dayanıklı

dfot

 

RECYCLE

Recycle yani geri dönüşüm günümüzde hızla yaygınlaşan trendlerin başında geliyor.  Hemen hemen tüm markaların koleksiyonlarında recycle ürünler bulabiliyoruz.  En sık ahşap  ürünlere rastlıyabiliyoruz. Kokusundan mı dokusundan mı bilemiyorum ama bizim tutkuyla kendine çekmeyi başarıyor ahşap geri dönüşümlü ürünler. Üstelik ahşabı yeniden kullanmak, doğayı korumanın en etkin yöntemi.

Geri dönüşüm ürünlerde kullanılan ahşap pekçok farklı kaynaktan temin edilebiliyor. En yaygın malzemeler ahşap taşıma paletleri, eski tren rayları ve gemi güvertelerinden sökülen ahşaplar.

Bu malzemeler birbirinden şık ve güzel mobilyalarda yeniden hayat buluyor. Aslına bakarsanız yalnızca mobilya da değil, son yıllarda yaşam alanlarının her bir köşesi için ürünler üretiliyor.

Taşıma Paleti Deyip Geçmeyin

Geri dönüşüm ev eşyalarında sıkça kullanılan ürünlerin başında paletler geliyor. Paletler yani bildiğimiz depolarda üzerine malların dizilip, daha sonra forkliftler ya da vinçler aracılığı ile yerden kaldırılan düz platformlarla birbirinden güzel tasarımlar elde edilebiliyor.

Diğer malzemelere kıyasla çok daha kolay bulunabilir ve hesaplı olmalarının yanı sıra kullanım kolaylığı da tercih nedeni. Kullanım kolaylığı sağlayan özelliklerini eşit aralıklı düz şeritlere sahip, dayanıklı, yapışkan, kolayca kesilebilir ve şekil alabilir olmaları olarak sıralayabiliriz.

2 çeşit palet var, yumuşak ahşap ve sert ahşap paletler. Yumuşak olanlar genelde tek kullanımlık, kolayca bulunabilir ve ucuzdurlar. Sert paletler ise biraz daha yüksek fiyatlara satılırlar. Peki nerde bulabiliriz bu paletleri? Algıda seçicilik olsa gerek, konuyla ilgilendiğimden beri supermarket otoparklarında görür oldum mesela. Depo ya da nakliye firmalarında da kolayca bulunabileceğini öğrendim meraklı bir arkadaşımdan.

Paletlerden üretilmiş geri dönüşümlü ürünlerde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise mantar ve tarım ilaçları gibi kimyasal koruyucu maddeler içerebilecek olmalarıdır. Perakende geri dönüşümlü ürünlerde bu konunun önlemi alınmış ve etkisiz hale getirilmiş olsa da kendiniz yeni birşeyler tasarlamak isterseniz koruyucu boyalarla bunun önlemini almayı unutmamanızı tavsiye ederim.

Paletler hem iç hem de dış mekanda pekçok farklı tasarımda can bulabiliyor. Bunun onlarca örneğini görebiliriz çevremizde. Karyoladan tutun, mutfak dolabına, zemin döşemesinden, ofis masalarına kadar geniş bir yelpazeden bahsedebiliriz. Gelin birlikte favori tasarımlara göz atalım. 

ÇOCUĞUNUZ iÇiN ORiJiNAL BiR YATAK

Kulağınıza garip geldi geldi değil mi? Çocuğumu eski kullanılmış, hatta ne şartlarda kullanılmış bilemediğiniz ahşaplardan oluşan bir karyolada yatırmak. Orijinal ve cesur bir yaklaşım. Çocuğumun sahip olmasını isteyeceğim karalteristik özelliklerine de uygun üstelik.

Birkaç taşıma paleti, endüstriyel bir hava vermek için 4 tekerlek ve gerekli ekipmanlarla hesaplı yoldan çok orijinal bir yatağa sahip olabilirsiniz. İsterseniz yanlarını kaldırıp, büyükler için de daybed’e dönüştürebilirsiniz.

Böyle bir ofiste çalışmak istemez misiniz?

Reklam ajanslarının dekorasyonu genelde çok moderndir. Ancak böylesini şahsen ben hiç görmemiştim. Amsterdam’da bir reklam ajansının dekorasyonununda hemen hemen tüm detaylarda ahşap paletler kullanılmış. Masalardan, merdivenlere kadar heryer geri dönüşümden nasibini almış. Çok şık ve yaratıcı olmuş, ne dersiniz?

Bahçe zeminine döşenen paletlerden patika yapmak ister misiniz? Yapımı kolay, kullanışlı, ekonomik ve doğal bir görünüm için ideal bir çözüm. 

 

Paletlerden üretilen mobilyalar son yılların yükselen trendi. Endüstriyel bir hava yakalamak için ideal. Renklendirilmiş ahşaplarla farklı dokular bir araya geldiğinde orijinal ve şık bir ortam oluşmuş.

 

dfot

 

 

DUVARLARIN DIŞINA TAŞIYORUZ

 

Mayıs ayı, yaklaşık bir aydır hayatımızda yeniden konuk olmaya karar veren sıcak havaların, gelgitler olmadan, serin esiveren rüzgardan kaynaklı ürpermeler kalmadan, ansızın bastıran yağmur riski kalmayarak, sakinleşip yaşantımızın orta yerine resmi olarak yerleşme ayıdır. Önümüzde yaklaşık 5 ay sürecek upuzun bir açık hava dönemi duruyor, hepimize hayırlı uğurlu olsun. “Çok özlemiştik, hoşgeldi, sefa geldi” dediğinizi duyar gibiyiz. Birçoğumuz kıştan çok bunaldık, belki de bazılarımıza 3-4 ay değil de 3-4 yıl gibi geldi kış ayları. Çok çalıştık, hep koşturduk, yada kendimizi evin çoluk çocuğun peşine adadık, kimimiz spora başladı, bazımız hastalıktan bir türlü kafasını kaldıramadı. Kim olduğumuz veya ne yaptığımız fark etmez, kış boyunca aslında hepimiz eşitlendik. Hepimiz, kendimizi, evlerimizin duvarlarının dışına atmak konusunda önüne geçilemez bir arzuyla yanıp tutuşuyoruz.

 

Belki bir bahar kaçamağı yaptınız birkaç gün bir yerlere kaçtınız, kafanızı dinlediniz. Belki de işten kafanızı kaldıramıyorsunuz, önümüzdeki dönem daha da yoğun olacak üstelik. Belki kızacaksınız ama bu da çok önemli değil, gezip gelmiş de olsanız, ruhunuz doğaya doymuş olmayacak nasıl olsa. Aksine daha büyük bir özlem ve açlık hissedeceksiniz.

 

İşiniz çok mu yoğun? O da sizi durduramayacak iş çıkışı, uzayan akşamlar ve ılık yumuşacık hava sizi kendisine doğru çekip sakinleştirecek nasıl olsa. Tüm yollar aynı kapıya çıkıyor her koşulda. O zaman istikamet tek: duvarların dışına taşacağız başka çaremiz yok.

 

Klasik Bahçe Takımlarından Sıkılanlara

 

Dışarı çıkmak dediysek, gazetelerin aralarından üzerimize düşen kataloglardaki yılların eskitemediği bahçe takımlarından, masa ve sandalyelerden hatta aynı sandalye minderlerinden size de fenalık geldiğini varsayıyoruz. Yoksa yanılıyor muyuz? Bahçe salıncağının bile sanırsınız sadece üç modeli var dünya üzerinde. Bazı balkon grupları var ki aralarında, hepimizde bulaşıcı bir hastalıkmış gibi bir gün her balkonu kaplayacak her bahçeye girecek duygusu uyandırıyor insanda her görüşte. Bilimkurgu filmi çekiyoruz da zamanın hiç akmadığı bir boyuta sıkışıp kaldık gibi hissetmiyor musunuz siz de onları görünce?

Evet belki ekonomikler, belki kullanışlılar, dayanıklılar ama bırakın evimizde onları görmeyi, katalog ya da dergi sayfalarından bile bıyık altı size gülüyorlarmış gibi gelmiyor mu size de? Replik de belli, eski Türk filmlerindeki kötü adam jargonu: “Bir gün hepiniz benim olacaksınız !” Tamam biraz abarttık kabul. Bütçeden de çok bağımsız bir şey söylüyoruz aman bir yanlış anlama olmasın. Çok pahalı markalarda da aynı klişeye sık sık rastlıyoruz zaten, o yüzden olaya bütçeden bağımsız bakmak lazım. Sıradan olmayalım, bir tarzımız kalsın tek istediğimiz bu ve bunu duvarların dışına çıkarken de koruyalım, hem kendi hem de dışarıdaki-
lerin göz zevki için.

Hepimizin vardır evde favori mobilyaları, okuma koltuğu, tv seyrederken ayağını uzattığı pufu veya kahve içmeye bayıldığı sehpası…Onları da beraberinizde bahçeye çıkarmaya ne dersiniz?

 

Açıktaysa korumak gerekir elbette bu mobilyaları ama elinizi korkak alıştırmayın, unutmayın fazla ağır olmayan herşey içeri dışarı yapmak suretiyle de, nemden kirden korunabilir, kullanmadığınız zamanlarda üzerlerini örterek onları korumaya
alabiliriz. Hadi karar verin okuma koltuğunuz mu, tv seyrederken ayaklarınızı uzattığınız pufunuz mu? Sizin vazgeçilmeniz hangisi?

İçeride Yaratmaktan Korktuğunuz Kombinleri Burada Deneyin

 

Madem dışarı çıkmak özgürlük biraz da, o zaman kendinizi sınırlamayın. Sevip de bir türlü sergileyemediğiniz objelere el atın. Atamadığınız babadan kalma valiz, dergilik, fazla renkli mutfak tepsisi, tek kalmış emaye tabaklarınız, beğenip internetten sipariş verdiğiniz evinize uymayan çiçekli komidininiz, açık hava ortamlar yaratıcılığınızı kullanmak için sizi bekler. Aksesuar konusundaki sınırsız özgürlüğünüzü anlatmaya gerek yok sanırız.

 

Mutlaka Tekstil Kullanın

Bahçe balkon işi, sıkılmaya üşenmeye gelmez, saksılarınızı renk renk çiçeklerle donatmak ne kadar zaruretse dışarı çıkmanın hakkını vermek için, güzel bir masa örtüsü, sedire yayılan yastıklar, etrafa serpiştirilen minderler, ürperince üzerinize alabileceğiniz şallar da bir o kadar zorunluluk açıkhava macera sevenleri için. Kirlenecek bozulacak bahanelerine sığınmaya gerek yok, hiçbirşey sonusuza kadar bizimle yaşamayacak nasıl olsa.

Yaz Sofrası Farklı Olur

Hakkının verilmesi gereken konulardan biri daha, haydi buyrun bakalım. Yaz akşamları malum uzun, sohbet muhabbet güzel ama güzel bir sofra kurulmayacaksa resmin bir tarafı hep eksik demektir. İnsanlara yorgunluklarını aldıracak eğlenceli, renkli, cıvıl yaz sofraları için lezzet yetmez görsellikte sınıfı geçer olmalı havaya kolay girebilmek için. Bizden söylemesi.

Dışarıda Yapacağınız Düzenlemelerde Çocukları İhmal Etmeye Gelmez

Güvenlik kurallarından bahsetmiyoruz yanlış anlama olmasın, bu uzun ve bizi aşan bir konu olur. Biz çocukların iyi vakit geçirmesi için dış mekanlarda yapılması gereken düzenlemelerden bahsediyoruz. Oyun evi de olur, küçük bir çadır da, şişme havuz da iyi fikir, minik bir kaydırak da, hatta terasın köşesine yerleşmiş küçük bir top havuzu da, adını siz koyun. Keyfini onlar çıkarsın. Yeterki onları ihmal etmeyin.

Bahçesi, Terası, Balkonu Olmayanlar Için

Arabanızın bagajında veya evinizin giriş kapısının yanında hemen kendinize bir alan açın. Alın açılıp kapanan sandalyenizi masanızı, sahiller, ormanlar parklar sizi bekler. Güzel bir piknik sepeti, masa seti, birkaç yer minderi veya battaniyesiyle bu keyfinizi taçlandırın. Unutmayın ince ve keyifli detaylarkısa mutlulukları taçlandırır. Yaratacağınız minik ritüeller sizin ve çevrenizdekiler için keyifli zaman geçirmenin reçetesi haline dönüşebilir.

 

dfot

dfot

 

Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Evimizi de severiz, dış dünyayı da. Kendimizi de severiz, çocuklarımızı da.

Bu Devirde Anne Olmak Zor Diye Düşünenlere Cevabımızdır: Biz, Sizin Bildiğiniz Annelerden Değiliz!

Birçok konuda olduğu gibi annelik konusunda da şanslı bir kuşak olduğumuzu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyoruz, siz ne dersiniz? Evet bu fikre karşılık birçok alternatif veya karşıt düşünce de ortaya konulabilir. Bu çağın anneleri bir koltuğa çok karpuz sığdırıyorlar, zorlaşan şehir yaşamı, ekonomik koşullar, çevre faktörünün çocuk üzerindeki etkisinin artmasıyla zorlaşan çocuk büyütme süreci vs vs…”Neresi şanslı bu çağın annelerinin?” diyenler de olacaktır. İşte bu yüzden başlık attık biz de “Biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz!” diye.

Biz bu çağda yaşayan annelerin (hangi kuşağa ait olduğu da fark etmez) yadsıyamayacakları iki önemli gerçeklik var, işe onlardan başlayalım öncelikle: 1) Kendi seçimlerimizi yaşıyoruz her durumda
2) Dünya o kadar küçüldü ki günümüz koşullarında; öğrenmek, sorgulamak, değerlendirmek istersek, önümüzde sınırsız bir dünyanın kapılarının açıldığını görüyoruz. Peki bunlar gerçekten birer “Nimet mi, yoksa lanet mi?” gerçekte sorulması gereken soru biraz da bu aslında.

Seçeneğinin olması insanı rahatlattığı kadar, her an kendisini sorgulamasına da neden olan bir özgürlük aslında. Bu yüzden biraz ateşten gömlek, bunun farkında olduğumuzu itiraf ederek başlayalım işe. Az önce bahsettiğimiz ikinci madde de bu gerçekliğin yangına körükle giden versiyonu, onu da kabul edelim baştan. Yetişkin olup yaptığının sonuçları ile yüzleşmeyi, sürekli kendini sorgulamayı, değişen doğrularla ve gelişen ani durumlarla baş etmeyi de yüklüyor omuzlarımıza. Sanki anne olmak en basit durumda bile, yeterince zor değilmiş gibi…

Kaç çocuk yapmalıyım? Nasıl bir iş hayatım olmalı, ya da olmalı mı? Nasıl bir evde oturmalıyım? Bu kararları alırken eşimle nasıl bir işbirliği içerisinde olmalıyım? Çocuğu nasıl büyütmeliyim; annemin iyi yaptıkları, yapamadıkları neler? Hayatına nereye kadar, nasıl müdahil olmalıyım? Nerelerde geri kalıp, nerelerde kapı gibi onun arkasında durmalıyım? Benim tarzım veya hayat seçimlerimin onun karakterinin şekillenmesinde olumlu veya olumsuz yanları neler? Doğal akışa teslim olmayı ve kontrolü bırakmayı hangi noktada kabullenmeliyim? Kabullenmeli miyim? Çocuğumun benim istediğim kişi değil de, onun mutlu olacağı kişiye dönüşmesinde ne derece başarılı olacağım?

Doğru beslenme, doğru yaşam alışkanlıkları kazanma, doğayı, hayvanı, kısacası dünyayı seven bir insan olarak yetişmesi konusunda ne derece başarılıyım? Teknolojiyle arası nasıl olmalı, ya da sanatla, sporla? Fırsat vermesem olmaz, versem fazla mı gelir hepsi? Yetenek gelişir mi, yoksa yetenekli mi doğulur? Nasıl keşfedilir? Güçlü olsun isterken onu çaresiz kılar mıyım, fazla üstüne düşersem de kendi kendine yetemeyen biri mi olur çıkar? Çok şımarırsa, ayakları yere basmazsa sonra, ne istediğini bilmezse? Çok sıkarsam yargılanmış hissederse kendini sürekli, güveninin inancını kırarsam?

Bu sorular daha bıraksak sonsuza kadar gider farkındayız. Çekinmeyin itiraf edin, birçoğu bir hafta içerisinde defalarca aklınızdan geçmiştir ve geçmeye de devam ediyordur zaten. Çocuğunuzun yaşı ne olursa olsun, siz kendinizden ne kadar emin olursanız olun, annelik sonsuz bir emin olamama duygusu heralde finalde. Eskiden böyle değildi oysa ki, çizilmiş doğrular, sosyal yaşamın getirdiği belirli şablonlar ve sorgulanmadan uygulanan eskiden kalan metodlarla, bir seçim değil bir yaşam biçimiydi annelik.

Şimdi durum o kadar basit değil elbette, sırf yeni annelerden, çocuğu küçük olan genç kadınlardan bahsetmiyoruz yanlış anlama olmasın sakın. Bu çağın anneleri, hangi jenerasyona ait olduklarından, kendi yaşlarından ve çocuklarının yaşlarından bağımsız olarak, eski dayatma ve kabullerden çok uzakta bir ilişki geliştirip yönetmeyi öğrenmeliler çocuklarıyla. Birlikte öğrenmeye, sürekli değişmeye ve mutlak paylaşıma yönelik bir vizyon benimsemeliler çocuğuyla ilişkilerinde. Yoksa ilişkiler sünüyor, kavramların içi boşalıyor, ilişkiler dayatmalardan ileri gidemiyor.

Aslında bu yüzden de bu kadar keyifli bu çağda anne olmak, sürekli gelişiyorsunuz, öğreniyorsunuz, yenileniyorsunuz ve koşulsuz sevmenin lüksünü yaşıyorsunuz. Bir anne için çocuğunun hayatının önemli bir parçası olabilmek, onu yaşam boyu destekleyebilmek, sevinçte ve üzüntüde ona koşulacak ilk adres olmak kadar büyük bir tatmin yok hayatta.

Bu yüzden diyoruz ki biz sizin bildiğiniz annelerden değiliz. Peki nasıl bir anneyiz? Onu da bilmiyoruz. Çünkü biz de kim olduğumuzu çok iyi bilmiyoruz, dün bildiğimiz bugün yalan olabiliyor çünkü sürekli değişip gelişiyoruz. Tek bildiğimiz mutlak doğrumuz; koşulsuz sevgimiz ve mangal gibi yüreğimiz.

 

dfot

dfot

 

Ünlü tasarımcı Patricia Urquiola, Arçelik için Leisure Ankastre Serisini Hazırladı

Tüm dünyada yarattığı trendler ve ayrıcalıklı tasarımlarla tanınan Patricia Urquiola, Arçelik ile de sıradışı bir çalışmaya imza attı. Yeni bir bakış açısıyla Leisure adını verdiği çok özel bir seri hazırlayan tasarımcı, Nisan ayından itibaren Arçelik’in belli konsept mağazalarında tüketici ile buluşacak. İstanbul’da Rahmi Koç Müzesi’nde seçkin davetliler eşliğinde yapılan geniş katılımlı tanıtım toplantısında beğeniye sunulan Leisure serisinde ankastre fırın, ocak, davlumbaz, bulaşık makinesi ve buzdolabı yer alıyor.

 

Leisure Patricia Urquiola Serisi, tasarım tutkunlarını biraraya getiren bir dizi etkinlikle tanıtıldı. 10 Mart Pazartesi günü, İstanbul’da Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleştirilen lansman etkinlikleri kapsamında Patricia Urquiola, tasarım yaklaşımını akademisyenler, öğrenciler, mimarlar ve tasarım dünyasına merak duyan katılımcıların biraraya geldiği bir konferansla paylaştı. Konferansın ardından düzenlenen lansman etkinliğine, Türkiye’nin ünlü mimarları ile inşaat dünyasının önde gelen isimleri katıldı.

 

Lansman etkinliğinde, Leisure Patricia Urquiola Serisi’nin yeni reklam filminin de ilk gösterimi gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Nicolas Caicoya’nın, görüntü yönetmenliğini de pek çok uluslararası festivalde ödül kazanan Jose Luis Alcaine’nin yaptığı filmin çekimleri Milano ve Como’da gerçekleştirildi.

Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş. Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, Arçelik’in ayrıcalıklı konumunun ve başarılarının arkasında

Ar-Ge, inovasyon, kalite, tasarım ve markanın temel faktörler olarak yer aldığını belirtti. Çakıroğlu, “Tasarım alanındaki çalışmalarımızı bir adım daha ileriye taşıyarak; yepyeni ve özel bir seri geliştirmeye ve bu özel projede, dünyanın en iyi tasarımcılarından Patricia Urquiola ile çalışmaya karar verdik” dedi.

Levent Çakıroğlu; mutfakların sadece yemeklerin hazırlandığı ortamlar olmaktan çıkıp; ailelerin, arkadaşların biraraya geldikleri, birlikte keyifle vakit geçirdikleri yaşam alanları haline geldiğini ifade etti.

Patricia Urquiola’dan, evlerimizin kalbi olan mutfaklarda keyifle kullanılabilecek; bu arada teknolojiden veya tasarımdan ödün vermeyen ve ikisi arasında güçlü bir denge kuran bir ürün serisi tasarlamasını istediklerini söyleyen Çakıroğlu, “Çalışma süresince; Patricia’nın tasarım yeteneğinin teknoloji ile harmanlanarak, ürünlere yansımasına büyük bir hayranlıkla tanık olduk” dedi.

Arçelik A.Ş. ile ilk olarak 2012 yılında çalışmaya başladığını söyleyen Patricia Urquiola, evin kalbi olan mutfaklar için tasarlama fikrini ilk duyduğunda çok heyecanlandığını belirtti. Arçelik’in köklü geçmişinden ve yenilikçi anlayışından çok etkilendiğini, Leisure Patricia Urquiola Serisi’ne de bunu yansıttığını ifade eden Urquiola, “Türkiye, Doğu ve Batı arasında bir köprü vazifesi görüyor ve bu özelliği onu farklı kılıyor. Özellikle İstanbul’un her bir köşesi şaşırtıcı boyutlarda ilham verici,” dedi.

 

Leisure Patricia Urquiola Özel Serisi’ne kısa bir bakış

 

Leisure Patricia Urquiola Serisi ocaklar, davlumbazlar, ankastre fırın, bulaşık makinesi ve buzdolabından oluşuyor.

Ocak

Leisure Patricia Urquiola Serisi ocaklarda üstün teknoloji ile iç ve dış alevleri ayrı ayrı kontrol edilebilen, özel tasarım hassas yanıcılar bulunuyor. Bu sayede çikolata eritmekten yüksek güçte woklu pişirme yapmaya kadar geniş bir alternatif sunuluyor. Sönmeye karşı gaz emniyeti sistemi bulunan seride 60 cm,75 cm ve 90 cm genişliğinde paslanmaz çelik blok tasarıma sahip ocaklar ile birlikte, bir de 30 cm genişliğinde ince döküm yüzeye sahip toplam 4 model bulunuyor.

 

Davlumbaz

60 cm ve 90 cm genişliğinde 2 modeli bulunan özgün tasarımlı davlumbazlar ile yüksek emiş gücüne (765m3/sa) sahip. Kolay kullanım sağlayan dokunmatik sensörlü kullanıcı ara yüzü sayesinde 4 farklı kademe ayarı yapılabiliyor. Leisure Patricia Urquiola Serisi davlumbazlar, ürün ile uyumlu antrasit renkli, bulaşık makinesinde yıkanabilen kaset filtrelerin yanı sıra, yine tasarımla uyumlu, kullanıcıya ek kullanım alanı sağlayan bir rafa sahip.

 

Ankastre Fırın

Model, kontrol panelinin kapağa entegrasyonu sayesinde, tasarımın uygulandığı desenli düz cam bir yüzeye sahip. Tutamak, kapağın çevresinde gizlenmiş durumda. Geniş iç hacme sahip (75 litre) bu fırında, çok renkli TFT LCD dokunmatik ekran üzerinden görsellerle takip edilebilen, profesyonel şefler tarafından hazırlanmış 79 adet otomatik pişirme menüsü ve tarifi bulunuyor. 5 seviyede aynı anda pişirme yapılabilen bu fırının iç kapağı, özel nano kaplama sayesinde, pişirme yaptıktan sonra da çok kolay temizlenebiliyor.

Bulaşık Makinesi

Leisure Patricia Urquiola Serisi tezgah altı ankastre bulaşık makinesi, otomatik bardak koruma sistemi sayesinde bardakların ömrünü 20 kattan fazla uzatıyor. Ayrıca kendini temizleyen filtre sistemi ile filtre temizleme ihtiyacını 1 yıla kadar öteliyor. Dokunmatik tuş kontrolü, LCD ekran ve yarım yük fonksiyonu bulunan bulaşık makinesi 13 kişilik yükleme kapasitesine sahip.

Full – No Frost Kombi Buzdolabı

Özel tasarım cam kapıya sahip olan Full – No Frost Kombi Buzdolabı, soğutucu ve dondurucu bölmelerindeki bağımsız fan kontrolü ile hassas sıcaklık dağılımı sağlıyor ve yiyeceklerin daha uzun süre saklanmasına olanak veriyor. Elektronik kontrol paneli ile her bölmenin sıcaklığının ayrı ayrı ayarlanabilmesine imkan veren buzdolabında hızlı dondurma ve hızlı soğutma fonksiyonları bulunuyor.

Patricia Urquiola

Birçok kez uluslararası ödüle layık görülen ve dünya çapında yayınlar tarafından defalarca yılın tasarımcısı seçilen Patricia Urquiola, bugün modern tasarımın önde gelen isimlerinden biri. İtalya’nın Milano kentinde, tasarım efsanesi Achille Castiglioni›den eğitim alan Patricia Urquiola, uzun yıllar dünyanın en iyi tasarımcılarıyla birlikte çalıştıktan sonra kendi tasarım atölyesini açtı.

Patricia Urquiola; İtalya’nın en önde gelen markaları ile yaptığı başarılı çalışmaların yanı sıra dünyaca ünlü markalarla da çalışıyor. Alessi, Axor Hans Grohe, Baccarat, B&B Italia, BMW, Flos, Four Seasons, Kartell, Louis Vuitton, Mandarin Oriental Hotels, Molteni, Moroso, Mutina, Rosenthal, W Hotels gibi pek çok ünlü marka için yaptığı çalışmalar arasında mimari tasarım alanında yaptığı showroom, hotel ve restoranlarının tasarımları gibi çalışmalar da yer alıyor. Patricia Urquiola, aynı zamanda ödülleri ve ikonik tasarımları olan bir tasarımcı. A&W Designer of the Year ve Design Prize Cologne gibi pek çok ödüle sahip olan Urquiola’nın, 2011 yılında Venedik Bienali’nde yer alan bir tasarımı da modern tasarım ikonları arasında sayılıyor.

dfot

 

ŞEHRE ÇAĞDAŞ VE ZARİF BİR ORTAMDAN BAKMAK İSTEYENLERE

 

Avant-garde şehrin tam kalbinde zarif ve çağdaş bir otel, Mandarin Oriental. Şehrin en popüler bulvarlarından Passeig de Gracia bulunan otel, 20. yüzyılın ortalarında kalmış bir binanın ödüllü tasarımcı Patricia Urquiola’nın yenileme projesiyle yeniden hayat bulmuş. hizmete girmiştir. Bu otelde, ödüllü bir spa, Blanc Brasserie & Gastrobar sayesinde yenilikçi yemek imkanı ve Carme Ruscalleda’nın  iki Michelin yıldızı ödüllü yemeği dahil olmak üzere olağanüstü hizmet ve olanaklar sunmaktadır.

Otelin tasarımını, daha önce de belirttiğimiz gibi New York Museum of Art koleksiyonlarının daimi parçası olan ödülü bulunan İspayol tasarımcı Patricia Urquiola yapmıştır. Yeni oda ve dekorları oluşturmak için yeniden görevlendirilen Urquiola, avant-garde ve kozmopolit tasarımlarını sürdürmüştür.

Bu yeni konspette Urquiola, avant-garde Avrupa tatları ve geleneksel oryantalist stiller arasındaki harmonik bağlantıyı, Cumhurbaşkanlığı ve Penthouse odaları içinde genişleterek, otel için özel olarak yaptırılan hidrolik mozaikler ve sanat eserlerine, Katalan modernizminin yeni yorumlarını kattı.

Yeni suitlerde, konukların kendilerini evlerinde hissetmesi için gerekli servis hizmeti için bütün detaylar düşünüldü. Bu detayların birkaçından bahsedecek olursak, Urquiola, odalarda tekstil ekranlar, Tai-Ping halı ve Urquiola Studio tarafından tasarlanmış benzersiz mobilya parçaları kullanarak, esnek boşluklar yarattı.

Geniş suit boyutlarıyla dikkat çeken otelde, Junior Suitler 55 m2’den başlıyarak Premier Suitler’de bu boyut 124 m2’lere çıkıyor, bu ölçülerde odalarda isteğe göre kolayca 2-3 yataklı konfigürasyonlar uygulanabiliyor. Tavanlara, aydınlatmaların ve gün ışığının her iki taraftan kusursuzca birleşmesi için ekstra yükseklik verilmiştir. Tavandan yere kadar yapılmış pencerelerde ferah ve modern bir görünüm oluşturmak için soluk ve karanlık duvarlarını tamamen zıt juxtapose renkler seçilmiştir. Ortamın sıcaklığını vurgulanmak için ise bronz detaylar kullanılmıştır. Zeminde meşe ahşap kullanılırken parlak renkli kilimler tercih edilmiş.

Otelin en önemli suiti olan Barcelona süitte açık jakuzi ve solaryum ile tam 123 m2’lik teras vardır. Diğer suitlerde Barcelona Suite nazaran daha küçük özel teras veya balkon, yanı sıra çalışma alanları, soyunma odaları ve özel akşam gelen iş toplantıları için modüler özellikli  yaşam alanları vardır. Renkli ve opak cam içinde kapalı, zarif bir spa atmosferini yaşayabileceğiniz geniş banyolar vardır.

Milano’da Urquiola Studio tarafından bir koleksiyon olarak oluşturulan özel parçaların yanısıra, lambalar Flos, sofalar ve masalar Moroso, Husk sandalyeler B&B, stool’lar EMU ve mozaikleri Mutina tarafından tasarlanmıştır.

 

dfot

dfoit_mayis
DUVARLARINIZI KİŞİSELLEŞTİRMENİN VAKTİ GELDİ…

Özel tasarım sanatsal duvar kağıtlarımız ile mekanlarınıza benzersiz bir atmosfer katabilir, aynı zamanda duvarlarınızı birbirinden değerli sanatçıların tablolarıyla süsleyebilirsiniz.
Zamanın en değerli kavram haline geldiği günümüzde, showroom, galeri, sergi gibi mekanları ziyaret ederek tüm sanatçıların ve tasarımcıların çalışmalarını görmek neredeyse imkansız hale gelmiş diyebiliriz. Nishdecor olarak, kendi markaları olan Nishart ile; yaptığı işlerle dünya çapında beğeni toplayan, ressam, illustratör, fotoğraf ve grafik sanatçılarının eserlerini ortak platformda bir araya getirerek, web sitesi üzerinden sanatseverlere ulaşmasını hedeflemişler. Çok da iyi yapmışlar.
‘Dünyadaki trendler değişiyor. Kurumlar ve kişiler artık kendini ifade etmeye ve bireyselciliğe yöneliyor. Dünyada çok az sayıda verilen böyle bir hizmet ile bireyler de mekanlarında kendi kişiliklerini tam anlamıyla yansıtma olanağına sahip oluyorlar.’ şeklinde özetliyor. Faaliyet alanlarını genel olarak sipariş üzerine üretilen özel sanat eserleri, portreler ve grafik enstalasyonları konusunda uzmanlaşan görsel ambians atölyeleri, zevk sahibi özel müşterilere, kurumlara ve mimarlara hizmet vermekte.
NishArt dev duvar resimleri, soyut portreler, aile freskleri, dekoratif uygulamalar, enstalasyonlar, Bizans ikonalarının reprodüksiyonları, antik freskler, büyük ölçekli projeler için fine-art baskı, yağlıboya/akrilik tablolar, fotoğraf çalışmaları ve serigrafi işleri gibi geniş bir stil ve teknik seçeneği sunuyor müşterilerine. Tek yapmanız gereken onlara ulaşmak ve ne istediğinizi tam olarak anlatmak. Hem ev hem de işyerlerimiz için farklı seçeneklerde sınırsız bir dünyanın kapılarını bize aralayan Nish Art sayesinde tek yapmamız gereken yaratıcılığımız ve hayal gümüzü kullanarak düşledğimiz mekanın ne olduğunu kurgulamak. Gerisini onlar hallediyorlar.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

NİHAN SATIROĞLU

1987 yazında Adapazarı’nda doğmuş. Sokaklarda ve bahçelerde geçen eğlenceli bir çocukluğun ardından büyür ve Türk dili ve edebiyatı bölümünden mezun olur. Fakat edebiyatı hiçbir zaman meslek olarak düşünmemiş. “Ben, üretmeliydim ve ticaret yapmalıydım. Bu ikisini birleştiren şey “niarmena” oldu. Annem; tanıdığım en iyi tasarımcılardan biri bence. Annem, dostlarım ve tabi arkamda duran mavi bir adamla yola çıktım. Sonrasında ekibimize katılanlar oldu. Diken, işleyen kadınlar; çizimlerimizi yapan “su” gibi bir kız, epey tatlı bir ekip olduk anlayacağınız ve böyle devam ediyoruz.” şeklinde özetliyor tasarım serüvenini. Ürünlerinin en büyük özelliği el nakışı olmaları. Kumaşlara çizimleri geçiriyor ve bu çizimlere nakışla hayat veriyorlar ekip olarak. Tabi her şey el yapımı (handmade). Kol çantaları, cüzdanlar, makyaj çantaları, defterler, önlükler, yastıklar üretiyorlar. İstanbul’daki mağazalar, internet siteleri derken şimdi de yurtdışına ürünlerini göndermeye başlamış. “Mutlu bir iş bu, tek amacımız ise bu mutluluğu yayabilmek. Ürünlerimizle görenleri gülümsetebilmek” şeklinde özetliyor Niarmena’nın misyonunu.

 

Takip ettiğiniz siteler ?
Etsy.com, pinterest.com

Çalışırken olmazsa olmazınız ?
Hayallerim ve çayım

En sevdiğiniz dönem veya akım ?
1970 sonrası kavramsal sanat dönemi. Edebi akım ve dönem olaraksa kesinlikle garip akımı ve sonrasındaki dönem.

Favori mekanınız ?
Bahçem

Atölyenizde asla neye rastlamayız ?
Uzun süren sessizliğe, kötü kokulara, kesmeyen makaslara, kötü malzemelere, pisliğe, haddinden fazla dağınıklığa, çaysızlığa, ıslık sesine, yatağa, yorgana 😉

Nelerden ilham alırsınız ?
Şiirlerden, kahvaltı masalarından, arkadaş sohbetlerinden, gezdiğim yerlerden, kedilerden ve maviden..

Evde olmazsa olmazınız? (tasarım adına)
Kağıt, kalem, kitaplarım, kumaşlarım, iplerim

Kendinizi en çok benzettiğiniz şehir?
Ütopik

Tek bir cümle ile kendinizi anlatın desek…
Normal olmadığım kesin !

Motto’nuz…
Kumaşa fısıldıyorum hep : “Onları çok mutlu et…”
dfoit_mayis

dergi_form_nisan
FERMOB
“BÜYÜLEYİCİ VE CÖMERT”
Fermob Fransız bir bahçe mobilyaları markası. Marka muhteşem bir yaşam tarzını ürünleriyle somut hale getiriyor. Pratik, rahat, özenle hazırlanmış ürünlerin rengarenk dünyası insanları kendine hayran bırakıyor. Fermob bunca yıldır kendine özgü bir DNA geliştirmiş. Geleneksel bahçe mobilyası konseptini değiştirerek hitap ettikleri kitleyi de genişletmişler. Sonuç olarak farklı renk ve tasarım, sayelerinde balkonlarda, veranda ve bahçelerde birçok fermob tasarımı yerini almış. Fermob dayanıklı, saklanabilir, katlanabilir, mobilyalar tasarlıyor.
Sıcak iş ilişkileri sayesinde kitlelerce yayılmaya devam ediyorlar. Web sitelerine 700.00’den fazla kullanıcı ziyaret etmiş. Ekipçe markayla duygusal bir bağ kurmuş, bir aile olmuşlar. Her sezon sunulan yeni ürünlerinden de görülebileceği üzere tamamen inovasyona yatırım yapıyorlar.
Genişleyen renk skalaları ve üretim sürecinde gösterdikleri özen ve dikkatleriyle ürünlerin kalitesini artırıyorlar. Yeni sezonda da tasarımda çok iyi isimlerde beraber 15 yeni ürün piyasaya sürdüler. Fermob dünyası böylece her türden yaratıcı insanın duygularını ifade edebiliyor.
Bu yıl ayrıca Patrick Jouin, Pascal Mourgue, Jean Michel Wilmotte, Olivia Putman gibi isimlerin tasarlamış olduğu ikonik modellerin yeniden piyasaya sürüldüğü “Fermob İdolleri” isimli bir koleksiyon sundular. Nisan’da gerçekleşen Milan Uluslararası Mobilya Fuarı’nda sektörden herkesin dikkatini bir daha çekmişler. Mobilyaların tamamlayıcısı olması üzerine, dekoratif aksesuarları da içeren bir koleksiyonları bulunuyor.
Yastık ya da kilim gibi bu aksesuarlar böylece ya dışarıda ya da içeride tek başına kullanılabiliyor. Indoor ve outdoor tekstillerinin iç içe geçmiş olması da işlerine yarıyor. Yaşayan her yeri canlandırmayı misyon edinmişler. Pikniğe elverişli mobilyalar, şezlonglar, belli dönemleri yansıtan sandalyeler, banklar, farklı kullanım alanları olan fonksiyonel masalar, her sezon yenilenen tonlar, değişken materyaller, bahçelere ve ortak kullanım alanlarına renk getiriyor.
dergi_form_nisan