detay

dfot

 

KAĞITTAN HAYALLER ATÖLYESİ

PAPİER ATELİER

Her şey izledikleri ”Away We Go” filminin etkisiyle başlamış meğer!

Filmdeki BURT adlı karakterin kağıttan maketini yapma dürtüsüne karşı koyamamışlar ve iş almış başını gitmiş. 2011 yılında ‘’Anything with paper’’ motto’sunu benimseyen Türker Akman ve Deniz Yılmaz tarafından kurulan Papier Atelier tam anlamıyla bir kağıt heykel atölyesi. Onlar, her gün elimizin altında olan üzerlerine karaladığımız, notlarımızı aldığımız, kimi zaman yırtıp attığımız kağıtlara farklı bir boyut ve anlam yükleyerek adeta hayat veriyorlar. Her bir parçayı birer sanat eseri haline getiriyorlar. En büyük ilham kaynağının hayaller, filmler ve insanların büyülü hikayeleri olduğunun altını çiziyor ikili. İşin en güzel tarafı ise hayalleri gerçekleştiriyor olmaları. Düşünsenize, hayallerinizi sipariş ediyorsunuz! Ben kendi adıma Deniz ve Türker’e teşekkür ediyorum; hem ilham kaynağı oldukları hem de hayalleri gerçekleştirmeyi seçtikleri için.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Türker:Ben  mimarlık ve dergi tasarımı yapıyorum

Deniz: Ben de  match-up isimli basılı bir dergi çıkarıyorum. Aynı zamanda da 3 yıla yakındır Papier Atelier için kağıt heykeller tasarlıyoruz.

Beraber böyle bir projeye nasıl dahil oldunuz? Hayallerle dolu bu yolculuğun hikayesini bizimle paylaşır mısınız?  

Bundan birkaç yıl önce izlediğimiz bir filmdeki karakterin (Away We Go filmindeki Burt karakteri) kağıt heykelini yaparak bu proje şekillendi kafamızda. Önceleri sadece kendimiz için birkaç adet kağıt heykel yaptık, sonra ise gelen istek ve ilgi üzerine başka çalışmalar da yapmaya başladık. Aslında ilk başta amacımız sadece filmdeki karakterin küçük bir kağıt modelini yaparak eğlenmekti. Sonraları rüyalarımızda gördüğümüz ve ünlü isimler arasında sevdiğimiz insanların kağıt heykellerini yaptık. Birçok konuda fikir alışverişi yaptığımız ve çift olduğumuzdan ortak bir şeyler yapmayı çok istediğimiz için Papier Atelier projesi bizim için çok özel ve ilk.

Neden kağıt peki ? 

Kağıt aslında tasarımın başladığı yerdir. Fakat son ürüne gidilirken kağıt bir kenarda unutulup gider. Bizim amacımız hayatımızın her yerinde yer verdiğimiz bu malzemeye bir değer katmak.

Workshop çalışmalarınız var mı? Bize bilgi verir misiniz biraz? 

Düzenli olmamakla birlikte workshop çalışmaları yapıyoruz. Hatta 21 Haziran Cumartesi günü de Karaköy’de bir tane düzenliyoruz.

Bu workshoplar genelde bir günde oluyor ve 6-8 saat sürüyor. Önceden belirlenmiş bazı modellerimiz oluyor. Katılımcılarla birlikte önceden hazırladığımız kalıplardan kesip, ortaya çıkan parçaları yapıştırıp, bu parçaları boyayarak heykeli tamamlıyoruz. İnsanlar yer yer “Sanırım ben yapamayacağım!” diye panikleseler de sonunda herkesin kendilerine ait güzel birer kağıt heykeli oluyor…

Şimdiye kadar en vazgeçilmez karakteriniz hangisi?

En sevdiğimiz karakterimiz bizim için ilklerden biri olan “Fisherman” ve “Mademoiselle Coco Chanel”.

Sizce bu sanat Türkiye‘de yeterince ilgi görüyor mu veya tanınıyor mu?

Kağıtta kullandığımız teknik, kullanılan geleneksel yöntemlerden biraz farklı olduğu için Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurt dışında ise ilham verici güzel çalışmalar yapan kişiler var.

Yurt dışından kimleri takip ediyorsunuz? 

Yurt dışından beğendiğimiz işler yapan isimlerden ilk aklımıza gelenler: Sher Christopher ve Asya Kozina. Ama bize en çok ilham veren kişi şüphesiz ki Turhan Selçuk.

Siparişler nasıl bir süreçten geçiyor? 

Öncelikle sizden yaptırmak istediğiniz heykelle ilgili detaylı bilgi istiyoruz. Kafanızda canlanan sahneyi anlatmanızı istiyoruz. Bu hikayeden kullanabileceğimiz detayları belirliyoruz. Eğer yapılacak heykel bir kişi içinse mümkün olduğu kadar fotoğrafla birlikte kişiye özel detayları alıyoruz.

Bunun üzerine bizim kafamızda oluşan sahnenin eskizini paylaşıyoruz. Eskizin üzerinden tekrar konuşarak sahnenin son halini hazırlıyoruz.

Bundan sonra çalışma bilgisayar ortamına geçiriliyor ve detaylandırmalar başlıyor. Bütün duruşlar, ifadeler, büyüklükler, renkler… gibi detaylar bu süreçte belirleniyor. Bilgisayar ortamındaki çalışma son bulduktan sonra tekrar kağıda dönülüp heykelin hayata geçme süreci başlıyor. Düz bir kağıtla başlayan süreç bu kağıdın kesilip, kıvrılıp, yapıştırılması ile bir hacme bürünüyor.  Daha sonra bu kağıt istendiği şekilde renklendiriliyor ya da kağıdın doğal renginde bırakılıyor. Bu süreçten hiç bir fotoğrafı paylaşmıyoruz. Mümkünse de teslimi elden yapmayı tercih ediyoruz. Bu sayede heykel sahibine ulaştığındaki aralarında kurulan bağı izleme şansına sahip oluyoruz  ki bu da belki de işin en zevkli kısmı oluyor bizim için.

Farklı projeler var mı bizi bekleyen?

Şu sıralar sevdiğimiz bazı sanatçılarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Onların farklı disiplinlerde üretmiş oldukları eserlerin kağıttan heykellerini yapıp paylaşıyoruz. İleride de kendi karakterlerimiz ve onların hikayeleri ile bir sergi düzenlemek için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Bu işin püf noktası nedir sizce?

Anahtar kelimemiz “sabır”. Çünkü süreç gerçekten yavaş ve zorlu işliyor. Kullandığımız teknikte istenilen geometrik etkiyi almak için keskin köşelerin birleşimlerinin kusursuz olması gerekiyor. Bu yüzden de hataya pek yer yok.

İlerde bir sergi açmayı düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle düşünüyoruz ve bir süredir bu konuda da fikirler üretiyoruz.

 

Nerelerden ulaşabiliriz Papier Atelier heykellerine?  

Şu an sadece internet üzerinden www.papieratelier.com adresinden ulaşılabiliyor heykellerimize. Gerçeklerini şu an için sadece workshoplarımız sırasında, ya da yer aldığımız özel etkinlikler için düzenlediğimiz mini sergileri ziyaret ederek görebilirsiniz.

dfot

 

Yatak Odalarının Şıklığı:

Yatak Örtüleri

 

Güzel bir evin vazgeçilmezi özel ve güzel bir yatak odasıdır. Bu mekan başkalarındansa kişinin kendisi için oluşturduğu bir mekandır. Genelde evin diğer odaları gibi başkaları tarafından çokça görülmese de güzel dekore edilmiş uyumlu ve huzurlu bir yatak odası sahibinin kendisini iyi hissetmesine sebep olmaktadır. Farketmeden zamanın çoğu yatak odasında geçirilmektedir. Özel zamanların geçirildiği bu mekanın da güzelliğini ön plana çıkartan en önemli aksesuarlardan biri de yatak örtüleridir. Doğru seçilmiş ve genel dekorasyon ile uyumlu yatak örtüleri yatak odasına bambaşka bir hava katmaktadır.

Yaz kış farklı modeller ve çeşitlerle odaları renklendiren yatak örtüleri, ebeveyn ve çocuk odalarına, yaş ve cinsiyet gruplarına göre farklılık gösterir. Yatak örtüsü seçimi yaparken odaya hakim olan renkler ve içinde yer alan eşyalar göz önüne alınmalı bunların sonucunda odayla uyumlu olacak bir yatak örtüsü seçilmelidir.

 

Genç odaları için rahat ve kullanışlı modeller tercih edilmelidir. Bebek ve çocuk odaları için ise örtülerin desenleri ve modelleri çocuklara uygun ve kolay yıkanabilen malzemelerden yapılmış olmalıdır. Ebeveyn yatak odalarında kullanılacak yatak örtüsü için de kullanıcının karakteriyle ve ilgi duyduğu alanlarla bağlantılı seçimler yapmak daha doğru olur.

Yatak odalarında dekoratif uyum sağlamak için yatak örtüleri ile perdeler arasında oluşturulabilecek ilişki büyük önem taşır. Son zamanlarda üretilen perdeli yatak örtüsü takımları sayesinde bu uyumu sağlamak çok daha kolaylaşmıştır.

Özenle hazırlanmış yatak odalarını büyülü hale getirmek için tasarlanan özel yatak örtüleri ile yatak örtüsü modası ortaya çıkmıştır. Günlük kullanım için veya tüm dekorasyonun bir parçası olarak düşünülmüş gösterişli özel yatak örtüleri bu alanda çeşitlilik sağlamaktadır.

Klasik kır evi stilinde bir yatak odasında, küçük dokunuşlar ile odanın tüm atmosferini değiştirmek mümkün. Nostaljik renkte bir duvar kağıdı, beyaz ferforje başlıklı bir yatak ve yatağın üzerine serilecek patchwork desenli bir örtü ile uyumlu kırlentler istenilen etkiyi yaratmakta yardımcı olacaktır.

Yatak odalarında karamel, vanilya gibi sıcak ve yumuşak tonlar kullanılması mekanın rahatlatıcı etkisinin olmasını sağlayacaktır.

Kış ayları için günlük kullanımda yatağın üzerine yumuşak yün battaniyeler ve yapay kürk örtüler, yaz aylarında ise pike ve yatak örtüsü olarak birlikte dizayn edilmiş ürünler kullanılabilir.

Retro tarzı bir evde çiçek desenli yatak örtü ile ona uyumlu perdeler kullanarak evin stiline uygun bir atmosfer yaratılabilir.

En dinlendirici yatak odası rengi asilliği ile öne çıkan mavi renktir. Özellikle yatak örtülerinde kullanılan açık mavi tonlar ile rengin asilliğinden yararlanarak lüks, taşlı, işlemeli, prestijli ve klasik esintileri taşıyan masalsı bir yatak odası yaratılabilir.

Eğer hem çalışıp hem de şıklıktan taviz verilmek istenmiyorsa organze kumaştan, taş işlemeli, fırfırlı, pliseli veya dantel ile süslenmiş modeller de tercih edilebilir. Bu tarz abiye yatak örtülerinin üzeri birbirinden farklı renk ve dokuda kırlentler ile hareketlendirilebilir.

dfot

 

Burgazada

İstanbul adalarının en mütevazısı Burgazada, martı seslerinin yankılandığı sokakları, yazarlara ilham veren kırları ve zarif köşkleriyle huzurlu bir liman arayanları bekliyor…

Burgazada’da

Huzur ve renk

Diğer adalara nazaran daha az bilinen ve tercih edilen Burgaz’ın sakinliği, doğallığı ve eşsiz manzarası bir başkadır. Adaya ayak bastığınızda size en sıcak karşılamayı önce martılar ve kediler yapar. Sonrasında ise iskele meydanında mezeleri ile meşhur restoranlar muazzam kokularıyla aklınızı başınızdan alır.

 

Adayı gezdikten ve yorgunluk sarhoşu olduktan sonra da Ada’nın en meşhur dondurmacısı ile günü büyük bir keyifle noktalayabilirsiniz. Geri dönmek için hazırlanmaya başladığınızda ise içiniz burkulur ve bu huzuru hiç terk etmek istemezsiniz. Bahar Mahmure Derviş ise bu terk etme duygusunu bir daha yaşamamak üzere yıllar önce buraya yerleşip, adayı sindire sindire yaşamaya karar verenler arasında.

Hayatını dolu dolu yaşayan, her dakikasının kıymetini bilen huzur dolu ve inanılmaz hikayeler biriktiren Bahar Derviş Hanım evinin kapılarını Bast Home için açtı. Evin yolunu tutuyoruz ve bir kez daha Burgazada’ya aşık oluyoruz. İnanılmaz bir huzur eşlik ediyor bize. Sessizliği ne kadar özlediğimizi fark ediyoruz o an. Ve öğreniyoruz ki bu adada fayton atları genelde serbest dolaşırmış, eğer evlerin kapısı açık unutulursa bahçede  bir atla karşılaşma olasılığı çok yüksekmiş meğer. Bunu duyunca özellikle Büyükada için temennide bulunduk; en kısa zamanda şartlar değişip de buradaki atlar kadar özgür olabilsinler diye. Ve biraz yokuş çıktıktan sonra bizi bahçesinde çiçekler içinde karşılayan Bahar Hanım ile merhabalaştık ve bize ‘’Adalı” olmanın ne demek olduğunu anlattı.

‘Çocukken aile ile beraber adalarda büyümek ayrı, bir de seneler sonra ada hayatını tercih edip bunu yaşam biçimi haline getirmek ayrı. Ada hayatını tercih ettiyseniz bir kere kendinizi disipline etmeniz şart! Planlı ve programlı olmalısınız ki vapur saatleri programınızı alt üst etmesin.Onun dışında adada iseniz zaten tek yapmanız gereken bu hayata ayak uydurmanız. Unutmayın şehirdeki yaşantınızı buraya adapte etmek değil amaç aksine teslim olmak ve bir bütün halinde yaşamak’ diyor Bahar Hanım. Son 15 yılını Burgazada’da yaşadığını ve artık İstanbul’a yalnızca öğrencileri için gittiğinin altını çiziyor. Tam anlamıyla bir adalı Bahar hanım. Hatta öyle ki tatil tercihini de başka ülkelerin adalarına kaçmaktan yana kullanıyor. Kendi yaşadığı evin bahçesi görülmeye aslında yaşamaya değer diyebiliriz. 20 çeşitten fazla çiçek var bu bahçede.Ve her birine öğle bağlı ki kimseye teslim edemiyormuş.Gittiği yerlerden en nadide çiçekleri bile bu bahçeye taşıyormuş.Tüm bahçe bakımını bizzat kendi yaptığının altını çiziyor ve ekliyor, ‘Her bitkinin bakımı ve ihtiyacı apayrıdır. İşin en keyifli tarafı ise bunca çeşidin içinde her mevsimi bir başka yaşıyor olmanız. Bu bahçede her mevsimde farklı bir çiçek açar ve bahçe kendini yeniler. Öyle muazzam bir oluşuma şahit olursunuz ki bahçeniz adeta masalsı bir görünüme bürünür.’

Sohbet sırasında bir diğer öğrendiğimiz şey ise bu evin bulunduğu yerin Reşat Paşa Köşkü’ne ait olduğu. Sonrasında ise bu köşk kızları arasında bölüştürülmüş meğer.

Bahar hanım’ın bu evi nasıl seçtiği ise onun seneler evvel yaşadığı bir anıda gizli. Bu hikaye şimdilik bizde saklı kalsa da bir kelebeğin insanın hayatını değiştirebildiğini söyleyebiliriz. Evin her köşesi başka hikayelerle, başka anılarla dolu. Her objenin kendine ait bir hikayesi var. Evin içi o kadar sıcak detaylarla tamamlanmış ki kendinizi hiç de misafir gibi hissetmiyorsunuz.Evin başrolü ise şüphesiz kelebekler.Ancak mavi renk, melek figürlü detaylar ve antika objeler de arka planda kalmıyor. Bir oda bir salon olan bu ev son derece kullanışlı dekore edilmiş. Yazlık kışlık olarak kullanılan bu ada evinin her köşesi rahatlığa ve huzura işaret ediyor. Salondan bağımsız, kitabınızı alıp okuyacağınız bir alan dahi oluşturulmuş. Pencerelerden baktığınız bahçe manzarası ise görülmeğe değer. Kendinizi hem dağ evinde, hem de bir ada evinde hissedebileceğiniz nadir yerlerden anlayacağınız. Salondan verandaya açılan bir çıkış var ve Bahar Hanım’ın yine kendi yarattığı; Burgazada hatırası köşesi bulunuyor. Bu eve her gelenin mutlaka bu bölümde bir fotoğrafı ve hatırası olurmuş. Biz de es geçmiyor ve hemen bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz elbette. Bahar hanımın hoş sohbeti ve samimiyeti  ile harika geçen bir günün ardından vapura biniyoruz ancak herkes gibi içimiz buruk bir şekilde terk ediyoruz adayı.Tez zamanda yeniden ziyaret etmek üzere…

SAİT FAİK

ABASIYANIK

MÜZESİ

Türk edebiyatının usta isimlerinden Sait Faik’in uzun yıllar yaşadığı tarihi köşke uğramadan yapılan bir Burgazada gezisi eksik kalır. Ada günlerinden geriye ölümsüz eserlerden oluşan paha biçilmez bir miras bırakan yazarın hayatının son yıllarını geçirdiği ev günümüzde bir müze. Güzel bir bahçe içerisinde yer alan köşkte yazarın el yazmaları, fotoğrafları, mektupları, kitapları ve kişisel eşyaları sergileniyor.

AYA YORGİ

KLİSESİ

17. yüzyılda yapıldığı sanılan manastır, Cennet Yolu’nun altındaki yamaçta inşa edilmiş. Üç katlı ve dikdörtgen planlı taş bina, 1920’li yıllarda Beyaz Ruslar tarafından da kullanılmış. Manastırın yukarısındaki çam ağaçlarıyla kaplı düzlükteki kilise ise 19. yüzyıl tarihli. Kilisenin içi ise resimler ve ikonalarla dolu bir müze gibi. Dekorasyonda kullanılan gümüşler ve ahşap oymalar ilginç.

KALPAZANKAYA

İskeleden yarım saatlik bir yürüyüşle, faytonla ya da gezi tekneleriyle ulaşabileceğiniz Kalpazankaya, adanın görülmeden geçilemeyecek yerlerinden biri. Püfür püfür rüzgârlarıyla yazın sıcağını hiç hissettirmeyen bu güzel doğa parçasının bir tarafı ormanla, diğer tarafı denizle çevrili. Hemen aşağısındaki küçük koy, güneşlenmek ve denize girmek için ideal. Civardaki kır gazinolarında ise balık ve kuyu kebabı çok lezzetli.

 

HRİİıSTOS TEPESıİ VE MANASTIRI

Bizans manastırı olan Theokoryphotos (Hz. İsa’nın Başkalaşımı), adının da söylediği gibi, Hristos (İsa) Tepesi’nin zirvesinde yer alır. Bizans kaynaklarınca doğrulanmamış olmamakla beraber, söylenceye göre, manastır Makedonyalı İmparator I. Basil tarafından (tks 867-86) bir antik Yunan tapınağının kalıntıları üzerine kurulmuştur.

18. yy.ın sonunda ise manastır terk edilmiş, bir harabe haline gelmiştir. Manastırdan günümüze, eski manastır bölgesinin çeşitli yerlerine dağılmış, önceki yapılara ait harabeler ve mimari kalıntıların yanı sıra, 19. yy.da yapılmış bir kiliseyle 18. yy.da inşa edilmiş iki katlı bir yapı kalmıştır. Manastır bölgesi girişinin içinde, çok güzel oyulmuş dört Bizans sütun başını da içeren bir dizi antik mimari kalıntısı bulunur.

Manastır yöresinin sınırları içinde bugün bile hâlâ yağmur sularını toplayan dört adet kocaman, kemerli yer altı sarnıcı bulunuyor.

Tepeden seyredilen manzara harikadır: Bütün Adalar ve Asya sahilleri görülebilir. Rumlar ve diğerleri hâlâ, Hz. İsa’nın Başkalaşımı’nın panigirisini (o yerdeki kiliseye adını veren azizin anısına yapılan şenlik) hatırda tutmak üzere 6 Ağustos’ta kiliseye geliyorlar; bu olay eskiden, tepenin zirvesinde müzik ve danslarla kutlanırdı.

Rum mezarlığı, manastır bölgesinin hemen yukarısında. Mezarlıktaki minik kilise, tapınakları hep tepelerin zirvesinde kurulmuş olan Hagios Profitis İllias’a adanmıştır.

KINALIADA

Krikor Lusavoriç Kilisesi

Ada nüfusunda önemli bir payı Ermeniler oluşturmaktadır. Gregoryen kilisesi sahil yolunda yer almaktadır. Prens adaları içerisindeki tek Ermeni kilisesi olma özelliğine sahiptir. 1857’de kurulmuştur ve 1988’de yeniden inşa edilerek bugünkü halini almıştır. İçerisinde ortaçağ taş oymacılığının güzel örneklerini içeren panolar bulunmaktadır.

KINALIADA CAMİİ

Kınalıada’da yaşayan müslümanların isteği ile modern bir  camii yapılmıştır.Üçgen çatısı, kesik yivli minaresi ve zikzaklı yedigen bir poligon oluşturan ana binasıyla Kınalıada Camii, İstanbul’da örneği bulunmayan modern bir mimari üslup taşıyor. Deniz kenarındaki 450 metrekarelik bir alan üzerine kurulu ibadethanenin avlusunda, şadırvan, cemaat odası, sağlık merkezi, gasilhane ve su sarnıcı bulunuyor.

DÖNÜŞÜM MANASTIRI

Dönüşüm Manastırı, Manastır Tepesi’nin üstündedir. Bu manastır aynı isimdeki Bizans manastırının yerine kurulmuştur. Bu manastırın bazı mimari kısımları katholikon yani keşiş manastırının içine yerleştirilmiştir, diğerleri ise araziye yayılmış durumdadır. Türklerin fethinden sonra manastır yıkılmaya başlamış ama sonra 1722’de İstanbul’da iş yapan Sakızadalı bir grup zengin Yunanlı tüccar tamamen onarımını üstlenmiştir. Bu tüccarlar Bizans katholikonunun yerine yeni bir kilise inşa ettirmiş ve yanına Aziz Paraskevi’ye adanmış bir şapel eklemişlerdir. İconostasis ve piskoposluk tahtı ağaç oymacılığının güzel eserlerindendir. Özgün katholikondaki Bizans ikonları İstanbul’da Rum Ortodoks Patrikhanesi’nde korunmaktadır. Şimdiki kilisenin ikonları Rus yapımıdır ve 1723’te Patrik III. Jeremias’a Çar Büyük Petro tarafından yollanmıştır.

RUM ORTODOKS PANAYİA KİLİSESİ

Adanın doğusunda yer alır ve Bizanslı tarihçiler tarafından bu manastırın İmparator V.Leon’a (813-820) kadar yaşadığı kabul edilir. Temel kazımı sırasında şamdanlar, zeytinyağı elde etmeye yarayan aletler, büyük mermer parçaları ve yazılı sütunlar ortaya çıkmıştır.

SİRAKYAN İKİZ EVLERİ

Ali Baran Meydanında bulunan Sirakyan İkiz Evleri Osmanlı döneminde mesken olarak kullanılmak için inşa edilmiştir. Üç katlı ahşap yapılardır ve Kınalıada’nın simgelerindendir.

 

dfot

 

KETTAL

 

Outdoor, tasarım mobilyaları…

1966’da kurulduğundan beri Kettal, uluslararası tasarım ve inovasyon alanında standartlarını yükseltmeye devam ediyor. 21.yy’ın başlarında, Hugonet ve Triconfort markalarını da alarak “Grupo Ketta”yı kurarlar. Bugün geldiği noktada Kettal grup uluslararası tasarım dünyasının çok önemli isimleriyle çalışıyor.

Jasper Morrison, Patricia Urquiola, Rodolfo Dordoni, Hella Jongerlius, ve Emiliana Design Studio gibi tanınmış, çok değerli tasarımcılar markanın tasarım ekibinde yer alıyor.

Grubun yönetim merkezi İspanya’nın Barselona şehrinde. Kettal’in 7 şehirde kendi mağazaları var. 1964 yılında bir aile şirketi olarak hayatına başlayan Kettal’in tüm ürünleri Barselona’ya 45km mesafede bir kıyı kasabasında bulunan fabrikalarında tasarlanıp üretime geçiyor.

Her detayıyla ve her aşamasıyla özel olarak ilgilenilen yüksek kalitede ürünler üretiliyor. Fabrikanın da tasarım ofisine yakın olması sayesinde ürünlere kolaylıkla müdahale edilebiliyor.

Alıcıların ihtiyaçlarına göre her bir mobilya özgün ve kişisel bir parça haline geliyor. Ürünlerin gelişimi için bilimsel ve teknolojik araştırmaları ön planda tutuyorlar. Boya olarak 100% geri dönüşebilen ve ekolojik malzemeler kullanılıyor.

Markanın kurucuları aynı zamanda sanata olan tutkularının sonucunda Barselona’da çağdaş sanata referans olarak gösterilen Alorda-Derksen vakfını kurmuşlar.

dergi_form_nisan

 

HERKES BAHARI KENDİ TARZINCA KARŞILAR…

 

Hayat boyu genel tarzımızın sadece birkaç keskin virajdan geçeceğini öngörsek de, itiraf etmeliyiz ki dönemsel ihtiyaçlarımız aslında günlük yaşantımızı şekillendirir. Bahar aylarının da iklimsel çelişkileri ve mevsimsel dönüşümleri ile ruh halimizle en çok  kimyasal etkileşime geçen aylar olduğu düşünülürse, evlerimizin bu karmaşık etki tepki sürecinden payını almaması düşünülemez elbet. Peki sonuç?

Formül bu kadar çok değişken olunca, bireysel farklılıklarımız ve dönemsel ihtiyaçlarımız, elbette farklı şekillerde olacak bu kaçınılmaz. Bırakın farklı yaşamları, farklı tarzlardaki insanları, her birimizin kendi adına aynı yıl içinde bile aynı cevabı verebileceğinden şüpheliyiz üstelik bu soruya. Peki yıllardan, tarzlardan, hatta kişilerden bağımsız genel eğilimler yok mu, bahar denilince akla gelen? Olmaz mı? Baharda yine de evlere en çok yakışacağını düşündüğümüz tarzların peşinde düştük biz de sizinle bu yüzden.

 

PROVANS BAHAR FİLMİNİN BAŞROLÜNÜ KAPAR HER ZAMAN, OSKARI DA ZORLAR

Keyif, konfor, şıklık Akdeniz stiliyle vücut bulur da provans bahar aylarında ilk akla gelen stil olmaz mı? Olur elbet… Doğal malzemeler, pastel renkler, patine mobilyalar, lavanta kokusunu burnunuzun ucunda hissettiğiniz kır stili… Bahar da yeniden balkon ve bahçeler aracılığıyla dirilen doğayla yeniden doğan evlere müthiş bir  ahenk ve akış sağlayacaktır. Kışla kararan ruhumuz, beyazın bolca mevcut olduğu ve keskin çizgilerin ise hemen hemen olmadığı bir dünyada huzur bulacaktır. Bizden söylemesi!

PROVANS SEÇENEKLERİ
ÖZGÜR, SIRADANLIĞA TAHAMMÜLÜ OLMAYAN

Ruhumuz ister istemez kış boyunca biraz içine kapanıyor, biraz evcilleşiyor. Oysa baharda doğanın yaşadığı uyanış kaçınılmaz olarak bizi de provoke ediyor. İçimizdeki kaşifi canlandırıyor, zaman ötesi keşifler yapmak, “başkasının çöpünden, kendimize ait küçük hazineler” yaratmak konusunda bize ilham veriyor. Retro detaylar, vintage objeler, süprizlerle dolu bir dünyanın kapılarını aralayan bohem stiller, içimizde bu yeşeren özgürlük ateşinin en güzel ilacı bizce. Kısa antikacı turları, büyük markaların bile koleksiyonlarında görmeye alışık olduğumuz retro objeler, canlı parlak renklerine rağmen yılların verdiği dinginlikle hayatımıza usulca dokunan  ve belki de evlerimizde birinci hayatlarındakinden çok farklı kullanılacak ikinci el eşyalar, ruhunuzdaki bahar uyanışına ayak uyduracaktır. Endüstriyel tarz da bu özgür kombinasyonlarda yer bulabilecek seçenekler arasında öne çıkacaktır. Meraklılarına duyurulur. Tabii aşırıya kaçmadan, içine canlı renklerde veya beyaz tonlarda küçük aydınlık dokunuşlar yapmak final de baharla algısal olarak çelişebilecek ortamlar elde etmemeniz için hassas bir sınır belirleyici olabilir.

ÖZGÜR RUHLU SEÇENEKLER
ELEGANSI HAYATINIZA
SOKMANIN EN RAFİNE YOLU, UZAKDOĞU STİLİNDE YAKALANAN ZARAFET

Uzakdoğunun sıcak, ruhani, kalabalık ama dingin atmosferi, konforlu yaşamı elegans çizgilerle hayatınıza sokmanın, gösterişten uzak yolu olacaktır baharda. El yapımı sanatsal objelerin, hayvan figürlerinin, tütsülerin, minimal şıklık yansıtan mobilyaların, toprak tonlarının hakim olduğu Uzakdoğu stili baharı huzur ve şıklıkla gelen bir zarafetle yaşamak isteyen herkese iyi gelecektir. Bu tarzı evlerin meditasyon şekli olarak da algılamak mümkün.
UZAKDOĞU STİLİ SEÇENEKLER

KURUYAN RUHUMUZUN DA BAHARDA BESLENMESİ GEREKİYOR DİYORSANIZ SIMSICAK EGZOTİK AFRİKA STİLİ İLE İÇİNİZİ ISITIN

Bakırın, etnik desenlerdeki kumaş formları ile buluştuğu, yer döşemesinde mozaik ve ahşapla, duvar süslemelerinde çeşit çeşit ahşap ve bambu objelerle, oturma gruplarında sedir ve yer minderleriyle ağırlıklı olarak biçim bulan bir yaşam ortamında çıplak ayakla kendinizi hayal ettiniz mi hiç? Etmediyseniz de şimdi tam sırası etmek için. Şayet içinize bir sıcaklık dolduysa daha düşüncesiyle bize o zaman sizin bahar uyanışınızın adı belli oldu, hiç karşı durmayın. Minimalizmin yalın çizgilerinden çok uzak karmaşık, çok kültürlü bir yaşam belli ki sizin enerji kaynağınız. O zaman, kış boyunca belki de esiri olduğunuz avmler, ofislerde daralan ruhunuz kim bilir belki böylece huzur bulur.
EGZOTİK SEÇENEKLER

KARMAŞADAN SIKILANLARA YALIN ALTERNATİFLER İSKANDİNAV STİLDE

“Her zaman kuzeyden esen rüzgarlarla huzur bulurum, yaz kış bu gerçeklik değişmez. Rumuma huzur veren yalın çizgiler, sanki doğal renkler, tasarımlarıyla gözümü ve ruhumu besleyen İskandinav rüyası oldu hep öyle de kalacak” diyorsanız saygımız sonsuz. O zaman da farklı dönemlere ait, farklı tarzlardaki İskandinav stili bizim yerel dokularla zenginleştirdiğiniz eklektik kompoziyonlar yakalamanız, tasarımın yalın İzgilerinin tadını yerel dokumuzu refere edecek izlerle harmanlamanız. Hem bulunduğu coğrafyadan ve yerel dokudan ilham almak gelişen dünyamızda günden güze hızla yaygınlaşan yükselen bir değer. Siz ne dersiniz?
iSKANDİNAV STİLİNDE SEÇENEKLER

HANTAL OLMAYAN UYUMLU SEÇENEKLER

Baharla beraber yeniden hayat bulan yaşam enerjimiz, durağanlık tuzaklarından kaçınılması eğerken çözümlerle şekil bulacaktır, evlerimizde, balkonlarımızda, verandalarımızda. Sizi özgür kılacak, oradan oraya yerini değiştirebileceğiniz esneklikteki her tarz oturma grubu, sizin için cazip olacak bu nedenle bahar aylarında. Akşamüstü sıcak oldu bahçeye… Güneş gidip, hava serinleyince okuma köşesine veya TV karşına geçmenizi sağlayacak hafif koltuklar. Bahar yağmurlarında kolayca toplanıp salonun bir köşesine yığılabilecek, açılır kapanır üniteler, ya da minderler, evlerinizin en sevdiğiniz eşyaları olabilir tutarsız bahar günlerinde bizden söylemesi.
HANTAL OLMAYAN SEÇENEKLER
2014’ÜN YÜKSELEN TRENDİ EL SANATLARI

dergi_form_nisan

dfot

 

Modern bir marangoz atölyesi:

Detay mobilya babadan oğla miras ahşap sanatı 1960 yılında babam Adil Usta tarafından kurulan ve çuurcumada yer alan detay mobilya zanaatımızla eski, yeni ağaçları dokularını bozmadan tasarlıyor ve üretiyoruz. Baba mesleğini aldığımız eğitim ve yaratıcılık ile devam ettiriyoruz. Klasikten moderne kadar Century tarzını yaptığımız ünitelerle işlemekteyiz.
Bünyemizde torna, oyma, gomalak cila, lake, tik yağı, taş ve metal aksesuarlı siparişlerde yapılmaktadır. Mobilya imalatı yanı sıra Villa ve çiftlik evi gibi projelerde uygulanmaktadır.
Günümüz trendleri arasında yer alan ham ahşap mobilya tasarımlarını yaklaşık 50 senedir bünyemizde bulundurmaktayız. Projeli imalatlar, özel tasarımlar, siparişler, masif ahşap el işçiliği ile şekillendirilmektedir. Eski ağaçlarda (Meşe, ceviz, kestane, çam) orijinal dokuyu koruyarak yada makine perdahından sonra hatları temizleyerek; masa, sehpa, bank, Parke, lambiri, tavan kaplamaları, kapı, büfe, dolap üniteleri, şömine, dış ve iç mekan üniteleri ve aklınıza gelebilecek sizin tasarladığınız hayalinizdeki ağaç üniteleri özenle imal ediyoruz.
Yerli yabancı her türlü ağaç çeşidini bünyemizde bulundurmaktayız. Teknoloji her geçen gün yenilensede detay mobilya olarak el işçiliğinden ödün vermiyoruz,