atelier

dfot

İKİ TEKER ÜZERİNDE BAŞLAYAN BİR TASARIM YOLCULUĞU

Yaz, kış farketmez, her zaman en kullanışlı ve en keyifli araçtır bisikletler. Hele ki yaza bu kadar yaklaşmışken, artık kilitleri çıkartıp bisikletlerinizin tozunu alma vakti gelmiş demektir. Kuşkusuz ilk alınan bisikletin yeri bir başkadır. Bir sürü maceranın ilk adımı onlunla atılmamış mıdır? İlk sürme denemeleri, ilk yaralar, yokuştan inerkenki o ilk heyecan…Kimi zaman kalabalık arkadaş grupları kimi zaman da yalnızlığın tadını çıkarmanın en keyifli yoludur bisiklet yolculukları. Özellikle açık havada yapılan bir bisiklet turu, bize tabiatın tüm güzelliklerini içimize sindire sindire seyretme imkanı vermez mi? Hele ki artan stres ve doğadan iyice uzaklaşmış bir toplum olma yolunda ilerlediğimiz şu günlerde, bisiklet demek; “özgürlük ve iç huzurun bir temsilcisidir” desem yanılmış olmam sanırım. Siz ne dersiniz?Motto Tasarım bu ay, hayallerinin ve tutkusunun peşinden giden,
ATELİER ALTAİR TELİAN’nın yaratıcısı, Yiğit Kuyulu’nun Galata’daki Atölyesine konuk oldu. Sanatın, tasarımın, yeteneğin, mütevaziliğin ve samimiyetin birleştiği bu atölyede yapılan her bir bisiklet kişiye özel bir tasarım. Onların sadece araç olmadığı aynı zamanda bir sanat objesi de olabildiğinin kanıtı bu atölye.

 

Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Bahçeşehir Üniversitesi endüstri mühendisliğinden mezun oldum. Nurus’ta marka müdürü asistanı olarak çalıştım. Daha sonra yüksek lisans eğitimim için Milano’ya taşındım. Domus Academy’de Business Design eğitimi aldım. Neil Barrett’ta grafik tasarımcısı ve pazarlama müdürü asistanı olarak çalıştım. Neil Barrett’ta çalıştığım sürece kendimi moda fotoğrafçılığında da geliştirdim. Çalışmalarımdan bazılarını Wallpaper Magazine de görebilirsiniz…

Atelier Altair Telian fikri nasıl şekillendi?

Bisikletin her daim beni cezbeden bir tarafı olmuştur. İtalya’nın ve Fransa’nın kasabalarında dolaşıp bulduğum çeşitli bisikletlerin zaman içerisinde garajımda büyük bir hazineye dönüştüğünü gözlemledim. Türkiye’ye sanat ve tasarım yapmak için döndüm ve sahip olduğum bu hazineyi tasarımla harmanlamak için bu atölyeyi kurdum.

İlk  bisikletinizi nasıl yaptınız? Eminim çok  ayrı bir yeri vardır sizin için…

İlk bisikletimi İtalya’da kurguladım. Önceleri orada çok bisiklet çaldırdım. Bisikletinizi bir gece çaldırır, ertesi gün pazarda 25 Euro’ya satın alırsınız. Ben bu geleneğin bir parçası olmak istemedim. Bisikletim çalınmasın diye özel kilit sistemleri tasarladım. Kendi bisikletimi onu benim dışımda kimsenin kullanamayacağı şekilde tasarlamak istedim.

Bisiklet tasarımcısı Türkiye de çok yeni bir kavram. Dünyada çok var mı örnekleri? Sizin de takip ettiğiniz veya tasarımlarını beğendiğiniz bir tasarımcı var mı?

Türkiye de meraklı bir iki arkadaşım var fakat ilk atölye biziz. Dünya da çok var örnekleri. İskandinav ülkeleri , Oregon dan , Japonyo dan tasarımcıları beğeniyoruz. 70’ler Avrupası yarış bisikletleri ve bu dönem atölyelerde üretilen bisikletleri etkileyici buluyoruz.

Tarzınızı nasıl açıklarsınız?  

Yüksek kalitede ürün sunmak bizim için önemli. Son dönem yüksek teknoloji ürünleri bizi yansıtmıyor. Introperspektif bir bakış açısına sahibiz. Her zaman basitliğin ihtişamından yanayız. Bisikletlerimizi tamamlayan minimalist dokunuşlardır.

Altai̇r Teli̇an için aklınızdakilerin tamamını  gerçekleştirebildiniz mi? Sizi heyecanlandıran yeni fikirler veya projeler var mı yakın planda? 

Bisikletlerimizin artık kendi döngüsü var. Kaynağından boyasına hepsi tek tek işlenmekte. Fakat atölyemiz sadece bisikletlerle sınırlı değil. Bunun yanı sıra t-shirt, aksesuar tasarımları da mevcut. Uzun vadede ise bir başka tutkum olan tekne tasarlamayı planlıyorum. Domus Academy de tezimi yat tasarımı üzerine yapmıştım ve bu tutkuya adım adım yaklaşmak beni mutlu kılıyor.

Kendi yaptığınız bir bisikletle dünya turu yapmak ister miydiniz? 

Hayır. Biz yaptığımız her bisiklete tasarım gözüyle bakıyoruz. Onlara evinizde, galerinizde bir heykel gibi bakabilirsiniz; çünkü onlar sizin hayal gücünüzle şekillenecek. Yahut şehrin sokaklarında insanlar işten evine dönerken o iki tekerin dönmesini isteriz.

Okuyucularımız size nerden ulaşabilirler, tasarımlarınızı sergilediğiniz bir yer var mı?

Atölyemiz randevu sistemiyle çalışmaktadır.
Bize mail adresimizden; ‘info@altairtelian.com’dan ulaşıp randevu alabilirsiniz.

Peki, bisiklet meraklıları için  nasıl bir ipucu verirdiniz?

Kendi bisikletinizi kendiniz yapın. Bırakın o da sizin kişiliğinizin bir parçası olsun. Bunun için ayrıca Bisiklet Atölyesi adlı bir projemiz de var. Kafanızdaki tasarıma kendi emeğinizle sahip olabileceğiniz bir ortam yaratıyoruz.

Son olarak Motto’nuz…

Bisiklet herkesi gülümsetir.
dfot

dfoit_mayis

 

 

 

Corrubbio di Negarine’nin kalbinde bulunan tarihi Villa Amista yapısının içerisinde yer alan, seçkin, beş yıldızlı Byblos Art Hotel Eylül 2005’te kapılarını misafirlerine açmış.

15. yüzyıl’da Mimar Michele Sanmicheli (1489-1559) tarafından tasarlanan ve  büyük bir cepheye sahip olan yapı daha sonrasında sanata tutkulu olan Dino Facchini ve ailes tarafından özenle yenilenmiş ve elden geçirilmiş. Aynı zamanda prestijli bir moda markası olan Byblos’un da sahipleri olan aile üyeleri, gerek mimari yenilenme sürecini gerekse tarihi yapının içindeki sanat eserlerinin ve değerli dekoratif objelerin renuvasyon çalışmalarını gayet büyük bir özenle yürütmüş. Restorasyon çalışamaları, villanın ana binasında, etrafındaki iki kulede ve de önemli bir tarihi şahsiyet olan Aziz Rocco adına yaptırılmış küçük bir klisede ve çiftlik binalarında eş zamanlı olarak yürütülmüş.

Bu karmaşık ve zorlu yenileme projesi tamamen Alessandro Mendini ve onun mimarlık ofisi tarafından yürütülmüş. Yirmi bin metrekarelik bir alanı kapsayan geniş bahçe ise, Gianfranco Paghera tarafından tasarlanmıştır. Konuklarının koku, görme duyuları aracılığıyla “Dünyevi bir cennet”i tatmalarını sağlayan çeşmeleri, yüzme havuzu, ile benzersiz bir atmosfer sunar bu dev bahçe ziyareçilerine. Ayrıca otelde kalma ayrıcalığını yakalamış konuklar için, son teknolojilerle donatılmış rahatlatıcı bir spa keyfi sunan  “Espace Byblos”  spa ve fitness, sağlık ve refah sunuyor. Otelin, halka açık, geleneksel lezzetlerinin yanı sıra uluslararası gurme restoranı “Atelier”,  yaratıcı yemekler sunarak meraklılarına hizmet vermeyi sürdürüyor.

Müşterilerin, müzik eşliğinde kokteyl ve aperatiflerin keyfini çıkaracağı Peter Bar, Amerikalı sanatçı Peter Halley’in de eserleri sayesinde otelin en hoş ve zarif mekanlarından birine dönüşmüş. Bu ilginç alanda, dev bir Venedik avizesi ve ayrıntılı tavan süslemeleri göze çarpıyor. Bu büyük salonda da ve otelin diğer odalarında ayrıca birbirinden ilginç duvar resimleri bizleri karşılıyor. Ayrıca iki adet konferans odasının bulunduğu otelde, 500 farklı şarap markasının tadabileceğiniz 15. yüzyıl mahzenlerine andıran kilerde mevcut şarap severler için. Farklı özellikleri ve boyutları ile altmış oda ve suit, kral dairesi ve şaşırtıcı Wunderkammern mobilyaları ile tasarlanmış bu sanatsal suitler misafirlerine hem sonsuz bir huzur hem de sanata doyacakları eşsiz br konaklama vaad ediyor.

Mobilya, perde ve kumaş gibi tasarım elemanları, Byblos pret o porter renk koleksiyonlarından esinlenilerek, 16. ve 18. yüzyıl tasarımlarına çağdaş bir ikonografi yorumu katılarak revize edilmiştir.

Gerçek bir koleksiyon oluşturmak için bunlara ek olarak lambalar ve özenle seçilmiş meşhur tasarım objeleri, Gio Ponti’den sofra takımı, Eero Saarinen, F.L. Wright, Aldo Rossi, Philippe Starck, Ron Arad, Gaetano Pesce, Anna Gili, Patricia Urquiola, Harrison & Gil, Marcel Wanders, Ettore Sottsass, Luca Sacchetti’den sanat eserleri. Bir müze gibi, her nesne bir başlık yazısı ile tamamlanmıştır.

Salonları ve ortak odalar, aynı zamanda misafir odaları, sanatseverler tarafından çağdaş sanat koleksiyonu ile döşenmiştir. Bu eserlerin sahipleri arasında Anish Kapoor, Vanessa Beecroft, Giulio Paolini, Peter Halley, Cindy Sherman, Mimmo Rotella, Sol Lewitt, Beatriz Millar, Begona Montalbán, David Tremlett, Jean Michel Othoniel, Sandro Chia, Arnaldo Pomodoro, Richard Stipl, Takashi Murakami, Fulvia Mendini, Valerio Adami, Robert Indiana, Luigi Ontani, Sissi, Marc Quinn, Damien Hirst, Jim Dine, Piero Manzoni, Patricia Piccinini, Jelena Vasiljev, Herbert Hamak, Tony Cragg, Haubiz+Zoche, De Paris gibi birçok önemli sanatçı da yer alıyor.

Farklı görsel unsurların gözalıcı bir kombinasyonuyla hazırlanmış bir seti anımsatan otelde, göz alıcı Pret a Porter moda markası Byblos, antik geçmişin ihtişamını, olağanüstü konukseverlik ile birleştirmiş. Ve bu eşsiz dekorasyon şöleni çıkmış ortaya. Görülmesinde fayda var.

dfoit_mayis