aydınlatma

dfoit_mayis

 

MOZAİK DESİGN

1992 yılında kurulduğundan beri tasarımın dünya çapındaki liderlerini Türkiye’de temsil eden Mozaik, sadece bir tasarım ürünleri mağazası olmanın çok ötesinde, bir yaşam tarzı merkezidir.

Ev mobilyasından ofis mobilyasına; banyo ve mutfaktan aydınlatmaya; perdelik ve döşemelik kumaştan aksesuar ve çocuklara yönelik tasarımlara kadar modern hayatın her türlü gereksinimini tek bir çatı altında bulundurarak Türkiye’de alışılmadık bir referans noktası oluşturmaktadır.B&B Italia, Maxalto, Cassina, Cappellini, Casamilano, Classicon, Knoll, Vitra, Paolo Lenti, Tom Dixon, Flos, Ingo Maurer gibi güncel markaların tasarımlarıyla birlikte Mozaik MoMA’nın kalıcı koleksiyonunda sergilenen birçok tasarım ikonu ve çok daha fazlasının bir arada bulunduğu bir müze gibidir adeta.

Bunun yanı sıra, modern tasarımın Türkiye’de tanınması için çok çalışan, seminerler ve sergiler düzenleyen Mozaik, kurulduğu zamandan bu yana Türkiye’de modern tasarıma ilginin artmasına vesile olmuş ve böylelikle Mozaik önderliğinde insanların modern tasarıma karşı algısı değişmiştir.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis
Dekorasyonun Son Aşaması: Aksesuarlar

Aksesuar deyince hepimizin aklına farklı bir şeyler geliyor aslında öyle değil mi? Sınırsız seçenek ve kombinasyonda alternatifleri sonsuza kadar sıralamak da mümkün. Peki dekorasyonda doğru aksesuar kullanımı nasıl olmalı? O da ayrı bir çok bilinmeyeli denklem tabii bu durumda. Gelin problemi tam olarak çözemesek de bu denklemi doğru kurmanız için birkaç önemli ipucu verelim size ne dersiniz? İç mekan dekorasyonunun vazgeçilmez tamamlayıcı unsurları olan aksesuarları, çoğunlukla yaşadığımız mekanlarda; çekicilik, sıcaklık, samimiyet, ilginçlik gibi arzu ettiğimiz bir duyguyu yaratmak amacıyla kullanırız. Oysa mekanı zenginleştiren bu önemli öğeleri doğru yerinde ve uygun şekilde kullanılmadığımızda, bu amaca ulaşmak şöyle dursun, mekanlarda görsel bir karmaşaya dahi sebep olabiliriz. Objeler tek tek ne kadar çekici ve ne kadar güzel olurlarsa olsunlar, bir bütünlük duygusu vermezler karşı tarafa, tüm emeklerimiz boşa gitmiş olur.

Dikkat edilmesi gereken genel kurallar

  • Odanın boş kalan bütün bölümlerine aksesuar koymak yerine, parçaları bir araya getiren kompozisyonları tercih etmelisiniz. Bu durum yansıtmak istediğiniz tarzı vurgulamanızı kolaylaştıracaktır.
  • Tarzlara, renklere ve boyutlara göre gruplamalar yapmanız dağınıklık hissi yaşamamıza engel olacaktır.
  • Aksesuar seçimlerimize dikkat çekmek için zıt renklerin gücünü de kullanmalıyız. Kullandığımız renkler sayesinde hem mekana canlılık vermiş hem de dekorasyonun içerisinde aksesuarların yok olmasını engellemiş oluruz.
  • Aksesuar yerleşiminde öncelikle büyük parçalarla başlamalıyız. Daha sonrasında küçük olanları onların etrafına yerleştirmeliyiz. Farklı yükseklikte parçaları bir arada kullanarak odamızda görsel hareket sağlamış oluruz.

İşe öncelikle uygulama yapmak istediğimiz odanın stili, boyutları, ana renkleri ve dokusuyla başlamalıyız. Bunlardan emin olduktan sonra, ne miktarda ve nasıl aksesuarlar kullanacağımız, aslında tümüyle yaratmak istediğimiz tarz ve atmosfere bağlı. Bu yüzden öncelikle ne tür bir dekorasyon tarzından hoşlandığımıza, en azından bu mekan için hangi seçimlerin bizi mutlu edeceğine karar vermeliyiz. Modern bir dekorasyondan kurguluyorsak örneğin, mümkün olduğunca sade ve yalın aksesuarlar seçip bunları orantılı bir şekilde yerleştirmeliyiz. Ama klasik tarzda bir mekan hedefliyorsak, göz dolduran, ayrıntıları ile öne çıkan görkemli objelerden oluşan aksesuarları gruplayarak kullanmalıyız.

ABAJUR ve LAMBADER

Abajurlar ve lambaderler, evinizdeki genel tarzı en etkili şekilde vurgulayacak aksesuarlardandır. Abajur seçiminde mekandaki yerine, sayısına ve boyutuna çok dikkat etmeliyiz. Göz hizasında kullanılan abajurlar mekana genişlik hissi verirler. Dekorasyon tarzına göre klasik şapkalı, metal yada cam abajurlar tercih edebiliriz. Lambaderleri ise yemek masasının ya da okuma – tv (baba) koltuğunun yanında kullanabiliriz.

PORSELEN AKSESUARLAR

Belirli dönemlere ait porselen objeleri toplamak, bu zarf koleksiyonu eve gelen misafirleriyle paylaşmak özellikle hanımlarda oldukça sık görünen bir alışkanlık. Vintage objeler dekorasyondaki popülerliğini korudukça da özellikle, önümüzdeki dönemlerde de bu tür koleksiyonları yapanların sayıları artarak devam edecek bizce. Peki nerde ve nasıl saklamalı bu farklı dönemlere ait birbirinden kıymetli ve narin objeleri? Evinizde hayvan beslemiyorsanız, çocuklarınız büyüdüyse, toz trafiğini yaratacak bir pencere – kapı açık alan kullanımınız yoksa, nadide porselen aksesuarlarınızı pekala duvarınızdaki bir nişte sergileyebilirsini. Nişin içini canlı bir renge boyadığımızda ve oturma alanınızadan görülebilecek bir köşeye konumladığınızda, porselenlerdeki ince işçilikler misafirlerinizin gözüne daha çok çarpacaktır bizden söylemesi. Yukarıdaki şartların uygun olduğu evlerde yine, geniş pencere pervazları objelerinizin dışarıdan bile fark edilmesini sağlayacak gözde sergileme seçenekleri arasına girecektir, bunu da eklemeden geçmeyelim.

BİBLOLAR

Biriktirdiğimiz minik objeler ve biblolarda aşırıya kaçmak ve bunları evin geneline dağıtmak gözü yorar ve karışıklığa neden olur. Bunun için özellikle biriktirdiğiniz küçük objeleri bir arada kullanarak etkilerini artırabilir ve evdeki dağınıklık hissini azaltabilirsiniz. Bu tür küçük objelerden oluşan koleksiyonumuzu ve seyahatlerde topladığımız objeleri, duvarda göz hizasında astığımız raflarda veya camlı kapaklı dolaplarda sergileyebiliriz.

BİTKİLER

Canlı bitkiler ev ortamımızı fresh ve canlı kılacak en doğru aksesuarlardır. Dekorasyonumuzu saksı çiçekleri ile canlandırmak istiyorsak; mekanın genel tarzına uygun saksı modellerine ve de ortamın boyutlarına uygun her daim yeşil olan bitkilere ihtiyacımız olacaktır. Saksı çiçeklerini geniş alanlarda kullanmak, doğa ile iç içe olmanızı sağlayacaktır.

VAZOLAR

Yapay ya da doğal çiçekleri evlerimizde misafir etmenin en klasik yolu olan vazolar, alternatifleri çoğalsa da yaşamımızda önemli bir yer tutacak hep, bunu kabul edelim. Uzun vazolar ile farklı çiçek çeşitlerini bir araya getirebiliriz. Uzun, kısa, oval gibi farklı vazo modellerini bir arada kullanmak daima dikkat çekici bir etki yaratacaktır. Eğer odamız geniş ise yüksek vazolar ve heykeller kullanabiliriz; yüksek vazolara yerleştireceğimiz bambu çubuklar ile ferah bir etki yaratabiliriz.

CAM OBJELER

Eğer salon ya da oturma odası küçükse, ilk aklımızda tutmamız gereken büyük aksesuarlar kullanmamız gerektiği olmalı. Tercihimiz cam objelerden yana olmalı böyle durumlarda, çünkü onlar odamızı olduğundan daha ferah gösterecektir.

YASTIK ve KOLTUK ŞALLARI

Ev tekstil ürünleri yerler, zamanlar, zevkler değişse de kadınların hep en çok tercih ettiği ev aksesuarları olmuştur. Bu tercihte onları haksız bulmak mümkün değil elbet. Kanepenizi tarzınıza göre yastıklar ya da şallarla daha zarif kılabilir, kontrast renklerle odanın enerjisini artırabiliriz. Kanepe ve koltuklar düz renk ise rengarenk yastıklar ile mekana neşe katabiliriz. Özelllikle son yıllarda farklı markaların zengin koleksiyonlarla bize seçenek sunması bu konudaki tercihlerimizi teşvik etmektedir kaçınılmaz olarak. Bizden tavsiye, mevsime ruh halinize, hatta belki ağırlanacak misafire göre değiştirebileceğiniz birkaç set ev tekstil materyali edinin. Bu sizi monotonluktan uzaklaştıracak, ev ortamınızdan sıkılmanıza engel olacaktır.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

DOĞAYA,YARATICILIĞA VE ŞEHİR KÜLTÜRÜNE AİT ARADIĞINIZ NE VARSA HEPSİ BU ÇATI ALTINDA

Batı Berlin’de yer alan, Design Hotels üyesi Otel Bikini Berlin 2013 kışında açıldı. İç dekorasyonunun tasarımı Studio Assliyer tarafından gerçekleştirildi. 149 odaya sahip otel büyük şehir ve jungle konseptinin bir arada uygulandığı oldukça eğlenceli bir tasarıma sahip. Werner Assliyer ve ekibi tarafından dizayn edilmiş. 100 kişilik bir konferans salonuna, geniş bir roofu, zengin bir mutfağı olan lezzetli bir restoranta ve hayvanat baçesi manzarılı bir saunaya sahip. Oteli eğlenceli kılan detaylardan biri de XL odalarda kişisel bisikletler bulunması.

Odalarda kent ve orman yaşamından alınmış ilhamın yansıdığı tasarım detayları birbirine tezat bu kavramlar büyük bir ustalıkla harmanlanmış genel konseptte. Çağdaş insanın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojik yeniliklere uyum sağlayan donanımlar kullanılmış odalarda. Otelin odalarının gecelik fiyatları 110EUR’dan başlıyor. Oteli ziyaret etmek isteyeceklere şimdiden söyleyelim: 1000m2’lik yazlık teras, DJ’in sürekli bulunduğu bir lobi renkli atmosferin diğer bütünleyicilerinden.

Otelin Batı Berlin’deki bu binası, döneminin ikonlarından, bu yüzden savaş sonrası tarih için önem teşkil ediyor. Çevresinde büyük bir park ve hayvanat bahçesi olması, mimari stüdyoya projeyi gerçekleştiren mimari ofise de yola çıkış için ilham kaynağı olmuş, konseptinin de belirleyicisi haline dönüşmüş bu doğa çevre demekte fayda görüyoruz.

Doğa ve şehir kültürünü harmanlayarak, “Urban Jungle” stilini oluşturmuşlar. 149 odanın yarısı, hayvanat bahçesindeki maymunların yaşam alanına bakıyor. Bu da otelin atmosferini daha da ilginç bir hale getiriyoruz.

Tasarımda genel olarak kullanılan doğal materyal ve renkler sıcak bir atmosfer yaratmış otelin genelinde. Otelin hayvanat bahçesine bakmayan diğer odaları Batı Berlin’in meşhur “BREİTSCHEİD” meydanına ve “Kaiser Wilhelm” kilisesini görüyor. Bu doğal ve kültürel manzara otelin konseptinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmış odalarda. Şunu da unutmadan belirtelim ki, odalarla daha keskin Berlin’in yaratıcı tarafını da vurgulayan daha şehirli bir ruh da yaşatılmak istenmiş. Yaratıcılık, doğa ve şehir kültürü kavramları bütün otel genelinde doğal bir ahenkle ve sırayla kendini gösteriyor demek otelin konseptini özetleyecek en doğru cümle olacaktır kanısındayız.

Adeta 21. yüzyıl insanın ihtiyaç duyacağı tüm ilham bu duvarların arasına özenle yerleştirilmiş. Son bir not: Terastaki restoran çok özel mutfakları içeriyor, konumu ve sunduğu lezzet ile sadece konukları değil herkesi buraya çekiyor.

dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

ÇIRAĞAN SARAYI

Tarihte birçok kez Osmanlı sultanlarına ev sahipliği yapan Çırağan Sarayı, Beşiktaş ile Ortaköy’ün ortasında bulunur. Eski dönemlerde Kazancıoğlu Bahçeleri diye bilinen saray, 1909 yılında Meclis-i Mebusan Binası olarak kullanılmıştır. Bir yıl sonra da çatısında çıkan yangınla saray büyük zarar görmüştür. Sonraki dönemlerde Sultan Abdülaziz, sarayı
Mimar Sarkis Balyan’a tekrar yaptırmıştır.

Çırağan Sarayı’nın oluşumunda kademe kademe; lll. Ahmet, ll.Mahmut, Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat gibi padişahların hem etkisi olmuş hem de yaşam alanı olarak bu sarayı tercih etmişlerdir. Her restoresinde farklı zenginlikler eklenen Çırağan Sarayı, günümüzde önemli toplantılar, nişan ve seçkin davetlileri ağırlayan düğünlere ev sahipliği yapıyor.

Osmanlı’nın son dönemlerini günümüze kadar getiren bu tarihi yapı, yıllarca önemini koruyup, ziyaretçilerini ihtişamlı gösterişiyle hala büyülemektedir. Çırağan Sarayı’nın ardından; Malta Köşkü’nü, Yıldız Korusu’nu ve Ihlamur Kasrı’nı da ziyaret edip keyifli zamanlarınıza devam edebilirsiniz.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

ORTAKÖY DOSYASI

 

Ortaköy, günümüzde hem kentliler hem de yerli yabancı turistler için İstanbul’daki cazibe ve çekim merkezlerinden biridir. Hem tarihi yapıları hem de gece gündüz tüm gün yaşayan, capcanlı bir semt olması bu cazibenin de  kaynağıdır. Ortaköy, özellikle sahil tarafındaki mekanları ile tüm gün canlı ve hareketli bir semt.Tarihi yapıların yanı sıra sahilde ve ara sokaklarda yer alan çay bahçeleri, kafeler, restoranlar, barlar, mağazalar, hediyelik eşya dükkanları ve alış veriş tezgahları semtte görmenizi tavsiye ettiğimiz yerler. Ortaköy’de görülmesi gereken tarihi yapıların başında elbette Ortaköy Camii geliyor. 1853 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılan cami Barok üsluba sahiptir ve Boğaz’da eşsiz bir konumda yer almaktadır. Ortaköy’ün simgesi haline gelmiş olan Ortaköy Camii mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis
Yahya Efendi Turbesi

 

Şeyh Yahya Efendi türbesi, Çırağan Sarayının karşısında Yahya Efendi yokuşunda yer alır. 1500’ lerin başlarında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından inşa edildiği bilenmektedir. bir yapıttır. Yahya Efendi’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi olduğu ve hayatında çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Şeyh Yahya Efendi, ilköğrenimini Trabzon’da Müftü Ali Çelebi’den almış, daha sonra İstanbul’a gelerek Zenbilli Ali Efendi tarafından eğitim görmüştür. Uzun yıllar Cambaziye Medresesi’nde müderrislik yaptıktan sonra inzivaya çekilmiş ve Beşiktaş’a yerleşmiştir. Bu inzivasının sebebinin Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’la ters düşmesi olduğu yaygın bir kanıdır. Bu uzaklaşma kararına bağlı olarak, bugün türbe ve mezarlığının bulunduğu yerde kendisine bir ev, yanına bir mescit, küçük bir medrese, hamam ve çeşme yaptırmıştır.

Halkın çok sevip saydığı bir şahsiyet olarak bilinen Şeyh Yahya Efendi’nin Türbesi, zaman içerisinde sıklıkla ziyaret edilen bir yer olmuştur. özellikle denizciler, her seferden döndüklerinde  türbeyi ziyaret etmeyi adet haline gelmişlerdir. Türbe, kare planlı, ahşap bir yapıdır. Türbenin ahşap bir koridora açılan kapısı doğu yönündedir, bu kapının her iki yanında iki katlı birer pencere yer almaktadır. Türbenin tüm duvarlarında da ikişer pencere bulunmaktadır. Bu doğramalardan özellikle doğu ve batı yer alanlarında yapıldığı dönemin üslubuna uygun klasik özellik rahatlıkla fark edilir. Diğer doğramalar ne yazık ki zaman içerisinde yapılan onarımlar sonucunda bu özellikleri kaybetmişlerdir. Türbenin üzeri basık bağdadi bir kubbe ile örtülüdür ve bu kubbe ahşap bir çatının altına gizlenmiştir. Bu kubbenin bu şekli, Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılan tadilat sırasında aldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra türbe Sultan II. Mahmut (1808–1839), Sultan II. Abdülhamid (1876–1909) dönemlerinde de çeşitli yenilenmeler geçirmiştir.

Türbenin içerisi devrine uygun kalem işleri ile bezelidir. Türbe içerisinde on bir sanduka bulunmaktadır, bunların çevresine sedef kakmalı korkuluklar ile sınır çizilmiştir. Buralarda Şeyh Yahya Efendi’nin yanı sıra, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Raziye Sultan, oğlu İbrahim Efendi, annesi Afife Hatun, Sultan II. Abdülhamid’in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedreddin Efendi, Şeyh Mehmet Nuri Şemseddin Efendi, Şeyh Hasan Efendi, Şeyh Yahya Efendi’inin küçük oğlu Şeyh Ali Efendi, Derviş Ali, Yahya Efendi’nin eşi Şerife Hatun’un mezarları bulunmaktadır.

Ayrıca türbe girişinde ve dışarısında Şeyh Yahya Efendi’nin torunlarına, saray ve haneden mensuplarına, devrin önde gelen kişilerine, türbedarlara ve müritlere ait mezarlar bulunmaktadır. Günümüzde türbe İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, ziyarete açıktır. Her gün birçok kişi tarafından ziyaret edilen türbe, yoğun mistik atmosferi, muhteşem manzarası ve tarihi değeriyle Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan sahil şeridinin en önemli değerlerinden biridir. İstanbul Boğazı’nın dört manevi bekçisinden birisi olduğuna inanılan Yahya Efendiye Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi, Beykoz’da Yuşâ Peygamber, Sarıyer’de Telli Baba eşlik eder.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

Çölün ortasında bir vaha hayal edenlere, hayallerinin çok ötesinde avant gard bir dünya…

 

The Parker Palm Springs California’da 2004 yılının Ekim ayında hizmete açılmış. Oldukça geniş bir yeşil alana yayılmış olan kompleksin standart, bahçe ve deluxe odalarıyla toplamda 144 odası mevcut. Ayrıca iki yatak odalı oturma ve yemek odası bulunan Gene Autry’nin evi ve 12 özel villa da aynı arazide konumlanmış durumda. Ziyaretçilerini ikonlaşmış tasarımlarla, yemyeşil doğasıyla, birbirinden gösterişli sanat eserleriyle ve coğrafyanın vaad ettiği sonsuz huzurla kucaklayan mekan, kurulduğu günen beri bölgeyi ziyaret edenlerin ilgi odağı olmuş.

3 farklı içerikteki restoranları, görkemli barı, tenis kortları, golf sahası, spa, havuz ve çok çeşitli peyzajlarla ihtişamlı bahçeleri ile Parker Palm Springs Amerikanın yaşayan kültürünün tipik bir temsilcisi. Odalarının ve bu saydığımız ortak alanların dışında, göz alabildiğince uzanan yemyeşil bahçesi ile tesis, konuklarına hamaklar, bitki çeşitliliği ile muhteşem bir keyif alanı vadediyor.

Parker Palm Springs’ın genel dekorasyon seçimlerinde bir zamanın ötesine geçme, rahatlık ve konforun yanı sıra şaşırtma ve akılda kalma eğilimi seziyorsunuz. Mekanlarında geniş olmasının verdiği rahatlıkla büyük mobilyalar gösterişli aksesuarlar birbirini boğmadan ve insana fazla gelmeden, cömertçe kullanılabilmiş orelin genelinde. Amerikan kültüründe derin izler bırakmış birçok tasarıma rastlıyoruz odaları yakından incelediğimizde.

İç tasarımı Jonathan Adler’e ait olan otelin, zaman içerisinde birçok ünlü konuğu da ağırladığı biliniyor.

Robert Downey Jr. da bunlardan biri.

Tüm ortak alanlarıyla tam 10000m2’lik alana yayılmış olan otel 5 yıldızlı restoranları aracılığıyla, couture mutfak deneyimi sunuyor misafirlerine. Başka yerde tatmadığınız hatta duymadığınız birçok lezzeti bu özel atmosferde tecrübe etmeniz mümkün oluyor böylece. Menüde ıstakozu ve havyarlı omlet dahi bulunuyor gerisini siz düşünün.

Bu oteldeki ana amaç, günümüz şehir hayatının koşuşturmacasından, teknolojinin ve modern hayatın burnumuza dayadığı gelişmiş toplum kaygı ve kirliklerinden çok uzakta zamansız bir mekan yaratmak olmuş. Bu amacı da rafine ve fazlaya kaçmayan bir lüks içerisinde konuklarına sağlayarak onları biraz şımartıp hafifletmeyi amaçlıyorlar, sonuç olarak bunu çok iyi başardıklarını da gözlemliyoruz kolayca.

Kırmızının ve tonlarının beyazla ve toprak renkleriyle ustaca harmanlanadığı dekorasyon tercihleri de hep bu hizmet etmek amaçlı kurgulanmış demek çok da yanlış olmaz. Klasik tarzdan zaman zaman avantgarde stile kayan bir çizgide hazırlanmış iç dekorasyon insanı kendisine çekmekle kalmıyor, kendisi dışındaki tüm gerçekliği de ziyaretçilerinin hafızasından silmeyi başarıyor açıkçası.

Hamak keyiflerinden, restoranına, içkinizi yudumlarken rahatlayacağınız spasından, golf sahalarına kadar herşeyin ziyaretçilerin konforu ve hoşça vakit geçirmesi için planlandığı bu komplekste insan kendisini Alice Harikalar Diyarındaki Alice gibi hissediyor, bundan emin olabilirsiniz.

 

dfoit_mayis

 

dfoit_mayis

 

Yediklerimiz daha önemli olmamıştı.

Mellow’un fikir sahipleri Ze ve Caterina,  yaptıkları araştırmalar sonucunda, evlerde taze pişen yemek miktarında son on yılda ciddi bir düşüş yaşandığını gözlemlemişler. Gerçekte insanların ev yemeklerini, zararlı fast-food’a tercih ettiklerini söylüyorlar.

Ze ve Catherine bu konuda teknolojinin insanlara daha fazla yardımcı olması gerektiğini düşünüyorlar. Mevcut tarif uygulamaları ve kalori sayaçları, insanların günlük hayatta tükettikleri yiyeceklerin şeker ve tuz yükünü sağlıklı bir şekilde ayıramadıkları belirtiyorlar.  Pratiklik konusunda dikkat çeken Mellow ekibi, örnek olarak dondulurlmuş pizzanın, mikrodalga fırına koyulduktan 10 dakika sonra yemek için hazır olmasının pratikliğinin, tüketmemiz gereken sağlıklı yiyeceklerde de olması gerektiğini savunuyorlar.

PEKİ, NEDİR BU MELLOW?

 

Dünyanin İlk Akıllı Sous-Vide Makinası

– Mellow, tezgahınızda ve telefonunuzda bir şef yaratmayı amaçlıyor.
– Yemeklerinizi Sous-Vide tekniğiyle pişirerek, hassas sıcaklıklarda yemeklerinizin eşsiz bir tat kazanmasını sağlıyor.
– Mellow’da hiçbir düğme veya kontrol ekranı bulunmuyor, tamamen iPhone ve Android cihazlarınıza yüklemiş olduğunuz özel uygulaması ile kontrol ediliyor.
– Mellow’un içinde aynı zamanda küçük bir soğutucu var, böylece yemekleriniz pişeceği ana kadar tazeliğini koruyor.
– Belli bir süre sonrasında Mellow tercihlerinizden ağız tadınıza uygun pişirme süreleri ve sıcaklıklarını öğreniyor.

 

Sous-vide ne demek?

Fransızca bir terim olup, gıdaların vakumlanmış torbalar içersinde ve düşük sıcaklıkta ısı uygulanarak yapılan bir pişirme tekniğidir.

Sous Vide, olağanüstü lezzetler yakalamanıza izin veren ve bugüne dek tarihte hiçbir pişirme tekniğinin sağlayamayacağı besin, lezzet ve sunum yararları sağlayan sıradışı, çarpıcı bir tekniktir.

HAYATINIZA HEMEN ADAPTE EDEBİLECEĞİNİZ BİR UYGULAMA

HER SANİYE TAKİPTE OLUN
Nerede olursanız olun, telefonunuzla neler olduğunu kesin sayılar ve grafiklerle öğrenebilirsiniz

KENDİ TEKNİĞİNİZİ UYGULAYIN
Diğer cihazlar gibi kendi sıcaklık ve pişirme sürelerini ayarlayabilirsiniz.

AĞIZ TADINIZI ÖĞRETİN
Mellow geri bildirimleriniz sayesinde kendini geliştirir. eşsiz damak tadınızı zamanla anlar ve yemekleriniz her zamankinden daha leziz pişirir.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

TARİHİN KUCAĞINDA BÜYÜLÜ BİR ATMOSFER:

THE MARMARA ESMA SULTAN

Adını 32. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan’dan alan yalı, tarih içinde birçok olaya ve kişiye tanıklık etmiş…Sultan Abdülaziz’in kızı Esma Sultan, 1873 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda dünyaya gelmiş. 3 yaşındayken babası tahttan indirilen Esma Sultan, yetiştirilmek üzere Abdülhamit’in Yıldız Sarayı Haremi’ne alınmış. 16 yaşına geldiğinde zamanın önemli devlet adamlarından Çerkes Mehmet Paşa’yla evlendirilmiş ve Ortaköy Camii’nin yanında bulunan yalı Esma Sultan’a düğün hediyesi olarak kendisine verilmiş.

Esma Sultan’ın ölümü üzerine, II. Abdülhamit yalıyı 1899 yılında kızı Cemile Sultan’a vermiş. Cemile Sultan öldükten sonra ise kızı Fatma Hanım Sultan’a kalan yalı, 1915 yılında Osmanlı saray hanedanının mülkiyetinden çıkmış. 1918 yılından itibaren Rum okulu, 1922 yılından sonra da tütün deposu olarak kullanılmış. 1950’lerde ise birkaç defa alınıp satılmış sırasıyla marangozhane ve depo olarak kullanılmıştır. Bina 1975 yılında büyük bir yangın geçirmiştir.

The Marmara Collection, 90’lı yılların başlarında Esma Sultan Yalısı’nı satın almış ve orijinal planına sadık kalarak binaya yeni bir kültürel kimlik kazandırmıştır. Bu çalışma kapsamında 2001 yılında Philip Robert’in projesi doğrultusunda cam ve çelik kullanılarak binanın içi yeniden yapılmıştır ve o tarihten beri yalı, yılın tamamında açık olacak şekilde hizmet vermeye başlamıştır.

Boğaz’ın kıyısı Ortaköy’de, tarihin izlerini taşıyan The Marmara Esma Sultan, eşsiz manzarası, yemyeşil bahçesi, farklı iç mekanı, The Marmara’nın muhteşem lezzetleri ve hizmet kalitesiyle kusursuz organizasyonlara ev sahipliği yapıyor… Ve gururla İstanbul Boğazının siluetine gizemli bir hava katmayı sürdürüyor.

Esma Sultan Yalısı, The Marmara Collection tarafından tarihi dokusu zarar görmeden adeta yeniden hayata döndürüldü. Turizm alanında dünyanın “en iyilerine” verilen “Five Star Diamond Award” sahibi olmanın tüm ayrıcalığını hissettiren The Marmara Esma Sultan, 2001 yılından bu yana davet, konser, şirket yemeği, toplantı, organizasyon, düğün gibi etkinlikler için özellikle tercih edilen, seçkin bir mekan olarak misafirlerini ağırlıyor…
dfoit_mayis

dfoit_mayis
NAZZ CAKES & BAKES

Herkesin tatlı bir kaçamağa ihtiyacı vardır…
Bu ay Bast Home’a, Marmara Güzel Sanatlar Seramik Bölümü mezunu, tasarım meraklısı Nazlıhan Akçay’ın, 2 sene önce açtığı “Nazz Cakes&Bakes“ takıldı.
On yıl kadar özel sektörde kurumsal satış yöneticiliği yapmış olan Nazlıhan Akçay, 2005’te işten ayrılıp yiyecek içecek sektörüne yönelmek amacıyla MSA’nın sertifika programını bitirmiş. Önceden sadece yakın çevresi için hazırladığı pastaları, daha sonra özel bir kulüp için hazırladığı süreçte profesyonelleşme yolundaki ilk adımını atmış. O sıralarda çiçeği burnunda bir anne adayı olduğundan, sektöre 2 yıl kadar ara vermek zorunda kalmış. Üretmekten fazla ayrı kalamayan Nazlıhan hanımın kızına hazırladığı pastalar ve okuldaki etkinlikler için yaptığı tasarım pastaları gören veliler, ciddi bir talep oluşturmuş. Çevresinden gelen teşvik ve destek ile hayallerindeki dükkanı açmaya karar vermiş Nazlıhan hanım.
‘Nazz Cakes&Bakes‘ adı altında açtığı Göztepe’deki ufak ama bir o kadar samimi olan dükkanın dekorasyonu da kendisine ait.
Nazlıhan hanım siparişle çalıştığını özellikle belirtiyor. Ancak büyük ve temalı tasarım gerektiren isteyen siparişlerin, önceden sipariş sahibi ile beraber kararlaştırılması sonucunda, son derece güzel işlerin çıktığını biz katalog sayfalarından ve etrafımızdaki maketlerden de görmüş olduk.
Farklı çeşit ve zenginlikte bu özel tasarım pastaları daha detaylı incelemek isterseniz www.nazzcake.com ve www.facebook.com/nazzcakespastatasarim sayfalarından ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda; nazlihan.deniz@gmail.com adresinden de fikirlerinizi ve siparişlerinizi paylaşabilirsiniz.
dfoit_mayis