aydınlatma

dergi_format_mart

 

City Circus süreklİ seyahat eden gezgİnler İçİn çok İyİ bİr Alternatİf. Hostel, sınırlarda yaşamayı seven, farklı olanı kucaklayan, sürrealİzmİn derİnlİklerİne İnen ve özgürlüğü keşfeden bİr felsefeyİ benİmsİyor. Maceraya bİraz ara vermek İstedİğİnİzde City Circus yorgun ayaklarınızı dİnlendİrmek ve hayallerİnİzİ gerçekleştİrmeyİ planlarken mola verebİleceğİnİz İdeal bİr durak.

City Circus, Atina’nın merkezinde sıra dışı ve hip Psirri bölgesinde kurulmuş. Burası Atina’nın ghetto turizm alanı haline gelmiş. Şehrin her yerine kısa bir yürüyüş veya bisikletle ulaşmak mümkün. Bu bölgede her zaman tiyatroya gidenleri ve geceyi koklamayı sevenleri bolca görebilirsiniz.

Fresk tavanlar, ferforje balkonlar, modern tasarım elementleri, yerel sanatçılar tarafından yapılmış sokak sanatı eserleri ve vintage mobilyalar dekorasyona hakim. Hostelin olduğu bölge ve binanın yapısı da konseptini belirlemeye yardımcı olmuş.

Hostelin terasındaki partilere sokaktan geçen herkes katılabiliyor. Acropolis’in zamansız manzarasını seyre dalıp ardından rahat yataklarda yorgun bedeninizi dinlendirmeniz gerekecek çünkü ertesi gün sizi çılgın aktiviteler bekliyor olacak.

Psirri’deki en ayrıcalıklı şeylerden biri de bölgedeki eşsiz sokak sanatı. Nostalji, keskin köşeli yaratıcı ruh, sürrealizmin etkileri birleşiyor. Dekorasyondaki her bir parçanın kendi geçmişi ve buraya geliş hikayesi var. Ekip tüm Avrupa’yı dolaşmış ve koleksiyonlarına farklı parçalar eklemiş. Tavandaki yüz yıllık sanat eserinden, 50’lerden kalma okul masa ve sandalyelerine, 30’lardan avizeler ve 60’ların Danimarka’lı divanlarına kadar rengarenk ve görsel zenginlikli bir bütün oluşmuş. Her parça bir arada harika bir uyum oluşturmuş. Bazen gelen misafirler de geriye kendi sanat çalışmalarından bırakabiliyormuş. Kasten uydurup karıştırmak değil dekorasyonu oluştururken hedefledikleri, sadece sevdikleri ve birlikte güzel duran objeleri seçmek olmuş. Sürekli gerçeklikten kaçan sirk gezginleri gibi, 20.yüzyıldan kalma bu neoklasik binada herkesin kaçmak isteyeceği bir rüya yaratmak istemişler hayalperestler ve özgür ruhlar için.

 

dergi_format_mart

dergi_format_mart

 

Erken gelen bahar ve yenilenme üzerine…

Sizi bilmiyoruz ama erken bahar bizi bir hayli aktif ve heyecanlı kıldı. Web’de yeni evimize yenilenen imajımızla bir güzel yerleştik. Siz de webdeki yeni adresimizi hemen sık kullanılanlar listenize eklemeyi ihmal etmezseniz seviniriz. Uzun zamandır hazırladığımız bu keyifli yeni imajımızı sizlerle paylaşıyor olmanın keyifli telaşı var içimizde. www.basthome.com.tr ‘de kucakladığımız yeni kimliğimizle ile dergimizin şehirli, tasarım odaklı, genç, dinamik ve trendi imajının hakkını daha da iyi vereceğimizi düşünüyoruz bundan böyle. Siz ne dersiniz? Emeklerimize değmiş mi?

Hayatımızdan bir de Ambiente geçti bu yoğun gündem arasında. Ama ne geçiş! 7-11 Şubat tarihleri arasında katıldığımız Messe Frankfurt dünyanın 161 ülkesinden gelen diğer 144.000 ziyaretçi gibi bizi de etkisine aldı. Basın merkezinden, önümüzdeki döneme hakim olacak yeniliklerin sergilendiği uçsuz bucaksız salonlarına, ulaşımından, yeme içmesine kadar her türlü detayı etkileyici bir dikkat ve özenle planlanmış olduğu Ambiente her yıl olduğu gibi bu yıl da ziyaretçilerini en güzel şekilde konuk etti. Türkiye’den giden basın ekibine kusursuz ve keyifli ev sahipliği ile eşlik eden Messe Frankfurt Türkiye’den Andrea Kretzschmann’ın nezdinde tüm fuar ekibini bir kez daha tebrik etmek isteriz öncelikle. Gidemeyenleri ise önümüzdeki dönemde dekorasyon alanında ne gibi gelişmeler bizi bekliyor konularında elimizden geldiğince bilgilendirmek amacıyla Ambiente’de sanal tur yapmanızı sağlayacak Messe Frankfurt sayfalarımıza davet ediyoruz.

Biliyoruz havalar iyi gittikçe içimizdeki kaşif daha bir istekli oluyor. Bu nedenle biz de sizler için, kısa şehir kaçamaklarında ziyaret edebileceğiniz, birbirinden güzel ve konsept oteller seçtik ve inceledik farklı şehirlerden. Baharın tadı, kısa şehir keşifleriyle çıkar düşüncemizi paylaşıyorsanız, bu süprizlerle dolu eğlenceli turda bize eşlik edebilirsiniz.

Keyifli okumalar !

dergi_format_mart

dergi_format_mart
Her Mekanın Mutlak Tamamlayıcıları: PERDELER
Perdeler, bir mekanda bütünlük hissini yaratacak en önemli dekorasyon oyuncularıdır. Bir mekanın perde tasarımına karar verirken kullanıcının ihtiyaçları, ortamın mimari yapısı, mekana genelde hakim olan tarz, odanın duvar rengi, aydınlanma şekli gibi teknik özellikler mutlaka dikkate alınmalıdır. Perdenin kumaşı, aksesuarları ve montaj şekli de yukarıda saydığımız bileşenlerle mutlaka uyum içerisinde olmalıdır. Özetle fonksiyon ve estetik iyi yorumlanmalı, aynı zamanda mekan – renk, mekan – ışık dengesi iyi sağlanmalıdır. Ancak tüm bu konulara dikkat edilerek doğru sonuca ulaşılır. Doğru perde seçiminde kendimizce önemli bulduğumuz kritik noktaları sizlerle paylaşmak isteriz sırasıyla:
KUMAŞ SEÇİMİ
Perde için kumaş ve tül seçimi yaparken, ilk dikkat edilmesi gereken konu; kumaş parlak dokulu ise tülün de parlak iplikten dokunmuş olması gerektiğidir. Aksi bir tercihte ise mutlaka ters bir orantı yakalanmalıdır. Perdenin tarzında ise kumaşın dokusu çok belirleyici bir faktör olarak çıkar karşımıza. Kumaş veya tülün modern veya klasik oluşunu parlaklığı ve deseni belirler. Bu nedenle mekanın genel dekorasyonunun kumaş seçiminde belirleyici olduğunu söylemeye gerek yok. Modern dekore edilmiş mekanlarda mat veya yarı mat kumaşlar tercih edilirken, klasik dekorasyonlarda parlak kumaş öne çıkan tercihler arasında yer almaktadır. Kumaş seçimi, perde modeline göre değişebilir. Balon, rustik perde veya kornişe uygulanan perdelerde yumuşak ve dökümlü kumaşlar tercih edilirken; katlamalı, Japon ve stor perdelerde sert kumaşlar daha iyi sonuç verir.
Kumaş seçiminde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise her kaliteli kumaşın, aynı zamanda mutlaka uzun ömürlü olması gerekmediği gerçekliğidir. Tam aksine, ipek, keten, viskon benzeri kumaşlar, doğal içeriğe sahip oldukları için, dış etkenlerden veya yıkamadan daha çabuk etkilenirler ve düşük fiyatlı ürünlerden daha kısa ömürlü olabilirler. Tül ve kumaş içeriklerinde polyester oranı arttıkça, kullanım süreleri de doğru orantılı artar. Kumaş ve tülün kalitesini belirleyici diğer bir etken ise dokuma tekniği ve gramajıdır. Seçilecek kumaş, kullanım amacına doğru cevap vermelidir. Karanlık ve loş ortamlar için gramajı yüksek dokumalar, gölgeleyici çözümler için ince dokunmuş kumaşlar tercih edilebilir. Dokuma içeriği ne olursa olsun kumaş gramajı arttıkça kumaşın kalitesi ve kullanım ömrü de artar.
MEKANIN VE KONSTRÜKSİYONUN BOYUTLARI
Dikkat edilmesi gereken ilk temel kuraldan başlayalım; perde yaptırırken pencereler ile sınırlı kalınmalı, duvarlar da örtülmemelidir. Algı yönetiminde bu temel nokta çok önemli bir yer tutar.Yere kadar olan pencerelerde şayet bahçe veya balkona açılma söz konusu ise yukarıdan aşağıya çalışan, katlamalı benzeri perde kullanımı doğru bir seçim olmaz. Aynı mekan içinde yere kadar ve yarım pencereler birlikte yer alıyorsa, yarım olanlarda katlamalı, yere kadar olanlarda ise aynı grup kumaşlar ile kombinasyonlu panel veya kumaş perde tercih edilmeli ve bütünlük yakalanmalıdır. Hemen pencere üzerine çelik gerdirme, rustik ve metal perdeliklerle yapılacak tasarımlarda tavan yüksekliğinizin fazla olması gerekir. Aksi taktirde perdeler basık bir görünüm sergiler. Bu tekniğin kullanılması tercih edildiğinde mutlaka perdeler pencere bitimine kadar yarım yaptırılmalıdır.
GENEL TARZA UYUM
Modern dekore edilmiş mekanlarda, düz kumaş ve tül uygulamaları işlevselliği artırabilecek şekilde pilisiz kullanılmalıdır. Bu sayede perdeler kenara toplandığında gereksiz birikmeler olmaz. Kumaş ve tülün daha az oranda kullanılıyor olması, bu seçimde maliyeti de olumlu yönde etkiler. Aynı zamanda modern mobilyalarla kullanılacak modellerin daha sade kesimli olmaları da doğal olarak beklenir. Tarz biraz daha ağdalandığında, klasiğe yaklaştığında yani oldukça hareketli ve karışık desenli halılar ve klasik tarz koltuklar seçildiğinde ise uygun bir kontrast yaratmak zorunluluğu ortaya çıkar. Bu durumlarda karmaşaya yol açmamak için perdeler ve tüller düz renk ve abartısız olmalıdır. Aksi halde ne mobilya, ne halı ne de perdeler kendisini rahatlıkla gösterebilir. Sadelik ve abartıdan uzak durmak kriterleri ön planda tutulmalı ancak klasik döşenmiş bir mekanın perdeleri yine de asla modern kesimli ve desenli modellerden mutlaka uzak durulmalıdır.

Döşemede desenin ve canlı renklerin tercih edildiği durumlarda düz renk kumaşlardan yapılmış duvar rengine uygun tonlarda perde seçilmelidir. Perde ile birlikte mekan içinde renk dengesi oluşturabilmek için, oturma grubu, yemek grubu, halı, parke veya aksesuarlardaki detaylardan faydalanılabilir. Perde mümkün olduğunca mekanda en az kullanılan renk ile dengelenmelidir. Duvar rengini tül rengi için tercih edilebilir ancak perdelik kumaş seçiminde asla kullanılmamalıdır. Tek istisna olabilir, perdelerin mekanda yok olmasının istendiği özel durumlar…
KULLANILAN MEKANIN FONKSİYONUNA UYUM

Salonlar
Salonlar için son yıllarda sıklıkla mekanizmalı (stor) perdeler kullanılmakta. Stor seçerken dikkat edilmesi gereken konu; değişik kalitedeki mekanizmaların piyasada mevcut oluğunu bilmek ve garantili olan ürünleri tercih etmek olarak görülmelidir. Büyük pencerelerde, yerlere kadar uzanan düz renk tüller, pano ve balon kadife, tafta kumaşlar, sonilden yapılmış perdeler tercih edilmelidir. Perdelik kumaştan yaptırılabilecek duvar panoları ve küçük süs yastıkları mekanın dekorasyonunu tamamlayıcı öğeler olarak kullanılabilir.

Çocuk Odaları
Çocuk odalarında perdeler abartıdan uzak olmalıdır. Aydınlık, ferah ama sevimli mekanlar yakalayabilmek için ince dokulu kumaşlar tercih edilebilir. Bu odalar için yarım perde ve tüller ideal seçimlerdir. Kumaş seçimlerinde dekorasyona uyumlu ve çocuğun yaşıyla paralel desenli kumaşlar seçilmesi mekana hareketlilik katar.

Mutfaklar
Mutfaklar evin en çok hava ve ışık alması gereken yerleridir. Çünkü gün boyu yemek ve ısı dolayısı ile havasız kalıp diğer odalara da pis koku yayılmasına neden olabilirler. Mutfaklarda kolay yıkanabilen sentetik dokumalar veya piyasada ahşap, alüminyum mikro jaluzi olarak satılan katlamalı perdelikler tercih edilmelidir.Kumaş tercih edilecekse kısa düz, açık renk modeller tercih edilmelidir. Jaluzi hem yıkama hem de kullanış açısından daha doğru tercihtir.

Yatak Odaları
Bilindik klişelerin dışında kalıp, aslında tam olarak da size ne iyi gelecekse onu kullanabileceğiniz yerlerdir yatak odaları. Dış dünyaya asla açmaya cesaret edemeyeceğiniz zevklerinizi, iddialarınızı rahatlıkla burada hayata geçirebilirsiniz. Şayet daha gösterişli tercihler sizi çekiyorsa yere kadar uzanan ipek vual veya sentetik ipek, desenli dokuma tüller ideal seçim olacaktır. Kadife, ipek şantuk, tafta, saten kumaşlardan yapılmış perdeler yatak odalarında olması gerektiği kabul edilen gizemi daha da ortaya çıkarır. Perdelik kumaşlardan yapılacak yatak örtüleri de odayı daha şık hale getirebileceği gibi, sakin bir görünüm yakalanmasını da sağlayacaktır.

PERDE TÜRLERİ

RUSTİK PERDE
Perde seçiminde kornişli perdeden hemen sonra hayatımıza girmiş oldukça yaygın bir perde çeşididir. Klasik tarzda uygulanabilir veya kullanılan aksesuar ve askı borularının renk ve malzemesi ile farklı tarzlara da adapte edilebilir. Askı borusuna halkalar, metal mandallar ya da kurdela yardımıyla asılabilen perdeler istenildiğinde kolayca değiştirilebilir. Bu nedenle özellikle yazlık, haftasonu ve dağ evlerinde sıklıkla tercih edilen bir modeldir.

KATLAMALI PERDE
Ortaya çıkışı çok da eskiye dayanmayan bu perde kullanımı, perdede bir devrim olarak nitelenebilir. bir tarz olarak Katlamalı perdeler, kumaşın tür ve deseninde yapılan değişiklikler ile hem modern hem de klasik dekorasyon uygulamalarında rahatlıkla kullanılabilmektedir. Kullanılan kumaş veya tüle göre, çubuklu veya çubuksuz uygulamaları ile mekana ferahlık kattıkları kolaylıkla söylenebilir. Mekanizmaların son dönemde gelişmesi ile kullanım rahatlığı da sunduğundan çok tercih edilen bir perde türü haline gelmiştir.

KORNİŞLİ PERDE
Dekorasyon tarihinin bugün de geçerliliğini koruyan en yaygın perde asma sistemidir. Pilili veya büzgülü olarak dikilerek raya asılan tül veya kumaş perdeleri alta konulan güneşlik ve kenarlara konulan fonlar ile işlevsel hale getirebilirsiniz.

İP PERDE
Tarzınız veya seçiminiz modern, pratik ve aynı zamanda şık olmaksa ip perdeler iyi bir seçenek olabilir. Değişik ve farklı stillerde askı boruları ve aksesuarlar ile zenginleştirilebilen bu stil, klasik çizginin dışına çıkmak isteyenler için ideal bir perde seçimi olacaktır.

JAPON (PANEL) PERDE
Minimal çizgilerin hakim olduğu bir mekan için en uygun sistem Japon perdedir demek yanlış olmaz. Mekanizmaları motorlu da kullanılabilir. Bu perdeleri koltuk kumaşları ile aynı kumaştan veya uyumlu tüllerden yapmak mümkün olduğu gibi, yaratıcı ve sıradışı desen seçimleri de söz konusu olabilir.

STOR PERDE
Yalın ve fonksiyonel yaşam alanları için iyi bir alternatif olan stor perdeler, yaylı veya zincirli olmak üzere iki mekanizma çeşidi ile uygulanmaktadır. Çeşitli kumaş türlerinden ve renklerden yapılan storlar tek başına kullanılabildiği gibi güneşlik amaçlı da kullanılabilmektedir. Her iki kullanımda da kenar ve/veya üst fon ile stor perdeler zenginleştirilebilir.

DİKEY PERDE
Küçük ve fazla ışık almayan mekanlarda özellikle ofislerde uygun bir perde çözümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kolay kumanda sistemiyle ve kumaş veya PVC malzeme renk ve doku çeşitliliği ile keyifli mekanlar oluşturulabilir.

dergi_format_mart

dfoit_subat

 

 

 

 

SLEEPLESS IN SEATTLE


Selam! Şubat 2014 sayısı gelmiş çatmış bile. Ben bu ay da geçen sayıdaki gibi (Uninvited/Davetsiz) korkutup titretecek bir evin anonsunu ki bu konudaki eylemlerim bir iki sayı sürecek- yayın ekibine yapmıştım ki 14 Şubat konsepti bir tokat gibi çarptı yüzüme… Doğru ya çiçek, böcek, hediye, kalpler hatta kırmızı kalpler, çikolatalar sayısıydı bu. Ben de nemrut ve tekinsiz evimi gelecek sayıya saklayarak ayın anlam ve önemi üzerinden rotamı, Amerika – Seattle taraflarına çevirdim. Köşemi takip edenler verdiğim ipuçları çerçevesinde yavaş yavaş bu ay ki filmimizi ve evi tahmin etmişlerdir.

 

Evet bildiğiniz komedyen Beyaz gibi sunayım: O biiir romantizm abidesi, o biiir starlar buluşması, o biiir gözyaşı fırtınası işte karşınızda 1993 yılı yapımı birer tutam dram ve komedi ile bolca romantizm barındıran Türkçe adıyla “Sevginin Bağladıkları” orijinal ismiyle “Sleepless in Seatle”.

 

Meg Ryan ve Tom Hanks’in genç, dünyanın bu kadar teknoloji, sosyal medya, internet vs. ile iletişim kirliliği yaşamadığı yıllardan gelen, radyonun kullanıldığı iletişimin sabit telefonla yapıldığı bu güzel filmin sevenleri çoktur. Nedir ne değildir hikâyesi Sleepless in Seattle’ın bir bakalım:

 

 

Chicago’lu bir mimar olan (Hollywood bu tarz filmlerde erkek başrol oyuncularına mimar rolü vermeye bayılır. Alt metin olarak kadınların hayallerindeki evi inşa ettirebilecekleri bu tarz karakterleri çok sevdiklerini düşünürler) Sam Baldwin (Tom HANKS) kanser hastası olan eşini kaybetmiştir. Oğlu Jonah ile birlikte yeni bir başlangıç yapmak ve sakin bir hayat sürmek için Washington Seattle’a taşınır. Bir yandan da ölen karısının yasını tutmaya devam etmektedir. Jonah babası Sam’i ulusal bir radyo kanalında yaşadıklarını ve ölen karısını ne kadar özlediğini anlatacağı bir yayına ikna edince hayatlarında bazı önemli değişiklikler olacaktır. İlk etapta çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi…

 

Sam’in yaşadığı yerden hayli uzakta olan Baltimore Sun muhabiri Annie de (Meg Ryan) Sam’in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili hayli karışık olan Annie, Sam’e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ama editör arkadaşı Becky mektubu yollar. Ve ardından Annie daha fazla dayanamaz ve derinden etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir. İşte böyle… Başarı garantisi kesin bir senaryo –ki 22 Milyon USD bütçesine rağmen yapımcılara tam 228 milyon USD kazandırmıştı! ve harika oyuncularla romantik bir modern zamanlar masalı.  Gerisi filmi izlememiş olanlara kalsın.

Senaryosunu Nora Ephron, David S.Ward ve Jeff Arch’ın ortaklaşa yazdığı filmin yönetmen koltuğunda bu gün artık aramızda bulunmayan Nora Ephron oturmuştu. Ephron’un iki filminin daha adını vereceğim o zaman çok daha iyi hatırlayabilirsiniz: When Harry Met Sally… ve You’ve Got A Mail!  Bir ilginç detay da filmin 1957 tarihli Cary Grant ve Deborah Kerr’in başrollerini paylaştığı  Remember An Affair / Unutamadığım Aşk filminin serbest bir uyarlaması olması. Sevginin Bağladıkları filminin kritik sahnelerinde 1957 tarihli klasiğin tema müzikleri kullanılmıştır. Biraz da dedikodu… Meg Ryan’ın oynadığı Annie Reed rolü ilk olarak o dönemin flaş isimlerinden Julia Roberts’ önerilmiş. Rolü kabul etmeyince -kime önermişler biliyor musunuz? Kim Basinger’a! Sonrası daha da “hadi canım!” Rol Jodie Foster’a da önerilmiş. Neyse ki ihale Meg Ryan’a kalmış ki türün en güzel örneklerinden biri olan film sinema tarihine altın harflerle yazılmış.

 

Film, oyuncular ve senaryo hakkında yeteri kadar bilgimizi verdikten sonra gelelim dergimizi ilgilendiren kısmına. Neden Sleepless in Seattle? Bu kez cevap çok kolay: Çünkü filmin aşk yuvası bir tekne ev!

 

Aslında bağlı oldukları iskeleden asla ayrılmadıkları için bu evlere “yüzen ev” demek daha doğru. Filmde Sam’in yaşadığı ev, Washington Üniversitesi ile Pike Place Market yakınlarındaki Union Gölü’nde suyun üzerinden sakin sakin salınıyor. Bu evlerin geçmişi 1890’lara kadar dayanıyor. Elliott Bay sakinleri olan denizciler, balıkçılar ve dok işçileri Büyük Buhran döneminde düşük ücretlerin de etkisiyle bölgenin coğrafi özelliklerinden faydalanarak gölün sakin sularına vergiden muaf (evler su üstünde oldukları için!) yüzen evlerini inşa etmeye başlamışlar. 1930’larda sayıları 2000’i bulan evler zamanla 500 civarına düşmüş. Günümüzde Seattle halen Amerika’nın en çok yüzen eve sahip bölgesi unvanını elinde bulunduruyor.

 

Filmde kullanılan 2,075 metrekare alana sahip yüzen ev 2008 yılında 2.5 USD’ye satışa çıkarılmış. 1978 yılında dört yatak odası ve iki banyo ile inşa edilen ev, Union Gölü’nde bağlı bulunan yüzen evlerin en büyüğü. Evin doğal olarak harika bir göl manzarası olmasının yanı sıra; Seattle’ın dış mahallerini de görmekte. Evin filmdeki hali ile şimdiki hali arasında, ana yaşam alanları açısından benzerlikler olsa da genelinde yeniden dekore edildiğini söylemek mümkün. Ahşap malzemenin getirdiği ferahlık ve hafiflik etkisi, tüm eve yayılan pencerelerle destekleniyor. Bu sayede ev, güneş ışığının tüm yansımalarını suyun da yardımıyla evin her yerine mükemmel bir şekilde taşıyor. Sonuç: Gündüz harika ışık alan yaşama sevinci ile dolmanıza yol açan harika bir yaşam alanı…

Biz bu evi çok sevdik, siz de bir göz atın isteriz. 14 Şubat günü evdeyseniz eşinizle, sevgilinizle kiminle istiyorsanız bu sıcacık filmle günün keyfini çıkarın. Sevgililer Gününüz kutlu olsun…

 

 

dfoit_subat

dfot

 

 

İç mimar Selçuk Arıkan ve antika işleriyle uğraşan Saadettin Davran’nın sahibi olduğu Onsekiz Limited içinde barındırdığı  vintage ve endüstriyel tarzı ürünleri ile dikkat çekiyor.Aynı zamanda Çukurcuma’nın yeni üyesi olan Cuma cafe’nin de dekorasyonu da Onsekiz Limited ‘e ait.Kullanılan aydınlatmalar,masalar ve  endüstriyel detaylar ile cafe çok farklı ve keyifli bir orta haline getirilmiş.

Endüstriyel tarzda eski ve yeni aydınlatmaların satışı dışında kendi bünyesinde üretiminin de yapıldığı mağaza İç mimar Selçuk Arıkan’a ait. Mağaza genelinde  antikalar mevcut ancak Sıfır mağazasını  diğer mağazalardan ayıran en büyük özelliği ise Antika ürünlerinin yanı sıra antika  ürünlere kendi tarzlarını yansıtarak ufak değişiklikler veya eklemler ilave edilerek kendi tarzlarını ön plana çıkartıyor olması.Birbirinden farlı dekorasyon objelerinin ve farklı dönemlere ait birçok mobilyaların bulunduğu SIFIR mağazası Çukurcuma’nın tarihi atmosferi ile eşsiz bir uyum içinde sizleri bekliyor…

dfot

 

muuto

Aydınlatma, mobilya ve aksesuar olmak üzere 3 farklı koleksiyonu olan firma düzenlediği tasarım yarışmaları sayesinde her geçen yıl koleksiyonunu zenginleştirmektedir.

dfot

 

Mozaik, bildiğiniz gibi tam 19 yıldır Türkiye’ de tasarımın tanınmasında ve benimsenmesinde öncülük eden bir marka. Dekorasyona ve projeye dönük aydınlatma markası olarak kurulan yan markası 220 Volt, ilk olarak Dereboyu Caddesi’ ndeki ve Balmumcu çıkışında yer alan eski showroomu ile hayata geçtiğinde hepimizi epey heyecanlandırmıştı, marka yakın bir zaman evvel açılan, Kanyon’ un hemen yanında yer alan Apa Giz Plaza’ da 2000 m2′ lik oturuma sahip yepyeni mağazası ile tekrar gündemde… Bir katında dekoratif aydınlatma ürünleri, diğer katında ise projeye dönük kontrakt aydınlatma ürünleri ve ofis mobilyaları sergilenen Mozaik 220 Volt showroomu hem aydınlatma hem de mobilyanın bir arada sergilendiği farklı bir showroom konsepti benimsemiş. 220 Volt, aydınlatma dünyasına uluslararası arenada yön veren Flos, Luceplan, Ingo Maurer, Tobias Grau, Santa Cole, Belux, Moooi, Palluco, Molto Luce, Louis Poulsen, Oluce, Verpan, Tom Dixon, Ego Luce, Kalmar, Wila ve Eclettis gibi birçok aydınlatma devini bünyesinde bulunduruyor ve alanında öncülük etmeye büyüyerek devam ediyor.

 

dfot

Made in Autoban

 

2003 yılında mimar Seyhan Özdemir ve iç mimar Sefer Çağlar tarafından kurulan Autoban, bugüne kadar dünyanın farklı noktalarında ve farklı ölçeklerde sayısız mimari ve iç mimari projeye imza atmış olmasının yanı sıra ürün tasarımları ile de uluslararası tasarım arenasında hatırı sayılır bir yere sahip.

 

İstanbul’da keyifle kahvenizi yudumladığınız café’den, şehirden uzaklaşırken yolunuzun geçtiği Atatürk Havalimanı’ndaki CIP Lounge’a; Hong Kong’da bir İtalyan lokantasından (208 Duecento Otto), Madrid’in en ünlü caddelerinden birinde konumlanan köklü ve tanınmış deniz ürünleri restoranına (Tres Encinas)… Bu saydıklarımız, Autoban’ın şehirdeki ya da dünyanın başka şehirlerindeki imzalarından sadece birkaçı…

 

2003 yılında kurulduğu günden bu yana mimari ve iç mimariyi birbirinden farklı ve kopuk düşünülemeyeceğini savunan Autoban, bu kapsamda ele aldığı projelerin anlatım dilini, eş zamanlı olarak ürün tasarımları ile de kuvvetlendiriyor. Ve söz konusu ürünler, dünya tasarım gündemini en az imza attıkları mimari ve iç mimari projeler kadar meşgul ediyor. Autoban’ın form ve malzemeye deneysel yaklaşımlar sergileyerek keşfedilmemiş yaşam tecrübeleri sunmak temeline dayanan tasarım anlayışı, mobilya, aydınlatma ve aksesuar tasarımlarında da kendini gösteriyor.

 

Autoban imzası taşıyan ürünler görsel açıdan ilham veren ve fonksiyonel tasarımlar olarak karşımıza çıkarlarken; ürünler çağdaş çizgilerini, duygusal ve samimi bir içerik ile birlikte gelerek muhafaza ediyor. Karakterlerini belli bir lokasyon ya da dönemden değil, Autoban’ın genel anlamda obje tasarımına zamansız yaklaşımından alan ürünlerin en belirgin ve ayrıştırıcı özelliği ise, yaşadığımız çağın sunduğu tüm teknolojik olanaklara rağmen halen belirli bir ölçüde zanaat geleneğini sürdürüyor olmaları. Türkiye’de genç tasarımcıları destekleyecek endüstrinin olmayışını, küçük lokal atölyeler ile çalışarak kendi avantajlarına çeviren Autoban, bu yaklaşımıyla da dünya tasarım kütüründe farklı bir kulvara yerleşiyor.

 

Yaratıcı, özgün ve heyecan veren ürün tasarımları ile 2004 yılında Wallpaper* dergisi tarafından “Best Young Designer/En İyi Genç Tasarımcı” seçilen Autoban’ın, ilerleyen yıllarda ürün tasarımları ile ödül toplamaya aralıksız devam etti. 2007 yılında “Pebble” adlı masa tasarımları, mobilya kategorisinde EDIDA Turkey Uluslararası Tasarım Ödülü’ne layık görülürken; ertesi yıl bu kez Design Turkey kapsamında “Bergere” isimli koltuk tasarımları “Excellent Design / Mükemmel Tasarım”, Woody ve One-Armed isimli iki farklı sandalye tasarımları ise “Good Design / İyi tasarım” ödülüne layık görüldü. Aynı yıl “Bergere Bed” yatak kategorisinde, “Flying Spider” ise aydınlatma kategorisinde EDIDA tarafından ödüllendirildi. 2009’da “Deco Sofa” yine EDIDA tarafından oturma düzeni kategorisinde ödüllendirilirken; bir sonraki yıl “Nest” Design Turkey tarafından verilen “Üstün Tasarım” ödülünü sahiplendi. Ve 2011’de “Holy Coffee Table” adlı tasarımlarının EDIDA Türkiye tarafından ödüllendirilen bir başka Autoban ürünü oldu.

 

İstanbul’da Akaretler’de yer alan Autoban Gallery’de satışa sunulan Autoban imzalı mobilya, aydınlatma ve aksesuar koleksiyonları, yurt dışında ise Portekiz asıllı ve İngilitere merkezli mobilya markası olan De La Espada tarafından üretilip, dünyanın farklı yerlerinde 60’tan fazla noktada müşterileri ile buluşuyor.