aslı atamer

dfot

 

2014 Yazı Bizi Bekler…

Bu yazın bizce genel temaları; dokuların ön planda olduğu bir materyal seçimi, renklerde ve desenlerdeki çeşitlilik ve doğa kavramının gerek malzeme kullanımında gerek de tasarımda öne çıkan temalar olması.

Rengarenk

2014 yazı belli başlı markaların kataloglarından da rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz gibi tek bir kavramla açıklanmak zorunda olsa “renkli” diye özetlenebilir diye düşünüyoruz. İki ayrı palette ilerleyen bir renk çeşitliliği bu; pastel tonlar bir yanda canlı frapan tercihler diğer tarafta. Kişisel seçimleriniz ve mekanda yaratmak istediğimiz etki bizi bu iki seçim arasında, kendimize uygun olanı seçmeye itecek. Özellikle saks mavisi ve kırmızı gibi iddialı ve göz alıcı renkler, marin temalarıyla ve yazlık evlerde açık renk fon üzerine rahatlıkla kullanılabilecek renkler. Hem döşemelerin üzerinde yer alacak ev tekstilinde, hem de her türlü dekoratif aksesuarda bu yıl bu ikiliyi çok sık yan yana göreceğiz.
Pastel pembeler, yeşiller, maviler aynı şekilde bu yılın gözde renkleri. Siz de huzur veren, içinizdeki çocuğu ortaya koymanızı sağlayacak masalsı ortamlar yaratmak istiyorsanız, pastel tonlarının hafifleten, ferahlatan etkisinden faydalanabilirsiniz. Özellikle outdoor kullanımlarda, gündüz akşam rahatlatıcı bir etki yaratacağınız garanti bu tonları tercih ettiğinizde.
Bu yaz diğer yıllarda çok sık görmediğimiz başka bir renk kullanımı seçeneği de çok gündem de olacak onu da belirtmeden geçmeyelim. Sofra takımlarından, yemek masanızın etrafındaki sandalyelere, yastıklardan, yatak örtülerine kadar yaygın olan bir trend var; rengarenk kullanım. Kırmızılar, yeşiller, sarılar, maviler bir arada kullanılabiliyor bu yıl rahatlıkla. Hatta birçok markanın koleksiyonlarında da bu tür önermeler var. Şezlongdan, sandalyeye, çatal bıçaktan, mutfak eşyalarımıza kadar yansıya bu renk çeşitliliği ile evlerimizde kendi gökkuşaklarımızı yaratabileceğiz. Bu yıl yaz ortamları rengarenk olacak demek yanlış olmaz.
Bu yılın bu rengarenk temasının en güzel yansımalarından biri de sokak kapılarında görülüyor; aynı renk sıkıcı daire veya ev kapınızdan sıkıldıysanız, gün bugündür. En sevdiğiniz rengi veya evinizin dekorasyonuna en uygun olduğunuz rengi dış kapılarınıza uygulamak bu yıl çığ gibi büyüyen bir trend. Neden siz de bir parçası olmayasınız bu akımın? Apartman içindeki bütünlük hissini çok da zedelemen kendinizi ve evinizi en iyi anlattığınız rengi dış dünyaya açmak da özgürsünüz bu yıl. Üstelik bu uzun süredir devam eden ve daha uzun süre de devam edecek bir akım gibi duruyor, hiç çekinmeden siz de katılabilirsiniz.

Ev tekstilinde desen ve doku ön planda

Geometrik çizgiler ve doğa referanslı desenler bu yazın en favori görsel zenginliği bizce. Döşemeden, perdeye her türlü ev tekstilinde bu iki temayı sıklıkla göreceğe benziyoruz bu yaz. Daha romantik country veya provans bir tarzınız varsa o zaman dev kelebekler, bahar dalları, çeşitli hayvan figürleri ile bu yaz çok haşır neşir olacaksınız demektir. Evlere yaz coşkusunu ve neşesini katmanın çok da etkili bir yolu olduğunu düşündüğümüz bu desenlerin bu yıl ki popülerliği en çok hayvan ve doğa dostu yaşam biçimlerini uzun zamandır hayatına katmış kişileri memnun edecek hiç şüphe yok ki. Belki geçtiğimiz yıllarda dev bir kelebeği koltuklarınıza kondurmakta, ya da aslan başlı bir yastığı dinlenme köşeniz için satın almakta zorlanmışsınızdır çok isteseniz de yadırganır, hafif veya çocuksu bulunur diye çekimser kalmış olabilirsiniz. Eğer öyleyse gün sizin gününüz.

Geometrik desenler bu yılın ikinci öne çıkan desen teması. Çiçeklilerin bile nerdeyse bu desenlerle kombin edildiği formlar sıklıkla kullanılıyor bu yıl. Daha modern çizgileri veya İskandinav stil gibi daha sade formları tercih edenler için yazın neşesini yaşamakta uygun bir yol olabilir bu tür kullanımlar.
Kumaş dokuları bu yıl çok gündemde olacağa benziyor, halıdan perdeye tüm ev tekstilinde dokunma hissinizi tetikleyecek malzemeler ön plana çıkıyor. Farklı desen ve dokuların birlikte kullanılması, ya da bazı kumaşların bazı mevsimlere sıkışıp kalması gibi tabular bu yıl tamamen aşılmış gibi duruyor.
Aksine farklı kumaş türlerinin, farklı dokuların bir araya gelmesi ile oluşan yaratıcı kombinler, bu yazın gerçek starları olacak bizden söylemesi.

Ham ahşap, yazın favorilerinden

Gerek bahçe mobilyalarında, gerek ev içi kullanımlarda dekorasyonda bu yaz ham ahşap rüzgarı esecek. Doğal bir sadeliğin yanı sıra, ahşah dokusunun ön plana çıktığı doğal malzemeler yatak odalarımızdan, oturma gruplarına, yemek odalarından, mutfak ve banyo dolaplarına kadar birçok yerde karşımıza çıkacak. Buna zeminleri de katarsak ham ahşap görünümlü yalın dokunuşlar doğayı çağrıştıran zarif esintiler katacak hayatımıza demek yanlış olmaz. Ortama keskin çizgilerle sınırlamalar getirmeyen bu ahşap uygulamalar özellikle döşemelikte vurgu yapılması istenen tasarımlarda ve bol aksesuarla öne çıkan ve buna rağmen karmaşadan uzak durmak istenilen ortamların gözdesi olacak.

Yakın olduğu yalın formların yanı sıra neoklasik veya country koleksiyonlarda da bu yaz sıklıkla rastlaya doğal ham ahşap malzemeler yazı her türlü etkiten ve etkenden uzak doğal yaşamayı tercih edenler için uygun bir seçenek olarak düşüncesindeyiz. Üstelik çağrışımları itibariyle kendinizi özlemini çektiğimiz natürel yaşama daha yakın hissetmenizi sağlayacak. Tabii bu durumda doğal döşemelik kumaşlar uygun kombini yakalamak için diğer önemli bir faktör olarak çıkacak önümüze.

 

Duvarlarınız sizinle aynı dilde konuşacak

Son yıllarda, gerek birbirinden çeşitli duvar kağıtlarıyla gerekse çeşitli kaplama yöntemleriyle duvarlara bir doku kazandırmak oldukça yaygın. Artık neredeyse sınırsız renk ve desen çeşitliliği ile karşımıza çıkıyor üstelik her biri. Önümüzdeki yaz aylarında da bu durum değişmeyecek bir farkla, bu yıl bu koleksiyonlara özel üretim ve kişiselleşmiş ürünler de artık gündemde olacak. Size özel duvarlar, sizin seçtiğimiz tasarım ve desenlerde tasarlanmış, kısacası sadece dili olan değil, sizinle aynı dilde konuşan duvarlar çok popüler. Sevdiğiniz sanat eserinin veya favori temanızın duvarlarınızı süslemesini istiyorsanız bu yıl size uygun ürünü bulmanız hiç de zor olmayacak.

 

Teraryum tartışmasız yazın da gözdesi

Bahçelere açılmak rengarenk çiçekler, davetkar çim alanlar bütün yaz yeni gözdelerimiz olacak hiç şüphesiz. Ama evlerin içerisine girdiğimizde terrarium salgını bu yaz da devam edecek gibi duruyor. Sofra tasarımlarından, balkonlara mutfaklardan banyolara kadar her an her yerde bir terrariumla karşılaşmanız çok mümkün.

 

2014 YAZINDA ÖNE ÇIKANLAR

 

JALE KULİN
Mimar

Renk doku boyut birbirini pek tamamlayan bu üçlü , aslında genel tasarımın temel taşlarından , ancak trend kurbanı olup zaman zaman hayatımızdan siliniyorlar. Bu sezon kuvvetli donüşleri ile daha sıcak ve kimlikli mekanlar yaratabiliyoruz.

Renk

Renk benim için sihirli değnek olmuştur her zaman . Bu sene Türkiye’de, giyim modası akımlarının dayanılmaz renk patlamasına dekorasyon sektörü de katıldı nihayet. Bu yaz favori temalardan yola çıkarsak eğer mercan, turkuaz, fosforlu sarılar, zümrüt yeşilleri, susamışcasına renk, ve daha da renk diyebilirim! Aslında yurtdışında mekanlar eskilerden beri çok renkli ve cesaretli. Genel olarak sıcak iklim kültürlerine de baktığımızda renk karışımlarının çok çeşitli olduğunu görürüz. Meksika, güney Italya, Fransa Alsace bölgesi, Fas mimarileri bunların keyifli örneklerinden. Renk konusunda uzağa bakmaya gerek yok: Doğa başlı başına bir ilham kaynağı..

Doku

Doğa’dan yola çıkmışken mermer ve taş dokuları, yüzeyleri kertilmiş ahşaplar, paslanmış metal, hem modern , hem de “timeless ” mekanlarda çok severek kullandığım malzemeler. İç ve dış mekanlara kattıkları yaşanmışlık duygusundan çok keyif alıyorum. Doğal malzemeler döşeme zorlukları ile karşı karşıya bırakıyor bazen , bu noktada seramik teknolojisinin gelişmesi ile dijital baskı birleşince, ortaya çok başarılı ürünler çıkmakta , artik biz mimarlarin bile burun kivirmayacagi gerceklikte. Bunlara ornek olarak Seranit mermer dokuları, Vitra laminam serisinin metalik 3 mt’lik seramikleri kayda değer imkanlar sunuyor.

Boyut

Renk, doku, boyut aslinda üc silahşorler misali birbirleri ile cok bağlantili, dinamik bir üçlü. Boyutlu , farklı derinlikte taşlar, ahşap paneller tavandan sarkıtılan öğeler, mekana anında karakter katıyor ayrıca akustik olarak da yankılanmayı önlüyor. Bu malzemeler mekanların mimari kurgusunu da belirgin bir şekilde değiştiriyor. Salt Galata’da sinema salonu, Zorlu Performans Sanatları Merkezi boyutlu kaplamanın mimaride belirgin örneklerinden .

Pebble Design
Neslihan Pekcan

Bu yıl tasarım trendleri ve temaları arasında doğaya ve öze dönüş ile farklı malzemelerin birarada kullanımını tercih edeceğiz. Giderek kabalaşan şehir ve kentlerimizden azami ölçüde faydalanırken devamlı değişim, hareket kavramı, fonksiyonellik ile elele ilerlemekte. Alan veya tasarımları yeni amaçlara göre düzenleme tüketicinin esasen ihtiyaclarını gideren tecrübe arzusuna hevesle cazip gelmekte. Ahşap ve endüstriyel metal malzemelerin birlikte kullanımı artarken tasarımlarda çizgisel kontrast yaratmak ön planda. Geometrik formların bir arada kullanılmasının yanısıra açıların mekanlara kattığı kuralsızlık özellikle Pebbledesign’in tercihleri arasında. Mobilyalarda iki boyutun ötesine geçip üçüncü boyutta da farklılıkların yaratılması, parçalanmış birimler yerine farklı malzeme ve formların bir bütün olarak kullanılması da senenin trendleri arasında yerini alıyor.

2014-2015 iç mekan renk paletindeki tasarımları etkileyen ve sıkça karşımıza çıkkacak renkler; yumuşak leylak tonu, koyulaşan eflatun, buğulu pembe tonları, çakıltaşı, kum ve kuvars tonları ile açık – koyu maviler, zeytin yeşili, tropikal yeşil pastel sarı, asfalt siyahi, karbon antrasit tonları, optik beyaz. Bukalemun benzeri özelliklere sahip renkler grubu sürekli degişen kentsel çevremize de uyum sağlıyor.

Lunapark Retail & Product Design
Murat Tamgüç- Bertan Berk

Hawaii gömleklerde görmeye alışık olduğumuz büyük pembe çiçekler, palmiyeler ve papağanlar dekorasyon dünyasına tropik bir esinti katarak metropol insanının hayatına geri dönüyor. Bu yaz cesaretimizi toplayıp iç mekanlarda güçlü renkler kullandığımız, cömert ve büyük hacimli motifleri duvar kağıtlarına uyguladığımız bir yaz olacak.

Öne çıkan renkler; okyanus mavisi, mercan rengi, yaprak yeşili, limon sarısı ve tonları. Doğaya özgü malzemelerin işlenerek yeni formlarıyla dekorasyona dahil edildiği, geri dönüşümlü mobilyaların değer kazandığı bir sezon bizi bekliyor. Dış mekanda hasır mobilya kullanım öne çıkıyor ama her zamanki doğal haliyle değil, Afrika esintisi taşıyan güçlü, canlı renkli örgülerle tercih ediliyor. Cam, ahşap ve metal malzemeler renkli kullanımlarıyla gündemde. Dijital dünyanın dekorasyon dünyası üzerinde yansımasını dijital baskılı aksesuarlarla görebileceğiz. Mobilya artık formundan ziyade üzerindeki baskı ve renkleriyle öne çıkacak.

Begart
Begüm Akdoğanlar

Yaz sezonunun geldiğini canlı renklerin kuşatması altına girdiğimizde anlıyoruz. Modada olduğu kadar dekorasyonda da trendler renk ve desen üzerine kuruluyor. Bu sezon, temel düz renkli mobilyalarımızı dijital baskılı yastıklar, misafir masalarımızı çiçekler, mercanlar, balıklar süsleyecek. Kanaviçe desenlerin, ketenlerin, kotonların birleşimi ile doğallığı yaşarken, renklerin dansıyla ruhunuzun beslendiğini hissedeceksiniz. Cesaretliyseniz kesinlikle turuncu-sarı-fuşya renklerini mobilyalarınızda aynı anda kullanın.

Daha sakin bir görüntüyü tercih edenlerdenseniz, son 2 yıldır favori tasarımların arasında gösterilen ahşap ve metal birliktelikli ya da mermer-boynuz-abanoz gibi hammaddeli çağdaş, çevre dostu el yapımı mobilyaları ve objeleri tercih edebilirsiniz. Hatta kişiselleştirme yöntemi ile sadece size ve ailenize özel tasarımlar hazırlatabilirsiniz.

Bahçe duvarınızı değiştirmek size farklı bir soluk getirecektir. Olduğu rengin dışında bir renge boyayıp, üzerine irili ufaklı, farklı renklerde boyanmış çerçeveler asabilir, içlerine de sevdiklerinizin resimlerini koyabilirsiniz. Ya da eski dönemden kalma, antikacılarda bulabileceğiniz at nalı, anahtar, kapı tokmağı gibi
metallerle mistik bir görüntü elde edebilirsiniz.

Karaköy Junk
Aslı Atamer

Bu sene ahşap, internetin de etkisiyle sanırım iyice sınırlar kalktı ve dekorlar birbirine karıştı. Kilimler (büyük küçük ama renkli) çok popüler, bunların yanına bir tasarım bir de eski obje karıştırıp kullanınca daha modern bir hal alıyor. Genelde eski bir koltuk (ki bu sene chesterfield yılı oldu) ya da tekli antika bir berjer yanına daha modern en eski 70’lerden kaz ayak bir sehpa ya da tekli koltuk ya da puf konulabilir.

Tek tek obje söyleyecek olursam yaza girişten beri flamingolu her şey patladı. Bu figürü çokça göreceğiz. Ahşap eski takı yada gözlük-saat ustalarının kullandığı cok gözlü dolaplar, eski şişeler ve kimya tüplerini de dekorasyonlarda bolca kullanacağız. Bir de artık yemek masalarında da iskandinav ve 70’ler modası geliyor. Bol renkli ve çiçekli desenler göreceğiz.

Yılın rengi bana göre turuncu ve flamingo pembesi olacak dekorasyonda. Bir de terrarium çiçeklerini her yerde göreceğiz.

dfot

dfoit_subat

 

KARAKÖY  JUNK’ın yaratıcısı:

Aslı Atamer

Vintage modası yeniden hayatımızda! Günümüzde hemen hemen her yerde karşımıza çıkıyor. Oturduğumuz kafeler, kıyafetlerimiz, aksesuarlarımız, dinlediğimiz şarkılar… Adeta Vintage rüzgarına kapılmış gidiyoruz. Peki, nasıl ve nerden girdi hayatımıza diye sorarsanız; Vintage, aslında ismini şarap üretiminden alan Vintage (bağ bozumu), şarap gibi eskimeyen moda akımlarını anlatmak için kullanılıyor. Bu modada yüzyılın ilk yarısına kadar gitmek mümkün. 1920-30’lara kadar geri gidebilen Vintage tavrı 50’li, 60’lı, 70’li yılların tarzını alt temalar olarak günümüze taşıyor. Antika ile Vintage arasındaki farka ise yüz yıldan önceye ya da sonraya ait olmasına göre karar veriliyor. Vintage elbette eski, ama o kadar da eski değil. Aslında  modernin eskisine ‘’Vintage’’ diyoruz. Giyimde başlayan bu akım çok kısa bir süre içinde modern dekorasyondan, minimalist mobilyalardan sıkılan, veya sadeliği klas bir görüntüyle birleştirebileceğini fark eden şehirli insanı da etkisi altına almış durumda. Mobilya da Vintage esintileri, Fransız, İngiliz, İtalyan tarzlarının harmanlanmasıyla oluşan eklektik stillerle de evimize giriyor. Motto Tasarım bu ay Vintage avcısı diye nitelendirebileceğimiz bir markaya konuk oldu. Karaköy Junk  henüz açılmadı ama şimdiden Facebook sayfası paylaşımları ile birçoğumuzun kalbini çalmış durumda. Yaratıcısı Aslı Hanım bize evinin kapılarını açtı ve tüm içtenliği ile Karaköy Junk hikayesini anlattı…

 

Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Karaköy Junk  fikri  nasıl hayat buldu?

 

Eski eşyalara, geri dönüşüme,teknoloji ve eski eşyanın birleşiminden oluşan her türlü tasarıma kendimi bildim bileli meraklıyım. Annem Tubitak’ta çalışıyordu bilim ve teknik dergileri getirirdi, çok fazla seyahat ediyor gittiğimiz yerlerde bit pazarlarını muhakkak buluyorduk, o zaman bile beni çok heyecanlandırırdı bu tur şeyler.İleriki zamanlarda kendime evler kurarken artık keşfetmiştim eskiciler ve tasarımcılar alemini. Zamanla yurt dışında eski eşyalarla yapılan harika tasarım ve tasarımcıları keşfetmeye başladım. İngiltere’de Kinetik’e (dinamik sanatlara) merak saldım ve teknoloji ile birleşmesini yeniden keşfetmeye başladım. O kadar çok fikir, ürün ve proje biriktirdim ki artık paylaşmam ve yeni fikirler almam gerekiyor düşüncesinden doğdu bu proje. Karakoy Junk da eski eşyalar, eski ve yeni tasarımcıların işlerini harmanlanmış bir şekilde burada  bulabileceksiniz.

 

Vintage tutkusunu nasıl tanımlıyorsunuz? Günümüzde hemen hemen her yer vintage esintisi ile dekore edilmeye başlandı. İnanılmaz derecede bir eskiye geri dönüş  merakı ve vintage tutkusu hakim. Bunu  siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Vintage, antika, 2.el…Aslında hepsi birbirinden farklı şeyler ve hepsinin alanı veya meraklısı farklı diyebiliriz. Gerçek “Antika” meraklıları apayrı bir kulvar. Bu arada bence en garantili yatırım aracı antika. Ama vintage ve 2.el dekor dediğimiz akımın doğmasının sebebi her yerin çok aynılaşmasından diye düşünüyorum. Bir ara kimin evine gitseniz aynı halı, aynı masa aynı lamba vardı, hatta seyahatlerimde kaldığım pek çok evde bile aynı eşyalara rastlıyordum dünyanın bir ucunda. İnsanlar biraz bu aynılıktan sıkıldı diye düşünüyorum. Bir de bu aynılık ile vintage bir mağazadan alacağınız ikinci el (çoğunlukla çok daha dayanıklı) bir eşyanın yakın fiyatlarda olması da çabası. Bu işin mantık kısmı, bence estetik olarak da zaten tartışılmaz. Bir de halen eski tasarımcıların ürünleri üzerinden yapılıyor çoğu yeni tasarımlar, bunların orjinallerini ya da en iyi replikalarını da ancak vintage dükkanlarda bulabilirsiniz. Bu bir merak, keşif işi, belki biraz da kaçıştır.

 

Mağazanız henüz açılmadı ancak etrafımıza baktığımızda inanılmaz bir çeşitlilik söz konusu.Tüm bu eşyalar en çok nerelerden toplanıyor, ağırlıklı olarak yurt dışından desek doğru olur mu?  

 

Kendimi bildim bileli topluyorum, hiçbir zaman bir döneme tam olarak bağımlı olmadım. Dolayısıyla her döneme ait eşyalar bulabileceksiniz Karaköy Junk da. Bu işin de kendi içinde modası var. Mesela son birkaç yıldır İskandinav, Danish mobilyalar meşhur, ben de gördükçe, uygun ise toparlıyorum, avizelerin meşhur olduğu zamanlar oldu, 70”lerin ayaklarının, 50’lerin turuncuları… Ben de hep sokaklarda olduğumdan bütçem el verdikçe alıyorum, topluyorum. Bazen müzayedelerde gördüğüm büyüleyici Victorian bir yağlı boya tablo, bazen 2. Dünya savaşından bir fener oluyor aldığım. Teneke Japon bir robot ya da taksidermi bir geyik kafası. Favori  şehirim eski eşya almak için Buenos Aires, zamanında İtalyanlar, İspanyol’lar harika parçalar taşımışlar ve halen bu parçalara ulaşmak mümkün. Londra için kendime en güvendiğim ve kendimi alışverişte kurt hissettiğim yer diyebilirim. Sırf Londra değil İngiltere’nin pek çok yerindeki pazarlarına, antikacılara, müzayedelerine girip çıkmışımdır, kendim de bir fiil uzun yıllar antika pazarlarında çalıştığım için çevrem de oldukça geniş bu konuda dolayısı ile kendimi güçlü hissediyorum orda.

 

Eminiz ki burada ki her parçanın  sizin için başka bir anlamı, başka bir hikayesi var. Onlardan ayrılmak zor olmuyor mu?

 

Tam benlik bir soru! İşin en zor kısmı aldığım her şey ile aşk yaşıyor olmam. Bir noktada ise “bu satar” diye almaya başlamam gerekiyor ya da gerekecek diye umuyorum! ama şuanda halen beğendiğim, yerim olsa kendim de severek kullanacağım kolay bulunamayacak parçalar alıyorum ve ayrılma fikri bile beni iyice bağlıyor eşyalara. Ancak  bu işi uzun zamandır profesyonel yapan çok insan tanıdım, onlar da benzer yerlerden geçmişler ve bana  “mutlaka bir sonrakine hep yer açılıyor, merak etme” diye pozitif bir düşünce aşılıyorlar. Şimdiye kadar yaptığım yüzlerce satıştaki ürünleri tek tek sayabilirim, her eşyayı o kadar iyi tanırım ve bağlanırım ki bu yüzden satmak kadar kiralama fikrine de çok sıcak bakıyorum…

 

“Karaköy Junk  eskileri topladığım, bir kısmını yenilediğim, var olanları dönüştürdüğüm meraklı insanların dükkanı olması hayaliyle çıktı…Afişten lambaya, dekoratif eşyadan eski oyuncaklara, emayeden aksesuara karşıma çıkıp beni heyecanlandıran her şeyi sizlerle paylaşmak hayali ile başladı bu yolculuğum.”

                      ASLI  ATAMER  

 

Peki, sahip olduğunuz en değerli parça nedir diye sorsam?

 

Dediğim gibi, çoğunu ben aldığımdan bağlanmış oluyorum fazlasıyla, zamanla da hayranlığım artıyor ama illa bir şey söylemem gerekirse salonumdaki yeşil Chesterfield ve Arjantin’den aldığım çok klasik bir ayna benim için çok değerli. Bu arada hepsinin bu kadar özel olmasının sebepleri, güzelliklerinin yanında onları buluş koşullarımdır. Sevmemdeki en büyük etken elbette onları buluş ve keşfediş hikayem…

 

Workshop’lardan biraz bahsedecek olursak, biraz bizi bilgilendirir misiniz? Ne zamanlar da bir araya gelinecek?

 

Dükkanla beraber başlayacak, dinamik bir blog ve web sayfası üzerinde çalışıyorum buradan her şeyi duyuracağım. Türkiye’deki ilk mini bit pazarımı 12 Ocak’ta evimin salonunda gerçekleştirdim ve son derece keyifli geçti. Sayfamda da güncel workshop ve bit pazarı  haberlerinin  tüm detaylarını görebilecekler Karaköy Junk meraklıları.

 

Karaköy Junk  mağazasında ne tür yenilikler bizi bekliyor? Yeni projeleriniz  var mı? 

 

Çok fazla fikrim var! Arkadaşlarıma anlatırken gülmeye başlıyorlar artık. Çünkü 40 m2’ye  40 bin m2 ‘lik fikirle doluyum ben. Ve daha bir bu kadar da üretmemek için zor tutuyorum kendimi. Çok fazla seyahat ediyorum, çok fikir biriktirdim, çok kursa katıldım, çok okudum, yıllardır pazarlarda bir fiil bulundum (hem satıcı hem alıcı olarak), çok gözlemledim. St Martins’de ürün tasarımından, marangozluğa,antika restorasyonundan, Christies’de antika sanat ve resim koleksiyonculuğuna pek çok kısa eğitim aldım. Kinetic tasarım ve sanat müzelerinde görev aldım.Bütün bunları yaparken çok da bilinçli değildim açıkçası ama taşlar fikirlerle birleşince yerine oturdu ve anlamlandı hepsi. Ben hep marangozluğa, alet edavat kullanmaya çok meraklıydım. İsteğim küçük gruplarla bu işi Workshop olarak yapmak. Bunu da kendi evindeki eski kutusunu, aynasının çerçevesini, sehpasını, masasını restore etmek isteyen insanlarla yapabilmek. Bu süreçte çok fazla yaratıcı insanla tanıştım ve onları davet edip ellerindeki eşyalar ile neler yapabileceğimizin üzerinde konuşmak, fikir alışverişinde bulunmak ve uygulamak istiyorum. Bir insanın hayatında biriktirdikleriyle neredeyse yapılamayacak hiçbir şey olmadığını düşünüyorum ben. Eski eşyalar ile kendi minik robotlarımı yapmak istiyorum.

 

Motto’nuz nedir?

 

Birisinin çöpü bir diğerinin hazinesidir. Elinizdekilere bir daha bakın ve geri dönüşümü hayatınızın her alanında uygulayabileceğinizi farkına varın!

 

dfoit_subat