designmixer

Katia&Bony / Designmixer

Alışverişi Eğlence Haline Getirmek Için Tasarlanan Mağaza

Katia&Bony

Hayata renk katmak, alışverişi eğlenceli kılmak ve akılda kalıcı olabilmek sanırım çoğu markanın hedefidir. Ancak, bazen bu arzu sadece toplantılarda tartışılan gündem konusu olarak kalır,bazen de hayal edilen planlar gerçeğe döner.  Böylesine bir çalışma ile Katia&Bony markası için yaptığımız  uzun süreçli beyin fırtınalarımızın, taslak proje ve uygulamalarımızın ardından sonuç olarak hayal ettiğimiz dünyayı karşımızda bugün şekillendiğini görmek marka ve yaratıcı ekip adına büyük bir zevk olduğunu söylemeliyim.

Bugün 20 mağazaya sahip Katia&Bony markası  Türkiye’nin en büyük çorap üreticilerinden Bony’ nin tescilli markası. Uzun yıllardır yurt dışına, dünyanın en tanınmış markaları ile üretici olarak yaptığı iş birlikleri, tasarım açısından oldukça çağdaş ve yenilikçi bir vizyona sahip olması, kalite bilinci, sıra dışı çizgiyi markaları ile bağdaştırabilmeleri, tasarım ekibimizi takım arkadaşları haline getirdi. Sacura Mimarlık olarak mağaza tasarımı, mimari proje ve uygulayıcı kimliği ile çıktığımız yol bugün ürün koleksiyon tasarımı ve marka konseptini de kapsayan geniş kapsamlı bir projeyi de içerisine dahil etti. Markanın tüm konsepti ile koleksiyona kadar dağılan geniş çaplı bu çalışma; projeyi mağazadekorasyonuna, marka imajına ve ürünlerine kadar aynı vizyon çatısı altında odaklanmış bir şekilde yürütmeyi hedeflemesinden dolayı oldukça anlamlı.

Yenilikçi ve farklı olma isteği, klasik mağazacılığın gerekleri ve vazgeçilmezlikleri ile harmanlandı bu konsept projede.  Genç hedef kitleye hitap ederken ürün gamında bebek’den yetişkine kadar  geniş bir yaş grubuna ait ürünleri satışa sunması ürün çeşitliliğini ve sayısını da beraberinde getirdi. Makul fiyatlar ile hızlı ve kolay alışverişi teşvik etmesi market teması ile uyum sağladı..

Puck ajans tarafından Katia&Bony için özel tasarlanan süt kutuları, sandviç paketleri, kavanozlar gibi klasik market alışverişini anımsatan paketlemeler içinde sunulan tekstil ürünleri hem markaya espritüel bir hava kazandırdı, hem de verilmek istenilen market alışverişi imajını ürünlere taşımış oldu. Mekan içinde dekoratif olarak yüzeyler ve paketler market konseptindeki illüstrasyonlar ile süslendi.

Fikir, ürün tipi ve yaş grubu olarak geniş  skalayı içinde barındıran bu markayı sınırlı metrekareler içine sığdırmak kuşkusuz projenin en zorlayıcı kısmı oldu. Farklı ürün ve yaş gruplarını gösteren özel bölmeler ve sergileme üniteleri yapıldı. Genelinde tavana kadar sıra sıra askıların yanyana geldiği klasik bir mağaza görünümündenprojemizi elimizden geldiğince özgürleştirmek istedik. Ürünler için çeşitli esprili duruşlar yarattık. Örneğin, geçmişte çorapları kurutmak için kullanılan vintage ahşap kalıpları çeşit çeşit desenli renkli çorapları sergilemek için kullanıldı. Enerjisi en yüksek renklerden olan sarıyı markanın genç ve dinamik rengi olarak seçtik. Gri erkek bölümünü, beyaz ise saflığı ve tazeliği  ile bayan bölümünü temsil etti. Genelde mağaza tasarımlarında atlanan fazla ilgi görmeyen tavan bölümünde ise markanın kimlik renklerinden gri ve çarpıcı sarı renk olarak kullanıldı. 

Mağazanın en ilginç  alanlarından biri ise ortada yer alan sempatik market konsepti için ayrılan manav standı şeklindeki modül oldu. Üzerinde elma, domates, yumurta şeklindeki rengarenk ve eğlenceli paketlemelerde sunulan  çeşitli  organik kremler, masklar ve sabunlardan oluşan Tony&Moly kozmetik markası ürünleri markanın özel market konsepti ile paketlenmiş ürünleri ile satışa sunuldu. İç çamaşırı, çorap, ev giyimi ve kozmetik gibi

sürekli ihtiyaç duyulan cilde teması en yüksek olanürün gruplarının satışa sunulduğu marka sempatik olduğu kadar kaliteli. Marka Göktürk’ deki mağazası ile ilk startı verdiği konsepti kısa zamanda tüm mağaza zincirlerine yaymak için kolları sıvamış durumda. Eğlenceli alışveriş konsepti ile kısa zamanda yurt içi ve yurt dışına hızla yayılacak olan bu genç ve dinamik marka perakende sektöründe kendinden çok söz ettireceğe benziyor.

Tijen Samuray Öztek

dfot

 

Eminiz birçoğunuz bizim gibi, gezdiğiniz tarihi yörelerde, farklı ülkelerde veya şehirlerde bazı kapıların önünde durup kalıyorsunuz. Ya onu görüntülemek istiyorsunuz ya da hikayesini öğrenmek için dayanılmaz bir istek duyuyorsunuz. Çok da haklısınız, bazısına kapı deyip önünden geçip gitme mümkün değil. Sizi gizemli bir yolculuğa çıkarıverir, o şehrin kültürel ve sosyolojik durumu, ev sahiplerinin yaşam şekilleri veya mimarinin genel çizgileri hakkında sınırsız bilgi fısıldar dinlemesini bilenin kulaklarına.

 

Kapılar, çok dost canlısı  görünebilirler ama bir o kadar da nerde durmasını bilecek kadar güvenilir dostlardır aman bir yanlış anlama olmasın. Ev sahibi hakkında, onun sizin bilmenizi istediği kadar bilgiyi verirler, bir fazlasını değil. Aksine sırların ve özel hayatın en sıkı koruyucularıdır, hiç boş bulunmazlar.

 

İşte bu yüzden her kültürde, her coğrafyada ve her mimari tarzda kaçınılmaz olarak yerlerini alırlar yaşadığımız dünyanın cansız arabulucuları olarak. Çok politik ve stratejik bir konumlamalarının farkında olacak şekilde baş kaldırırlar zamana ve dış dünyaya.

 

Biz bu yazıda farklı coğrafya ve kültürlerden kapılar hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Fakat konu o kadar geniş ki tabi hepsine değinemedik. Designmixer köşemizde de Uzakdoğu kapıları hakkında bir inceleme bulacaksınız şimdiden söyleyelim. Kaçını

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı’da Kapılar

 

Türk Medeniyeti ve kültüründe kapıların önemi büyüktür. Kapılar, genellikle ahşap ve işlemeli olurdu. Her kapının ayrı bir kimliği vardı. Ekonomik olarak iyi durumda okumuş ve kültürlü ailelerce kapıya yıldız, gezegen, çiçek ve meyve resimleri işli olurdu. Osmanlı aile hayatındaki mahremiyet önem arz ederdi. Konakların giriş kapısında bulunan kapı tokmakları gelenin kimliğini anlamak için farklı dizayn edilirdi. Gelen kişinin beyefendi mi hanımefendi mi olduğunu ayırmak için kapı tokmaklarının çift halkadan müteşekkil yapıldığını biliyor muydunuz?

 

Bunlardan genellikle, aslan başı motifli ve büyük olanı kalın, çiçek motifli ve küçük olanı da ince ses çıkartırdı. Eğer eve bir beyefendi misafir gelmiş ise, kalın sesli tokmağı tıklatır, içerdeki ev sahibi gelenin beyefendi olduğunu anlar, kapıyı evin beyi açar, bey yoksa mahremiyete uygun olarak kapı açılırdı. İnce sesli tokmağın sesi duyulmuş ise, gelenin bir hanım olduğu anlaşılır, kapıyı evin hanımı açardı.

 

Osmanlı döneminde yalıların rengi önceden belirlendiği aktarılan kitapta, “aşı rengi” denilen kırmızı renkli yalılar devlet mensuplarının, açık renkli yalıların Müslümanların, gri ve tonlarındaki yalıların gayrimüslimlerin yalı olduğu, bu kurallara uymayanların yalılarına el konulduğu, kendilerinin de sürgüne gönderildiği kaydediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu’da Kapılar

 

Ahşap, Anadolu’da kapılarda dile gelir.
Oymasıyla, kakmasıyla, meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlenir. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillenir, güzelleşir.
Bazen boyanır bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı.
Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazınırdı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı.
Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı.
Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı.
Öyle ki yanla gözle bakamaz, zorlayamazdınız.
Sadece hayran kalabilirdiniz.

Anadolu insanının evlerinin, konaklarının, dergahlarının, kiliselerinin  kapılarını çivisiz, birbirine geçmeli kündekariyle, derin oymalı desenlerle, ayetlerle, Ermeni güneşiyle, çiçeklerle nasıl özene bezene süslediğine tanık oluyorsunuz.
 Anadolu insanı için kapı içine ruh katılması gereken, işlenmesi, boyanması gereken estetize edilmesi gereken bir şeymiş.

 

Örneğin İç Anadolu’da eskiden ev sahibi hacca gitmiş ise kapı rengi yeşile boyanır,  beyaz renkli ay ve yıldız sembolleri yerleştirilirmiş.  Yabancı biri geldiğinden kapıların renk farklılıkları dikkat çekermiş.


Ege’de Kapılar Mavi Kapılı Evler

Ege’de pencereleri ve kapıları çivit mavisine boyalı eski rum evlerine bakarken mavinin yolculuğunu merak ederiz hep. Aynı maviyi bölgede, Adana, Mersin ve Antep’te de gördüğümü hatırlayıp bunun kadim bir gelenek olabileceğini, hatta dini bir motifle alakasını düşünebilirsiniz. Oysa gerçek çok farklı: çivit mavisini ateşin rengine benzettiği için akrepler uzak dururlarmış meğerse evlerden ve o yüzden maviye boyanırmış kapılar, pencereler. Buna ne diyeceksiniz?

Dünyanın Bazı Bölgelerinden Rengarenk Kapılar

Venedik Körfezi’nin kuzey ucundaki balıkçı adası Burano kentten yedi kilometre uzaklıkta yer alır. Bu bölgede dört ada köprülerle birleştirilmiştir. Şöhretini rengarenk evleri ve özel danteline borçludur Burano. Peki neden renkli kapılar? Rivayete göre evleri farklı renklere boyayanlar kadınlarmış. Sebebi ise gayet basit; akşam eve sarhoş dönen balıkçı kocalar yanlış kapıyı çalmasın diye! Kocalarının renkleri unutmaması için teknelerini de aynı renge boyarlarmış üstelik.

Aynı durum Hollanda’nın Volendam kasabasında da geçerli; kasabadaki evlerin kapısı farklı renklerde. Nedeni ise Burano’dakinle aynı. Balıkçılar akşamları içki içince sarhoş olup evlerini şaşırıyorlarmış. Her evin kapısının rengi farklı olunca evlerini kolaylıkla bulabiliyorlarmış. Orada evleri boyayanlar eşler mi yoksa balıkçıların kendisi mi, o konuda kesin bilgiye ulaşamadık.

Şeytan Kovan Nepal Kapıları

Nepal’in Kirtipur kasabasında, ailece yemeğe başlamadan evvel bütün ev halkı yemeklerinin bir kısmını dışarıya şeytana bırakıyor. Amaç şeytanı bu yemeklerle oyalamak ve içeri girmesine engel olmak. Bu yüzden her evin kapısında topraktan yapılmış kaplar mevcut. Çıkış noktasını korku da oluştursa aslında ne güzel bir gelenek.
Feng Shui Öğretisinde Kırmızı kapı

Birçoklarına göre feng shui öğretisinde kırmızı kapı şans getirir. TaBu kısmen doğru olsa da aslında biraz yüzeysel bir bilgi. Oysa evin enerji durumunu bilmeden ezbere girişe kırmızı yerleştirmek fayda değil zarar bile getirebilir felsefeye göre.

Aslı şu: Feng Shui uyumu yaratmak için evinizin ön kapısı hangi yöne bakıyorsa o yönün elementine göre boyayın:
Güney, güneybatı ve kuzeydoğu için kırmızıya, 
Kuzey, doğu veya güneydoğu için maviye, 
Batı, kuzeybatı veya kuzey için beyaza, 
Doğu, güneydoğu veya güney için yeşile.

Bu öğretiyi ve yukarıda saydığımız gelenekleri bugün uygulamanın çok da kolay olmadığının farkındayız. Ama uygulama yani kapılarınızı kişiselleştirme ve onlara birer hikaye ekleme şansınız varsa, bunun da ne kadar keyifli sonuçlar verebileceğini görelim diye yayınladık tüm bu orijinal kapı görsellerini. Nasıl çok tahrik edici değil mi?

 

 

 

dfot

 

 

İçi Dışı Bir, Samimi Tropikal Evler

Doğanın sesleri eşliğinde, çiçek, toprak ve yaprak kokuları Wile bezenmiş bir mekanda  duvar veya pencere gibi klasik yapı bölücüleri ile karşılaşmadan, içsel enerjinin kesintisizce uçuşarak dolaştığı bir ortamda güne uyanmak tropikal evlerde bir hayal ürünü değil doğal yaşam tarzının ta kendisidir. Sazlıktan yapılmış çatıların altına inşa edilen, ağaç kütükler ve taş sütunlar üzerinde yükselen bu evler duruşları ile adeta nefes alan bir canlıdır.

 

Açık olarak planlanmış, yaşam odalarının iç içe geçtiği, sadece panel bölmeler ile separe edilmiş mekanlarında iç ve dış mekan tasarımı birbirinin tamamlayıcısıdır. Ruhsal enerjinin bloke olmadan adeta uçuşarak dolaştığı bu evler “işte tam burada yaşamalıyım, benim yaşam tarzım bu olmalı dedirtir insana”.

Pratik ve fonksiyonel bir yaşam stili amaç edinilerek kurgulanan tropik evlerde gün ışığı ve taze hava müdahale edilmeden  doğal hali ile kendi yolunu bulur. Yaratılan birçok alternatifli oturma köşesi günün farklı saatlerinde evin farklı bölgelerinde vakit geçirme imkanı sunar.  Geceleri ise arı peteğinden yapılma mumların ışığı altında aydınlanan veranda ve balkonlarda elektriğin ve teknolojinin uğultusundan uzak olmak ise ayrı bir ruhsal terapi kaynağı olur. Elbette bu evler ilkel toplumlar tarafından inşa edilirken böylesine bir amaç güdülerek tasarlanmamıştı. Fakat içimizdeki geçmişe dönme ve huzura kavuşma isteği Güney Asya’ nın şimdi çoğu tatil mekanı olarak kullanılan tropikal evlerini popüler ve rüyası gezi mekanları haline dönüştürür. Bazıları için ise bu güzellikleri en doğal hali ile yaşayan ülkelere modern dünyadan göç ettirtir, hayatının geri kalan kısmını geçirecek ülkeler olurlar. İngiliz iç mimar Linda Garland buna güzel bir örnek. Garland 1970 lerde seyahat amacı ile geldiği Bali’de yaşamını sürdürmeye karar verir ve zaman içinde ismi bambunun kraliçesi olarak anılmaya başlar. Doğanın sunduğu zengin malzemeleri ve bambuyu kullanarak tasarladığı mobilyalar ve tropikal iç dekorasyon stili ile dünya jet setinin en favori tasarımcılarından biri olur.

Endonezya’nın Bali bölgesi içinde iç ve dış mekanın içiçe geçtiği eşsiz birçok tropikal evi barındırır. Pirinç tarlalarının zengin su yataklarının bulunduğu manzaralar çoğu tropikal evde yeniden hayat bulur. Bahçeleri dereler, göletler  ve havuzlar  ile buluşan evler Bali’nin doğası ile organik bir bağ kurar. Ana bina ve çevresinde küçük kulübeler ile genişletilen yaşam mekanları bambu köprüler ve taş geçişler ile birbirlerine bağlanırlar. Zengin bir fauna ya sahip tropikal ormanların geniş yapraklı muz, kokonat gibi ağaçları ise evlerin içine kadar uzanır ve doğal gölge yaratır. Bu adeta  yeşil bir şemsiyedir. Javanese  stili ağaçların ve sazlık çatıların altında, tik döşemelerin üzerinde, koloniyel tarzda rattan ve ahşap mobilyalar eşliğinde, pamuklu yastıklar, cibinlikler, keten döşemeler ile rahatın en üst düzeye ulaştığı samimi bir  yaşam imkanını sunar. Yağmur ormanının altında ıslanırcasına dışarıda bitkilerin arasında alınan duşlar, taş lavabolar, camsız, penceresiz  banyolar hepsi mekânsal terapinin bir parçasıdır tropikal evlerde.

Hindu ve Budist inançların efsanevi sembolleri ve karakterleri ile yaratılan sanat eserleri ve objeler ile dekore edilen köşeler kırsal yaşam tarzındaki bu evlere dahil olunca çok yönlü Asya kültürünün spiritüel kimliğini mekanlara taşırlar. Karakterleri ile yaratılan sanat eserleri ve objeler ile dekore edilen köşeler kırsal yaşam tarzındaki bu evlere dahil olunca çok yönlü Asya kültürünün spiritüel kimliğini mekanlara taşırlar.

Sıcak ülkelerin renkli ve doğal yapısını yansıtan Tropikal evlerin ekolojik duruşları ile de günümüz modern mimarisine örnek olması gerektiği kanısındayım. Sonuç olarak hangimiz sıra sıra dizilmiş beton kuleler yerine bu samimi, doğal evlerde yaşamayı tercih etmez ki?

 

Kültürler arasında yoğrulmuş bir Halı markası
MunaHome
dfot
Halı ve kilimler yumuşak, renkli ve kendine özgü hali,  çoğu zamanda sanat ve zanaat arası duruşuyla  mekanlarımıza estetik katan dekorasyon elementleri. Üzerinde konuşulacak, hoşça zaman geçirilecek ortamlar yaratırken, zamansız ve yöresel kimlikleri ile yaratıcılığa en açık dekoratif ürünler arasında yerlerini alırlar. Düğüm ve dokumasına, desen ve rengine, tekniğine göre dünya kültürlerinde ayrı bir konuma sahiptirler. Tüm bu zenginliğe ve çeşitliliğe duyulan derin saygının verdiği motivasyon ile kurulmuş Muna Home markası. Çağdaş yaşam alanları için zengin çeşit yelpazesinde üreterek dünyanın çeşitli noktalarındaki özel tasarlanmış mekanlara eklektik bir tarz kazardırmayı bu hoş trendin önde gelen marka destekçilerinden olmayı amaçlıyorlar.

Marka, Yasemin ve Gianluca Cicu çifti tarafından 2010 senesinde Barcelona’ da yaratılmış. Gianluca, Sardunya adasında yetişmiş sıcak bir Akdenizli. Yasemin ise ailesinin Abhaz geçmişi ile kültürler arasında yoğrulmuş, dünya kültürüne derin merak duyan bir girişimci. Designmixer’ ın yolu ise 2012 yılında kendileri ile aynı vizyonla kesişti. Muna Home bloğunu yazarken, ilham alınan birçok  yaratıcı kültür sentezlerinden halı koleksiyonu oluşur ve kısa zamanda çalışmaları hayata geçer.

Muna Home’ un koleksiyon çalışmasında %100 Yeni Zelanda yünü el dokuması halılardan, antik Türk kilimlerine, Anadolu’ da çeşitli teknikler ile üretilmiş halılardan, kuzu ve hayvan postlarına doğal /natura adlı koleksiyon temalarına yer verirken, parlak ve yumuşak, ipeksi dokunuşa sahip viskon halılarından Anadolu’ nun yöresel desenlerini edilmiş hallerine kadar birçok çeşit mevcut. Çağdaş mekanlar için eski çalışmaları yeniden yorumluyoruz. Fas ve Anadolu topraklarında ortaya çıkmış üretim tekniklere yüzyıllar öncesine dayanan Tulu halılarından yola çıkarak da yün grubunda ayrı bir grup oluşturuluyor.

Bohem ve eklektik tarzın vazgeçilmez desenleri Orta Asya ikat desenlerine de ise yepyeni teknikler ile Muna Home koleksiyonunda yeniden hayat veriliyor.

Bölgesel geleneksel dokumaların farklı baskı teknikleri ve desenler ile çeşitlendiriyor. Sıcak ve natürel renklerden, mavinin indigo tonlarına, siyah, gri ve beyazın grafik kalitesindeki modern çizgilere sahip çağdaş 3 boyutlu halılara kadar farklı gruplarda ürünler tasarlanıyor.  Modernizmi ve tarihi, geleneksel ve çağdaş üretim tekniklerinin bir harmanlayarak  çeşit çeşit, ürünler yaratılıyor. Mekana özel, renkleri, malzemesi, ölçüleri projeye göre tasarlanmış ürünler ise Muna Home çatısı altında üretilen halılara büyük bir çeşitlilik kazandırıyor.

Dokunun hayatımızda görsellik kadar önem taşıdığı mekanlarda trendlerin sadece ufak dokunuşlar ile farklılık yaratması olası. Halının ve kilimin ise trendler ne olursa olsun üzerine işlenmiş, çoğu sembolleşen desenleri ile beraber insanlık tarihi boyunca yaşayacağı, yaşam alanları her ne tarzda olur ise olsun onların duyusal kalitelerini artırıcı dekoratif elementler olarak kalacağı kesin. Bu bağlamda Muna Home’ un vizyonu ile keşfedilecek koca bir dünya ve yaratılacak bir çok ürün var bizce. Siz ne dersiniz?

Nisan Sayımızda Tüm Bahar Coşkumuzla Sizlerleyiz.
“Herkes baharı kendi tarzınca karşılar” sloganımıza uygun olarak değişen kapak görsellerimizle, uçuşan kelebeklerimiz ve daha bir çok keyifli dijital sürprizimizle sizler için bahar neşesini iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir dergi hazırladık.
Dekorasyondan Şehir Yaşamına; Evleriniz için Bahar Seçeneklerinden Sanata; Tasarımdan Bahçeye; Teknolojiden Mimariye…
Kısacası hayata dair dopdolu içeriğiyle E-Derginiz Bast Home’un Nisan sayısını indirmek için maildeki linklere tıklamanız yeterli olacak.
Bast Home’un Nisan sayısında ayrıca: Yönlendirmeli interaktif sayfalar, bahar kokan dijital efektler, keyifli video röportajlar, satın alma fırsatı sunan katalog sayfalarımızı bulacaksınız.

İçindekilerden Kısa Kısa…

· Dünyadan ve Türkiye’den Öne Çıkan Tasarım Markaları ve Koleksiyonları: Fermob, Menu, Ego Paris, Nude…
· Herkes Baharı Kendi Tarzınca Karşılar Dosyamız ve Ürün Katalogları,
· Yerel Markaların Bahar Koleksiyonlarından Seçmeler,
· Nisan Ayında Bahçelerde Yapılması Gerekenler,
· İstanbul’un, Hep Genç Semti Moda’dan, Tasarıma, Sanata, Tarihe ve Günlük Yaşama dair Sembolleşmiş Mekanlar,
· Sanat, Trend, Stil, Home-Tech, Akgün Akdil, Bilge Baykuş, Mimarhane, Motto Tasarım, Designmixer, Hollywood’un Rüya Evleri Köşelerimiz,

Sizleri yeni kuşak medya anlayışımızla oluşturduğumuz okuyucu tecrübesinin keyfini çıkarmaya davet ediyoruz…
Keyifli Okumalar!nisan_web

dergi_format_mart

 

Şanslı küçüklere özel, eğlenceli stil markası “Biscuit

Kısa süre önce aramıza katılan, kendi içinde birçok ihtiyacı barındıran, minik aile bireyimiz Bal’ a yoğunlaşma sürecinde, tatlı tesadüfler ile karşımıza çıkan, yenilikçi ve yaratıcı çocuk markası Biscuit  bugün designmixer’ ın dekorasyon psikolojisine dair vizyonu ile örtüşmesinden dolayı iç mimari projelerinde güvenerek iş birliği yaptığı ve hatta sosyal medya ilişkilerini de keyifle yürüttüğü bir marka haline geldi. Tüm bu yakınlaşma sürecinde ürünlerini inceleme ve kullanma fırsatı bularak, bu vesile ile de  ilgilenenlere eğlenceli çocuk stil markası Biscuit’u duyurmak ve biraz da yaptıklarından bahsetmek istedim.

Markanın sahibi Name Yıldırım 2003 senesinde Biscuit için yola çıkarken  çocuk dünyasında farklılık yaratmayı arzu etmiş ve kendine has çizgilere sahip, kişiye, ihtiyaçlarına ve hobilerine yönelik mekanları  tasarlarken, çocukların mutluluğuna odaklanmış.  Örneğin, çok eğlenceli bulduğum projelerinden biri; hobisi müzik olan bir çocuğun odasına özel tasarladığı sahne platformu…

Bir an çocukluğunuza geri dönün ve hayal ettiğiniz şeyin karşınızda, odanızın içinde olduğunu düşünün, bu durumun ne kadar heyecan ve ilham verici olabileceğini tahmin edebilirsiniz sanıyorum. Name Yıldırım da zaman içerisinde çocuk dünyası için çıkardığı bu eğlenceli projelerde minik kullanıcılardan aldığı pozitif geri dönüşler ile  yoğun bir motivasyon yaşamış ve ne kadar doğru bir yolda ilerlediğini hissetmiş. Sonuç olarak da çalışmalarını ve tasarımlarını yurtdışına taşıyarak bir dünya markası olma kararı almış.

Biscuit’in Addresistanbul’daki şirin mağazasında neler yok ki? Son derece zevkli, kaliteli, işlevsel ve oyun odası konsepti ile birleşmiş bebek ve çocuk odası mobilyaları, ünlü İsveç markası Elodie Details’ in stil sahibi çocuklar için tasarladığı ürünler, Pop & Lollie’ nin çocuk yaratıcılığını teşvik edecek rengarenk duvar etiketleri, yumuşacık ve yalın çizgilere sahip özel tasarım halıları, modern İskandinav çizgilere sahip Sandberg firmasına ait duvar kağıtları ve çocuk ile beraber büyüyen fonksiyonel ve dayanıklı Leander marka çocuk mobilyaları.

Biscuit kısacası miniklerin ihtiyaç duyabileceği herşeyi düşünmüş ve Baby Taytay’ın giyim ve ev tekstili ürünlerini çalıştığı markaların arasına dahil etmiş. Yaratıcılığı, kalitesi ve fonksiyonelliği olduğu kadar çocukların sağlık ve güvenlik konularını da ön planda tutarak ebeveynler ile empati kurmuş.

Biscuit yepyeni dekorasyon fikirleri ve temaya uygun illüstrasyonları ile tasarladığı odalarda yaşayacak, kendine has günlük kullanım malzemeleri ve giyim tarzı ile çevresindekileri kendine hayran bıraktıracak şanslı küçükler ve çağdaş stil sahibi aileler için addresistanbul’ da ki mağazasında her gün yeni bir proje üzerinde çalışıyor ve fikirler üretiyor. Sevgili küçüklerimiz ve onlar için güzel bir dünya kurma fikrine empati duyup, ürünleri ile hayatımıza estetik katan, kısaca mutluluklara mutluluk eklemeyi başarabilen bir marka. Ayrıca, biscuit tüm sosyal medya sayfalarında paylaştığı ilham verici fikir ve ürünleri ile yeni bebek bekleyenler ve çocuklarına keyifli dakikalar yaşatmak isteyenler için de oldukça eğlenceli. İlgilenenlere duyurulur…

 

dergi_format_mart