cennet

dfot

 

Mimoza Balık Restorantı, Bodrum Yarımadası’nın en güzel koylarından birinde, Gümüşlük’te, Antik Myndos şehrinin en güzel limanı olan taş iskelenin hemen yanı başında, saklanmış sizi bekliyor. Yakınında hiçbir işletme olmayan mekan, o eşsiz koyda, yalnızlığını sizinle paylaşmak istiyor.

Bodrum’un en meşhur restaurant’ı hangisidir derseniz, istisnasız herkes ” Mimoza” diyecektir.

Gümüşlük sahiline geldiğinizde, sağa dönüp yürürseniz, en sonda bir balık lokantası göreceksiniz. Burası, kocaman bir mimoza ağacının eteklerindeki Mimoza Balık Restoran’dır. Adını aldığı mimoza ağacı, köklerinin ve gövdesinin kalınlığı, dallarının yere paralel uzanmış uzunluğuyla ilk görüşte insanda derin bir etki bırakır. Yılların bilgeliğiyle size bakıyor gibidir. Onun yakınında oturup yemek yerken, kendinizi bu ulu ağacın himayesinde hissedersiniz.

 

Deniz kıyısında masanıza oturduğunuzda Gümüşlük atmosferinin büyüsü dört bir yandan sizi sarıverir. Hele bir de mehtap varsa, yemek yemek bir saltanata dönüşür. Mezelerin ve balığın tadı damağınızda yer eder. İçkinizi yudumlarken, bir başka gözle görürsünüz dünyayı. Dünya sizin etrafınızda, sizin için dönüyordur artık.

Mimoza Balık Restoran’da yemek yemek de, kahve içmek de, ayrıcalıktır. Badem ezmesi ve likörle ikram edilen Türk kahvesi, sultanlığınızın devam ettiğini hissettirir size. Masanızdan kalkıp, bu mekândan ayrılırken, bilge mimoza ağacına dönüp bir kez daha bakıp selamlamak gelir içinizden. Bir kez daha gelebileceğiniz günü iple çekerek.

Deniz içindeki su kabağından fenerlerle gerçekleştirilen ışık oyunları, otantik ile lüksün enteresan karışımı burayı ayrıca çekici kılıyor.

dfot

 

Mandarin Oriental, Bodrum

 

Kusursuz bir kaçış…

Masmavi gökyüzü ve turkuaz bir deniz, yemyeşil bir bitki örtüsü ve yıl boyunca ılıman bir iklim. Bodrum yarımadasının sunduğu renkli Akdeniz deneyimi, kendi evinizin özenle tasarlanmış konforu, Mandarin Oriental’ın efsanevi hizmetleri ve eşsiz olanaklarını ustalıkla harmanlayan Mandarin Oriental, Bodrum…

Avrupa’nın en güzel yerlerinde bulunan ve detaylarıyla nefes kesen bir tesis; Mandarin Oriental. Cennet gibi bir konumda yer alan Mandarin Oriental, stil ve lüks ve konforun baştan çıkarıcı karışımını sizlere sunuyor. İki özel plajı, süitler ve villalar, spa ve çağdaş odalar, üstün hizmet  ve daha fazlası ile dünya standartlarında bir tesis.

Bodrum’un kuzey kıyısında yer alan Cennet koyu, kozmopolit Göltürkbükü’ne yalnızca beş dakikalık mesafede. Bodrum şehir merkezine yirmi dakikalık mesafede ve Bodrum havaalanından 45 dakikalık bir mesafede. Sahile indiğinizde ise kendinizi gerçekten de cennette hissedeceğiniz iki özel plaja sahip. Zaman kavramını unutturacak bu ayrıcalıklı plajlarda gün boyu ruhunuzu arındırabilirsiniz.

Odalar ve süitler tüm güzelliğiyle lük ve konforu aynı anda sunuyor. 27 süit, 59 odadan oluşan Mandarin oriental ayrıca iki muhteşem villasıyla beraber lüks tasarımı çağdaş türk elementleriyle harmanlayarak tarz sahibi bir dizayn ile konuklarının karşısına çıkıyor.

YEMEK

 

Assaggio Restaurant’ta leziz İtalyan mutfağı

Al Olive Garden da Türk ve Akdeniz spesiyaliteleri

Sofra Restaurant’ta Akdeniz esintili dünya mutfağı

Bizim Asian Grill Restaurant’ta Japon ve Güney Asya mutfağı

Pool Bar & Restaurant’ta rahat havuz yemek ve çocuk menüleri

Atmosferik M2 Bar’da tapas, meze, taze meyve suları ve kokteyller

Blue Beach Bar & Club’da ana sahilde hafif yemek dizisi

Kokteyller ve Mandarin Bar, çağdaş bir ortamda prim şampanya

Teras Lounge’da ikindi çayı

Ve Mandarin Pastanesi’nde güzel pastalar

SPA & WELLNESS 

 

Orient şifa geleneklerinden esinlenerek, dünya standartlarında özenli terapistler ve uzmanlar eşliğinde yapılan spa salonları yer almaktadır. Mandarin Oriental imzası taşıyan sağlıklı yaşam alanları içeren 2700 metrekarelik spa alanı bulunmaktadır.

5 tedavi odası, 3 güzellik salonu, VIP Suite, bir Çift Spa Suite ve iki açık tedavi odası, kapsamlı ısı ve su tesisleri, lüks hamamlar, State-of-the-art ekipmanı ile kapsamlı fitness center, pilates,kişisel antrenör eşliğinde yoga salonu, kapalı yüzme havuzu, uzmanlar eşliğinde programlanan  sezonluk ve haftalık uzun sağlıklı yaşam klinikleri ile konuklara tüm ayrıcalıklar sağlanmaktadır.

 

dfot

 

Kapatın Gözlerinizi,

Sizin Cennetiniz Hangisi?

 

Seyahat etmek, gezmek, dinlenmek, eğlenmek, öğrenmek. Yazın yaşamın kendisi demek aslına bakacak olursanız.

 

Hepimizin bir resmi vardır gözünüzü kapadığınızda beliren yaza dair. Çoğu çocukluk anılarına veya özlemlerine sıkışmış küçük enstantaneler. Kiminin gözünde bir terasta veya yeşil bir bahçede edilen keyifli bir kahvaltı canlanır gözlerini kapatıp yaşadığı rutinden uzaklaşmak istediğinde. Kimi saçlarını rüzgara vermiş bir teknede güneşleniyorken hayal eder kendini. Kimisi dalından meyva yerken, kimi de bir havuz kenarında meyva suyunu yudumlayıp şezlongda güneşlenirken.

 

Ben bir önceki hayatımda bir Rum Köylüsü olduğumu düşünecek kadar Ege mimarisine tutkunum. Yaza dair bir şeyler konuşulmaya başlandığında kendimi bir Yunun adasının rüya merdivenlerinde karşımdaki engin maviliği seyrederken ya da Bodrum’da bir taş evin avlusunda rahat bir sedirin üstüne bir yavru kediyle oynaşırken bulurum. Bu yüzden de yıllarca Bodrum sokaklarında amaçsızca dolaşırken gerçek anlamda nefes alabildiğimi ve buralara indiğimde varoluşuma ve benliğime dair bir anlam bulabildiğimi söyleyip durdum hep.

 

Bir yandan da insanın  öldükten sonra gideceği cennetini kendi zihnindeki gibi olacağına inananlardanım. Bu yüzden ölünce güneyde mavi beyaz bir taş evde, kedilerim, sevdiklerim ve sonsuz Mavilikle mutlu bir tablonun içinde hayal ederim kendimi zaman zaman.

 

Neyseki önümüz yaz, kendi cennetimize kavuşmak için ölmeyi beklememiz gerekmez. O zaman kapatın gözünüzü, netleşsin bu yaz ki rotanız…

 

Keyifli tatiller

 

dfot

 

MAMMA MIA

Ve her şeye rağmen bahar geldi…Bizim keyfimizi, moralimizi, ülkenin halini vb. beklemez mevsimler olması gerektiği gibi tam zamanında gelirler. Umalım ki gelen bahar tüm doğayı temizlediği gibi bizim üstümüzde dolanan kasvetli, bulutlu havayı da temizlesin…

İçimizi ısıtacak Mayıs ayı için size harika bir film seçtim. Geçen ay korkuttuysam affola ama bu tekrar yapmayacağım anlamını da gelmez. Ben bu sayfalarda her sayıda iç ısıtan, ferahlatan lay lay lom evlerin sözünü verdiğimi hatırlamıyorum, siz?
Neyse filme gelelim artık. Nedir filmimiz, şudur: Mamma Mia!

Nereden duyduk ilk bunu? Tabii ki ABBA’dan. ABBA kim? Yeni kuşaklar için bebeklerin ilk söylediği kelimelerden biri gibi gelebilir kulağa ama kazın ayağı öyle değil. Çok kısa hatırlayalım: 1966 yılında bir müzik grubu kurmaya karar veren Björn Ulvaeus ve Benny Andersson, 1969 ilkbaharında ABBA’nın diğer yarısını oluşturacak olan Agnetha Faltskog  ve Anni-Frid Lyngstad’in  katılımı ile grubu tamamladılar ve üyelerinin adlarının ilk harflerinden oluşan ABBA adını aldılar.”People Need Love” kırkbeşliğini kaydettikleri 1972 ilkbaharında kendilerini Björn & Benny, Agnetha & Anni Frid olarak adlandırıyorlardı.

1973’te İsveç’i Eurovision da temsil etmek için katıldıkları ulusal İsveç Melodifestivalen finaline “Ring Ring” adlı parçayla katıldılar; fakat üçüncü oldular. Yine grup 1974 yılında “Waterloo” ile Eurovision Şarkı Yarışması’na katıldı. Bu sırada grup ABBA adını aldı. 6 Nisan 1974’teki Eurovision Şarkı Yarışması’nda ABBA “Waterloo” ile birinci oldu. Bu başarı ABBA`nın tüm Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD`de de ünlü olmasını sağladı. Abba, “SOS” adlı üçüncü albümüyle ününü pekiştirdi.

1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü. Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü.

Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 sonunda dördüncü albümleri olan “Arrival” piyasa çıktı. “Money Money Money” ve “Knowing Me, Knowing You” başta olmak üzere tüm parçalar büyük başarı kazandı.

Ardından 1977 yılının başlarında Avrupa ve Avustralya turnesine çıktılar. Yıl sonunda ABBA için bir film çevrildi. Grup elemanlarının tamamı filmde rol aldı. Filmin vizyona girişini, “The Album” isimli yeni albümün piyasaya çıkışı izledi. 1979`da “Voulez-Vous” albümü piyasaya çıktı. Bu yılın son çeyreğine girilirken “Gimme! Gimme! Gimme! (A Man After Midnight)” adlı single çalışma piyasaya sürüldü. ABBA’nın en çok beğenilen parçalarını içeren toplama albümün ikincisi, “Greatest Hits Vol. 2” de, aynı yıl uluslararası başarı yakaladı.1980 yılının Mart ayında ABBA, Japonya’da bir konser verdi. Birkaç ay sonra, “The Winner Takes It All”u da içeren “Super Trouper” adlı albüm piyasaya çıktı.Yıl sonunda ABBA’nın sekizinci albümü olan “The Visitors” piyasaya sürüldü. Öne çıkan parçaların başında “One of Us” geliyordu. 1982’de grup dışı çalışmalara başladılar. Björn ve Benny çeşitli müzikal denemelere yönelirken Agnetha ve Frida da solo kariyerlerini sürdürdüler.

Bu dönemde tek çıkan albüm “ABBA LP” grubun ilk on yılında kaydettiği en iyi şarkıları içeriyordu. Aynı yılın sonunda ABBA, müzikal çalışmalarını bir süreliğine askıya alma kararı aldı ve dinlenmeye çekildi. Birkaç yıl sonra yeniden bir araya gelseler de kayıt yapmadan ayrılarak ABBA’nın aktif yaşamına son vermiş oldular. ABBA müzik tarihini o kadar etkiledi ki iki kadın iki erkek vokalden oluşan pek çok grubun kurulmasına yol açtılar. Besteledikleri şarkıların özellikle nakarat kısımları çok kolay ezberlenip söylenebiliyordu.

Deyim yerindeyse bir dönem tüm dünyanın; sonra da fanlarının hayat boyu sevgilisi oldular. Ve bizim asıl konumuz olan Mamma Mia filmi için bu güne dek besteledikleri en güzel eserler müzikal olarak uyarlandı. Sonuç bizce mükemmel… Bakalım siz ne düşüneceksiniz hem film hem de ev için? Phyllida Lloyd’un yönettiği ve Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth, Stellan Skarsgård, Billy Nighy Christine Baranski, Julie Walters, Amanda Seyfried ve Dominic Cooper’ın oynadığı Mamma Mia, Merly Streep’in en eğlenceli filmlerinden biri… Bir anne ve kızı ile üç muhtemel babanın öyküsünü anlatan bu filmde Yunan adalarından birisinde küçük bir otelin sahibi olan bağımsız ruhlu bekâr anne Donna (Meryl Streep), tek başına büyüttüğü kızı Sophie’yi (Amanda Seyfried) evlendirmek üzeredir. Kızının nikâhına çok yakın iki arkadaşını davet etmiştir. Bunlardan birisi pratik zekâya sahip, gevezelikten hoşlanmayan Rosie (Julie Walters), diğeri ise başından çok sayıda evlilik geçmiş zengin arkadaşı Tanya’dır (Christine Baranski). Her ikisi de bir zamanlar beraber müzik yaptıkları Donna and the Dynamos adlı grubun üyeleridir. Ancak kızı Sophie de gizlice üç konuk davet etmiştir.

Nikâh sırasında kendisini rahibin karşısına götürecek babasının kimliğini bulma arzusuyla yanıp tutuşan Sophie, 20 yıl önce annesinin ziyaret ettiği Yunan adasında tanıştığı ve onun mazisinde büyük yeri olan üç erkeği bulup getirmiştir.

Müzikal, dünyanın çeşitli ülkelerindeki 160 kentte 8 ayrı dilde 30 milyon insanın izlediği çok sevilen bir eser…Filmin ve müzikalin adı ABBA’nın 1975 yılında müzik listelerinin zirvesine çıkan Mamma Mia adlı şarkısından alınmış. Çeşit çeşit olasılıklarla dolu bu cennet gibi adada kimi zaman kaos dolu, kimi zaman büyüleyici 24 saatlik zaman diliminde yeni bir aşk filizlenecek ve küllenmiş romantik duygular yeniden canlanacaktır.

Başrolünde 14 kez Oscar adaylığı elde eden ve iki kez Oscar kazanan efsanevi oyuncu Meryl Streep’in oynadığı Mamma Mia, İsveçli müzik grubu ABBA’nın şarkılarını temel alan aynı adlı Broadway müzikalinin sinema filmi uyarlaması.

“Dancing Queen”, “S.O.S.”, “Money, Money Money” ve “Take a Chance on Me” gibi unutulmaz ABBA şarkılarından esinlenilen bu büyüleyici öyküde annelerle kızlarının, eski dostların ve yeniden kavuşulan ailenin kutsanması da var. “Mamma Mia”nın yapım amirliğini iki Oscar ödüllü Tom Hanks ve eşi Rita Wilson, yapımcılığını ise Tom Hanks’in Playstone yapım şirketindeki ortağı Gary Goetzman üstlenmiş.

Tom Hanks ile eşi Rita Wilson’ın yapımcılığını üstlendiği “My Big Fat Greek Wedding” 5 milyon dolara malolmuş ve dünya sinemalarında 368 milyon dolar hasılat elde etmişti. Tom Hanks’ten iki çocuğu olan Rita Wilson’ın annesi Yunanlı olduğundan “Mamma Mia”nın çekim mekânları arasında Yunanistan da bulunuyor. “Mamma Mia”nın diğer çekim mekânları arasında Londra ve İngiltere’deki Pinewood Stüdyoları da bulunuyor. Donna’nın Yunan adalarından birinde bulunan minik butik oteline gelince size bu yazıda öyle ihtişamlı tasarımcı, mimar mekânları, objeleri, mobilyaları, kumaşlar veya lambaları hakkında bilgi veremeyeceğim. Zira bunlar yok bu filmin mekânlarında…

Onun yerine içinizi ısıtan Akdeniz ruhu ve renkleri var, cıvıl cıvıl çiçekler var, yaşanmışlığın kokusu var, rustik duvarlar var, yıpranmış ahşap döşemeler var, demir karyola başlıkları var, boyaları aşınmış merdiven tırabzanları var, odalarında kalan hayat dolu insanlar var… Hepsinin bir araya gelmesi ve ABBA’nın harika müzikleriyle ortaya çıkan ve orada bulunma isteği yaratan büyülü bir atmosfer var.

Başka söze gerek var mı bu ütopik mekan ve film için? Var, Meryl Streep’in kendi sesiyle söylediği “The Winner Takes It All” var… Filmi izleyin ve kendiniz karar verin.Yaza görüşürüz…

 

dfot

dergi_form_nisan
Bir 18.yy Burjuva Evi Domaine De La Baume

Provans’ın kalbinde 99 hektarlık muhtesem bir malikane. 

 

Provans’ın tepelerinde, göletleriyle birlikte fransız bahçeleri, zeytin korusu, mütavazi şapeli ve dikkat çekici doğal güzellikleri ile seyirlik ve bir defa baktıktan sonra bir mekandayız. Her şeyi kolayca unutarak, sadece o anı tam anlamıyla yaşamanızı sağlayan huzur dolu bir cennet burası adeta. 99 hektarlık bu masal diyarında ağustos böceklerinin ninnisi, atların kişnemesi ve suyun sesi ile atmosferin büyüsü iyice yükseliyor.
Burası eskiden ressam Bernard Buffet’ın eviymiş. Bu görkemli arazinin, eserlerine fazlasıyla ilham kaynağı olduğu söyleniyor. Sevdiği birinin resmini yapar gibi bir şevkle ve tutkuyla buradaki manzara ve iç mimari detayları olağanüstü şekilde eserlerinin bir çoğunda resmetmiş. Sanatçının burayı konu alan her eserinde hassasiyeti, evine olan hayranlığı açıkça gözlemlenebiliyor.
Bu muhteşem bina kestane ağaçlarının gölgesinde, taş avlusu ile, parlak gök mavisi ve güneşin sıcak ışıklarının vurduğu pencereleriyle tipik bir 18.yy fransız stilinin yorumu.
Evin genelinde Hint kumaşları, sıcak kahve, toz pembe, soluk yeşil ve mavi tonları, 18.yy’da inanılmaz popüler olan“toile de jouy” kumaşları bir arada kullanılmış.
Stilize edilen çiçek tablolarında, günlük hayata dair basit detaylar, estetik bir mercekle adeta yeniden şekileniyor ve gerçekliğin tanımını yeniden yapmamıza neden oluyor. Zarif dokunuşlarla yenilenmiş antika mobilyaların yanında Kabriole ve Berjer, Louis XV döneminden koltuklar yer almış. Zeminde ise geometrik parke döşemelerin üzerinde genel olarak el dokuma kilimlerin kullanıldığını gözlemliyoruz.
Ortak alanlarda özellikle restoranda, birçok elementin zevkli karışımından mutlak bir estetik anlayışı ortaya çıkmış. Şef Francois Martin taze sebzeleri ile ve en iyi provansiyel yemekleri pişiriyor ve büyük bir özenle misafirlerine ikram ediyor. Kendi üretimleri olan kovan balı ve taze zeytinyağı ise mekanın konuklarına adeta doyumsuz bir ziyafet yaşatılmasındaki başrol oyuncuları olarak konumlandırılmış menüde.
3 adet süit, 15 yatak odası, panoramik teras, mahzen, yemek dersleri, butik, fransız ve sebze bahçeleri, bal, zeytinyağı üretimi, çiftlik, tenis kortu, sauna, hamam, havuz, doğal şelaleler, yüzülebilen bölümleri olan nehirler provans rüyasının bonkör tamamlayıcıları.
dergi_form_nisan

dfoit_subat

 

 

LÜKS VE OTANTİK:

 

LES CHALET DES FERMES DE MARIE

 

Unutulmaz bir kış rüyasına ev sahipliği yapacak, 10 kişiye kadar konaklanabilen 400 m2’lik bu dağ evi Megevé merkezine birkaç dakikalık yürüme mesafesinde konumlanmış. Samimi ve sıcak bir ortam arayan geniş ailelere, arkadaş gruplarına keyif verecek bir altyapı özenle hazırlanmış burada.Eşsiz doğasıyla yüksek kalitede hizmet ile de ziyaretlerini unutulmaz kılacak bir cennet ortaya çıkmış sonuçta.

 

Ahşabın ve otantik çizgilerin hakim olduğu dekorda, deri, sıcak renkler, tüylü ve yumuşak peluş malzemeler kullanılmış genel olarak. Beş çift kişilik ebeveyn banyolu yatak odası, modern çizgiler ile yakalanmış bir konforlu ortam sağlıyor ziyaretçilerine. Rahatlığı ve asil materyalleriyle rahatlık ve asalet genel dekorasyonun ana eksenini oluşturmuş Massif du Jaillet’in ihtişamlı manzarasına bakan odalar, benzersiz bir huzur hissinin en büyük garantisini oluşturuyor. Samimi ve keyifli alanların paylaşılacağı ortak alanlarda ahşap bir şömine, çalışma köşesi, büyük şahsi bir terasa açılan yemek salonu mevcut. Yine  giriş katında bulunan spa, farklı renk temalı 3 yatak odası da rahatlık ve sıcaklık garantileyecek şekilde dekore edilmiş. Kahvaltı, yemek ve çay saatleri için tam ekipmanlı mutfak da kullanıma hazır.

 

Mont d’Arbois platosunda konumlanmış bu dağ evi aile ya da arkadaşlarla yapılacak bir dağ tatili için rüya gibi bir seçim demek yanlış olmaz, tüm bu gördüklerimizin ışığında… Bu çiftlik evinde patine mobilyalar, her biri toplam beş yatak odası mevcut. Dinlenme alanındaki ahşabın sıcaklığı, loş ışıklı aydınlatmaları, birkaç yüzyıllık tahta işçiliği olan özel parçalar da ahşap veya fırınlanmış kil döşemeler, coğrafyanın ve bölgenin tipik genel çizgilerini gözler önüne seriyor. Alplere özgü raflar, çiftlik evi masaları, heykel büstlerle kombine edilmiş ve dekorasyonda farklı tarzların bir araya gelmesi ile ortaya çıkan ortak bir dil oluşmuş.. Geleneksel çizgilerin ve modern stilin uyumlu birlikteliği bu mekana ayrıcalıklı bir karakter kazandırmaya yetmiş.

 

Her mevsim burada alabileceğiniz farklı tatlar var. Ücrete dahil hizmetler arasında, günlük ev temizliği, kapalı havuz, sauna ve şahsi jakuziler, şahsi garaj, outdoor sporlar ve serbest zamanlar için türlü aktivite ve doğa gezileri var.

 

İsterseniz restoranlarda geleneksel yemekleri tadabilir veya evlere özel akşam yemeği için bir şef çağırabilirsiniz. Kayak dersleri ve skipass için de konsiyerj size yardımcı olacaktır. Masalsı köy meydanı, Alplerin karlı zirveleri, sevimli kır evleriyle rengarenk bir tablonun içinde sizleri bekleyen bu dağ evlerine rotanızda bir yer ayırın.

 

dfoit_subat