amerika

Cafe Nohut / Sosyal Medya Takip

Cafenohut’ta karşınıza çıkacaklar; dekorasyon, muhteşem styling fotoğraflar, kendin yap projeler, tarifler, dikiş fikirleri, iç açıcı renkler, mutlu bir ev yaratmak için gerekli ilham ve motivasyon! Ayda Algın, ferah, aydınlık, iç açıcı bir ev yaratmış. www.cafenohut.com adresinde tüm bu güzellikleri fazlasıyla paylaşan Ayda hanım kendi gözüyle evinin rengarenk fotoğraflarını bizimle paylaştı. Tarzı ve ev yaşamıyla ilgili sorularımızı cevapladı. 

Evin lokasyonu, büyüklüğü, odaları ve planıyla ilgili birkaç ipucu verir misiniz?

Evimiz Beşiktaş Çırağan’da 105m2, 3 oda + 1 salonu olan yaklaşık 35-40 yıllık eski bir binada. Beşiktaş bizim vazgeçilmezimiz, 17 yıl Serencebey’de oturduktan sonra Çırağan’daki bu eve geçtik ve son 5 yıldır da buradayız. Evimizin olduğu yer şehrin göbeğinde olmasına rağmen oldukça sessiz ve çok şanslıyız ki yeşili bol bir sokak.

 

Apartmanın iki yanında küçük birer bahçesi var ve odamın penceresinden yemyeşil ağaç dallarını görebiliyorum.

Bu evin en çok sevdiğimiz yeri, konumunun dışında, kocaman bir balkona sahip olması. Beşiktaş gibi bitişik nizam evlerin olduğu bir semtte böyle geniş bir balkon büyük bir şans. Bu evde kız kardeşim ile beraber yaşıyoruz. 3 odanın biri benim, diğeri kardeşimin odası, üçüncü odayı ise giyinme odası olarak kullanıyoruz.

Dekorasyonda tarzınız, en beğendiğiniz stil, ağırlıklı kullanılan renk, materyal ve aksesuar seçimleriniz nelerdir?

Aslında nasıl bir tarzım olduğuna emin değilim. Balık burcunun tüm özelliklerini üzerimde taşıdığım için oldukça değişken bir ruh halim ve zevkim var. Bugün pek de yüzüne bakmadığım, hoşlanmadığım bir objeyi birkaç gün sonra beğenebilir, ona farklı bir gözle bakabilirim. Son yıllarda hepimizi etkileyen İskandinav tarzı benim de çok hoşuma gidiyor ama renklere karşı koyamadığımdan evimde bu stili uygulayamıyorum. Genelde Retro – klasik arası bir tarzı var evimizin. Eşyalarda yaşanmışlığı seviyorum. Örneğin kapılar çok eski olmasına rağmen onları değiştirmedik hatta boyatmadık bile, üzerindeki çiziklere, yıpranmış yerlere bakmak, onların ne zaman oluştuğunu düşünmek hoşuma gidiyor.

Evimizde dört mevsim de farklı yaşanıyor. Her mevsim evin dekorasyonunda küçük değişiklikler yapmaya çalışıyoruz. Örneğin vazoları ve sehpanın üzerinde duran mumlukları ya da en çok sevdiğim koltuk kırlentlerini değiştirmek gibi. Sanırım evimizde en fazla olan aksesuar mumluk ve kırlenttir. Kendi diktiklerim, satın aldıklarım derken oldukça geniş bir kırlent koleksiyonumuz oldu. Evimizin olmazsa olmaz aksesuarlarından biri de çiçekler. Her cuma mutlaka taze çiçekler almaya çalışırım mevsimine göre. Çiçekler başlı başına birer mutluluk kaynağı. Onların renklerinin çeşitliliği ve canlılığı, hem çektiğim fotoğraflara, hem el işlerime yansıyor.

Ev yaşamında öncelikleriniz, olmazsa olmazlarınız neler?

 

Ben de kardeşim de tam bir ev kuşuyuz. Tüm hafta içi yoğun bir şekilde çalıştıktan sonra bazı haftasonlarını hiç evden çıkmadan geçirdiğimiz oluyor. Tertemiz bir evde, mis gibi kek ve kahve kokusuyla film izlemek, hobilerimiz ile ilgilenmek, yeni tarifler denemek ve sessizce köşelerimize çekilip hafif

müzik eşliğinde kitap okumak gibisi yok. Bu nedenle haftasonlarını iple çekiyoruz.

Evin daha çok vakit geçirdiğiniz bölümleri, meşgul olduğunuz hobilerden bahseder misiniz?

İkimiz de çalıştığımız ve tüm gün dışarıda olduğumuz için, evde olduğumuzda tüm zamanımız salonda geçiyor. Evin en çok kullanılan yeri doğal olarak salonumuz. Kendi odalarımızı sadece yatmak için kullanıyoruz. Evde çocuk olmadığı için de tüm hobilerimizi salona dağıtıp, keyifle çalışabiliyoruz. Salonun bir köşesi aynı zamanda hobi odası gibi kullanılıyor yani. Beyaz dolabımızın içi bir yığın ıvır zıvırla, yurtdışından aldığımız objeler ve kumaşlarlarla, kırtasiye malzemeleri ile dolu. O dolaba baktıkça mutlu oluyorum. 2011 yılı başından beri bir blogum var. Yoğun iş temposundan bunaldığım bir dönemde, madem gerçeğini şimdilik açamıyorum bari sanalı olsun diye düşünerek yola çıktığım “cafenohut” (www.cafenohut.com) adında, sevdiğim, yapmaktan zevk aldığım, basit kendin yap projelerini, dekorasyon fikirlerini denediğim, tarifleri paylaştığım bir blog. Son zamanlarda projelerimden bazıları Mollie Makes isimli dünyaca ünlü bir el işi dergisinde yayınlandı ve yayınlanacak olan bir kaç tane daha var. Ayrıca her ay düzenli olarak Amerika’da satışa çıkan Romantic Homes isimli dergi için içerik hazırlıyorum. Fotoğraf çekmekten, kumaşlarla, iplerle ve kağıtlarla oynamaktan, bir şeyler üretmekten, dünyanın dört bir yanındaki birbirinden yetenekli, zevkli harika kadınları instagram ya da blogları üzerinden takip etmeyi çok seviyorum.

Müjde Yeşilova

dfot

 

 

RÜZGARLI ŞEHİR, CHICAGO…
Chicago, Amerika da en sevdiğim şehirlerin başında gelir.  1871 yılında geçirdiği büyük yangından sonra yeniden inşa edilen şehir, Amerika’nın ilk gökdelenin burada yapılmasıyla da adından söz ettirir. Michigan gölünün kıyısında yer alan ve rüzgarlı şehir olarak anılan Chicago’da her daim sanatla içiçe olmak mümkün. Pek çok büyük parkın yer aldığı şehirde, 320 dönüm bir alana sahip olan Grant Park’ın hikayesi, sıradan bir vatandaşın şehre neler katabileceğinin kanıtı. Chicago’luların 1836 dan beri park olarak kullandıkları bu alan göl kıyısında olmasından dolayı 1847 de Lake Park adını alır. Büyük yangının sonrasında 19. yy sonunda bu alanda büyük binalar yapılmasını içeren bir şehir planı yapılır.

Ancak Aaron Montgomery Ward ismindeki bir Şikago’lu bu alanın 1836 daki gibi açık alan, bir park olarak kalması için mahkemeye başvurur. 20 yıla yakın süren davayı 1911 yılında kazanır. Dava sonucuna göre, bu alanın park olarak kalmasına karar verilir. Bu arada parkın adı 1901 yılında, Grant Park olarak değişmiştir. Parkın içinde yer alan heykeller, havuzlar ve müzelerin uzantısında bir başka büyük park yer alır. Millenium Park da, bir açık alan parkıdır ve Millenium kutlamalarında açılması planlanmıştır. 1998 Ekim ayında yapımına başlanmış, gecikmeler sebebiyle ancak 2004 yılında açılmıştır. 300.000 kişinin katılımıyla 3 gün boyunca açılış seremonisi, konserlerle sürmüştür. Peyzaj tasarımında ödül sahibi olan parkın içinde yer alan Jay Pritzker Pavilion, Cloud Gate, Lurie Garden, Crown Fountain gibi bazıları hayırseverler tarafından bağişlanmış eserlerle ve pekçok aktivite yapılabilecek alanlar bulunmaktadır. Bu park BP yaya köprüsü ile Grant Park’a bağlanır.

150 milyon dolar bütçe ile hesaplanan Millenium Park projesi, 475 milyon dolar bütçe ile sonuçlanmıştır. Bu rakamın yarısına yakını bağışçılardan gelmiştir. Proje çok önemlidir çünkü altında dünyanın en büyük yeşil alan çatısına sahip Millenium İstasyonu yer almaktadır. Park, aslında bir binanın çatısıdır.

Pritzker Pavilion

Millenium Park’ın merkezinde yer alan Jay Pritzker Pavilion, Frank Gehry tarafından tasarlanmış. Her hafta farklı konserlerin ve etkinliklerin yapıldığı, 4000 oturma ve 7000 kişilik açık alan kapasiteli Pritzker, muhteşem bir tasarıma ve ses sistemine sahip.
Crown Fountain

İspanyol sanatçı Jaume Plensa tarafından tasarlanan su havuzu, 15 metre boyunda 2 adet kuleden oluşuyor. Crown ailesi tarafından bağışlanan bütçe ile yapılan, kuleler cam tuğlalardan yapılmış, Led destekli ekran yüzeyinde yayınlanmak üzere Şikago’lu 1000 kişinin yüzünün videosu çekilmiş.  Her 5 dakikada bir değişen ve rastgele seçilen videolardaki yüzlerin, miteolojik heykeller gibi ağız kısmından gelen fıskiye şeklindeki sularla parka, 71 metre uzunluğunda sığ ama ışıl ışıl bir havuz kazandırılmış.

Lurie Garden

1 hektarlık alanda yer alan Lurie Garden, 4.5 metre yüksekliği bulan Şikago’ya özgü yeşil bitkiler ve rengarenk çiçeklerle bezenmiş bir botanik park. İçinden geçen su kanalı, ayaklarınızı serin suya bırakarak dinlendirmeniz için yapılmış.

Cloud Gate

Hint asıllı, İngiliz sanatçı Anish Kapoor tarafından tasarlanan ve halk tarafından 2 eser arasından oylanarak seçilen Cloud Gate, Şikago’lular tarafından Bean olarak da adlandırılmakta. Sıvı civadan esinlenerek yapılan bu fasulye görünümündeki yapı, dünyadaki türünün en büyük heykellerinden biridir. (10metrex20 metre). Paslanmaz çelik plakalardan yapılmış ışıl ışıl parlayan gövdesinde Chicago slüetini görmek ve içindeki arktan geçerek oluşan şekilleri izlemek isteyen yüzlerce ziyaretçiyi hergün kendisine çekmektedir.

BP yaya köprüsü

Paslanmaz çelik plakalardan yapılmış 282 metre uzunluğundaki yılan şeklindeki bu yayaların kullandığı köprü, Columbos yolunun gürültüsünü kesecek şekilde yine Frank Gehry tarafından, Pritzker Pavilion’un uzantısı olarak tasarlanmıştır.

Millenium Anıtı

12 metre yüksekliğindeki Dorik kolonlarla bezenmiş Millenium Anıtı gökdelenlerin arasından geçmişten kopup gelmiş gibi tarihler arasındaki geçişi simgeliyor.

Grant Park

Hikayesini yazımın başında anlattığım 300 dönüm olan Grant Park’ın yapısı geometrik düzeniyle Fransız parklarını anımsatır. Parkın içinde yürüme ve bisiklet yolları, tenis kortları, heykeller, Lincoln anıtı ve devamında Aquarium yer alır. Park, Chicago açık hava film festivali, Grant Park Müzik Festivali ve daha nice festivale ev sahipliği yapar.


Clarence Buckingham Çeşmesi

Michigan Avenue ve Michigan Gölü arasında yer alan bu şehir parkının içinde yer alan Buckingham Çeşmesi Şikago’nun önemli anıtlarından biridir. 1927 yılında Kate Buckhingham tarafından geç doğan erkek kardeşi Clarence onuruna bağış olarak yaptırılmıştır. Büyük çeşmenin tasarımı Paris yakınlarındaki Versailles bahçesinde bulunan ‘Bassin de Latone’ den esinlenerek, Edward H. Bennett tarafından yapılmıştır.

Lincoln Anıtı

 

Amerika’nın 16. devlet başkanı olan Lincoln, Kentucy doğumludur. Ancak Chicago’da yaşamış olması sebebiyle 1926 yılında heykeli Grant Park’a yerleştirilmiştir. Kaide heykel, yarı dairesel bir platformda durmaktadır.

The Spearman

 

Parkın girişinin iki yanında 5 metre yüksekliğinde bronz atlı heykeller 1928 yılında Ivan Mestroviç tarafından Kızılderili savaşçıları anmak için yapılmış. Parkta Agora adı altında paslı demir figürlerden oluşan bir gurup modern heykel de bulunmakta.

Chicago Sanat Enstitüsü

 

Grant Park’ta yapımına izin verilen tek bina 1893 yılında yapılan Chicago Sanat Enstitüsü’dür.
Chicago’ya dair anlatacak çok şey var.  Bu şehre bir gün yolunuz düşerse, mutlaka şehir turlarına katılın derim. Sears Tower’a çıkın, Chicago’yu bir de dünyanın en yüksek gökdelenlerinden birinden görün. Yükseklik korkunuz yoksa, camdan yapılmış balkona çıkarak yüzlerce yükseklikte ayaklarınızın hemen altındaki manzarayı hissedin. Nehir kıyısında yürüyüş yapın, cafelerde soluklanın, nehirde gezinti yapın. Umarım benim aldığım keyfi ve heyecanı sizler de hissedersiniz. Sevgiyle kalın.

dfot

 

Renklerin içinde kaybolmak…

31 Mayıs-1 Haziran tarihleri arasında süren Denver Tebeşir Festivali, her yıl olduğu gibi şehrin ünlü caddesi Larimer ve çevresini adeta bir tebeşir sanatı müzesine çevirdi.

Colorado eyaletinden iki yüzden fazla sanatçının katıldığı festivalde caddeler rengarenk sanat eserleriyle doldu. Sanatçıların  canlı bir müzik performansı sergilemesi gibi izleyenlerle bütünleşmesi, resim meydana çıktıkça duyulan heyecan ve paylaşım çok keyifli bir hafta sonu geçirmemize sebep oldu. Müzik, yemek, dans ve çeşitli etkinlikler festival havasını hepimize yaşattı. Katılımcılar profesyonel sanatçıların yanısıra amatörler ve sanat okulu öğrencileriydi. Çocuklar için de ayrı bir köşe düzenlenmişti. Miniklerin resimleri de oldukça eğlenceli ve yaratıcıydı. 3 gün boyunca zaman zaman hava şartları bozulsa bile şemsiyelerin altında resimler yapılmaya devam edildi. Festival sonunda süpürgelerin ucunda yok olacak olan bu sanata verilen emek, değer ve ciddiyet görülmeye değerdi. Umarım sizler de paylaştığım bu rengarenk dünyayı beğenirsiniz.

Tebeşir ile resim yapılması uzun saatler sürer ve göründüğü kadar basit değildir. İlk olarak sanatçı kalem ve kömür pastel kullanarak orantılı olarak orijinal resmin taslağını çizerek resme başlar. Sanatçı resmin katmanlarını yaratırken tebeşirle gölge, derinlik ve kontrast oluşturur. Akla gelen ilk şey, saatlerce süren uğraşıdan sonra resmin festival sonrasında yok olacağıdır, öyleyse bu uğraş nedendir? Aslında bu bir performans sanatıdır. Birçok sanatçı için, resim yapma sürecinde izleyenler ile kurulan diyalog bir resim yaratmak kadar tatmin edici olmaktadır. İnsanlar bir resmin oluşturulmasındaki bütün aşamaları, yaratılışından, renklendirilmesine, tasarım ve sonuca kadar tüm ilerleme aşamalarını festival süresince görebilirler.

Tarihsel olarak yerlere resim yapma sanatı, 16 yüzyıl Rönesansı’nda  İtalya’da sanatçıların kaldırımları tebeşir yardımıyla tuvale çevirmeleriyle sokak boyama sanatı olarak başlamıştır. Kiliselerin ön bahçelerinde, genellikle St.Mary’i resmettikleri için Madonnari olarak isimlendirilen bu sanatçılar, hem resim yaparak hem de harçlıklarını kazanarak seyahat ve özgürlüklerini elde ediyorlardı. Yüzyıllar boyunca Madonnari’ler İtalya’da şehirleri dolaşıp, tebeşir kullanarak her kaldırımı birer sanat eseri haline getirdiler. Çalışırken izleyenlerin bıraktıkları bahşişlerle veya beğenenlerin istedikleri resimleri çizerek geçimlerini kazandılar.   Ancak 2. Dünya Savaşı’nın zorlukları bu sanatçıların sayısını büyük ölçüde azalttı.  İtalya’da 1972’de Grazie di Curtatone isimli küçük bir kasabada ilk Uluslararası Sokak Boyama Yarışması’nın başlamasıyla bu sanat 400 yıl sonra tekrar ortaya çıktı ve yaygınlaştı. Bugün dünya çapında sanatçılar, yeni teknikler, yeni fikirlerle bu eski geleneği yaşatmaya devam ediyorlar. Yaz ayları boyunca dünyanın birçok yerinde, pekçok alanda yerleri boyama festivalleri düzenleniyor. Bunlardan biri de 2002 yılından beri süregelen Denver Chalk Festivali.  Festival, geleneksel eserlerin yanısıra modern parçalar, gerçeküstü tebeşir sanatı eserleri ve 3D resimlerle görenleri her zamanki gibi cezbetti.

Denver Tebeşir Festivali’nin bir özelliği de yeşili ve yeşil girişimciliği, nehirleri ve yaban hayatı koruması. Festival sonunda binlerce tebeşir kullanılarak yapılan herbir sanat eseri, özel sokak süpürgeleri kullanılarak temizlenmektedir.

Denver Tebeşir Sanat Festivali yeşil girişimi kucaklayan diğer yolları:

• Festival süresince kullanılan tüm karton, plastik ve camlar geri dönüşümlü.

• Festival süresince satıcılar geri dönüştürülmüş yemek takımı ve kağıt ürünleri kullanmakta.

• Gerekli güç kullanımını en aza indirdiği için dizel ile çalışan jeneratörler kullanılmış.

• Çok sayıda afiş ve malzemeleri geri dönüşümlü ve yeniden kullanılabilir olarak tercih edilmiş.

• Aynı zamanda çevre dostu olan sponsorlar ile çalışılmış.

 

dfot

 

 

Lotus Belle

İki çocuğuyla yaşayan 30 yaşındaki Hari 19 yaşındayken bu özel çadırın tasarımını yapmış. Ama birkaç yıl boyunca bununla ilgili faaliyete geçememiş. Bunun sebebi çocuklarıyla yoğun şekilde ilgilenmek zorunda olan bir öğretmen olması. Çadır tasarımlarını İngiltere’de benzer “Bell” çadırlarını satan kişiye göstermiş. Hari’nin tasarımlarını çok beğenip onu kendi üreticilerine yönlendirmiş.

Çok yüksek kalitede üretim yapan ve dürüst çalışan bu ekiple tanışmak Hari için büyük şans olmuş. Kamp yapmaya olan tutkusu sayesinde bu yola giren Hari “yurt” adı verilen keçe evler ve aynı zamanda büyük Bell çadırları birleştiren bir tasarım ortaya çıkarmış.

20 çadır sipariş edip birkaç ayda satan Hari ardından 140 adet sipariş vermiş ve diğer ülkelerden ürünü yurtdışında satma talebi gelip bir anda tükenince dünya çapında satılan ürünler arasında 1000. sıraya yükselmiş.

Şimdi iki yıl sonra Yeni Zelanda’dan sipariş veren Jessica ile beraber ürünü Güney Kore, Almanya, Fransa, Avustralya, Amerika’ya dağıtıyorlar. Jessica pazarlama konusunda Hari’ye yardım ediyor. Hari ise sipariş ve stokla beraber tasarım modifikasyonları yapmaya devam ediyor.

dfot

 

WILLIAMS SONOMA İSTANBUL KOLEKSİYONU İLHAM VERİCİ BİR ÇALIŞMA

Williams Sonoma 1956 yılında Chuck Wiliams tarafından, Fransa’dan ithal ettiği mutfak gereçlerini satmasıyla kurulan bir Amerikan markası. Bugün ise Amerika hatta dünyadaki en güzel mutfak gereçlerini bulabileceğiniz marka. Yeme, içme, pişirme meraklıları iyi bilirler; en original ve kaliteli mutfak malzemeleri Williams Sonoma’dadır. Mağazalarında gezmek, alışveriş yapmak büyük zevktir. Mutfak konusunda ufkunuzu genişletip, sizi harikalar diyarına götürebilir. Hatta şanslıysanız, aşçılık workshoplarından birine denk gelmiş ve dünyanın bir ucundaki yöresel yemeği, original malzemeleriyle pişirme şansını yakalamışsınızdır. Benim Williams Sonoma sevdam böyle bir hikaye ile başlamıştı seneler önce. Her Amerika ziyaretimde birden çok kere mağazasına uğrar, uzaktan ise web sitesini takip eder, yeniliklerden haberdar olurum.İnternette ne var ne yok diye bakındığım sıradan bir günde karşıma çıkan Rebecca Seal’in İstanbul; Recipes From the Heart of City yemek kitabına istinaden hazırlanan koleksiyon beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Henüz ülkemizde çok bilinmese de, tüm dünyanın yakından takip ettiği bu marka benim şehrimden esinlenmiş, özendirici ve çok şık bir İstanbul koleksiyonu hazırlamış. Amerika ve Kanada’da mağazalarında, mağazalarına gidemeyenler içinse online olarak satılan bu koleksiyona gelin birlikte göz atalım.

 

İstanbul; Recipes From The Heart of City by Rebecca Seal

Rebecca Seal; Financial Times, Guardian, Sunday Times, Evening Standard, Observer, Glamour, Grazia gibi yayınlarda yeme, içme, lifestyle yazan, İngiliz bir gazeteci. Son projesi ise İstanbul; Recipes From the Heart of City yemek kitabı. Kitabın tanıtımından anlaşılan İstanbul’un tarihi ve egzotik dokusunun etkisi altında kaldığı ve bunu yemek tarifleriyle yazıya döktüğü. Kitaptaki fotoğrafları, alanındaki iddialı isimlerden Steven Joyce kadraja almış. Kebaptan, mezelere, bugün pekçoğumuzun bilmediği Osmanlı yemeklerinden, tradisyonel tatlılara kadar geniş bir yelpaze 256 sayfada sunulmuş. Williams Sonoma web sitesinde görebileceğiniz kitap online satılıyor. Fiyatı 39.95$. Williams Sonoma İstanbul Koleksiyonundan seçmeler.

 

Nostaljik sefer tası

Kimimizin annesi okula giderken eline tutuşturmuştur, bazılarımız ise eski Türk filmlerinde görmüştür mutlaka. Bugün unutulan klasikler arasındadır sefer tası. Williams Sonoma’nın geçmişe sadık kalarak modernize ettiği bu eşsiz tasarım beni çok duygulandırdı. Kullanılan bakır malzeme ve zarif çizgisi antika hissi uyandırıyor.

 

İznik Yemek Takımı

Osmanlı mirası İznik seramiklerinden, el yapımı ve her parçası farklı renk ve desenlerden oluşan çok şık bir yemek takımı. Bugün dünya çapında yayılan yerli markalarımızın bile İznik koleksiyonları bulunmazken, bir Amerikan markasının bizim mirasımızdan esinlenip, İznik koleksiyonu hazırlaması biraz ironik değil mi! İznik motiflerini yemek takımının yanı sıra, kavanozlarda, fincan tasarımında ve farklı kullanımlar için tasarlanmış tabaklarda da görebilirsiniz.

 

Güveç

Türk motiflerinden esinlenerek tasarlanmış, mutfağımızın vazgeçilmezi güveç de Williams Sonoma koleksiyonunda yerini almış.

 

Bakır Tepsi

Bunu da mı yapmışlar dedirten bir parça. Orijinal motiflere sadık kalarak tasarlanmış bakır tepsi gerçekten çok şık.

 

Daha başka neler var?

Williams Sonoma ekibi Türk mutfağını inceliklerine kadar işlemiş. Web sitesinde mutfak gereçlerinin yanı sıra, Selamlique Türk Kahvesi, kırmızı pul biber, kebap için hazırlanmış özel bir baharat, zeytinyağı ve mercimek çorbası karışımı da mevcut.

 

dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

O’NUN DÜNYASI

Günümüzün bebekleri, aile büyüklerimizin ve tabii ki bizlerin sallandığı beşiklerde uyumuyor artık. Onlar biyolojik ve psikolojik yapılarına uygun  ve rahat ürünlerle, doğdukları andan itibaren tanışıyor ve tamamen kendilerine ait olan özel bir odada yaşamaya başlıyorlar. Durum böyle olunca anne babalar, tasarımcılar, üreticiler; ailenin bu en küçük bireyinin yaşama ve büyüme ortamının, odasının renginden perdesine kadar çok geniş kapsamlı düşünür oluyorlar. Bu odadaki herşey;  mobilya, aksesuar, duvar kağıdı, tekstil kısacası herşey birbiriyle uyumlu olarak büyük bir titizlikle seçiliyor.

Sağlamlık, kullanışlılık, estetik, emniyet, hijyen ve ergonomi mavi/pembe derken yeni tarzlar ve akımlar da çocuk odalarında kendisini hissettirmeye başlıyor. Anne-babalar için bebek odası mobilyası seçmek oldukça zor bir iş. Çocuk mobilyalarının hepsi birbirinden güzel ve her markanın kendine has bir tarzı var. Renklerin ve aksesuarların tamamlayıcı rolü de çok büyük. Bebek odası için hangi ürünler seçilmeli, bir çocuk odasının dekorasyonu nasıl olmalı? Kids by Fatih Kıral’ın koordinatörü Harika Kurtulan ile yaptığımız keyifli sohbette bebek ve çocuk mobilyalarını konuştuk. Bebek ve çocuk odası hakkında kendisinden pekçok bilgi edindik. Dokuz yıl önce kurulan Kids by Fatih Kıral yerli üretimin yanısıra Amerika ve İtalya’dan da bebek ve çocuk mobilyaları getiriyor. Hayalleri süsleyen tasarımların yanısıra, Amerika’dan özel olarak seçilen yatak örtüleri, duvar kağıtları ve tekstil ürünleri birlikte kombin ediliyor. Çocuk odalarında dikkat edilmesi gereken teknik detayların önemle altını çizen Harika hanım, özellikle kullanılan malzemelerin doğal ve zararsız olması konusunda bize çok detaylı bilgiler verdi.

Kids by Fatih Kıral markası nasıl doğdu?

Fatih Kıral’ın 2006 yılında Amerikadan ithal ettiği çocuk mobilyalarını kendi yarattığı konseptle Feneryolu’ndaki ilk Stanley Kids mağazasını açmasıyla doğmuştur. İthal ürünleri, kendi tasarladığı mobilya ve aksesuarlarla birlikte harmanlayarak bir bütün oluşturmuştur. Stanley Kids adıyla tanınan markamız, ilerleyen yıllar içinde ithal edilen markaların sayısını artırdığı ve Fatih Kıral’ın fabrikalarında üretilen ürünleri de mağazalarda satışa sunduğu için ismini Kids by Fatih Kıral olarak değiştirmiştir.

Ürün gamınızdan bahseder misiniz, kaç yaş gurubuna hitap ediyorsunuz?

Mağazalarımızda 0-24 yaş gurubuna hitap eden ürünlerimiz bulunmaktadır. Bizim ürünlerimiz bebek mobilyasından genç mobilyasına geçiş sağlayan ürün destekleriyle birlikte sunulmaktadır. Örneğin büyüyebilen bebek karyolalarımız ilerleyen senelerde yetişkinlerin de rahatlıkla kullanabileceği bir ürün olarak tasarlanmıştır. Bebek odasında kullanılan şifonyerlerimiz daha sonra aynı serinin ürünleriyle tuvalet masası ve kitaplık olarak da kullanılabilmektedir. Ürün gamımızın % 20’si İtalyan, % 60’ı Amerikan ve % 20’si kendi üretimimizden oluşmaktadır.

Kaç mağazanız var? Bayilik veriyor musunuz?

Kids by Fatih Kıral, İstanbul’da Cemiltopuzlu, Florya ve Levent’te, Ankara, Antalya, Gaziantep, Bodrum ve Azarbeycan’da olmak üzere 8 mağazada hizmet vermektedir.

Çocuk mobilyaları markası olarak sizi diğerlerinden farklı kılan nedir?

Markamız olarak bebek ve çocuk mobilyalarında önce sağlığa uygun ürünler kullanmaya özen gösteriyoruz. Malzemelerimiz dünya standartlarındadır. Kurşunsuz boya kullanmaktayız. Ürünlerimizde sertleştirici ve kimyasal maddeler kullanmamaya dikkat ediyoruz. Renkler ve renklerin ahengi bizim için çok önemlidir. Bebek ve çocukların kendilerini rahat ve huzurlu hissedecekleri, hayal dünyalarını da genişletebilecekleri konseptler yaratıyor ve üretiyoruz. Koleksiyonlarımızda mobilya kenarlarının sivri olmamasına, yumuşak kenarlı olmasına dikkat ediyoruz. Yatakların hepsi Kids için % 100 pamuklu ve doğal malzemeden üretiliyor. Bebeğin temas ettiği yüzey ise pamuk ve iç malzemesi de yündür.

Yurtdışından getirdiğiniz ürünler var mı?

Elbette..Mağazalarımızda; Stanley, Lea Industries, Sottocopertta, Marina Dal Santo, Pulaski, Taylor Jackson, Artesania Esteban, Aucthentic Models, Basset Mirror, California Kids, Creative Image, Judith Edwards, Kidscraft, Level of Discovery, Eastern Accents markalarının ürünlerini bulabilirsiniz.

Çocuk ve bebek odası mobilyası alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Bebek odalarında kullanılan malzemelerin boyasından ham maddesine kadar herşey bebek sağlığına dost ürünler olmalıdır. Çocuk odası için mobilya alırken uzun vadeli kullanım düşünülmelidir. Çocuklar 0-18 yaş arasında sürekli gelişim gösterirler. Bu nedenle her dönem kullanabilecekleri, eklenebilir ve ihtiyaçlarına yönelik ürünleri seçmekte fayda vardır.

Çocuk odalarının dekorasyonunda müşterilerinizi nasıl yönlendiriyorsunuz?

Kids by Fatih Kıral mağazalarımızı ziyaret eden konuklarımıza öncelikle malzemelerimizin sağlığa uygun ürünler olduğunu açıklıyoruz. Koleksiyonlarımızın çeşitliliğinden ve kullanım kolaylıklarını anlatarak ürün seçimine geçiyoruz. Bu önemli etabı geçtikten sonra konuklarımızın evlerine giderek plan üzerinde yerleşimler yapıyoruz. Duvar detaylarını, tekstillerini ve aksesuarlarını beraber seçerek çocukların zamanlarını keyifle geçirebileceği ve gelişimlerine yardımcı olacağı mekanları yaratmış oluyoruz.

Çok güzel tekstil ürünleriniz var, tasarımları kim yapıyor, duvar kağıdı ve tekstil ürünleriniz de neler yapıyorsunuz?

Duvar kağıtlarında sağlığa en uygun dünya markalarını mağazalarımızda sunuyoruz. Tekstil ürünlerinde ise tasarımcıların bizim için özel olarak hazırladığı bebek ve çocuk sağlığına uygun butik ürünleri koleksiyonlarımızda kullanmaktayız. Tüm tekstil ürünleri % 100 pamuklu ve doğal ürünlerden. Antialerjik diye bilinen maddelerin tekstil ürünlerinde kullanılmamasına dikkat ediyoruz.

Bebek ve çocuk odasında Fatih Kıral by Kids’in 2014 trendleri nelerdir?

Her yıl bebek ve çocuk odasında trendi belirlemenin gururunu yaşıyoruz. 2014 yılında mobilyalarda daha renkli ürünler kullanmaktayız. Sarı, lila, yeşil gibi…

Kids olarak gelecek planlarınızda neler var?

Kids by Fatih Kıral olarak, yurt içinde bayilik sayımızı arttırmak ve yakın bir dönemde markamızı Avrupa’ya taşımayı planlıyoruz. Bunun için ön çalışmalara başladık bile. Avrupa’da mağaza açmak için belirli prosedür ve izinler olduğu için bu süreci tamamlamayı bekliyoruz. Bebek ve çocuk odası hazırlarken, onun rahatını sağlamak ve tehlikelerden özenle korumak gerekir. Çocuk mobilyasında özellikle dikkat edilmesi gereken konu; mobilyanın şıklığı ve konforu kadar sağlıklı ve güvenli olmasıdır. Öncelikle emniyet, konfor ve rahatlık bir bebek odasında olması gereken en önemli iki özelliktir. Modeller ve renkler zaman içinde değişimler gösterirken 2014’te çocuk mobilyalarında en önemli özellik olarak, mobilyaların işlevsellik özellikleri ön plana çıkıyor.

 

Fonksiyonel mobilyalar küçük odaları daha büyük gösterirken, büyük odalarda ise farklı tasarım ve dekorasyon seçenekleri sunuyor. Ayrıca mobilyaların aksesuar ve eklenebilirlik açısından zenginliği, çocuğun ilerleyen yaşlarda da odasını istediği gibi değiştirip geliştirmesine yardımcı oluyor. Çocukların her geçen yaşa göre değişen ihtiyaçları gözönüne alındığında, bebek ve çocuk odası dekorasyonu detaylarla birlikte yaratıcılık da isteyen bir sürece dönüşüyor. Bir çocuğun odası onun hayatla ilk tanıştığı, geliştiği, oyun oynadığı ve dinlendiği bir mekan olmasının yanı sıra onun kişiliğinin gelişmesinde de etkilidir. Bu sebeple çocuğun gelişim sürecinde ihtiyaçlarını karşılayan, sağlıklı ve rahat hareket edebileceği bir odasının olması çok önemlidir.

Öncelikle emniyet, konfor ve rahatlık bir bebek odasında olması gereken en önemli iki özelliktir. Bebek ve çocuk odası hazırlarken, onun rahatını sağlamak ve tehlikelerden özenle korumak gerekir. Çocuk mobilyasında özellikle dikkat edilmesi gereken konu; mobilyanın şıklığı ve konforu kadar sağlıklı ve güvenli olmasıdır. Modeller ve renkler zaman içinde değişimler gösterirken 2014’te çocuk mobilyalarında en önemli özellik olarak mobilyaların işlevsellik özellikleri ön plana çıkıyor. Fonksiyonel mobilyalar küçük odaları daha büyük gösterirken, büyük odalarda ise farklı tasarım ve  dekorasyon seçenekleri sunuyor. Ayrıca mobilyaların aksesuar ve eklenebilirlik açısından zenginliği, çocuğun ilerleyen yaşlarda da odasını istediği gibi değiştirip geliştirmesine yardımcı oluyor. Çocukların her geçen yaşa göre değişen ihtiyaçları gözönüne alındığında, bebek ve çocuk odası dekorasyonu detaylarla birlikte yaratıcılık da isteyen bir sürece dönüşüyor. Bir çocuğun odası onun hayatla ilk tanıştığı, geliştiği, oyun oynadığı ve dinlendiği bir mekan olmasının yanı sıra onun kişiliğinin gelişmesinde de etkilidir.  Bu sebeple çocuğun gelişim sürecinde ihtiyaçlarını karşılayan, sağlıklı ve rahat hareket edebileceği bir odasının olması çok önemlidir.

Öne çıkanlar:

Duvar boyası ve mobilya cilalarında selulozik boya kullanılmaması.
Duvar kağıdı kullanılır ise, kullanılan yapıştırıcının kokusuz olmasına dikkat edimeli.
Oda zemininde ahşap parke ve parça halı kullanılması, toz ve kir oluşumunun önlemesi açısından tercih edilmeli.
Mümkün olduğunca masif ahşaptan yapılmış eşyalar kullanılmalı.
Konsepte uygun aksesuarlar tercih edilmeli.
Direkt aydınlatmalar yerine, abajurlar ve ışığı ayarlanabilir ürünler seçmeli.
Mobilyaların boyalarının kurşun içermediğinden emin olunmalı.
Bebek karyolasında kullanılan nevresim takımlarının yüzde yüz pamuk, odada kullanılan halının ise antialerjik özelliklere sahip olması.
Çocukların yatağı ve yorgan gibi tekstil ürünlerinde kullanılan materyallerde pamuklu ve yünlü ürünler tercih edilmeli.
Kullanılan yastık, yatak ve yorganlar antibakteriyel ve antialerjik özelliklere sahip olmalı. Tekstil ürünlerinde de zararlı maddeler içermeyen boyalar kullanılmalı.
dfoit_mayis

dfoit_mayis

 

Çölün ortasında bir vaha hayal edenlere, hayallerinin çok ötesinde avant gard bir dünya…

 

The Parker Palm Springs California’da 2004 yılının Ekim ayında hizmete açılmış. Oldukça geniş bir yeşil alana yayılmış olan kompleksin standart, bahçe ve deluxe odalarıyla toplamda 144 odası mevcut. Ayrıca iki yatak odalı oturma ve yemek odası bulunan Gene Autry’nin evi ve 12 özel villa da aynı arazide konumlanmış durumda. Ziyaretçilerini ikonlaşmış tasarımlarla, yemyeşil doğasıyla, birbirinden gösterişli sanat eserleriyle ve coğrafyanın vaad ettiği sonsuz huzurla kucaklayan mekan, kurulduğu günen beri bölgeyi ziyaret edenlerin ilgi odağı olmuş.

3 farklı içerikteki restoranları, görkemli barı, tenis kortları, golf sahası, spa, havuz ve çok çeşitli peyzajlarla ihtişamlı bahçeleri ile Parker Palm Springs Amerikanın yaşayan kültürünün tipik bir temsilcisi. Odalarının ve bu saydığımız ortak alanların dışında, göz alabildiğince uzanan yemyeşil bahçesi ile tesis, konuklarına hamaklar, bitki çeşitliliği ile muhteşem bir keyif alanı vadediyor.

Parker Palm Springs’ın genel dekorasyon seçimlerinde bir zamanın ötesine geçme, rahatlık ve konforun yanı sıra şaşırtma ve akılda kalma eğilimi seziyorsunuz. Mekanlarında geniş olmasının verdiği rahatlıkla büyük mobilyalar gösterişli aksesuarlar birbirini boğmadan ve insana fazla gelmeden, cömertçe kullanılabilmiş orelin genelinde. Amerikan kültüründe derin izler bırakmış birçok tasarıma rastlıyoruz odaları yakından incelediğimizde.

İç tasarımı Jonathan Adler’e ait olan otelin, zaman içerisinde birçok ünlü konuğu da ağırladığı biliniyor.

Robert Downey Jr. da bunlardan biri.

Tüm ortak alanlarıyla tam 10000m2’lik alana yayılmış olan otel 5 yıldızlı restoranları aracılığıyla, couture mutfak deneyimi sunuyor misafirlerine. Başka yerde tatmadığınız hatta duymadığınız birçok lezzeti bu özel atmosferde tecrübe etmeniz mümkün oluyor böylece. Menüde ıstakozu ve havyarlı omlet dahi bulunuyor gerisini siz düşünün.

Bu oteldeki ana amaç, günümüz şehir hayatının koşuşturmacasından, teknolojinin ve modern hayatın burnumuza dayadığı gelişmiş toplum kaygı ve kirliklerinden çok uzakta zamansız bir mekan yaratmak olmuş. Bu amacı da rafine ve fazlaya kaçmayan bir lüks içerisinde konuklarına sağlayarak onları biraz şımartıp hafifletmeyi amaçlıyorlar, sonuç olarak bunu çok iyi başardıklarını da gözlemliyoruz kolayca.

Kırmızının ve tonlarının beyazla ve toprak renkleriyle ustaca harmanlanadığı dekorasyon tercihleri de hep bu hizmet etmek amaçlı kurgulanmış demek çok da yanlış olmaz. Klasik tarzdan zaman zaman avantgarde stile kayan bir çizgide hazırlanmış iç dekorasyon insanı kendisine çekmekle kalmıyor, kendisi dışındaki tüm gerçekliği de ziyaretçilerinin hafızasından silmeyi başarıyor açıkçası.

Hamak keyiflerinden, restoranına, içkinizi yudumlarken rahatlayacağınız spasından, golf sahalarına kadar herşeyin ziyaretçilerin konforu ve hoşça vakit geçirmesi için planlandığı bu komplekste insan kendisini Alice Harikalar Diyarındaki Alice gibi hissediyor, bundan emin olabilirsiniz.

 

dfoit_mayis

 

dergi_form_nisan

 

Maine’de Bir Ada Evi

 

İç Dekorasyon: Fannie Allen Design, CID
Mimari: Elisabeth Doermann, AIA

 

Amerika’nın kuzeydoğusunda, Maine bölgesinin kıyısındaki küçük bir adada konumlanmış aile evi. Aslında ev 100 yıl önce inşa edilmiş. Ev ve ambar, kendileri gibi yine 100 yaşında bir okul ve kasabanın ortasında konumlanmış. Adada yerleşik 35 adet konut bulunuyor. Ada halkının birçoğu balıkçılık ya da inşaatçılık ile geçiniyor. Yazın bölgede nüfus ortalama 200 kişi kadar oluyor. Çok güzel, kolay ulaşılamayan bir kaçış noktası burası yazlıkçılar için. Balık tutmak, yelken yapmak, gölde yüzmek, dinlenmek, doğa yürüyüşleri, ve teknolojiyle dolup taşmış hayatlardan uzaklaşmak için muhteşem sığınak bu ada.

Ev bir yamacın konumlanmış, okyanusa ve diğer küçük adalara bakıyor olduğu yerden. Çok eskiden sürekli adada yaşayan bir balıkçıya ait olan bu ev, artık 5 kişilik bir ailenin 3 jenerasyondur  tatillerde gittiği bir yazlık ev olarak kullanılıyor. Fannie Allen ve ev sahipleri 2008-09 yıllarında evi restore etmek için çok ciddi çalışmışlar. 2009’da tam renovasyonlar bittikten iki hafta sonra sert bir fırtınada evi yıldırım çarpmış ve yangın çıkmış. Şansa o esnada evde kimse bulunmuyormuş. Alanı temizleyip, tekrar yapının inşaatı başlamışlar büyük bir kararlılıkla ve azimle. Bu sefer garantiye almak için yıldırımdan koruyan özel malzemeler kullanılmış. Bina yeni bir yapı olmasına rağmen iç mimar Fannie Allen yer için eski tahta döşemeler, kapılar ve evin ilk döneminden kalma materyaller kullanmış mümkün olan her yerde. Orijinal çok yakın renkli, lekeli bir cam bile bulmuş. İnternet sitelerinden birçok vintage ve hurda parçalar bulmuş toplanmış ve adaya getirilmiş.. Pencerelerin konstrüksiyonları ve mutfak düzenlemeleri yeni malzemelerden yapılmış. Tahta yer döşemesinin altından gazlı ısıtma sistemi geçirilmiş.

Ev böylece, kışın da ev aile toplantıları için elverişli ve sıcak bir ortam olarak kullanılır hale gelmiş. Fannie Allen evin tüm mobilyalarını kendi seçmiş. Bazıları yeni, bazıları antika ve evden bile yaşlı parçalardan seçilmiş. Evdeki renk seçimlerinde çevredeki okyanus, kayalık, ağaçlar ve gökyüzünün tonlarından ilham kaynağı olmuş.

Mutfakta yangından geriye kalan malzemelerden faydalanılarak, baloncuklu camlardan bulaşık teknesi yapılmış. Tezgahlarda kireçtaşı, ada mutfakta paslanmaz çelik kullanılmış. Kırmızı pişirme ünitesi İtalyan Bertazzoni markasına ait. Kırmızı bölümün arkasındaki alüminyum duvarlar yine yangından kurtarılıp yenilenmiş bölümlerden.
dergi_form_nisan