beşiktaş

dfoit_mayis

 

ÇIRAĞAN SARAYI

Tarihte birçok kez Osmanlı sultanlarına ev sahipliği yapan Çırağan Sarayı, Beşiktaş ile Ortaköy’ün ortasında bulunur. Eski dönemlerde Kazancıoğlu Bahçeleri diye bilinen saray, 1909 yılında Meclis-i Mebusan Binası olarak kullanılmıştır. Bir yıl sonra da çatısında çıkan yangınla saray büyük zarar görmüştür. Sonraki dönemlerde Sultan Abdülaziz, sarayı
Mimar Sarkis Balyan’a tekrar yaptırmıştır.

Çırağan Sarayı’nın oluşumunda kademe kademe; lll. Ahmet, ll.Mahmut, Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat gibi padişahların hem etkisi olmuş hem de yaşam alanı olarak bu sarayı tercih etmişlerdir. Her restoresinde farklı zenginlikler eklenen Çırağan Sarayı, günümüzde önemli toplantılar, nişan ve seçkin davetlileri ağırlayan düğünlere ev sahipliği yapıyor.

Osmanlı’nın son dönemlerini günümüze kadar getiren bu tarihi yapı, yıllarca önemini koruyup, ziyaretçilerini ihtişamlı gösterişiyle hala büyülemektedir. Çırağan Sarayı’nın ardından; Malta Köşkü’nü, Yıldız Korusu’nu ve Ihlamur Kasrı’nı da ziyaret edip keyifli zamanlarınıza devam edebilirsiniz.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

ORTAKÖY DOSYASI

 

Ortaköy, günümüzde hem kentliler hem de yerli yabancı turistler için İstanbul’daki cazibe ve çekim merkezlerinden biridir. Hem tarihi yapıları hem de gece gündüz tüm gün yaşayan, capcanlı bir semt olması bu cazibenin de  kaynağıdır. Ortaköy, özellikle sahil tarafındaki mekanları ile tüm gün canlı ve hareketli bir semt.Tarihi yapıların yanı sıra sahilde ve ara sokaklarda yer alan çay bahçeleri, kafeler, restoranlar, barlar, mağazalar, hediyelik eşya dükkanları ve alış veriş tezgahları semtte görmenizi tavsiye ettiğimiz yerler. Ortaköy’de görülmesi gereken tarihi yapıların başında elbette Ortaköy Camii geliyor. 1853 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan cami Barok üsluba sahiptir ve Boğaz’da eşsiz bir konumda yer almaktadır. Ortaköy’ün simgesi haline gelmiş olan Ortaköy Camii mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis
Yahya Efendi Turbesi

 

Şeyh Yahya Efendi türbesi, Çırağan Sarayının karşısında Yahya Efendi yokuşunda yer alır. 1500’ lerin başlarında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından inşa edildiği bilenmektedir. bir yapıttır. Yahya Efendi’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olduğu ve hayatında çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Şeyh Yahya Efendi, ilköğrenimini Trabzon’da Müftü Ali Çelebi’den almış, daha sonra İstanbul’a gelerek Zenbilli Ali Efendi tarafından eğitim görmüştür. Uzun yıllar Cambaziye Medresesi’nde müderrislik yaptıktan sonra inzivaya çekilmiş ve Beşiktaş’a yerleşmiştir. Bu inzivasının sebebinin Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’la ters düşmesi olduğu yaygın bir kanıdır. Bu uzaklaşma kararına bağlı olarak, bugün türbe ve mezarlığının bulunduğu yerde kendisine bir ev, yanına bir mescit, küçük bir medrese, hamam ve çeşme yaptırmıştır.

Halkın çok sevip saydığı bir şahsiyet olarak bilinen Şeyh Yahya Efendi’nin Türbesi, zaman içerisinde sıklıkla ziyaret edilen bir yer olmuştur. özellikle denizciler, her seferden döndüklerinde  türbeyi ziyaret etmeyi adet haline gelmişlerdir. Türbe, kare planlı, ahşap bir yapıdır. Türbenin ahşap bir koridora açılan kapısı doğu yönündedir, bu kapının her iki yanında iki katlı birer pencere yer almaktadır. Türbenin tüm duvarlarında da ikişer pencere bulunmaktadır. Bu doğramalardan özellikle doğu ve batı yer alanlarında yapıldığı dönemin üslubuna uygun klasik özellik rahatlıkla fark edilir. Diğer doğramalar ne yazık ki zaman içerisinde yapılan onarımlar sonucunda bu özellikleri kaybetmişlerdir. Türbenin üzeri basık bağdadi bir kubbe ile örtülüdür ve bu kubbe ahşap bir çatının altına gizlenmiştir. Bu kubbenin bu şekli, Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılan tadilat sırasında aldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra türbe Sultan II. Mahmut (1808–1839), Sultan II. Abdülhamid (1876–1909) dönemlerinde de çeşitli yenilenmeler geçirmiştir.

Türbenin içerisi devrine uygun kalem işleri ile bezelidir. Türbe içerisinde on bir sanduka bulunmaktadır, bunların çevresine sedef kakmalı korkuluklar ile sınır çizilmiştir. Buralarda Şeyh Yahya Efendi’nin yanı sıra, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Raziye Sultan, oğlu İbrahim Efendi, annesi Afife Hatun, Sultan II. Abdülhamid’in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedreddin Efendi, Şeyh Mehmet Nuri Şemseddin Efendi, Şeyh Hasan Efendi, Şeyh Yahya Efendi’inin küçük oğlu Şeyh Ali Efendi, Derviş Ali, Yahya Efendi’nin eşi Şerife Hatun’un mezarları bulunmaktadır.

Ayrıca türbe girişinde ve dışarısında Şeyh Yahya Efendi’nin torunlarına, saray ve haneden mensuplarına, devrin önde gelen kişilerine, türbedarlara ve müritlere ait mezarlar bulunmaktadır. Günümüzde türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, ziyarete açıktır. Her gün birçok kişi tarafından ziyaret edilen türbe, yoğun mistik atmosferi, muhteşem manzarası ve tarihi değeriyle Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan sahil şeridinin en önemli değerlerinden biridir. İstanbul Boğazı’nın dört manevi bekçisinden birisi olduğuna inanılan Yahya Efendiye Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz’da Yuşâ Peygamber, Sarıyer’de Telli Baba eşlik eder.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

TARİHİN KUCAĞINDA BÜYÜLÜ BİR ATMOSFER:

THE MARMARA ESMA SULTAN

Adını 32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan’dan alan yalı, tarih içinde birçok olaya ve kişiye tanıklık etmiş…Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan, 1873 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda dünyaya gelmiş. 3 yaşındayken babası tahttan indirilen Esma Sultan, yetiştirilmek üzere Abdülhamit’in Yıldız Sarayı Haremi’ne alınmış. 16 yaşına geldiğinde zamanın önemli devlet adamlarından Çerkes Mehmet Paşa’yla evlendirilmiş ve Ortaköy Camii’nin yanında bulunan yalı Esma Sultan’a düğün hediyesi olarak kendisine verilmiş.

Esma Sultan’ın ölümü üzerine, II. Abdülhamit yalıyı 1899 yılında kızı Cemile Sultan’a vermiş. Cemile Sultan öldükten sonra ise kızı Fatma Hanım Sultan’a kalan yalı, 1915 yılında Osmanlı saray hanedanının mülkiyetinden çıkmış. 1918 yılından itibaren Rum okulu, 1922 yılından sonra da tütün deposu olarak kullanılmış. 1950’lerde ise birkaç defa alınıp satılmış sırasıyla marangozhane ve depo olarak kullanılmıştır. Bina 1975 yılında büyük bir yangın geçirmiştir.

The Marmara Collection, 90’lı yılların başlarında Esma Sultan Yalısı’nı satın almış ve orijinal planına sadık kalarak binaya yeni bir kültürel kimlik kazandırmıştır. Bu çalışma kapsamında 2001 yılında Philip Robert’in projesi doğrultusunda cam ve çelik kullanılarak binanın içi yeniden yapılmıştır ve o tarihten beri yalı, yılın tamamında açık olacak şekilde hizmet vermeye başlamıştır.

Boğaz’ın kıyısı Ortaköy’de, tarihin izlerini taşıyan The Marmara Esma Sultan, eşsiz manzarası, yemyeşil bahçesi, farklı iç mekanı, The Marmara’nın muhteşem lezzetleri ve hizmet kalitesiyle kusursuz organizasyonlara ev sahipliği yapıyor… Ve gururla İstanbul Boğazının siluetine gizemli bir hava katmayı sürdürüyor.

Esma Sultan Yalısı, The Marmara Collection tarafından tarihi dokusu zarar görmeden adeta yeniden hayata döndürüldü. Turizm alanında dünyanın “en iyilerine” verilen “Five Star Diamond Award” sahibi olmanın tüm ayrıcalığını hissettiren The Marmara Esma Sultan, 2001 yılından bu yana davet, konser, şirket yemeği, toplantı, organizasyon, düğün gibi etkinlikler için özellikle tercih edilen, seçkin bir mekan olarak misafirlerini ağırlıyor…
dfoit_mayis

dfoit_mayis
MUXXİ

2 eski dost,kendi yarattıkları özel tasarım takı ve aksesuarları tek bir çatı altında toplamak adına Muxxi’yi 2013 yılında kurdu. Feryal Hendekli ve ortağı için mağazanın konumu  çok önemli bir konu olduğundan içlerine sinen, aynı zamanda da tasarımlarını da yansıtan ayrıcalıklı bir yer olması konusunda titiz bir araştırma süreci geçirmişler. Sonunda Ortaköy’de tarihi kilisenin çan kulesi altında yer alan bu ufacık mekanı görünce hayallerindeki yeri bulmuşlar. Bu tarihi mekanın dokusuna fazla müdahale edilmeden ve olabildiğince doğal hali korunarak oluşturulan detaylar da tamamen kendilerine ait.

2013 Aralık’ta açılmalarına rağmen Muxxi, özel tasarım ürünlerinden oluşan koleksiyonunu ve müşteri portföyünü şimdiden oturtmaya başlamış bile. Mağazada kadın, erkek, unisex olmak üzere her biri elde özel olarak tasarlanan takı ve aksesuarlar yer almakta.

Yarı değerli taşlar, gümüş, pirinç, metal ve bronzla ile bezenmiş bu özel ürün kombinasyonlarla kişilerin sevdiklerine hediye alabilecekleri bir mekan yaratmak istenilmiş. Yarattıkça ortaya çıkan enerji, dostlarının onlara verdiği destek ve güç ile birleşince yakalanan sinerji daha yaratıcı olmalarını motive olmalarını sağlıyor.
http://www.muxxi.com.tr/ adresinden de ürünlere ulaşabilirsiniz.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

YILDIZ SARAYI

Türk Osmanlı saray mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman döneminden (1520-1566) itibaren padişahlar tarafindan av sahası olarak kullanılan ve Hazine-i Hassa’ya kayıtlı bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmed yaptırmıştır.
18. yy sonunda Sultan III. Selim, validesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı, babası için de bir çeşme yaptırmıştır. Genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkü’nde oturan Sultan Abdülaziz ise Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.Sarayda asıl yapılaşma Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) başlamış ve buraya Yıldız Saray-ı Hümayunu adı verilmiştir.
Bu dönemde saray, padişahın özel yaşamına ait mekanlarla birlikte, resmi görevlilere tahsis edilen binaları, tamirhane, marangozhane gibi atölyeleri ve tiyatro, müze, kitaplık gibi kültür ve sanat yapılarını da kapsamaktadır. Saray, Hasbahçe adıyla bilinen, doğal nehir görünümünde bir de havuzu bulunan iç bahçeye sahiptir. Bu bahçenin değişik yerlerinde birbirinden bağımsız olarak inşa edilmiş küçük dinlenme köşkleri bulunmaktadır.
Sultan Vahdettin’den sonra bir süre boş kalan saray binaları, 1924 yılında Erkan-ı Harbiye Mektebi’ne tahsis edilmiştir. 1946 yılında Harp Akademileri’ne bırakılan saray, 1978 yılında Kültür Bakanlığına devredilmiş, “Yıldız Sarayı Müzesi Müdürlüğü” adıyla 1993 yılından itibaren müzeleştirilmeye başlanmıştır.
dfoit_mayis

dfoit_subat

 

Medeniyetler beşiği Anadolu topraklarını içine alan ülkemiz takı tasarımı için eşi bulunmaz hazinelerle dolu.

Saadet Keskin, bu işe  bu zenginliklerin farkına varıp büyük bir ilgi, heyecan  ile başlamış ve bugün de aynı heyecanı duyarak işimi sürdürüyor. ”Uzun yıllar geçmesine rağmen her gün takı ve tasarımı ile ilgili yeni ufuklar önümde açılıyor ve ben kendimi işe yeni başlamış bir öğrenci, bir çırak olarak hissediyorum. Bu duygular ile ortaya çıkan takıları sizlere Pera dükkanımızda sunmak büyük bir haz.” şeklinde özetliyor yarattığı marka ile ilgili duygularını.

1979 yılında Antalya Side’de özel işletme olarak açılan takı dükkanı 1987 yılında Beşiktaş’ta devam ederek İstanbul ve İstanbullular ile buluştu. 2007 yılında şimdi çok doğru olduğu ortaya çıkan radikal bir karar ile Pera’ya, yani Tünel Beyoğlu’na taşınmış. Bu taşınma yabancı müşteri portföyümüze büyük katkıda bulunmuş aynı zamanda.

“Anadolu kültüründen esinlenerek yaptığımız ürünler koleksiyonlarımızda önemli bir yer teşkil etmektedir. Ürünlerimizin Anadolu’nun zengin takı geleneğinden ve kültüründen gelmesi bizi piyasadan ayıran en önemli özelliklerimizden biridir. “ özetliyor Saadet Hanım, Takıl’ın koleksiyonunun genel prensiplerini.

 

dfoit_subat