antre

dfot

 

Amasra’dayız.

İstanbul ve Amasra arasında yaşayan mimar Gülce Gökmen Türk ile eşi ressam-tasarımcı Mustafa Türk’e ait olan iki katlı daire; Amasra’nın merkezindeki tepelerden birinde konumlanmış 5 katlı bir binanın en üst katında bulunuyor. Giriş katta salon, mutfak ve müstakil banyolu misafir odası bulunuyor, üst katta ise ebeveyn odası ve teras var. Her biri deniz manzaralı odalar; 180 m2’lik bir alana yerleşiyor.
Projelendirme ve yapım aşaması 6 ay gibi bir sürede tamamlanan ev; tasarımcılarının zihninde birbirine yönelen mekanlarla akıcılık kazanan; rahatlık odaklı sade bir ev olarak yola çıkmış. ‘eski’nin yaşanmışlık deneyiminden aldığı güçle grafiksel detayları birleştirerek yer yer klasik detayların da dikkati çektiği retro-modern tarzını ortaya koymuş.Eve adım attığınızda tavanda antre, salon ve mutfağın ortasından geçen geniş bir kiriş dikkat çekiyor. Brüt beton olarak bırakılmış bu kiriş; birbirine bağlı bu üç mekan arasında ortak bir geçiş sağlıyor.Harman tuğlasının sıcak etkisi, yemek bölümündeki geniş duvarda kaplama olarak, antreyi mutfağa bağlayan geçişte kolon olarak, antreden salona geçişte ise ahşap lentonun bittiği yerdeki kenar detayları olarak karşımıza çıkıyor. Birbirine bağlı bu üç mekanın tavanından geçen doğal ahşap kirişlerin köşeleri yuvarlatılarak doğal bir görünüm kazandırılmış.
Duvarlar ve ahşap parkelerde, renk olarak; evin genelindeki tonlarla kontrast oluşturması için beyaz tercih edilmiş.Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Mobilyaların tamamı ev sahipleri tarafından tasarlanarak marangoza yaptırılmış. Oda kapıları, yemek masası, kitaplığın konstrüksiyonu ve aile yadigarı mermerlere yaptırılan ayaklarda ortak dil olarak diagonal hatlar dikkat çekiyor. Zemin kaplaması olarak seramik ve parke kullanılmış. Antre ve mutfakta kullanılan altıgen formdaki seramikler; evin genelinde etkisini gösteren diagonal hatlarla yuvarlak formlu mobilyalar arasında bir denge unsuru olarak düşünülmüş. Ayakkabılık olarak da kullanılan aile yadigarı sandığın üzerine; doğal ahşap askılık takılarak vestiyer ihtiyacı kısmen giderilmiş.
Mimarın eskiciden aldığı dresuvarı; her mekanda karşımıza çıkan ev sahibi Mustafa bey’in yağlı boya tablolarından biri süslüyor. Fotoğrafçılıkla da uğraşan ev sahipleri evlerinin duvarlarında kendi çektikleri fotoğrafları da sergiliyorlar. Salondaki geniş kanepe dışındaki tüm mobilyalar ya eskiciden alınarak kaplatılmış ya da marangoza yaptırılmış. Yemek masasının başlarındaki oymalı sandalyeler aile dostlarının hediyesi.
Tamamı deniz gören pencerelerde perde yerine duvarla aynı renkte düz stor kullanılarak; perdenin sınırlayıcı etkisinden kurtulmak istenmiş.
Üst kata çıkan masif ahşap olarak merdiven beyazlatılmış açık meşe yaptırılmış. Sık aralıklı korkuluklar griye boyanarak modern bir etki oluşturulmuş.Üst katta bulunan ebeveyn odasında tavan komple ahşap kaplanarak beyaza boyanmış. Yine ahşap kirişler kullanılarak çatının formu belirginleştirilmiş. Yatak başı olarak doğal ahşap plakalar farklı aralık ve ebatlarda çakılarak, seçilen renklerde boyanmış, mobilyalar mimarın tasarımı.
Ebeveyn odasına açılan banyoda; ev sahibi Mustafa Bey’in demir ustasıyla birlikte yaptığı ayna; yine harman tuğlasıyla oluşturulan diş üzerine monte edilmiş. Banyonun tavanı da ebeveyn odasıyla aynı nitelikte düşünülmüş.

 

dfot

dfot

Göl Evi

Geleneksel, modern ve göle nazır…

Tüm bu sözcükler Kuzey California’daki evin tarzını anlatıyor…

Ev sahipleri 2013 yılının Ağustos ayında taşınmışlar buraya. Bu evi tercih etmelerinin başlıca sebebi, evin Neusen nehrinin bir parçası olan Wellington gölünün kenarında yer alması ve bir court içinde yer alması olmuş.  Emlak işi yapan ve Ballo Reality’nin sahipleri olan çift evlerini tasarlarken, yaşam biçimleri hakkında net kararlar almışlar. Başlangıçta pratik ve işlevsel olduğu kadar sade bir mekan yaratılma fikrinden yola çıkılmış. Tüm dekorasyon süreci ise 9 hafta gibi kısa bir zaman diliminde tamamlanmış. Giriş kapısının önceleri küçük olan basamaklı bölümü, genişletilmiş ve üzeri çatı ile örtülerek giriş vurgulanmış. Ön giriş, rustik görünümlü bir kapı ile yenilenmiş ve veranda zemini taş ile kaplanmış. Kapıdan içeri girdiğinizde üst kata çıkan merdiven ve iki kat yüksekliğindeki galeri sizi karşılıyor. Merdiven basamakları da parke ile aynı renkte devam ederek, zemin renk bütünlüğü koruyor.

Evin üst katını sadece yatak bölümüne ayıran çift, giriş katını ise ortak bir yaşam alanı olarak düzenlemiş. Böylece aile bireylerinin istedikleri zaman ayrı ayrı, istediklerindeyse rahatça bir arada vakit geçirecekleri çok alternatifli geniş ve konforlu bir yaşam alanı oluşmuş.

Salon ve mutfağı ayıran tüm ara duvarlar yıkılmış, açık plan bir giriş katı tasarlanmış.  Renovasyon öncesi salonun göle bakan duvarı üzerinde yer alan şömine, manzarayı kesmeyecek şekilde manzaraya sırtını dönmüş. Şöminenin taşı, Best Tile firması tarafından Türkiye’den ithal edilmiş ve Bursa beji taş gelenekselin aksine düşey olarak döşenmiş. Tv, şömine üzerinde değerlendirilmiş. Binanın göle bakan dış duvarları yıkılarak, mekan genişletilmiş ve boydan boya cam doğramalarla gölle iç içe yaşam alanı yaratılmış. Evin dış kapısından içeri adım attığınız andan itibaren göl ve bahçenin bitki örtüsü adeta evin içinde yer alıyor. Antre, yaşam alanı, yemek bölümü, mutfak ve çalışma odası gölün bir parçası haline gelmiş. Giriş katta mekanlar arasındaki tek kapı, çalışma odasıyla salonu ayıran kapılar. Üç kişilik ailenin duvarlar olmaksızın, her mekandan birbirlerini görebilmeleri bilinçlice tasarlanmış.  250 metrekarelik evin yerden tavana kadar uzanan pencerelerinden süzülen günışığı, evde saat başı değişen bir renk skalası yaratıyor.  Evde sadeliği ve manzarayı vurgulayan en önemli özellik pencerelerde perde kullanılmamış olması. Geleneksel Amerikan evinin kendi mimarisinden gelen estetiği, Türkiye’den gelen aksesuarlar ile kombine edilmiş. Thomasville markalı salon mobilyaları, el dokuması Türk halısı ile renklenmiş. Duvardaki tablolar, özellikle bisikletli olan ev sahiplerine yaşadıkları her evde arkadaşlık etmiş.  Pier One’dan alınan metalden yapılmış üç parça heykelimsi tablolar çok şık.

Zemine uygulanan strand Bamboo koyu renk parke, mekanın beyaz duvarları ile sıcak bir harmoni yaratmış. Salon ile paralel çizgide tasarlanan yemek bölümünde olabildiğince az aksesuar kullanılarak aydınlatmalar ön plana çıkarılmış. Yemek bölümünde ise Türk motifleri duvara asılı pano ile vurgulanmış.

Evde en çok vakit geçirilen yerlerden biri çalışma odası. Real Estate işiyle uğraşan ev sahiplerinin dekorasyon deneyimi, müşterilerinden gelen renovasyon talepleri sebebiyle pek çok eve de imza atmış olmalarından geliyor.

Mutfak, Stone City Design Center tarafından tümüyle açık renkte yenilenmiş. Duvarda, doğu formları taşıyan cam seramikler kullanılmış. Mutfak tezgahı ise granit. Ev sahibesi yemek pişirmeyi çok seviyor. Onun için, ev yaşamından zevk almanın bir parçası da bu.  Bu sebeple profesyonel kategoride gazla çalışan Kenmoor marka fırın tercih etmiş. Buzdolabı yine Kenmoor. Paslanmaz çelik mutfak cihazları, lake dolaplara inat parıldıyor. Aile, mutfağın ortasında yer alan adada vakitlerinin çoğunu geçiriyorlar. Burası adeta bir buluşma noktası.Başkası olsa buraya bir masa ve dört sandalye yerleştirirdi. Oysa ev sahibesi çok daha rahat ve işlevsel bir mutfak istemiş.

Mutfaktan, verandaya açılan kapı, sizi her daim manzaraya çağırıyor. Üzeri çatı ile kapalı olan ahşap veranda, serin günlerde de davetkar gözüküyor. Evin şanslı kedisi Pati unutulmamış ve onun için verandaya açılan özel bir kedi kapısı yapılmış.