtbay Seramik’ten harem kültürünü okuyabilmek adına özel bir seri ortaya çıktı.  Seri; duvar, zemin, dış mekan kaplamasında kullanılabiliyor, 20×20 ebadındaki karolar ile satışa sunuluyor.

Farmhouse Serisi

Yurtbay Seramik’in Farmhouse Serisi, ahşabın en modern ve zarif hali ile yaşam alanlarınızda yerini alıyor. Yurtbay Seramik’in 4 üründen oluşan Farmhouse Serisi;  cafe, forest, oxide ve winterwood adı altında dört farklı renk seçeneği ile sunuluyor. 15×60 cm’lik ebatlarda üretilen seri; duvar, zemin ve dış cephe kaplamalarında kullanılabiliyor.

Teak Serisi

Yurtbay Seramik’in Teak Serisi, üç farklı boyut ve üç farklı rengi ile doğal taş ve ahşap dokusunu en doğal haliyle mekanlarınıza taşıyor. 20×20 boyutlarında, akağaç, meşe ve ceviz renklerindeki Teak Serisi, zemin ve dış cephelerinize bambaşka bir estetik kazandırıyor.

YURTBAY SERAMİKTEN ÇOCUKLARA ÖZEL TASARIMLAR

Yenilikçi ürünleriyle adından sıkça söz ettiren sektörünün öncü firması Yurtbay Seramik, özel olarak tasarladığı Çocuk Serisiyle miniklere cıvıl cıvıl bir dünyanın kapısını aralıyor. Çocukların ilgisini çekmek amacıyla tasarlanan seri, sevimli görüntüsüyle dikkat çekiyor. Farklı yaşam alanlarına özel karolar tasarlayan Yurtbay Seramik, çocuklara özel tasarlanan Çocuk Serisi ile onların dünyasını daha da renklendiriyor.

Çocuk Serisi, kolay siline bilme ve hijyenik olma özelliği nedeniyle çocuk yuvaları, kreşler, okullar, hastanelerin çocuk bölümleri, çocuk banyoları, çocuk odaları gibi alanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. Çocuklar, 20×50 cm. ebatlarındaki karolarla hazırlanan seriyle Yurtbay Seramik kalite ve güvencesini yaşıyor.

 

dfot

 

Kır Evi Country Cottage Stili

Rahatlığı ön planda tutan, dingin ve huzurlu bir yaşam sunan, kendini tatile gitmiş gibi hisseden ve doğayla iç içe bir yaşam arayanların tercihidir . Country kırsal, yani geleneksel tarz dekorasyon demek; yaşanmışlık, yani bir eskiye gidiş, eski dönemi anımsatan objeler, eskitme masif mobilyalar, farklı bir romantizm, romantik sıcacık evler demektir. Kısacası modernin tam zıttı bir tarzı temsil eder, daha çok kır evi olarak biliniyor ve kökeni Fransa’ya dayanmaktadır. Amerikan Country,İngiliz Country ve Fransız Country en çok bilinenler arasındadır.

Gerçekte “kır evi tarzı” olarak benimsediğimiz hayatın içinden gelen bu stil, şehir yaşamından uzaklaşmak için sıcak ve davetkar havasıyla kucaklayıcı bir etki yaratmaktadır.. Konforlu, rahat, sıcak ve samimi, pastel veya toprak renklerinin hakim olduğu, yumuşak detaylara sahip mobilyalarla döşenmiş dekorasyon olarak tanımlanabilen Country tarzın doğum yeri Fransa olarak bilinmektedir. 17. ve 18. Yüzyılda Fransa dışında üretilen mobilyaları yapan marangozlar, saray ya da asiller için üretim yapmamaktaydılar. Bu nedenle onların ürettiği mobilyalarda daha basit malzemeler kullanılıp, işçilik daha basit tutulmaktaydı. Ahşap malzeme cilalanmak ya da yaldız kaplanmak yerine sadece boyanıp, kimi zaman kendi renginde bırakılmaktaydı. Kullanılan malzeme daha çok meşe, meyve ağaçları, ceviz ve bazen de maundu. Yüzeyler süslenmemekte, cilalanmamaktaydı ama biçim olarak mobilyalar asillerin evlerinden ilham alınmaktaydı. Paris’i hariç, Fransa’nın ‘Provans’ olarak adlandırılan bölgesinde üretilen mobilyaları ve mimariyi referans alan country stiline bugün beyaz mobilyalar, patine zeminler ve ahşap dokular eşlik ederek özellikle kır evi stili olarak bilinen stil günümüzde modern country olarak yeniden şekillendirilmektedir.

Country tarzı uygularken unutulmaması gereken ilk ve en önemli detay; sadelik, ferahlık ve samimiyettir. Daha çok pastel ve toprak renklerinin hakim olduğu ve ayrıca içine doğada bulunan renklerin estiği bir tarz olarak karşımıza çıkmaktadır.

Renk kullanımı

Bir kır stili olduğu için pencereden bakıldığında görülebilecek  tüm doğa renkleri ilham kaynağı olabilecektir. Yeşili, maviyi, çiçek renklerinin güneş ışığında biraz  soldurulduğunda oluşan bu mat renkler desenlerle birleştirilip kullanılır genellikle. Bunlar beyaz, krem veya toprak tonlarıyla kombinlenebilir, pastel renk tonları üzerinde gitmek harika sonuçlar verecektir.

Zemin beyaz, mobilyalar kahverengi, krem ya da toprak tonlarında kurgulandığında genel renk seçiminin yapılırken  aynı renk paleti üzerinde gidilmesi homojen bir etki verecektir. Kontrastlık oluşturulmak  istendiğinde, seçilecek rengin mekanda kargaşa yaratmaması için kontrastlık oranının birbirine yakın tutulması uygun olmaktadır. Evin tamamında ferah ve havadar bir ortam yaratmak için kesinlikle koyu kırmızı, koyu mor gibi tonlardan kaçmak gerekmektedir.

 

Mobilya seçimi

 

 

Country tarzda daha çok açık renkli ahşap malzemeler kullanılmaktadır. Doğal ahşaplar, ceviz, maun en fazla tercih edilenlerdendir. Ayrıca hasır ve bambu mobilyalar da özellikle kış bahçelerinde, teraslarda veya evin herhangi bir köşesinde kullanılabilmekte ve oldukça şık bir hava vermektedir. Büyük kanepeler, yumuşak sandalyeler, cilasız masif mobilyalar, antika objeler, ahşap sehpalar, masalar sayısı çok tutulmadan ve karmaşa yaratılmadan doğru konumlandırma ile bu tarz bir dekorasyonda yerini almaktadır. Tarzın koltukları oldukça geniş, oturma ve yaslanma yerleri tanımlanabilmektedir. Keskin değil yuvarlak hatlı mobilyalar daha sıcak ve samimi etki yaratmaktadır. Her ne kadar eskilerde kaldığı düşünülse de ahşap camlı bir vitrin bu tarzın tamamlayıcısı olmaktadır. Mobilyalarda el işçiliği çok önemlidir. Çok az da olsa oymalar kullanılır ama bu durum genel görünümün sadeliğini bozmamalıdır.

Country tarz bir dekorasyonda, yeniden kazanılmış mobilyalar ön plana çıkmaktadır. Aileden kalma bir konsol ya da eski bir ahşap ustasının elinde çıkmış yemek masası evin en önemli parçası haline gelebilmekte ve eski bir mobilya gerçek kullanımından başka bir amaçla yeni bir işlev kazandırılarak tarzın daha etkin olarak uygulanması mümkün olabilmektedir.

Yatak başı olarak ferforje kullanmak etkili olmaktadır. Beyaz ya da pastel tonlarda boyalı ve eskitmeli olarak kullanılabilir. Salon için ağaçtan bir yemek masası seçilebilir. Üzeri sıfır zımparalanmış ve cila atılmış modeller yerine direkt ağaç görünümlü ve mat cilaya sahip modellerle daha doğal bir görüntü yakalanabilir.

 

Kumaşlar

 

 

Koltuk ve sandalye döşemelerinde, yastıklarda daha çok pamuk, keten  kumaşlar tercih edilmelidir. Düz, çizgili, ekose veya çiçekli desenler birbiriyle kolaylıkla kombin edilebilir.

Minik çiçek desenli kumaşların düz ve açık tonlarda kumaşlarla birlikte kullanılması tavsiye edilir, son yıllarda ayrıca çiçeklilerin pastel baskın olmayan çizgili desenlerle de kullanımı artmıştır…Ayrıca çıkış noktası ile bağlantılı olarak lavanta, zeytin, üzüm ve kelebek desenleri tarza imza atmaktadır. Göz yormayan renklerden oluşturulacak bu desenler evin daimi baharda olmasını sağlayacaktır.

 

Aksesuarlar

 

 

Aksesuar denilince bu stilin iki ana kahramanı vardır; biri ferforje objeler diğeri ise hasır sepetler. Seramik ve topraktan yapılmış aksesuarlar da aralara serpiştirilebilir. Doğal olan her şeyin bu stilde yeri olduğu kesin. Ayrıca mutlaka abajur kullanılmalıdır. Sadece yatak odası için değil salon aydınlatması için de abajur stilin olmazsa olmazlarından biridir.

Büyüleyici porselen tabaklar, eski şapkalar, antika müzik aletleri, aileden kalma objeler, koleksiyon parçaları bu stilin en önemli aksesuarlarıdır. Desenli kırlentler bakır tencereler, hoş kokulu doğal sabunlar, saksılarda canlı çiçekler, yeşillikler dekorasyonu tamamlayan ince detaylardır. Bu tarzda bakırlar, çömlekler, döküm tencereler temel işlevlerinin yanı sıra birer dekorasyon objesine dönüşmektedir. Çekmece ve dolap diplerinde sergilenmeyi bekleyen aile yadigarı objeler, pastel tonlardaki ev tekstilleri ve taze çiçekler bu stilin anahtar parçalarındandır. Tarza uyumlu şamdanlar, mumluklar ve kuş kafesleri kalabalık yaratmamak şartıyla zeminde de kullanılabilmektedir.

 

 

Country tarzla uyumlu detaylar
Beyaz, krem mobilyalar ve özellikle eskitme mobilyalar
Evde bir yerlerde taze çiçek yada koltukta, minderde, perdede çiçekli desen
Bir kuş kafesi objesi, gösterişli şamdanlar, uzun zarif mumlar, fenerler…
Şömine, doğal taş duvar kaplaması
Rustik  taş desenler ve tuğlalar,
Ferforje objeler
Hasır sepetler, ahşap objeler

 

 

Country tarza asla uymayacak detaylar

 

Metal ve dijital objeler
Modern raflı duvar üniteleri
Ses sistemi, hoparlörleri vs gibi ev teknolojilerinin açıkta ve çok göz önünde olması,
Köşe koltuk takımları kullanılması
Lake, parlak kapaklı mutfak dolapları ve tezgahlar tercih edilmesi,
Düz hatlı, metal, modern avizeler, spotlar, aplikler seçilmesi, Fresh bir etki, pastoral bir hava ve romantik çağrışımlar için bu yaz evinizde tam da country tarz uygulama zamanıdır.

Timurtaş Onan
 

Röportaj: Ayşe Gülay Hakyemez
 

Portre fotoğrafı: Sennur Onan
 

dfot

“Sanata yakın duran kişilerin, yaşamı özgürce ve önyargısız olarak algılama şansı vardır.”

Timurtaş Onan – Fotoğraf sanatçısı ve yönetmen. İstanbul’da doğdu. Fotoğraf çalışmalarına 1980 yılında başladı. 25 yıldır profesyonel olarak çalışan Onan, bugüne kadar yurtiçi ve yurtdışında birçok etkinliğe katıldı, ödüller aldı, sergiler açtı, kitaplar yayınladı, belgesel filmler çekti, ulusal ve uluslararası yarışmalarda jüri üyesi olarak yer aldı.

 

İstanbul’da mekanlar ve insanlar üzerine, form ve ışığa yoğunlaşarak çalıştığı fotoğraf eserleriyle tanınan sanatçının  20 Mayıs – 28 Haziran tarihleri arasında Merhart Galeri’de açtığı  “Terk edilmiş” sergisi İstanbul’un kullanılmayan ve düşük kapasitede kullanılan iki tersanesinde yaptığı çalışmalardan oluşuyor.

 

Fotoğraf çalışmalarınızı yönlendiren dürtülerden bahsedebilir misiniz?

 

Çalışmalarımı günlük yaşamda gözlemlediklerim, zıtlıklar, toplumsal olaylar, kendi yaşamımdaki travmalar ve kaygılar tetikler, bir de farklı ortamlardaki insanların hikayeleri..

 

Fotoğraflarınızı ayrıştıran özelliklerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

 

Her kişinin kendini ifade biçimi ve içsel çatışmaları farklıdır. Benim fotoğraflarımı ayrıştıranın da yaşamın bana sunduklarını kendimce yorumlama çabam  olabilir.

 

Sizce fotoğrafı sanata dönüştüren unsurlar nelerdir?

 

Fotoğrafın sanat olabilmesi için sadece konuyu seçmek yetmez . Bu aşamadan sonra fotoğrafçının kendi tasarımı ve estetik kaygıları devreye girer. Fotoğrafın kendisi bir materyaldir. Türlü şekillerde kullanılabilir. Fotoğrafçı kendi tercihlerini kullanarak  özgün bir anlatımla eserini oluşturur.

 

Sanat ve sanatçı tarifiniz nedir?

 

Sanat, insan aklının, sezgilerinin ve tepkilerinin estetik kaygıyla  yorumlanmasıdır diyebilirim.

 

Sanatı mutlulukla nasıl ilişkilendirebilirsiniz?

 

Sanatçı her şeyden önce insan olmalıdır. Özgür ruhlu ve hayal kurabilen biri olmalı ve ürettiklerinde kendi varlığını ortaya koyabilmelidir.

 

Sanat, şiddeti ortadan kaldırmalıdır, yalnız o yapabilir bunu…

(Jean Jacques Rousseau)

Hayranlık duyduğunuz / izlediğiniz sanatçılar var mı?

 

Fotoğrafçılardan Sebastiao Salgado, Robert Doisneau, Brassai, Edward Weston, Pedro Alvarez Bravo özellikle sevdiklerim.  Diğer sanatlardan çok sevdiğim sanatçılar var ama özellikle sevdiklerimden birkaç tane sayayım: Jim Jarmusch, David Lynch, Fritz Lang, Harold Pinter, Dostoyevski, Patti Smith, Tom Waits, William S.Burroughs, Edvard Munch, Ernst Ludwig Kirchner, David Cregeen.

 

Sanata yakın durmak, sanatı izlemek insana neler katıyor sizce?

 

Sanat eseri bünyesinde evrensel bir bildiri taşır daima. Kişilerin günlük yaşamdaki rastlantılar ve sıradanlıklar dışına çıkmasını sağlar. Hayal gücünü, sorgulama ve anlama yetilerini arttırır. Sanata yakın duran kişilerin yaşamı özgürce ve önyargısız olarak algılama şansı vardır.

“Terk edilmiş” sergisi nasıl çıktı?

 

“Terk edilmiş” sergisinin fikri başlangıçta tüm dünyada eski tersanelerin kapatılıp farklı mekanlara dönüştürülmesinden doğdu. Bir zamanlar belki de yüzlerce kişinin çalıştığı ama şimdi ya terk edilmiş ya da düşük kapasite ile çalışan bu iki tersaneyi, heybetli duruşları ile Haliç’den görürdüm. Dramatik bir şekilde kaderlerini bekliyorlardı. İşte bu yüzden tersaneleri sanki canlıymışlar ve içten dışa bakıyorlarmış gibi algılıyordum. Kırık pencerelerden içeri giren hüzme ışıklar artık kullanılmayan makine parçalarının metal yüzeylerine vurdukça mekana dayanılmaz bir  görsellik kazandırıyorlardı. Çizgiler, dokular, tonlar beni hep provoke etmiştir. Proje böyle başladı işte..

Hedefte neler var?

  

Başlanmış ve başlanacak fotoğraf ve film projelerim var. Önümüzdeki yıl yine yurt içi ve yurt dışı sergilerim olacak. Yurt dışında sergilediğim bazı işlerimi Türkiye’de de sergilemeyi düşünüyorum. Montaj aşamasında “Gezi Direnişi” ile ilgili ropörtajlardan oluşan bir belgeselim var. “Işık ve Gölgeler şehri İstanbul” adlı 200 sayfalık yeni kitabım çıkacak. Paris projem devam ediyor. İlk kısmını bu yıl gösteri olarak sunmuştum. Balkan şehirlerinde ve Doğu Avrupa’da çalışmaya, sosyal konularda video belgesellere devam.. Sürekli  olarak üretim durumundayım anlayacağınız.. bir gün yorulup düşene kadar..

dfot

 

2014 Yazı Bizi Bekler…

Bu yazın bizce genel temaları; dokuların ön planda olduğu bir materyal seçimi, renklerde ve desenlerdeki çeşitlilik ve doğa kavramının gerek malzeme kullanımında gerek de tasarımda öne çıkan temalar olması.

Rengarenk

2014 yazı belli başlı markaların kataloglarından da rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz gibi tek bir kavramla açıklanmak zorunda olsa “renkli” diye özetlenebilir diye düşünüyoruz. İki ayrı palette ilerleyen bir renk çeşitliliği bu; pastel tonlar bir yanda canlı frapan tercihler diğer tarafta. Kişisel seçimleriniz ve mekanda yaratmak istediğimiz etki bizi bu iki seçim arasında, kendimize uygun olanı seçmeye itecek. Özellikle saks mavisi ve kırmızı gibi iddialı ve göz alıcı renkler, marin temalarıyla ve yazlık evlerde açık renk fon üzerine rahatlıkla kullanılabilecek renkler. Hem döşemelerin üzerinde yer alacak ev tekstilinde, hem de her türlü dekoratif aksesuarda bu yıl bu ikiliyi çok sık yan yana göreceğiz.
Pastel pembeler, yeşiller, maviler aynı şekilde bu yılın gözde renkleri. Siz de huzur veren, içinizdeki çocuğu ortaya koymanızı sağlayacak masalsı ortamlar yaratmak istiyorsanız, pastel tonlarının hafifleten, ferahlatan etkisinden faydalanabilirsiniz. Özellikle outdoor kullanımlarda, gündüz akşam rahatlatıcı bir etki yaratacağınız garanti bu tonları tercih ettiğinizde.
Bu yaz diğer yıllarda çok sık görmediğimiz başka bir renk kullanımı seçeneği de çok gündem de olacak onu da belirtmeden geçmeyelim. Sofra takımlarından, yemek masanızın etrafındaki sandalyelere, yastıklardan, yatak örtülerine kadar yaygın olan bir trend var; rengarenk kullanım. Kırmızılar, yeşiller, sarılar, maviler bir arada kullanılabiliyor bu yıl rahatlıkla. Hatta birçok markanın koleksiyonlarında da bu tür önermeler var. Şezlongdan, sandalyeye, çatal bıçaktan, mutfak eşyalarımıza kadar yansıya bu renk çeşitliliği ile evlerimizde kendi gökkuşaklarımızı yaratabileceğiz. Bu yıl yaz ortamları rengarenk olacak demek yanlış olmaz.
Bu yılın bu rengarenk temasının en güzel yansımalarından biri de sokak kapılarında görülüyor; aynı renk sıkıcı daire veya ev kapınızdan sıkıldıysanız, gün bugündür. En sevdiğiniz rengi veya evinizin dekorasyonuna en uygun olduğunuz rengi dış kapılarınıza uygulamak bu yıl çığ gibi büyüyen bir trend. Neden siz de bir parçası olmayasınız bu akımın? Apartman içindeki bütünlük hissini çok da zedelemen kendinizi ve evinizi en iyi anlattığınız rengi dış dünyaya açmak da özgürsünüz bu yıl. Üstelik bu uzun süredir devam eden ve daha uzun süre de devam edecek bir akım gibi duruyor, hiç çekinmeden siz de katılabilirsiniz.

Ev tekstilinde desen ve doku ön planda

Geometrik çizgiler ve doğa referanslı desenler bu yazın en favori görsel zenginliği bizce. Döşemeden, perdeye her türlü ev tekstilinde bu iki temayı sıklıkla göreceğe benziyoruz bu yaz. Daha romantik country veya provans bir tarzınız varsa o zaman dev kelebekler, bahar dalları, çeşitli hayvan figürleri ile bu yaz çok haşır neşir olacaksınız demektir. Evlere yaz coşkusunu ve neşesini katmanın çok da etkili bir yolu olduğunu düşündüğümüz bu desenlerin bu yıl ki popülerliği en çok hayvan ve doğa dostu yaşam biçimlerini uzun zamandır hayatına katmış kişileri memnun edecek hiç şüphe yok ki. Belki geçtiğimiz yıllarda dev bir kelebeği koltuklarınıza kondurmakta, ya da aslan başlı bir yastığı dinlenme köşeniz için satın almakta zorlanmışsınızdır çok isteseniz de yadırganır, hafif veya çocuksu bulunur diye çekimser kalmış olabilirsiniz. Eğer öyleyse gün sizin gününüz.

Geometrik desenler bu yılın ikinci öne çıkan desen teması. Çiçeklilerin bile nerdeyse bu desenlerle kombin edildiği formlar sıklıkla kullanılıyor bu yıl. Daha modern çizgileri veya İskandinav stil gibi daha sade formları tercih edenler için yazın neşesini yaşamakta uygun bir yol olabilir bu tür kullanımlar.
Kumaş dokuları bu yıl çok gündemde olacağa benziyor, halıdan perdeye tüm ev tekstilinde dokunma hissinizi tetikleyecek malzemeler ön plana çıkıyor. Farklı desen ve dokuların birlikte kullanılması, ya da bazı kumaşların bazı mevsimlere sıkışıp kalması gibi tabular bu yıl tamamen aşılmış gibi duruyor.
Aksine farklı kumaş türlerinin, farklı dokuların bir araya gelmesi ile oluşan yaratıcı kombinler, bu yazın gerçek starları olacak bizden söylemesi.

Ham ahşap, yazın favorilerinden

Gerek bahçe mobilyalarında, gerek ev içi kullanımlarda dekorasyonda bu yaz ham ahşap rüzgarı esecek. Doğal bir sadeliğin yanı sıra, ahşah dokusunun ön plana çıktığı doğal malzemeler yatak odalarımızdan, oturma gruplarına, yemek odalarından, mutfak ve banyo dolaplarına kadar birçok yerde karşımıza çıkacak. Buna zeminleri de katarsak ham ahşap görünümlü yalın dokunuşlar doğayı çağrıştıran zarif esintiler katacak hayatımıza demek yanlış olmaz. Ortama keskin çizgilerle sınırlamalar getirmeyen bu ahşap uygulamalar özellikle döşemelikte vurgu yapılması istenen tasarımlarda ve bol aksesuarla öne çıkan ve buna rağmen karmaşadan uzak durmak istenilen ortamların gözdesi olacak.

Yakın olduğu yalın formların yanı sıra neoklasik veya country koleksiyonlarda da bu yaz sıklıkla rastlaya doğal ham ahşap malzemeler yazı her türlü etkiten ve etkenden uzak doğal yaşamayı tercih edenler için uygun bir seçenek olarak düşüncesindeyiz. Üstelik çağrışımları itibariyle kendinizi özlemini çektiğimiz natürel yaşama daha yakın hissetmenizi sağlayacak. Tabii bu durumda doğal döşemelik kumaşlar uygun kombini yakalamak için diğer önemli bir faktör olarak çıkacak önümüze.

 

Duvarlarınız sizinle aynı dilde konuşacak

Son yıllarda, gerek birbirinden çeşitli duvar kağıtlarıyla gerekse çeşitli kaplama yöntemleriyle duvarlara bir doku kazandırmak oldukça yaygın. Artık neredeyse sınırsız renk ve desen çeşitliliği ile karşımıza çıkıyor üstelik her biri. Önümüzdeki yaz aylarında da bu durum değişmeyecek bir farkla, bu yıl bu koleksiyonlara özel üretim ve kişiselleşmiş ürünler de artık gündemde olacak. Size özel duvarlar, sizin seçtiğimiz tasarım ve desenlerde tasarlanmış, kısacası sadece dili olan değil, sizinle aynı dilde konuşan duvarlar çok popüler. Sevdiğiniz sanat eserinin veya favori temanızın duvarlarınızı süslemesini istiyorsanız bu yıl size uygun ürünü bulmanız hiç de zor olmayacak.

 

Teraryum tartışmasız yazın da gözdesi

Bahçelere açılmak rengarenk çiçekler, davetkar çim alanlar bütün yaz yeni gözdelerimiz olacak hiç şüphesiz. Ama evlerin içerisine girdiğimizde terrarium salgını bu yaz da devam edecek gibi duruyor. Sofra tasarımlarından, balkonlara mutfaklardan banyolara kadar her an her yerde bir terrariumla karşılaşmanız çok mümkün.

 

2014 YAZINDA ÖNE ÇIKANLAR

 

JALE KULİN
Mimar

Renk doku boyut birbirini pek tamamlayan bu üçlü , aslında genel tasarımın temel taşlarından , ancak trend kurbanı olup zaman zaman hayatımızdan siliniyorlar. Bu sezon kuvvetli donüşleri ile daha sıcak ve kimlikli mekanlar yaratabiliyoruz.

Renk

Renk benim için sihirli değnek olmuştur her zaman . Bu sene Türkiye’de, giyim modası akımlarının dayanılmaz renk patlamasına dekorasyon sektörü de katıldı nihayet. Bu yaz favori temalardan yola çıkarsak eğer mercan, turkuaz, fosforlu sarılar, zümrüt yeşilleri, susamışcasına renk, ve daha da renk diyebilirim! Aslında yurtdışında mekanlar eskilerden beri çok renkli ve cesaretli. Genel olarak sıcak iklim kültürlerine de baktığımızda renk karışımlarının çok çeşitli olduğunu görürüz. Meksika, güney Italya, Fransa Alsace bölgesi, Fas mimarileri bunların keyifli örneklerinden. Renk konusunda uzağa bakmaya gerek yok: Doğa başlı başına bir ilham kaynağı..

Doku

Doğa’dan yola çıkmışken mermer ve taş dokuları, yüzeyleri kertilmiş ahşaplar, paslanmış metal, hem modern , hem de “timeless ” mekanlarda çok severek kullandığım malzemeler. İç ve dış mekanlara kattıkları yaşanmışlık duygusundan çok keyif alıyorum. Doğal malzemeler döşeme zorlukları ile karşı karşıya bırakıyor bazen , bu noktada seramik teknolojisinin gelişmesi ile dijital baskı birleşince, ortaya çok başarılı ürünler çıkmakta , artik biz mimarlarin bile burun kivirmayacagi gerceklikte. Bunlara ornek olarak Seranit mermer dokuları, Vitra laminam serisinin metalik 3 mt’lik seramikleri kayda değer imkanlar sunuyor.

Boyut

Renk, doku, boyut aslinda üc silahşorler misali birbirleri ile cok bağlantili, dinamik bir üçlü. Boyutlu , farklı derinlikte taşlar, ahşap paneller tavandan sarkıtılan öğeler, mekana anında karakter katıyor ayrıca akustik olarak da yankılanmayı önlüyor. Bu malzemeler mekanların mimari kurgusunu da belirgin bir şekilde değiştiriyor. Salt Galata’da sinema salonu, Zorlu Performans Sanatları Merkezi boyutlu kaplamanın mimaride belirgin örneklerinden .

Pebble Design
Neslihan Pekcan

Bu yıl tasarım trendleri ve temaları arasında doğaya ve öze dönüş ile farklı malzemelerin birarada kullanımını tercih edeceğiz. Giderek kabalaşan şehir ve kentlerimizden azami ölçüde faydalanırken devamlı değişim, hareket kavramı, fonksiyonellik ile elele ilerlemekte. Alan veya tasarımları yeni amaçlara göre düzenleme tüketicinin esasen ihtiyaclarını gideren tecrübe arzusuna hevesle cazip gelmekte. Ahşap ve endüstriyel metal malzemelerin birlikte kullanımı artarken tasarımlarda çizgisel kontrast yaratmak ön planda. Geometrik formların bir arada kullanılmasının yanısıra açıların mekanlara kattığı kuralsızlık özellikle Pebbledesign’in tercihleri arasında. Mobilyalarda iki boyutun ötesine geçip üçüncü boyutta da farklılıkların yaratılması, parçalanmış birimler yerine farklı malzeme ve formların bir bütün olarak kullanılması da senenin trendleri arasında yerini alıyor.

2014-2015 iç mekan renk paletindeki tasarımları etkileyen ve sıkça karşımıza çıkkacak renkler; yumuşak leylak tonu, koyulaşan eflatun, buğulu pembe tonları, çakıltaşı, kum ve kuvars tonları ile açık – koyu maviler, zeytin yeşili, tropikal yeşil pastel sarı, asfalt siyahi, karbon antrasit tonları, optik beyaz. Bukalemun benzeri özelliklere sahip renkler grubu sürekli degişen kentsel çevremize de uyum sağlıyor.

Lunapark Retail & Product Design
Murat Tamgüç- Bertan Berk

Hawaii gömleklerde görmeye alışık olduğumuz büyük pembe çiçekler, palmiyeler ve papağanlar dekorasyon dünyasına tropik bir esinti katarak metropol insanının hayatına geri dönüyor. Bu yaz cesaretimizi toplayıp iç mekanlarda güçlü renkler kullandığımız, cömert ve büyük hacimli motifleri duvar kağıtlarına uyguladığımız bir yaz olacak.

Öne çıkan renkler; okyanus mavisi, mercan rengi, yaprak yeşili, limon sarısı ve tonları. Doğaya özgü malzemelerin işlenerek yeni formlarıyla dekorasyona dahil edildiği, geri dönüşümlü mobilyaların değer kazandığı bir sezon bizi bekliyor. Dış mekanda hasır mobilya kullanım öne çıkıyor ama her zamanki doğal haliyle değil, Afrika esintisi taşıyan güçlü, canlı renkli örgülerle tercih ediliyor. Cam, ahşap ve metal malzemeler renkli kullanımlarıyla gündemde. Dijital dünyanın dekorasyon dünyası üzerinde yansımasını dijital baskılı aksesuarlarla görebileceğiz. Mobilya artık formundan ziyade üzerindeki baskı ve renkleriyle öne çıkacak.

Begart
Begüm Akdoğanlar

Yaz sezonunun geldiğini canlı renklerin kuşatması altına girdiğimizde anlıyoruz. Modada olduğu kadar dekorasyonda da trendler renk ve desen üzerine kuruluyor. Bu sezon, temel düz renkli mobilyalarımızı dijital baskılı yastıklar, misafir masalarımızı çiçekler, mercanlar, balıklar süsleyecek. Kanaviçe desenlerin, ketenlerin, kotonların birleşimi ile doğallığı yaşarken, renklerin dansıyla ruhunuzun beslendiğini hissedeceksiniz. Cesaretliyseniz kesinlikle turuncu-sarı-fuşya renklerini mobilyalarınızda aynı anda kullanın.

Daha sakin bir görüntüyü tercih edenlerdenseniz, son 2 yıldır favori tasarımların arasında gösterilen ahşap ve metal birliktelikli ya da mermer-boynuz-abanoz gibi hammaddeli çağdaş, çevre dostu el yapımı mobilyaları ve objeleri tercih edebilirsiniz. Hatta kişiselleştirme yöntemi ile sadece size ve ailenize özel tasarımlar hazırlatabilirsiniz.

Bahçe duvarınızı değiştirmek size farklı bir soluk getirecektir. Olduğu rengin dışında bir renge boyayıp, üzerine irili ufaklı, farklı renklerde boyanmış çerçeveler asabilir, içlerine de sevdiklerinizin resimlerini koyabilirsiniz. Ya da eski dönemden kalma, antikacılarda bulabileceğiniz at nalı, anahtar, kapı tokmağı gibi
metallerle mistik bir görüntü elde edebilirsiniz.

Karaköy Junk
Aslı Atamer

Bu sene ahşap, internetin de etkisiyle sanırım iyice sınırlar kalktı ve dekorlar birbirine karıştı. Kilimler (büyük küçük ama renkli) çok popüler, bunların yanına bir tasarım bir de eski obje karıştırıp kullanınca daha modern bir hal alıyor. Genelde eski bir koltuk (ki bu sene chesterfield yılı oldu) ya da tekli antika bir berjer yanına daha modern en eski 70’lerden kaz ayak bir sehpa ya da tekli koltuk ya da puf konulabilir.

Tek tek obje söyleyecek olursam yaza girişten beri flamingolu her şey patladı. Bu figürü çokça göreceğiz. Ahşap eski takı yada gözlük-saat ustalarının kullandığı cok gözlü dolaplar, eski şişeler ve kimya tüplerini de dekorasyonlarda bolca kullanacağız. Bir de artık yemek masalarında da iskandinav ve 70’ler modası geliyor. Bol renkli ve çiçekli desenler göreceğiz.

Yılın rengi bana göre turuncu ve flamingo pembesi olacak dekorasyonda. Bir de terrarium çiçeklerini her yerde göreceğiz.

dfot

Dekorasyon ve Life Style E-Dergi Bast Home’un Mayıs Sayısı Çıktı !

 

mayis_kapak

 

 

 

Dergiyi Okumak İçin Lütfen Tıklayın

Web ve App. Store üzerinden yaklaşık 50.000 kişiye ulaşan BAST HOME, “yeni kuşak medya anlayışı” olarak özetlediği  içerik pazarlamasına dayalı innovatif ve interaktif vizyonuyla ve Türkiye’de ilk kez bir dergi yayınında uygulanmaya başlayan satın alma altyapısı ile  daha bir yılını doldurmadan sektörde ben de varım dedi. Çıtayı daha da yukarı çekerek kendisiyle yarışını sürdüreceği ve mevcut dergi tirajları ile kıyaslandığında ezberleri bozmaya devam edeceği birinci yaşı için ise yeni atılımlar planlamayı sürdürüyor…

 

Siz en iyisi keyifli Mayıs gündemlerine bir göz atın ve gelişmeleri takip etmeye devam edin.

 

Kısaca Mayıs Sayısı :

 

Anneler Günü Gündemi: Biz Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz,

Duvarların Dışına Taşıyoruz Dosyasıyla Açık Hava Dekorasyon Alternetifleri,

En Güncel Yerli ve Yabancı Tasarım Markaları,

Havalar Tam Olarak Isınmadan Yapılacak Seyahatler İçin Otel Önerileri,

Semt Dokusu Dosyasında, Tarihin, Tasarımın, Kültürün İç içe Olduğu Ortaköy

Sektörden Haberler

 

 

Bast Home Facebook

dfot

 

Modern bir marangoz atölyesi:

Detay mobilya babadan oğla miras ahşap sanatı 1960 yılında babam Adil Usta tarafından kurulan ve çuurcumada yer alan detay mobilya zanaatımızla eski, yeni ağaçları dokularını bozmadan tasarlıyor ve üretiyoruz. Baba mesleğini aldığımız eğitim ve yaratıcılık ile devam ettiriyoruz. Klasikten moderne kadar Century tarzını yaptığımız ünitelerle işlemekteyiz.
Bünyemizde torna, oyma, gomalak cila, lake, tik yağı, taş ve metal aksesuarlı siparişlerde yapılmaktadır. Mobilya imalatı yanı sıra Villa ve çiftlik evi gibi projelerde uygulanmaktadır.
Günümüz trendleri arasında yer alan ham ahşap mobilya tasarımlarını yaklaşık 50 senedir bünyemizde bulundurmaktayız. Projeli imalatlar, özel tasarımlar, siparişler, masif ahşap el işçiliği ile şekillendirilmektedir. Eski ağaçlarda (Meşe, ceviz, kestane, çam) orijinal dokuyu koruyarak yada makine perdahından sonra hatları temizleyerek; masa, sehpa, bank, Parke, lambiri, tavan kaplamaları, kapı, büfe, dolap üniteleri, şömine, dış ve iç mekan üniteleri ve aklınıza gelebilecek sizin tasarladığınız hayalinizdeki ağaç üniteleri özenle imal ediyoruz.
Yerli yabancı her türlü ağaç çeşidini bünyemizde bulundurmaktayız. Teknoloji her geçen gün yenilensede detay mobilya olarak el işçiliğinden ödün vermiyoruz,