butik otel

Hotel Chavanel

La Madeleine… Tarihi Paris yarımadasında, moda, lüks ve zarafet ile kuşatılmış kısa bir tatil hayali kuruyorsanız, çok doğru yerdesiniz. Konforun, lüksün ve tasarımın en güzel hallerini bulacağını bu butik otel size ayrıcalıklı bir Paris tecrübesi vaad ediyor.

Göz kamaştırıcı butik vitrinleri ve dükkanlar…

Bu şık, sağduyulu, zarif aile butik oteli, Fransız yaşam sanatının bir parçası. Kalabalık bir çevrede sakin ve rahatlatıcı bir sığınak burası adeta. Otelin sahibi ve aynı zamanda işletmecisi olan Sophie Charlet, burada geçirdiğiniz zamandan memnun kalmanız için tüm ekibi ile birlikte yoğun bir çaba sarf ediyor.

Kaliteli malzemelerin sofistike ve konforlu halleri. Sağduyulu ve kişiselleştirilmiş bir lüks. Gösterişli değil ama detayları dikkatlice ve iyi düşünülmüş.

Otantik Paris keşfine çıkarken sıcak, hoş, size özel ve çekici bir karşılama için ideal yerdesiniz. Şehrin merkezine yakın bir mesefede konumlanan otel, soğuk havalarda yapılacak keyifli şehir turları için çok uygun bir durak. %100 organik sağlıklı kahvaltısı, özel ürünlerin satıldığı hatıra mağazaları, kışın puslu havasında içinizi açacak sımsıcak atmosferi ile size keyifli bir konaklama tecrübesinin garantisi veriyoruz.

Anne Peyroux ve Emmanuèle Thisy, eski binaların restorasyonundaki isimlerini duyurmuş iki Paris’li mimar. Bu otelin projesinde de birlikte çalışmışlar ve tüm restorasyon ve iç mimari projelerini yürütmüşler.

Otelde 27 adet teknik donanımı ve iç dekorasyonlarıyla göze çarpan oda mevcut.Konfor ve tasarımda çıta oldukça yukarıda tutulmuş demek yanlış olmaz. Butik ve ayrıcalıklı bir şehir otelinde akla gelebilecek her türlü hizmet misafirlere sunulmuş.

dfot

 

Gizli bir mekan…

Doğanın alabildiğine özgür şarkı söylediği, dinleyenin ruhunu yankılayan bir ses…

Esintisinde Baba Dağlarının bin bir güzelliğini taşıyan bir koku ile, sofrasında yakutun, şirazın Akdeniz lezzetlerine döküldüğü bir tat…

Yeşille mavinin, kayalarla dalgaların dans ettiği, buralı olmayanların hep kaçırdığı görsel bir şölen… Toprakla suyun Likya medeniyeti üzerinde Faralya’da karşılaştığı, İki kişinin hayattan mola alıp, hayallerini yaşadığı bir mekan…

 

Perdue bu sebeple klasik butik otel fikrinin dışında, bir otel değil, bir ses, bir koku, bir tat, sıcak bir kucaklama… Maceranın ve heyecanın, sakinliğin ve sessizliğin yanında uyuduğu, insanı şehir hayatından koparıp içine çeken iki kişilik bir kaçış…

 

En son ne zaman toprağa basıp derin bir nefes aldınız,

Ya da rahat yatağınızda ama doğanın tam ortasında uyandınız kuş sesleri eşliğinde,

En son ne zaman sabah kalkar kalmaz denizde yıkadınız yüzünüzü,

Ya da kahvaltı için dalından kopardınız domatesi,

Hiç çadırınızda ama konforun kucağında izlediniz mi? mavi ve yeşili bu kadar uyumlu ve doğal… Ya da sevdiğinizin sesini dinlediniz, bir Akdeniz türküsünde.

 

İşte Perdue size bu anları yeniden kurgulayıp yaratmanız için sunulmuş bir film seti, sizleri yönetmen, oyuncu, yapımcı olmaya davet eden bir masal dünyası…

 

Ülkemizde hiç denenmemiş çadır/oda konseptini deneyerek belki de bir ilki yaşayacaksınız. Tamamen ahşap platform üzerine kurulmuş, her birinin eşsiz manzaraya sahip olduğu odlarımızda; banyonuz, yatak odanız, ve jakuzisi olan bir verandanız mevcuttur. Tüm odalarımızda konforu en sade şekliyle yaşayacaksınız. Sabah uyanışlarınızı ve güneş batışlarınızı verandamızda bir zevke dönüştüreceksiniz. Merdiveninizden  hemen aşağıya indiğinizde sebze bahçeniz veya hamağınızda vakit geçireceksiniz. Bahçemizin çeşitli yerlerinde sizler için tasarlanmış dinlenme alanlarında kitabınızı okuyacak, müziğinizi dinleyecek, sevdiklerinizle sohbet edeceksiniz. Dilediğinizde taka’mızla çevreyi turlayacak, eski Likya uygarlığının merkezini keşfedeceksiniz.

Arzu ettiğiniz her an yanınızda olacak olan personelimiz sizi rahat ettirmek için elinden geleni yapacaktır. Oda servisimiz, oda temizlik hizmetlerimiz size evinizin rahatlığını vereceklerdir.

Tabi tüm bunları doğanın tam içinde olduğunuzu unutmadan, doğayı diğer yaşayanlarla, onlara saygılı bir şekilde yaşayacaksınız.

 

dfot

 

Belmond La Residencia

 

İSPANYA’DA YEŞİLE DOYARAK TATİL YAPMAYI HAYAL EDENLER İÇİN

Mallorca’nın huzur dolu kuzey-batı kıyısında, yeşil dağlarının koruduğu, Belmond La Residencia İspanya’nın en iyi lüks butik otellerinden biri.Deià kasabasının yakınında, zeytin ve narenciye bahçeleri arasında yemyeşil bahçeleri içinde ödüllü spası ve ikiz köşkü ile adeta bir cennetteyiz. Otelin eşsiz ambiyansında, sanat dersi almak, bölgenin kültürel zenginliklerini bir Vespa üzerinde gezmek ya da sadece bir piknik seti ile Mallorca festivalinin manzarasının tadını çıkarmak bu arada yapabileceğiniz aktivitelerden sadece birkaçı.

Tekne Gezisi(Turu);
Belmond La Residencia misafirler için özel bir ücretsiz iki saatlik tekne yolculuğu düzenliyor, bölgenin doğal güzelliklerinin keyfine varacağınız bu turun tadı damağınızda kalacak ve daha fazlasını isteyeceksiniz diye düşünüyoruz. Mallorcan‘ın kıyı şeridi boyunca uzanan engebeli tenha koyları’nda huzur bulacaksınız.

Yuzme Havuzlari;
Otelin iki açık havuzlardan birinde yüzerken DEIA’nın coğrafi güzelliğini ve Mallorca güneşini içinize çekin. Tramuntana Dağları ile çevreli bu ortamın tadını Safereix’in hafif yemekleri veya bir kokteyl ile çıkarın ya da ısıtmalı kapalı yüzme havuzu, sauna ve spa ile bitişik jakuziyi keşfedin. Eğer kendinize özel bir havuz deneyimi isterseniz, Belmond La Residencia da size özel tam boy veya dalma havuzlu süitleri tercih edebilirsiniz.

Sanat galerisi ve heykel bahcesi;
Otelin ünlü Sa Tafona ve Albéniz sanat galerileri yıl boyunca çeşitli sergilere ve gösterilere ev sahipliği yapıyor. Yeri gelmişken hemen ekleyelim Belmond La Residencia İspanya’nın en büyük daimi heykel bahçelerinden birine ev sahipliği yapıyor zaten. Bu bahçe her geçen yıl uluslararası heykeltıraşlar tarafından parçalar ve onların öğrencilerinden gelen eserlerle genişlemekte. Şık Bronz eserlerin yanında çocukların oynayabilecekleri eğlenceli eserlerin de sergilendiği alan sanatsal bir keşif yolculuğu sunuyor otelin misafirlerine.

Tenis;
Otelin Tramuntana dağlarıyla çevrili ve Akdeniz’e bakan muhteşem iki süper tenis kortu bulunuyor. Ayrıca otelin tenis kısmından sorumlu profesyöneli Shyane Tabb verdiği derslerle oyununuzu geliştirmenize yardımcı oluyor. TAC sertifikalı olan Tabb’ın tenis dersleri, raketinizi epey geliştirecektir, bunun teminatı verelim.

Tatilin sonunda Residencia’dan ayrılırken kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedeceğinizden bizler eminiz. Siz ne dersiniz; tarihe, doğaya, kültüre, spora doyacağınız bir tatilden daha iyi bir fırsat olabilir mi yenilenmek için?

 

dfot

dfoit_mayis

Laboratuvar Tasarım Stüdyosu 2010 yılında Ceren ve Fatih Başgöze tarafindan İstanbul Beyoğlu’nda kurulmuştur. O günden bugüne de çalışmalarını sürdürmektedirler.

Yaptıkları işler; iç mekan tasarımı ve uygulaması; mimarlık ve mobilya-ürün tasarımı olarak özetlenebilir. İç mekan olarak proje ve uygulamaların başında daha çok butik oteller; rezidans ve daireler; cafeler geliyor. Bunun dışında butik olarak tek mekan da çalışıyorlar. Genelde İstanbul da konumlanan projelerini işlerini yurt dışında Paris, Bahreyn, Hamburg gibi bazı şehirlerde yaptıkları butik ve özel işlerle destekliyorlar.

Showroomları ise Tophane Beyoğlu’nda , burada tasarım ürünlerinin bir kısmını sergiliyorlar ve satışını gerçekleştiriyorlar.

Hem iç mekan projelerinde hem de yaptıkları mobilya-ürün tasarımlarında çeşitli malzemeleri bir arada kullanmayı tercih ediyorlar. Çeşitli malzemelerin biraraya gelişindeki ahenk ve armoni tasarımlarının çıkış noktası. Genelde modern bir çizgiye sahipler var ama bazı noktalarda tarihsel öğeleri de kullanmayı seviyorlar.

2012-2013 yıllarında oluşturdukları RÖNESANS isimli koleksiyonunda çeşitli antik ve tarihi değeri olan mobilyaları yaptıkları tasarımların bir parçası olarak kullanmayı tercihe ettikleri gözlemleniyor. Bu sayede tarihi yapım teknikleri ile çağdaş yöntemle bir arada kullanılmış oluyor. Çıkan tasarım bir nevi eski ve yeninin birleşimi halini alıyor. Bu kolleksiyonun bir diğer amacı ise eskiyi olabildiği ikincil ham madde olarak tasarımlara katarak yok olmaktan kurtarmak; tabi çağdaş yöntemlerden de yararlanarak. Burada önemli nokta şu: ne eski yeninin önüne geçiyor nede yeni eskiyi gölgede bırakıyor. Estetik bir denge oluşuyor iki uç arasında.

Bu koleksiyondan bir kaç parça Ocak 2014te Maison&Objet Paris fuarında Talents Ala Carte bölümünde sergilenmeye layık görüldü ve hem yabancı basın hem de profesyoneller tarafından oldukça ilgi gördü.

RÖNESANS

isimli limited koleksiyonu dışında da kendi tasarım dilleri ile meydana getirdikleri modern tasarımlarla da  kişiye özel ürünler tasarlamayı sürdürüyorlar.

 

dfoit_mayis

dergi_format_mart

 

The Haze Karaköy konforunda tarihin dokusu

 

Karaköy’de limanın yanı başında yer alan The Haze Karaköy, turizmin ve eğlencenin çekim merkezinde, tarih kokan etkileyici yapısıyla dikkat çeken yeni bir butik otel. Toplam 44 odası bulunan The Haze Karaköy, misafirlerine standart oda seçeneklerinin yanı sıra boğaz ve Galata Kulesi manzaralı penthouse suitleriyle farklı konaklama deneyimi sunuyor.

Turizmin ve eğlencenin çekim merkezi haline gelen Karaköy, son dönemde milyon dolarlık yatırımlarla hayata geçen yeni otel projeleri, yeni açılan lezzet adresleri ve sanat galerileriyle adından söz ettiriyor. Karaköy’ün merkezinde, limanın yanı başında yer alan The Haze Karaköy, geçtiğimiz Nisan ayında tekstil ve dış ticaret kökenine sahip, uzun süredir birbirlerini tanıyan Faruk Kiper, Abdullah Zaimoğlu, Faruk Ariti ve Kaan Kasacı’nın ortaklığında açıldı ve Genel Müdürlüğünü Efe Özkil’ in yaptığı bu şık otel; Karaköy İnşaat ve Turizm AŞ tarafından işletiliyor.

Mimaride neoklasik üslup

The Haze Karaköy’ün mimari projesi, GB Mühendislik’e ait. The Haze Karaköy, Karaköy’de geçmişte bir dönem fırın olarak kullanılan Keçeli Han ile hemen bitişiğinde, girişi 4.60 m olan tavan yüksekliğine sahip, Neoklasik üslupta anıtsal betonarme mimarlığın bir örneği olan ve 1930’lu yıllarda makara fabrikası olarak kullanılan tarihi binanın mekansal birleşiminden oluşuyor. Makara fabrikası olarak geçmişte faaliyet gösteren tarihi binanın pencere boşlukları altındaki çerçeveler ve pencereler arası düşey silmelerle bir art deco etkisi oluşturulmuş. Zemin kat üzerinde bulunan balkon, yine bir dönem yaygın olarak görülen ‘hitap balkonu’ geleneğini sürdürüyor ve aynı zamanda girişi vurgulayan bir saçak görevi görüyor.

Mekanlarda kullanılan tüm mobilyalar ve dekoratif görsel elementler butik konsept otel için özel olarak tasarlanmış. Malzeme seçimi ve aydınlatma çözümlerinde ise mekanı ferahlatıcı, yumuşak, dinlendirici bir tarz tercih edilmiş. Özellikle giriş katındaki eski Türk mimarisinde kullanılan geometrik ve kırık formlar ise butik otelin çevresindeki bölgesel dokuyla bağ kurması amacıyla tasarlanmış. Buna ek olarak, katlar arasında cam asansörle dolaşırken duvarlara dijital baskı olarak İstanbul’un sembolik grafik görselleri kullanılmış.

 

Penthouse suitleriyle
farklı bir konaklama deneyimi

Toplam 44 odası bulunan The Haze Karaköy, misafirlerine standart oda seçeneğinin yanı sıra, deluxe, superior, family oda seçenekleriyle birlikte boğaz ve Galata Kulesi manzaralı penthouse suitleriyle farklı konaklama deneyimleri sunuyor. Odalarda kullanılan televizyonlardan klimalara, duş başlıklarından banyoda ve odalarda kullanılan tüm malzemelere kadar her şey son teknoloji ürünlerden oluşuyor. Otel, butik bir konsepte sahip olsa da müşteri memnuniyeti anlayışıyla misafirlerine odalarında özel masaj hizmeti verebiliyor. Bunun yanı sıra ön büro çalışanları, misafirlerin dışarıda geçirecekleri zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olacak donanıma ve bölgesel bilgiye sahip.

 

ÖZGÜN LEZZETLERE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

The Haze Karaköy’ün eskiden fırın olarak hizmet veren binasına özdeş olarak Portekizce ‘fırın’ anlamına gelen Forneria Restaurant, otelin giriş katında hizmet veriyor. Arda Türkmen’in iki ay önce taş fırında pişen pizzaları ve küçük potlarda fırında uzun pişen lezzetli yemekler sunmak üzere kurduğu yeni mekanının hiçbir yere benzemeyen, kendi özgü karakteristik bir atmosferi var. Basit, gündelik, sade bir yandan da güzel ve şık bir akşam yemeğine ev sahipliği yapabilecek bir mekan olarak tanımlanabilir.
Otelin en üst katında yer alacak olan boğaz manzarasına rahip restoran ise İtalyan Mutfağı’ndan örnekler sunacak. Şefliğini Alp Çekici’nin yapacağı restoranının en büyük özelliği, İtalya’dan getirilen özel taş fırını. Caserol ve güveçlerde yapılan uzun sürede özel taş fırında pişirilen yemekler ve pizzalar spesiyaller olarak öne çıkacak. Ayrıca ilerleyen dönemlerde Türk Mutfağı üzerine, konuklara özel workshop çalışması yürütme planı da mevcut.

 

Zincir olmayı hedefliyor

Özellikle internet üzerinden satış gerçekleştiren The Haze Karaköy, büyük tur operatörleri, transfer konusunda deneyimli acenteler aracılığıyla konuklarıyla buluşuyor. Otelde bulunan toplantı salonu ise, büyük şirketlerin The Haze Karaköy’ü seçmeleri için önemli bir kriter oluyor. Otel misafirlerinin büyük bölümü Avrupa’dan geliyor. Almanya ve İsviçre başta olmak üzere İngiltere, İtalya ve Fransa misafir portföyünün önemli bir kısmını oluşturuyor. İstanbul ve Türkiye’nin değişik destinasyonlarında yatırım çalışmalarına devam eden Karaköy İnşaat ve Turizm AŞ, ilerleyen dönemlerde büyümeyi ve zincir marka haline gelebilme hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.
www.thehazeistanbul.com

 

dergi_format_mart