dekorasyoncu

Bir İskandinav Rüyası

Norveç kırsalında, İskandinav country yaşam biçiminin en güzel örneklerinden birini teşkil edecek bir çiftlik evindeyiz. İkisi de sanatçı olan ev sahiplerimize bu nehir kenarındaki taş ev ailelerinden kalmış. Başlangıçta tatillerde geldikleri, balık tutmaya, hafta sonu tatillerini geçirmek için tercih ettikleri bu eski ev, onları o kadar etkisi altına almış ki eşsiz doğası ve ihtişamlı taş duvarlarıyla. Şehirden ve kurumsal hayattan uzaklaşma ve hep ilgi duydukları sanat alanına yoğunlaşmalarına bile fikirsel bazda sebep olmuş demek çok da abartılı olmaz.

Evi içine temelli içine yerleşmeden evvel, bir tadilat sürecinden geçirmemişler. İçine girdikten sonra her ayrıntısıyla kendileri ilgilenmek istemişler. Bahçe düzeninden, verandaya, mutfak ve banyolardan salona kadar her alana özel olarak yoğunlaşmış ve emek vermişler. Hiç bir detayı gözünüze sokmadan ,büyük bir ustalıkla düşünüp, uygulama yaptıkları için, mekanın doğallığı da ortadan kalkmamış.

Evin doğal yapısına uygun olarak aile yadigarı eşyalara, çevredeki eskicilerden topladıkları mobilyalara ağırlık veren ağırlıklı İskandinav stili benimseyen ev sahipleri, basitlik ve sadelik ilkesini ön planda tuttukları bir iç dekorasyon tarzı benimsemişler. Fonksiyonellik ilkesinden ödün verdikleri tek alan sanatsal objeler olmuş.

Evin sınırlarının dört duvardan ibaret olmadığını hemen belirtelim. Çevreleyen doğanın sınırsız nimetlerinden faydalanmak için evin bahçe ve verandası da ustaca yaşam alanlarına dahil edilmiş.

Hatta bahçeye dökülen küçük taşlar sayesinde bolca yağış alan bölgede çamura bulaşmadan bahçede gezinilebilecek geniş de bir alan yaratılmış.

dergi_form_nisan

 

BİZON STUDIO

Sahip oldukları farklı marka ve müşteri deneyimlerini bir araya getirerek, piyasanın görsel ve tasarıma dair ihtiyaçlarına fark yaratıcı çözümler sunmayı amaçlıyor. Bunu yanı sıra kişiye ve projeye özel, sanatsal değeri ön planda olan el yapımı işler üretiyor. Yaratıcı, yenilikçi, akademik başarılarıyla ön plana çıkmış kollektif bir oluşum Bizon Studio.
Bizon 2011 in ilk çeyreğinde farklı “Güzel Sanatlar” disiplinlerini bir araya getirerek “Kadıköy-Moda” da doğdu. Sanatçılarının “Seramik, Heykel, Modern Takı” uzmanlıkları sayesinde giderek büyüdü. Bizon, farklı malzeme arayışları, bu arayışlardan çıkan özel ürün tasarımlarının yanı sıra, Fotoğraf, Grafik, Animasyon, İllustrasyon gibi dijital sanat dallarında da hizmet vererek doğadaki yaşamına devam etmektedir.
Bizon, bilinçsiz avlanmaya rağmen çizgi ve samimiyetine güvenerek doğadaki neslini sürdürmek için yeni dostlar ve projelerle birlikte bu listeyi giderek uzatma çabası içerisinde, “Merhaba” diyor..

Modern Takı Tasarımı ve Heykel – Seçil ABDİŞLER
M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü mezunu sanatçımız Seçil ABDİŞLER, hazırlamış olduğu koleksiyonlarını kendi elleriyle modellemekte ve sizlerin beğenilerine sunmaktadır. Sanatçımızın şu an sergilemekte olan koleksiyon parçalarını Bizonstudio-Moda’da ve diğer birçok özel butik mağazadan takip edebilirsiniz. Anıt heykel, büst, soyut heykel, ödül heykelciği ve tüm modern – klasik çizgideki çalışmalarımız kurumsal firmalara, özel projelere tasarım ve çözümler üreterek devam etmektedir.

Seramik – Murat Gökçe YILMAZ
Dumlupınar Üniversitesi Seramik Tasarım mezunu sanatçımız Murat Gökçe YILMAZ mimari uygulamalar, modüler seramik, ürün tasarım alanlarında çalışmalarına devam etmektedir. Bizonstudio Moda’da bulunan atölyemizde yapılan tüm çalışma ve tasarım örneklerini inceleyebilir, kendinizin ve firmanız için özel proje ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda fikirlerimizi alabilirsiniz.

Enstelasyon
Kendi malzeme disiplinlerinden biraz uzaklaşıp farklı malzemeler farklı denizler keşfetmek, eğlenmek adına yapılan çalışmaların tümüne denir.
dergi_form_nisan

dergi_form_nisan

 

SARICA KÖŞKÜ (Sarıca Arif Paşa Konağı)

Moda Caddesi üzerinde yer alan Neoklasik tarzdaki Sarıca Köşkü, Mimar C.P.Pappa (1868-1931) tarafından 1903 yılında inşaa edilmiştir. Sarıcalar, Eğriboz Adası’ ndan göç ederek İstanbul’ a yerleşmiş ilk Türk ailelerinden biridir. İki kardeş olan Sarıcalardan birinicisi, II. Abdülhamit döneminde sarayda mabeynci olan Ragıp Paşa ve ikincisi ise Yıldız Sarayı’nın doktoru olan kardeşi Arif Paşa’dır. Arif Paşa Konağı, Rum asıllı mimar Constantin P. Pappa’nın İstanbul’da bilinen ilk büyük ölçekli yapısıdır. Moda Caddesi üzerinde geniş bir bahçe içinde bulunan köşk, çağdaşı olan yapılar arasında farklı bir yere sahiptir.
Konağın bahçesi üç metre yüksekliğindeki yığma taş duvarlarla çevrilidir. 1930’lu yılarda tramvayın geçmesi için köşkün bahçe duvarları geriye çekilince, orijinalinde iki etaplı olarak kurgulanan orijinal giriş bozulmuş ve esas demir kapı kaldırılmıştır. Bugün eski servis kapısı ana bahçe girişi olarak kullanılmaktadır. Bodrum, zemin, üç normal kat ve çatı katından oluşan, zengin taş işçiliğine sahip Sarıca Arif Paşa Konağı, hem Arif Paşa’nın statüsüne yakışır bir konak, hem de bir aile apartmanı gibi tasarlanmıştır. Arif Paşa Köşkü ,dönemindeki diğer köşk ve yalılar gibi orta sofalıdır. Ana merdivenlerin kat sahanlıklarındaki büyük çift kanatlı kapılar, katları birbirinden ayırır.
Mimar Pappa, konağın sahibi Arif Paşa ile ailesi için, hizmetlilerin konak içi trafiğinin diğer ev sakinlerinin günlük hayatından kesin çizgilerle ayrılmasına uygun bir proje oluşturmak konusuna yoğunlaşmış ve bunu hayata geçirmeyi başarmıştır. Arif Paşa, zemin katta cadde cephesinden girişi olan bölümde yaşamıştır. Bahçe içindeki saçaklı ikinci kapıdan ulaşılan diğer katlar ise ailenin diğer fertleri tarafından kullanılmıştır.
I.Dünya Savaşı sırasında İstanbul işgal edildiğinde, İngilizlerin emriyle köşk boşaltılarak, iki yıldan fazla Ermeni Okulu olarak kullanılmıştır. İstanbul’un kurtuluşundan sonra köşk tekrar sahiplerine iade edilmiştir. Yol çalışmaları sırasında yapılan müdahaleler ve cephesindeki doğal eskimeler dışında, günümüze kadar korunarak gelen Sarıca Arif Paşa Konağı, Moda’nın önemli tarihi yapılarından biridir.

 

dergi_form_nisan