atmosfer

dfot

Avli Suites

Girit’teki bu malikane 1530 yılında inşa edilmiş. Frenkler, Osmanlılar, Yunanlılar, Venedikliler ile zamanda yolculuk yapmış. Şimdi bu duvarların arasında geçmişten gelen fısıltıları dinlemek, Girit geleneklerini tanımak ve deneyimlemek için Avli süitlerine davetlisiniz.

Avli’de oldukça misafirperver bir ekip var. Tarihe tanıklık edecek, büyülü anlar geçirecek ve aynı zamanda eşsiz lezzetleri deneyebileceğiniz bir yer. Süitlerin tarihi dokusu ile çarpıcı bir dekorasyonu kombine ederek, göz alıcı bir atmosfer yaratmak istemişler. Odaların büyüklüğü 33 ve 58 m2 arasında değişiyor.

Otelin yaratıcısı Katerina, çocukluğunda kalabalık ailesiyle yaşadığı neşe ve kahkaha dolu yazları, paylaşım dolu yemek saatlerini, misafirleriyle bu tatları, anları, sevgiyi paylaştıkları zamanların duygusunu Avli’de de konuklarına yaşatmak üzere yola çıkmış.

Otel 25 yıl önce 1987’de açılmış. Geleneksel Girit mimarisi modern lüks ve estetik ile birleştirilmiş. Tamamen süitlerden oluşan otelde organik malzemelerle geleneksel ve çağdaş lezzetleri buluşturan restoranlar, 400ün üzerinde çeşit barındıran şarap mahzeni, geleneksel ürünlerin satıldığı market bulunuyor. Yedi süitten birini seçip, taze meyvelerle karşılandığınız otelde, taş söşemeli terasta kale manzarasını seyrederken 15.yy atmosferini yaşayacak, tüm ihtiyaçlarınızın karşılanacağı konforun tadını çıkaracaksınız.

 

dfot

 

Belmond La Residencia

 

İSPANYA’DA YEŞİLE DOYARAK TATİL YAPMAYI HAYAL EDENLER İÇİN

Mallorca’nın huzur dolu kuzey-batı kıyısında, yeşil dağlarının koruduğu, Belmond La Residencia İspanya’nın en iyi lüks butik otellerinden biri.Deià kasabasının yakınında, zeytin ve narenciye bahçeleri arasında yemyeşil bahçeleri içinde ödüllü spası ve ikiz köşkü ile adeta bir cennetteyiz. Otelin eşsiz ambiyansında, sanat dersi almak, bölgenin kültürel zenginliklerini bir Vespa üzerinde gezmek ya da sadece bir piknik seti ile Mallorca festivalinin manzarasının tadını çıkarmak bu arada yapabileceğiniz aktivitelerden sadece birkaçı.

Tekne Gezisi(Turu);
Belmond La Residencia misafirler için özel bir ücretsiz iki saatlik tekne yolculuğu düzenliyor, bölgenin doğal güzelliklerinin keyfine varacağınız bu turun tadı damağınızda kalacak ve daha fazlasını isteyeceksiniz diye düşünüyoruz. Mallorcan‘ın kıyı şeridi boyunca uzanan engebeli tenha koyları’nda huzur bulacaksınız.

Yuzme Havuzlari;
Otelin iki açık havuzlardan birinde yüzerken DEIA’nın coğrafi güzelliğini ve Mallorca güneşini içinize çekin. Tramuntana Dağları ile çevreli bu ortamın tadını Safereix’in hafif yemekleri veya bir kokteyl ile çıkarın ya da ısıtmalı kapalı yüzme havuzu, sauna ve spa ile bitişik jakuziyi keşfedin. Eğer kendinize özel bir havuz deneyimi isterseniz, Belmond La Residencia da size özel tam boy veya dalma havuzlu süitleri tercih edebilirsiniz.

Sanat galerisi ve heykel bahcesi;
Otelin ünlü Sa Tafona ve Albéniz sanat galerileri yıl boyunca çeşitli sergilere ve gösterilere ev sahipliği yapıyor. Yeri gelmişken hemen ekleyelim Belmond La Residencia İspanya’nın en büyük daimi heykel bahçelerinden birine ev sahipliği yapıyor zaten. Bu bahçe her geçen yıl uluslararası heykeltıraşlar tarafından parçalar ve onların öğrencilerinden gelen eserlerle genişlemekte. Şık Bronz eserlerin yanında çocukların oynayabilecekleri eğlenceli eserlerin de sergilendiği alan sanatsal bir keşif yolculuğu sunuyor otelin misafirlerine.

Tenis;
Otelin Tramuntana dağlarıyla çevrili ve Akdeniz’e bakan muhteşem iki süper tenis kortu bulunuyor. Ayrıca otelin tenis kısmından sorumlu profesyöneli Shyane Tabb verdiği derslerle oyununuzu geliştirmenize yardımcı oluyor. TAC sertifikalı olan Tabb’ın tenis dersleri, raketinizi epey geliştirecektir, bunun teminatı verelim.

Tatilin sonunda Residencia’dan ayrılırken kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedeceğinizden bizler eminiz. Siz ne dersiniz; tarihe, doğaya, kültüre, spora doyacağınız bir tatilden daha iyi bir fırsat olabilir mi yenilenmek için?

 

dfot

dfot

 

Golden Key Bördübet

 

Marmaris’ e 27 km uzaklıkta, dere ile denizin kesiştiği noktada konumlanan Golden Key Bördübet eşsiz bir doğal güzelliğe sahip. Yemyeşil bir orman, kuş sesleri, içinde kocaman kaplumbağaların, balıkların, ördeklerin, kuğuların bulunduğu bir dere, ışıl ışıl mavinin her tonunu özümseyebileceğiniz bir deniz, rengarenk cıvıl cıvıl çiçeklerle bezenmiş bir bahçe tatil düşlerinizi süslüyorsa Golden Key Bördübet tam size göre.
Modern atmosferi ve çekici menüsü ile Golden Key Bördübet, unutulmaz lezzetler ve anlar sunmakla birlikte; siz, değerli misafirlerimize eşsiz doğa ortamında şehrin tüm stresinden arınma imkanı sağlamaktadır.
Dereye açılan oda balkonları misafirler için yeşillikler içerisinde eşsiz bir dinlenme seçeneği sunuyor.Bölgede yerel halk geçimini arıcılık ve balıkçılık ile sağladığından, Muğla bölgesine ait en kaliteli balları elinizin altında bulabiliyor ve günün belirli saatlerinde iskelemize yanaşan balıkçı teknelerinden; canlı balıklar arasından seçim yapabiliyor olmanız, size kendinizi ayrıcalıklı hissettirecek…
Otelin tüm odalarında air condition, uydu TV yayını, direkt telefon hattı, kablosuz internet, mini bar var. Orman manzaralı balkonlu odalarda kendinizi konfor ve lüksün en sade şekliyle doğanın tam ortasında hissedeceksiniz.
Golden Key Bördübet’ in kendi müşterilerine özel ufak yarım adacığının hemen önünde bulunan plajında denize girebilir, isterseniz havuzumuzda yüzebilirsiniz.
Restaurantlarında birbirinden eşsiz lezzet seçeneklerini sunarken, tüm çevre koylarını seyredebileceğiniz 360 derece görünüme sahip ada tepesinde mükemmel manzaranın tadına doyamayacaksınız. En doğal haliyle, çevre köylerden gelen taze tereyağı, zeytin çeşitleri, yumurta ve peynir çeşitleri yanısıra organik bahçemizdenden topladığınız taze biber domates ve ev yapımı turunç ve portakal reçelleri ile yapacağınız kahvaltı boyunca size eşsiz senfonisiyle, ağaçların yaprakları, su sesi ve kuşların oluşturduğu doğal bir orkestra eşlik edecek.

 

dfot

dfot

 

AMMOS HOTEL,GİRİT
Lezzet, Konfor ve Tasarım
Otelin sahibi Nikos Tsepetis’in “Hiçbir zaman büyüme, fakat her zaman geliştir” felsefesi tesisteki olağanüstü hizmet anlayışının ve gösterilen özenin de temelini oluşturmuş.Hepsi deniz manzaralı ve yattığınız yerden dalgaların sesini dinleyebileceğiniz kadar denize yakın 33 standart odası ve 1 suitiyle Ammos Yunanistan’ın en popüler otellerinden biri.Bu popülerliğin bir sebebi de otelin standartın üstünde bir hizmeti uygun fiyatlara alabiliyor olmaları. Ünlü Yunan mimar Elisa Manola tarafından yapılan çarpıcı ve çağdaş iç tasarımı nedeniyle özellikle otel sade ama konforlu bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi oluyor. Kendisi de bir tasarım tutkunu olan otel sahibi Nikos, her yıl otelin dekorasyonuna küçük eklemelerle yenilik getirmeyi tercih ediyor. Bunun için de yerel tasarımcıların özel tasarımlarını keşfetmeyi ve onları dekorasyona entegre etmeyi tercih ediyor.Nikos’un son eklediği parçalar arasında Prouvé ve Tapiovaara’dan Ercol’e, orta yüzyılın çağdaş klasikleriyle, Brezilyalı Campanas ve Francois Azanbourg, Adam Goodrum, Nendo ve Tom Dixon gibi modern tasarımcıların yenilikçi ürünlerini kombine edip, karma yemek sandalyeleri ile etkileyici bir koleksiyon oluşturmuş.
Otelin toplu kullanım alanlarında yer alan bu eklektik koleksiyonlar renkli bir Bisazza duvar mozaiği, arabesk karo zeminler, yerel bit pazarlarından alınmış özel dolaplarla ve olağanüstü yetenekli yerel sanatçı Konstantinos Kakanias tarafından özel olarak yaptırılan duvar plakaları ile dengeli bir kompozisyon oluşturmuş. Bu ferah ve konforlu otel aynı zamanda son derece uygun fiyatlara geleneksel Girit yemeklerini de keyifli bir ortamda tatmanız için çok uygun bir zemin hazırlıyor.
Yemekleri “boureki” (börek), güveç yabani enginar ile keçi ve ünlü “galaktompoureko” (muhallebi dolu milföy pasta) şeklinde sıralanabilir.
Geçtiğimiz yıllarda oteli ziyaret eden London Times yemek eleştirmeni, oteli “klasik bir yemek lokasyonu” olarak nitelendirecek kadar etkilenmiş bu büyülü atmosferden. Meraklılarına hemen belirtelim Girit’in batısında yer alan Ammos en yakın havaalanına yalnızca 15 km uzaklıktaki lokasyonu ile lezzete ve konfora doyacağınız çok doğru bir seçenek.

 

dfot

dfot

 

 

DOĞAYLA ARANIZA HİÇ KİMSEYİ VEYA HİÇBİRŞEYİ SOKMAK İSTEMEDİĞİNİZ ANLARDA, BU SIRADIŞI BALON EVLER TAM SİZE GÖRE

 

Büyülü hislerin yaratıcısı Attrap Reves 2010’da kurulmuş bir aile şirketi. Otelcilik sektöründe uzmanlık yapan bir ağabey multimedya yayıncılık mezunu bir kız kardeş, inşaat sektöründe bir baba ve dekorasyona özel ilgili bir anne, markanın mimarları.

Fransa’da balonların içinde sıradışı bir konaklama fırsatı sunuyorlar macera ve doğa severlere. Sıcak misafirperverlikleri ve mükemmel hizmetleri ile de öne çıkıyorlar sektörde.

Nicelikten çok niteliği önemsiyorlar. Kalabalıktan uzak, doğanın tam ortasında, 6 balondan oluşan bir kompleks sadece aslına bakacak olursanız, bahsettiğimiz bu özel konaklama serüveni.

Balonlar tamamen geri dönüştürülebilen materyaller ile hazırlanmış. Düşük enerjili aydınlatma, çevreye asla zarar vermeyecek kolay kurulum imkanı ilei ekolojik bir yaklaşımla yola çıkılmış. Konumlandıkları bölge özenle seçilmiş. Farklı bölgelere de açılarak büyümeye devam etmeyi hedefliyorlar. 11000’den fazla ziyaretçileri olmuş bu güne kadar.

Biri sade tasarımlı, beyaz elegan stilde bir balon veya oryantal atmosferi olan güneşin renklerini almış bir diğeri, romantik, zen ve çimle kaplanmış doğal stilde olmak üzere iki konsept seçenekleri var. Ayrıca kapalı ya da şeffaf balon alternetifleri de mevcut, bu sıra dışı konaklama tecrübesini yaşamayı seçtiğinizde.

Kompleksin bütününde konaklanacak balonlar ve duş kabinleri, otopark gibi hizmet amaçlı yapılanmalar birbirinden oldukça uzakta konumlandırılmış özellikle. Alanla ayrı bir bölgede otopark, özel duş kabinleri var. Fenerler, teleskop ve bir yıldız tablosu gece yaşanabilecek, akılalmaz gökyüzü deneyimi için en uygun gereçler. Ziyaretçiler, her bir balona kendi patikasından ulaşılıyor ve böylece kişiye özel bir alanı oluşmasına izin veren bir yerleşim planı ortaya çıkıyor.

Yıldızların altında uyumak, ayı seyretmek, jakuzi balonunda doğayla başbaşa vakit geçirmek, tüm stresten tamamen arınmak galiba tam anlamıyla sadece burada mümkün. Siz ne dersiniz? Doğayla başbaşa kalmak için bundan daha güzel kaç fırsat çıkabilir karşımıza?

dfot

dfoit_mayis
DUVARLARINIZI KİŞİSELLEŞTİRMENİN VAKTİ GELDİ…

Özel tasarım sanatsal duvar kağıtlarımız ile mekanlarınıza benzersiz bir atmosfer katabilir, aynı zamanda duvarlarınızı birbirinden değerli sanatçıların tablolarıyla süsleyebilirsiniz.
Zamanın en değerli kavram haline geldiği günümüzde, showroom, galeri, sergi gibi mekanları ziyaret ederek tüm sanatçıların ve tasarımcıların çalışmalarını görmek neredeyse imkansız hale gelmiş diyebiliriz. Nishdecor olarak, kendi markaları olan Nishart ile; yaptığı işlerle dünya çapında beğeni toplayan, ressam, illustratör, fotoğraf ve grafik sanatçılarının eserlerini ortak platformda bir araya getirerek, web sitesi üzerinden sanatseverlere ulaşmasını hedeflemişler. Çok da iyi yapmışlar.
‘Dünyadaki trendler değişiyor. Kurumlar ve kişiler artık kendini ifade etmeye ve bireyselciliğe yöneliyor. Dünyada çok az sayıda verilen böyle bir hizmet ile bireyler de mekanlarında kendi kişiliklerini tam anlamıyla yansıtma olanağına sahip oluyorlar.’ şeklinde özetliyor. Faaliyet alanlarını genel olarak sipariş üzerine üretilen özel sanat eserleri, portreler ve grafik enstalasyonları konusunda uzmanlaşan görsel ambians atölyeleri, zevk sahibi özel müşterilere, kurumlara ve mimarlara hizmet vermekte.
NishArt dev duvar resimleri, soyut portreler, aile freskleri, dekoratif uygulamalar, enstalasyonlar, Bizans ikonalarının reprodüksiyonları, antik freskler, büyük ölçekli projeler için fine-art baskı, yağlıboya/akrilik tablolar, fotoğraf çalışmaları ve serigrafi işleri gibi geniş bir stil ve teknik seçeneği sunuyor müşterilerine. Tek yapmanız gereken onlara ulaşmak ve ne istediğinizi tam olarak anlatmak. Hem ev hem de işyerlerimiz için farklı seçeneklerde sınırsız bir dünyanın kapılarını bize aralayan Nish Art sayesinde tek yapmamız gereken yaratıcılığımız ve hayal gümüzü kullanarak düşledğimiz mekanın ne olduğunu kurgulamak. Gerisini onlar hallediyorlar.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

DOĞAYA,YARATICILIĞA VE ŞEHİR KÜLTÜRÜNE AİT ARADIĞINIZ NE VARSA HEPSİ BU ÇATI ALTINDA

Batı Berlin’de yer alan, Design Hotels üyesi Otel Bikini Berlin 2013 kışında açıldı. İç dekorasyonunun tasarımı Studio Assliyer tarafından gerçekleştirildi. 149 odaya sahip otel büyük şehir ve jungle konseptinin bir arada uygulandığı oldukça eğlenceli bir tasarıma sahip. Werner Assliyer ve ekibi tarafından dizayn edilmiş. 100 kişilik bir konferans salonuna, geniş bir roofu, zengin bir mutfağı olan lezzetli bir restoranta ve hayvanat baçesi manzarılı bir saunaya sahip. Oteli eğlenceli kılan detaylardan biri de XL odalarda kişisel bisikletler bulunması.

Odalarda kent ve orman yaşamından alınmış ilhamın yansıdığı tasarım detayları birbirine tezat bu kavramlar büyük bir ustalıkla harmanlanmış genel konseptte. Çağdaş insanın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojik yeniliklere uyum sağlayan donanımlar kullanılmış odalarda. Otelin odalarının gecelik fiyatları 110EUR’dan başlıyor. Oteli ziyaret etmek isteyeceklere şimdiden söyleyelim: 1000m2’lik yazlık teras, DJ’in sürekli bulunduğu bir lobi renkli atmosferin diğer bütünleyicilerinden.

Otelin Batı Berlin’deki bu binası, döneminin ikonlarından, bu yüzden savaş sonrası tarih için önem teşkil ediyor. Çevresinde büyük bir park ve hayvanat bahçesi olması, mimari stüdyoya projeyi gerçekleştiren mimari ofise de yola çıkış için ilham kaynağı olmuş, konseptinin de belirleyicisi haline dönüşmüş bu doğa çevre demekte fayda görüyoruz.

Doğa ve şehir kültürünü harmanlayarak, “Urban Jungle” stilini oluşturmuşlar. 149 odanın yarısı, hayvanat bahçesindeki maymunların yaşam alanına bakıyor. Bu da otelin atmosferini daha da ilginç bir hale getiriyoruz.

Tasarımda genel olarak kullanılan doğal materyal ve renkler sıcak bir atmosfer yaratmış otelin genelinde. Otelin hayvanat bahçesine bakmayan diğer odaları Batı Berlin’in meşhur “BREİTSCHEİD” meydanına ve “Kaiser Wilhelm” kilisesini görüyor. Bu doğal ve kültürel manzara otelin konseptinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmış odalarda. Şunu da unutmadan belirtelim ki, odalarla daha keskin Berlin’in yaratıcı tarafını da vurgulayan daha şehirli bir ruh da yaşatılmak istenmiş. Yaratıcılık, doğa ve şehir kültürü kavramları bütün otel genelinde doğal bir ahenkle ve sırayla kendini gösteriyor demek otelin konseptini özetleyecek en doğru cümle olacaktır kanısındayız.

Adeta 21. yüzyıl insanın ihtiyaç duyacağı tüm ilham bu duvarların arasına özenle yerleştirilmiş. Son bir not: Terastaki restoran çok özel mutfakları içeriyor, konumu ve sunduğu lezzet ile sadece konukları değil herkesi buraya çekiyor.

dfoit_mayis

dergi_form_nisan
Bir 18.yy Burjuva Evi Domaine De La Baume

Provans’ın kalbinde 99 hektarlık muhtesem bir malikane. 

 

Provans’ın tepelerinde, göletleriyle birlikte fransız bahçeleri, zeytin korusu, mütavazi şapeli ve dikkat çekici doğal güzellikleri ile seyirlik ve bir defa baktıktan sonra bir mekandayız. Her şeyi kolayca unutarak, sadece o anı tam anlamıyla yaşamanızı sağlayan huzur dolu bir cennet burası adeta. 99 hektarlık bu masal diyarında ağustos böceklerinin ninnisi, atların kişnemesi ve suyun sesi ile atmosferin büyüsü iyice yükseliyor.
Burası eskiden ressam Bernard Buffet’ın eviymiş. Bu görkemli arazinin, eserlerine fazlasıyla ilham kaynağı olduğu söyleniyor. Sevdiği birinin resmini yapar gibi bir şevkle ve tutkuyla buradaki manzara ve iç mimari detayları olağanüstü şekilde eserlerinin bir çoğunda resmetmiş. Sanatçının burayı konu alan her eserinde hassasiyeti, evine olan hayranlığı açıkça gözlemlenebiliyor.
Bu muhteşem bina kestane ağaçlarının gölgesinde, taş avlusu ile, parlak gök mavisi ve güneşin sıcak ışıklarının vurduğu pencereleriyle tipik bir 18.yy fransız stilinin yorumu.
Evin genelinde Hint kumaşları, sıcak kahve, toz pembe, soluk yeşil ve mavi tonları, 18.yy’da inanılmaz popüler olan“toile de jouy” kumaşları bir arada kullanılmış.
Stilize edilen çiçek tablolarında, günlük hayata dair basit detaylar, estetik bir mercekle adeta yeniden şekileniyor ve gerçekliğin tanımını yeniden yapmamıza neden oluyor. Zarif dokunuşlarla yenilenmiş antika mobilyaların yanında Kabriole ve Berjer, Louis XV döneminden koltuklar yer almış. Zeminde ise geometrik parke döşemelerin üzerinde genel olarak el dokuma kilimlerin kullanıldığını gözlemliyoruz.
Ortak alanlarda özellikle restoranda, birçok elementin zevkli karışımından mutlak bir estetik anlayışı ortaya çıkmış. Şef Francois Martin taze sebzeleri ile ve en iyi provansiyel yemekleri pişiriyor ve büyük bir özenle misafirlerine ikram ediyor. Kendi üretimleri olan kovan balı ve taze zeytinyağı ise mekanın konuklarına adeta doyumsuz bir ziyafet yaşatılmasındaki başrol oyuncuları olarak konumlandırılmış menüde.
3 adet süit, 15 yatak odası, panoramik teras, mahzen, yemek dersleri, butik, fransız ve sebze bahçeleri, bal, zeytinyağı üretimi, çiftlik, tenis kortu, sauna, hamam, havuz, doğal şelaleler, yüzülebilen bölümleri olan nehirler provans rüyasının bonkör tamamlayıcıları.
dergi_form_nisan

dfot

 

CENNETİN İÇİNDE BİR CAM OCAĞI VAKFI

20.000 m2 alana yayılı, Beykoz Riva nehrinin üzerinde sanat ve doğa ile baş başa kalabildiğiniz tek mekan Cam Ocağı Vakfı.

Cam Ocağı Vakfı, cam sanatına dair tüm kategorileri öğrenme imkanı ile birlikte, bahar aylarında temiz hava ve doğa ile baş başa olmanın verdiği huzuru birlikte yaşatıyor.

CAM ;Eşsiz bir malzeme

İnsanoğlu volkanik cam veya obsidyen diye anılan doğal camı çok eski zamanlarda keşfetmiş ve bu doğal madeni işleyerek, bıçak, ok ucu, silah süsleme aracı ve mücevher olarak kullanmıştır.

Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Finikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriye’nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler. Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından İ.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, İ.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır. Roma Dönemi’nden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş, maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir.

Cam sanatındaki en önemli ilerleme üfleme yönteminin bulunmasıdır. Bu tekniğin MÖ 1. yüzyıl ortalarına doğru Fenikeliler tarafından bulunduğu söylenmektedir fakat bu teknikten tam olarak yararlanılması ancak, pipo adı verilen ortası boş metal bir üfleme çubuğunun kullanılmaya başlamasıyla gerçekleşmiştir (tahminen MÖ 1.yüzyılın son çeyreğinde). Üfleme çubuğu ile havayla şişirme yönteminin birleşmesi, cam yapımı konusundaki en önemli kilometre taşlarından biridir. Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı camlarının ortak özelliği hepsinin üfleme tekniğiyle yapılmış olmasıdır.

Cam üfleme tekniğinin kullanıldığı durumlarda, fırından alınan ve fıska olarak tabir edilen sıcak cam biraz üflendikten sonra soğumaya başlar ve bu noktada tekrar erimiş cama batırılarak daha büyük bir form verilebilir. Kepçeleme yönteminde ise cam, kepçede küre haline getirilirken soğutulur ve pipo sürekli olarak döndürülerek cama kepçe içinde istenilen form verilir. Uygun sıcaklığa ulaşıldığında ise üfleme işlemi gerçekleştirilir. Üfleme işlemi sonrasında ya serbest şekil üzerinde çalışılır ya da cam bir kalıp yardımıyla (kalıp içine üfleyerek) şekillendirilir. Tüm bu aşamalar sırasında tercihe bağlı olarak kristal haldeki özel cam boyaları kullanılarak cama renk verilebilir. Üfleme ve serbest sekillendirme dışında yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri de döküm yöntemidir (camın bir kalıp içine dökümü). Camın sıcakken şekillenebilme özelliği, bu malzemeyle çalışanlara ustalıklarını sergileme imkanı tanımıştır. Böylece değişik şekillerde, renklerde ve bezemede birçok parça üretilmiştir. Cam yapımındaki en önemli unsurlardan biri saydamlıktır. Bu unsur belki de hiçbir malzeme için bu kadar önem taşımaz. Çünkü cam saydamlığı nedeniyle diğer malzemeler kadar görünmez. Görünmeyen bir malzemeyle tasarım yapmak doğal olarak bazı zorluklar taşır. Bugün kullanılmakta olan cam üretme yöntemleri ve hammaddeler, Antik Dönem’den beri bilinmekte ve uygulanmaktadır. Cam yapımında kullanılan aletlerde de, cam üfleme tekniğinin bulunmasından bu yana önemli bir değişiklik olmamıştır.

 

Grup etkinliklerinde uygulanan atölye çalışmaları

Ekip olarak sıcak cam atölyesinde takım çalışması antremanları yaparak, ilk ortak sanat eserinizi üretebilirsiniz. Boncuk ve füzyon atölyelerinde ise bireysel becerilerinizi  geliştirerek, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

 

 

 

dfot

 

Tarih, doğa ve eşsiz şaraplarla Kasım’da Siena…

 

Castello Banfi İtalya Siena’da yer alıyor. 2007 Mart ayında açılmış. Küçükçe bir şehir olan Montalcino’ya arabayla 12 dakika mesafede, Floransa’nın 130 km güneyinde ve Roma’nın 250 km kuzeyinde, yani arabayla 3 saatlik bir yol aldıktan sonra kolayca ulaşılabiliyor. Ortaçağ tarihinde “Poggio alle Mura” olarak bilinen hisar boyunca dizilmiş evlerden oluşmuştur.17. ve 18.yy’da kalın duvarlar dışında yaşamanın artık güvenilir olduğu, fakat yine de tehlikelere karşı önlem alınması gereken bir dönemde yapılmıştı.

Castello Banfi diye yeniden isim verilen kale, 2.830 hektarlık üzüm bağı arazisinin konaklama merkezi olmuş.

Misafirler ile sıcak ve rafine bir atmosferde, detaylı bir şekilde ilgileniliyor. Kaliteli şarabın servis edildiği, hoş bir ortamda ağırlanıyorlar. Bir kültürel yemek macerası, aşçılık dersleri, şarap tadımları, bağ gezileri bu büyüleyici keyfin alamet-i farikaları.

Castello Banfi il Borgo’nun sahipleri Mariani ailesi. Binaların mimarlığını Montalcino’dan Marco Matteucci yapmış. Süitlerin ve odaların elegan, rahat iç mimari tasarımını ve bahçeleri Cetona’dan Federico Forquet uygulamış.

14 oda ve süit, farklı lokasyon, dekor ve büyüklüktesize sunuluyor. Özenle seçilmiş kumaşlar, mobilyalar, klasik demirbaşlar, gösterişli ve lüks kolaylıklardan yararlanılıyor.

Geleneksel şeflerle özel derslerde yemekler yapılıyor. Brunello ve Montalcino özel toskana şaraplarının tadımı yapılıyor.