demir

dfot

 

1978 yılında kurulan ve plastik şemsiye tabanı üretimiyle işe başlayan Summer Classics, günümüzde reçine hasır, dökme alüminyum, tik, ve demir kullanarak ürettiği yüksek kalite dış mekan ve veranda mobilyaları ile alanında öncü bir markadır. Müşterilerinin yaşam kalitesini artırmak için güzel ürünler üretmekte ve insanların mobilyalar hakkındaki düşüncelerini değiştirmektedir.

Summer Classics, dış mekan mobilyaları ile öne çıkmaktadır. Tasarımcılar sofistike ürünler yaratmak için ilham almakta ve bunu farklı malzemelerin yaratıcı kullanımı ile geleneksel işçiliği birleştirerek yapmaktadır.

Summer Classics, çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir tutkuyla dış mekan mobilyaları tasarlamakta ve yaratmaktadır. Bu bağlılık üretimin ve müşterileri memnuniyetinin artış göstererek devamlılığını sağlamaktadır.

dfot

 

Amasra’dayız.

İstanbul ve Amasra arasında yaşayan mimar Gülce Gökmen Türk ile eşi ressam-tasarımcı Mustafa Türk’e ait olan iki katlı daire; Amasra’nın merkezindeki tepelerden birinde konumlanmış 5 katlı bir binanın en üst katında bulunuyor. Giriş katta salon, mutfak ve müstakil banyolu misafir odası bulunuyor, üst katta ise ebeveyn odası ve teras var. Her biri deniz manzaralı odalar; 180 m2’lik bir alana yerleşiyor.
Projelendirme ve yapım aşaması 6 ay gibi bir sürede tamamlanan ev; tasarımcılarının zihninde birbirine yönelen mekanlarla akıcılık kazanan; rahatlık odaklı sade bir ev olarak yola çıkmış. ‘eski’nin yaşanmışlık deneyiminden aldığı güçle grafiksel detayları birleştirerek yer yer klasik detayların da dikkati çektiği retro-modern tarzını ortaya koymuş.Eve adım attığınızda tavanda antre, salon ve mutfağın ortasından geçen geniş bir kiriş dikkat çekiyor. Brüt beton olarak bırakılmış bu kiriş; birbirine bağlı bu üç mekan arasında ortak bir geçiş sağlıyor.Harman tuğlasının sıcak etkisi, yemek bölümündeki geniş duvarda kaplama olarak, antreyi mutfağa bağlayan geçişte kolon olarak, antreden salona geçişte ise ahşap lentonun bittiği yerdeki kenar detayları olarak karşımıza çıkıyor. Birbirine bağlı bu üç mekanın tavanından geçen doğal ahşap kirişlerin köşeleri yuvarlatılarak doğal bir görünüm kazandırılmış.
Duvarlar ve ahşap parkelerde, renk olarak; evin genelindeki tonlarla kontrast oluşturması için beyaz tercih edilmiş.Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Mobilyaların tamamı ev sahipleri tarafından tasarlanarak marangoza yaptırılmış. Oda kapıları, yemek masası, kitaplığın konstrüksiyonu ve aile yadigarı mermerlere yaptırılan ayaklarda ortak dil olarak diagonal hatlar dikkat çekiyor. Zemin kaplaması olarak seramik ve parke kullanılmış. Antre ve mutfakta kullanılan altıgen formdaki seramikler; evin genelinde etkisini gösteren diagonal hatlarla yuvarlak formlu mobilyalar arasında bir denge unsuru olarak düşünülmüş. Ayakkabılık olarak da kullanılan aile yadigarı sandığın üzerine; doğal ahşap askılık takılarak vestiyer ihtiyacı kısmen giderilmiş.
Mimarın eskiciden aldığı dresuvarı; her mekanda karşımıza çıkan ev sahibi Mustafa bey’in yağlı boya tablolarından biri süslüyor. Fotoğrafçılıkla da uğraşan ev sahipleri evlerinin duvarlarında kendi çektikleri fotoğrafları da sergiliyorlar. Salondaki geniş kanepe dışındaki tüm mobilyalar ya eskiciden alınarak kaplatılmış ya da marangoza yaptırılmış. Yemek masasının başlarındaki oymalı sandalyeler aile dostlarının hediyesi.
Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Üst kata çıkan masif ahşap olarak merdiven beyazlatılmış açık meşe yaptırılmış. Sık aralıklı korkuluklar griye boyanarak modern bir etki oluşturulmuş.Üst katta bulunan ebeveyn odasında tavan komple ahşap kaplanarak beyaza boyanmış. Yine ahşap kirişler kullanılarak çatının formu belirginleştirilmiş. Yatak başı olarak doğal ahşap plakalar farklı aralık ve ebatlarda çakılarak, seçilen renklerde boyanmış, mobilyalar mimarın tasarımı.
Ebeveyn odasına açılan banyoda; ev sahibi Mustafa Bey’in demir ustasıyla birlikte yaptığı ayna; yine harman tuğlasıyla oluşturulan diş üzerine monte edilmiş. Banyonun tavanı da ebeveyn odasıyla aynı nitelikte düşünülmüş.

 

dfot

dfot

Yaratıcı işlerde, aranması gereken en son şey tecrübe olmalı. İlk albümler bu yüzden daha güzeldir. Hamdır belki ama samimidir. En sevdiğin film genellikle hevesli bir yönetmenin ilk göz ağrısı çıkar. Evinde olmasından daima keyif aldığın vazgeçilmez eşyaları araştırsan yine yanılmadığımı görürsün. Yine birinin ilk işlerindendir.

Boğazkesen Caddesi’nde karşıma çıkan Ham:m bir genç tasarımcılar kollektifi olarak bu işte yeni olmanın sınırsızlığından faydalanıyor. Yeni mobilya ve tasarım markasının ismi de tam olarak bu nedenle Ham:m. Herkesin her telden çaldığı tasarımların olduğu kaotik bir durum yok yalnız. Bir araya gelişleri tek bir amaç doğrultusunda, mutluluk verici ‘zamansız’ tasarımlar ortaya çıkarmak.

Markanın tasarımcılarından Gülsüm karşılıyor beni. Bunu yaparken kendilerine masif meşeyi ana malzeme olarak seçtiklerini söylüyor. Özellikle masa, sehpa, tabure gibi tasarımlar için. Yanında demir, pirinç, bronz ve mermerin kullanıldığı boy ve el aynaları, kesme tahtaları, kalem setleri ve kalemlikler yer alıyor. Tasarımlarının tamamı kendi atölyelerinden ‘harika ustamız’ dedikleri marangozlarının elişçiliği. Ham:m tasarımlarına İstinye’deki ilk sergilenme alanları Dank’ta da rastlayabilirsin.