bina

dfot

 

 

Frank Owen Gehry

Gerçek adı Ephraim Goldberg olan Frank Owen Gehry,  28 Şubat 1929 Toronto Ontario’da doğmuş. 1947’den itibaren Los Angeles, Kaliforniya’da yaşayan ünlü mimar, University of Southern California ve Harvard’da mimarlık eğitimi aldıktan sonra 1963 yılında Frank O. Gehryand Associates adıyla kurduğu şirkette mesleğe başlamıştır. 1979’dan sonra şirket Gehry&Kruegerinc adıyla faaliyetine devam etmiştir.

Mimaride “Dekonstrüktivizm”in öncü uygulayıcılarından biri olan Gehry’nin, çalışmaları mimar ile tasarımı ya da sanatı ve çevreyi birleştiren çarpıcı birer örnek olarak değerlendirilmektedir. Frank Gehry ise mimari yaklaşımını şu cümleyle özetler: “Uyandım, traş olmak için banyoya gittim, banyo çok karanlık ve havasızdı, elime bir çekiç aldım ve banyo duvarında bir pencere açtım bundan sonra bütün mimarlık anlayışım değişti.”

Balık Karada Frank Owen Gehry ile hayat buldu.

Ayrıca “ Büyükannemin yemeklerinden bina yaptım ” diyen 85 yaşındaki ‘yaşayan en ünlü mimar’ ünvanlı, Pritzker ödüllü Frank O. Gehry; yapı, aksesuar ve takı tasarımlarında ve heykellerinde kullandığı balık figürü çıkış noktasını şöyle anlatmaktadır: “Toronto’ da yaşarken büyükannem her Perşembe balık halinden kocaman canlı bir sazan balığı alır ve evde suyla doldurduğumuz küvete koyardı. Bende gün boyu küvetin yanında oturup balığın kıvrılıp bükülerek yüzüşünü seyrederdim. Daha sonra büyükannem balığı pişirmek için öldürürdü. Bu benim için her zaman katlanılması zor bir tecrübe olmuştur. ” Sonraki yıllarda Katolik öğrencilerden oluşan bir okulda okurken Yahudi olmasından dolayı ve “korktuğu” gerekçesiyle kendisine ‘balık’ diye lakap takıldığını ve bu takma adı kesinlikle aşağılama olarak algılamak yerine benimsediğini, öyle ki ilk tasarımlarını ‘Frank’ yerine ‘Fish’ (Balık) yazarak imzaladığını anlatmaktadır. Ayrıca yaşamındaki bir diğer “balık” detayı da 28 Şubat 1929 yılında Toronto’ da doğmuş olmasıdır. Yani Frank Gehry bir ‘balık’ burcudur. Bununla da kalmayarak çocukluk ve gençliğinde “balık” kelimesi ile bu kadar haşır neşir olan Gehry tam da bekleneceği gibi 80’lerde tüm dünyayı kasıp kavuran post-modern mimariyle dalga geçmek için bir sembol aradığında yine karşısına ‘balık’ çıkmıştır.

“Meslektaşlarım post-modern akıma kapılıp Yunan tapınaklarını yeniden inşa etmeye başlamışlardı. Herkes çılgın gibi ‘geçmişi geri getirme’ telaşındaydı. Buna karşı çıkarak, ‘ileri gitmek için kendinize güveniniz yoksa ve geçmişi yaşatmaya kararlıysanız bari onu düzgün yapın, gerçekten eskiye gidin’ dedim. Balığın suyun içindeki hareketlerinden esinlenen, hatta birebir ‘balık’ şeklinde binalar ya da devasa anıtlar tasarlamaya, inşa etmeye başladım.” diyerek mesleğinin o yıllarını anlatmaktadır. “Yeter artık balık formunu kullanmayacağım’’ dediğim zamanlar olu- yor. Fakat, kalemimin ucunda benden bağımsız hareket eden bir balık yaşıyor. Herhalde büyükannem gelip onu pişirene kadar balık çizmeye devam edeceğim.” diyen Gehry’ nin bugüne kadar İspanya Bilbao’ daki Guggenheim Müzesi, Barcelona’ da yaptığı otelin çatısına kondurduğu bakır balık strüktürü, ABD Los Angeles’ ta yeni yapılan Walt Disney Konser Salonu, Mineapolis’ teWalker Art Center’ ın avlusuna koyduğu balık heykeli, Japonya Kobe’ de balık restoranı, çeşitli lambalar, Tiffany’ s için tasarladığı balık formlu mücevherler ve Alessi için tasarladığı ‘Pito’ çaydanlık içindeki balığı dışarı çıkaran tasarımlarından sadece birkaçıdır.

Çıkış noktasının Le Corbusier’ nin garip organik formlu “Notre Dame du Haut” kilisesi olduğunu iddia edilen, o en çok Alvar Aalto’ dan ve Louis Khan’dan etkilendiği söylenen Frank Gehry’nin, meslek hayatında mimarlık çizgisi ticari bir bakış açısındansa sanatsal atölye çalışmasına kaymıştır. 1970’ lerin sonlarında mimari tarzını dekonstrüktivizminana temellerine dayandırmaya başlamıştır. Yapılar yapmak yerine özgün ve fonksiyonel içinde hayat olan heykeller tasarlamaktadır. Büyük ölçekli kamu binalarında bu heykelsi anlatımı ile büyük başarı kazanmıştır. Frank Ghery’ nin bilinen bina tasarımları arasında; Dans Eden Ev (Prag), Gehry Tower (Almanya), Guggenheim Müzesi Bilbao (İspanya), Pritzker Pavyonu (ABD), Walt Disney Concert Hall (ABD), DG Bank (Almanya)  bulunmaktadır.

Frank Ghery’ nin 1980 yılında ABD’de Santa Monica Place isimli alışveriş merkezi tasarımı 1989 yılında Pritzker Mimarlık Ödülü almıştır. Bina birçok dizi ve filme arka plan olarak eşlik etmiştir (Pretty in Pink, Terminatör 2 gibi). ,

İstanbul’u çok sevdiğini söyleyerek Yale Üniversitesi’ndeki öğrencilerini İstanbul’a getirip Ayasofya’yı gezdiren ve sıkı bir Mimar Sinan hayranı Frank OwenGehry’nin Türkiye’de adı uzun süre Suna ve İnan Kıraç

Vakfı’nın İstanbul Tepebaşı’nda bulunan arsaya da bir Sanat Projesi ya-

pacak olması ile anılmıştır. 2005’ de Tepebaşı’nda 14000 metrekarelik alanda yapılması planlanan henüz hayata geçirilememiş olan “Suna Kıraç Kültür Merkezi” projesi için “son işim” diye tanımlayan mimar üretmeye devam etmiştir.

2011 yılında tamamlanan Manhattan’da tasarladığı ilk gökdelen 8 Spruce Street GehryTower, orjinal adıyla Beekman Tower sürekli dönen cephe tasarımı ile yapının etrafında yer alan şirketlerin standartlaşmış ve birbirine çok benzeyen binalarına eleştirel yaklaşımlı konut projesi olarak tanımlanmaktadır.

Gehry’nin çoğu kez ayakta alkışlanan fakat bir o kadar da eleştirilen özellikle de mühendisler tarafından eleştirilen eğrisel formlar ile dekonstrüktivist çizgisini birleştirdiği yapıları mimari çevrelerin dışına çıkıp halkı hatta Hollywood yıldızlarını bile etkisi altına almaktadır. Örneğin; tasarım ve mimariye merakıyla ünlü aslen grafik tasarımcısı olan Brad Pitt’e bir çeşit mimari danışmanlık yapmıştır. Hatta İngiltere’de lüks bir toplu konut projesini birlikte yapmaları gündeme gelmiş, ancak Pitt’in işlerinin yoğunluğu sebebiyle proje henüz gerçekleşememiştir. Gehry birkaç yıl içerisinde aktörlüğü bırakacağını söyleyen Pitt’i yapmak istediği mimarlığa ısındırmaktadır.

Gehry’nin küçük bir çocuğun oyun oynamasını andıran yaratım süreci sayfaya anlaşılmaz bir şeyler karalamak, karton-makas-yapıştırıcı kullanıp üç boyutlu modeller yaratması The Simpsons’ın 16. sezon 14. bölümünde yer almasına neden olmuştur. Projelerini elle çizen, kartondan maketlerle çalışan, bilgisayar programı kullanmayan, ilerlemiş yaşına rağmen birçok genç mimarda olmayan yaratma tutkusuna, bakış açısına ve heyecana sahip mimar halen tüm dünyada pek çok alanda örnek gösterilmektedir.

1999′ da American Institute of Architects Gold Medal’ı alan malzeme ve biçimlerin usta mimarı diye adlandırılan Frank Ghery, son olarak Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in yeni kompleksi için anlaşmış bulunmaktadır.

dfot

 

Deniz Kabuğu Otel Alaçatı

Deniz kabuğu Otel Alaçatı’nın en eski yerleşim alanı olarak bilinen ve son yıllarda sokaklarında kültür ile sanatın iç içe geçtiği Hacı Memiş mahallesine 7 dakikalık yürüme mesafesinde olup, Alaçatı mimarisine uygun inşa edilmiş birbirinden ferah altı adet odası ile cumbalı taş bir binadan oluşmaktadır.

Odaları rustik mobilyalar ve benzersiz tasarımlar ile dizayn edilmiştir. Bahçe katında iki adet, üst katta ise dört adet beyaz ahşap zeminli odadan oluşmaktadır. Üst kat odalarında mavi cumba ve fransız balkon vardır. Bahçe katında bahçe manzarası, üst kat odalarında  Alaçatı köy manzarası izlenebilmektedir.

Yemyeşil çimler ile kaplanmış 450 m2 lik büyüleyici bir bahçeye sahiptir. Bahçesinde begonvil türleri, limon, jacaranda, melisa, yasemin, zeytin, çam, meyve ağaçları ile lavanta, sardunya, papatya türleri, mevsim çiçeklerinin mis kokusu ve renkli görüntüsü iç içedir.

Toplantı, ziyafet imkanları veya TV izleme için geniş bir salona sahiptir. Soğuk havalarda şömine karşısında dinlenebilir, müzik dinleyebilir, içeceklerinizi yudumlayabilirsiniz.

Gününüze bahçe içerisinde, veranda altında Türk çayı ve portakal suyu eşliğinde zengin bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz. Alakart restoranda Türk mutfağından ev yemekleri servis edilmektedir. Ayrıca, tesis bünyesinde mangal keyfi yapabilirsiniz.

 

Sinpaş en yeni projesi

Köyceğiz ile,

güneydeki o huzurlu hayatı

İstanbul’a taşıyor.

 

dfot

Gayrimenkulde 40 yıllık deneyimi, kalitesi ve güvenirliği ile yenilikçi konseptleri buluşturan Sinpaş Yapı, köy yaşamının huzurundan esinlendiği yeni projesi Köyceğiz projesinin satışına başladı. Köy yaşamının doğallığı ile modern şehirli yaşamın tüm olanakları Köyceğiz’de bir araya geliyor. İstanbul Sancaktepe’de 26.000 metrekare arsa üzerinde inşası başlayan Sinpaş Köyceğiz’de, 1+1’den 4+1’e uzanan daire seçenekleri yer alıyor. İstanbul’da doğal ve huzurlu bir yaşam alanı arayanlar, Köyceğiz  projesinin içinde yer alan Orta Kahve’de ve Köy Meydanı’nda aradıkları doğallığı bulacaklar.

 

Hayallerindeki eve kavuşmak isteyenler için özgün konseptli yeni projeler geliştirmeye devam eden Sinpaş Yapı, İstanbul Sancaktepe’deki 291 konutun yer aldığı Köyceğiz projesinde satışlara başladı. Köyceğiz, bir konut projesi olmanın çok ötesinde, “şehrin gürültüsünden uzak doğal bir yaşam sürme” hayalini gerçeğe dönüştürüyor.

 

Köyceğiz’de dairelerin % 50’si ön talep döneminde ki yoğun ilgi ile şimdiden sahiplerini buldu…  

Sunduğu doğal yaşam olanakları, geniş bir biyolojik gölet etrafında geliştirilmiş doğal yaşam konsepti, meyve bahçeleri ve orta kahvesiyle, büyük ilgi gören Köyceğiz projesinde, dairelerin % 50’si ön talep döneminde şimdiden satıldı.

Yatırımcıların yeni gözdesi Sancaktepe’de 26.000 metrekare arazi üzerine inşa edilen Sinpaş Köyceğiz, 5 ila 11 katlı bloklardan oluşuyor. Tüm blokların göl ve peyzaj manzarasına hâkim olması ve arka cepheli konut bulunmaması, Köyceğiz evlerine ayrı bir değer katıyor. Yeşil alanı 8 bin 600 metrekare olarak projelendirilen Köyceğiz’de, 1+1’den 4+1’e kadar farklı konut seçenekleri bulunuyor.

Köy kahvesinde komşularıyla kahve içip sohbet etmek, köy meydanındaki çeşmeden soğuk su içmek, patika yollardan yürürken meyve ağaçlarından taptaze meyveler toplamak ve daha nice doğal yaşam olanağından yararlanmak isteyenler için Köyceğiz’de her ayrıntı düşünüldü.

 

Hep gitmek istediğiniz Güney’deki kasaba şimdi Köyceğiz’de 

Şehrin karmaşasını bırakıp güneydeki bir kasabaya yerleşmeyi hayal edenler için Güney’deki o sahil kasabasının sıcaklığını İstanbul’a taşıyan Sinpaş Köyceğiz’de peyzaj; ortada oluşturulan 2500 metrekarelik biyolojik göletin etrafında geliştirildi.

Köy yaşamının huzurunu yansıtan bu sıcak ve samimi projenin merkezinde, Orta Kahve yer alıyor. Çınar ağaçları, taş dokusu, kahvesi ve çeşmesi ile bir köy meydanının doğallığı ve dinginliği Köyceğiz’de yeniden hayat buluyor.

Köy meydanının hemen yanında asma, elma, armut, kayısı, erik, kiraz, portakal ve mandalina ağaçlarından oluşan bir meyve bahçesi var.

Patikalarda, yeşilin içinde saklanan yürüyüş parkuru boyunca yer yer nar ve portakal-mandalina ağaçları, zambak bahçeleri arasında dinlenme terasları, su kenarı locaları, hamaklar, salıncaklar, sakin kitap okuma köşeleri yer alıyor.

 

Kolay ve rahat ulaşım

Köyceğiz, TEM otoyolu üzerinde Sancaktepe gişelere sadece 4 kilometre, Şile otoyoluna ise 5 kilometre mesafede bulunmaktadır. .

Projenin lokasyonu, yakın çevresindeki okulları, hastaneleri ve bölgede inşası devam eden ve Mayıs 2015’te devreye girecek metro ulaşımıyla da öne çıkıyor. Yakın çevre hastanelerinin yanında, 4 bin 100 yatak kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük şehir hastanesinin hemen yanı başında, yürüme mesafesinde kurulacak olması da Köyceğiz’in yaşam ve yatırım değerini artırıyor.

 

Lansmana özel %10 indirim fırsatı ve nefes aldıran ödeme kolaylığı 

 

Köyceğiz’de, konutların teslim tarihi Mayıs 2016 olarak belirlendi.

Köyceğiz’de, 1 + 1’den 4+1’e kadar farklı konut tipleri bulunmakta. Daire fiyatları 317 bin 400TL ile 913 bin 900 TL arasında farklılık göstermekte.

Lansmana özel %10 indirim fırsatı ile birlikte, Sinpaş Yapı’nın duyurumunu yaptığı ve yoğun ilgi ile karşılanan Nefes Aldıran Ödeme Planı kampanyası; % 10 peşinat, % 10’unun 12 ay taksitle vade farksız ödendiği, geri kalan kısım için 14 ay sonra, gerekirse banka kredisi kullanarak, 120 aya varan vade gibi çok uygun ödeme seçeneklerinin yaratıldığı “nefes aldıran” ödeme planı, Sinpaş Yapı’nın Liva ve Altınoran projeleriyle birlikte Köyceğiz’de de geçerli.

 

Köyceğiz Proje Künyesi:

 

Proje ismi: Köyceğiz

Firma:  Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş.

Konum: Sancaktepe – İstanbul

Toplam Arazi: 26.000 metrekare

Toplam Konut: 291 adet

m2 Aralığı: 67-206 metrekare

Konut tipleri: 1+1’den 4+1’e kadar farklı seçenekler

Fiyat Aralığı: 317.400 TL – 913.900 TL

Teslim Tarihi: Mayıs  2016