alice harikalar diyarında

dfoit_mayis

 

Çölün ortasında bir vaha hayal edenlere, hayallerinin çok ötesinde avant gard bir dünya…

 

The Parker Palm Springs California’da 2004 yılının Ekim ayında hizmete açılmış. Oldukça geniş bir yeşil alana yayılmış olan kompleksin standart, bahçe ve deluxe odalarıyla toplamda 144 odası mevcut. Ayrıca iki yatak odalı oturma ve yemek odası bulunan Gene Autry’nin evi ve 12 özel villa da aynı arazide konumlanmış durumda. Ziyaretçilerini ikonlaşmış tasarımlarla, yemyeşil doğasıyla, birbirinden gösterişli sanat eserleriyle ve coğrafyanın vaad ettiği sonsuz huzurla kucaklayan mekan, kurulduğu günen beri bölgeyi ziyaret edenlerin ilgi odağı olmuş.

3 farklı içerikteki restoranları, görkemli barı, tenis kortları, golf sahası, spa, havuz ve çok çeşitli peyzajlarla ihtişamlı bahçeleri ile Parker Palm Springs Amerikanın yaşayan kültürünün tipik bir temsilcisi. Odalarının ve bu saydığımız ortak alanların dışında, göz alabildiğince uzanan yemyeşil bahçesi ile tesis, konuklarına hamaklar, bitki çeşitliliği ile muhteşem bir keyif alanı vadediyor.

Parker Palm Springs’ın genel dekorasyon seçimlerinde bir zamanın ötesine geçme, rahatlık ve konforun yanı sıra şaşırtma ve akılda kalma eğilimi seziyorsunuz. Mekanlarında geniş olmasının verdiği rahatlıkla büyük mobilyalar gösterişli aksesuarlar birbirini boğmadan ve insana fazla gelmeden, cömertçe kullanılabilmiş orelin genelinde. Amerikan kültüründe derin izler bırakmış birçok tasarıma rastlıyoruz odaları yakından incelediğimizde.

İç tasarımı Jonathan Adler’e ait olan otelin, zaman içerisinde birçok ünlü konuğu da ağırladığı biliniyor.

Robert Downey Jr. da bunlardan biri.

Tüm ortak alanlarıyla tam 10000m2’lik alana yayılmış olan otel 5 yıldızlı restoranları aracılığıyla, couture mutfak deneyimi sunuyor misafirlerine. Başka yerde tatmadığınız hatta duymadığınız birçok lezzeti bu özel atmosferde tecrübe etmeniz mümkün oluyor böylece. Menüde ıstakozu ve havyarlı omlet dahi bulunuyor gerisini siz düşünün.

Bu oteldeki ana amaç, günümüz şehir hayatının koşuşturmacasından, teknolojinin ve modern hayatın burnumuza dayadığı gelişmiş toplum kaygı ve kirliklerinden çok uzakta zamansız bir mekan yaratmak olmuş. Bu amacı da rafine ve fazlaya kaçmayan bir lüks içerisinde konuklarına sağlayarak onları biraz şımartıp hafifletmeyi amaçlıyorlar, sonuç olarak bunu çok iyi başardıklarını da gözlemliyoruz kolayca.

Kırmızının ve tonlarının beyazla ve toprak renkleriyle ustaca harmanlanadığı dekorasyon tercihleri de hep bu hizmet etmek amaçlı kurgulanmış demek çok da yanlış olmaz. Klasik tarzdan zaman zaman avantgarde stile kayan bir çizgide hazırlanmış iç dekorasyon insanı kendisine çekmekle kalmıyor, kendisi dışındaki tüm gerçekliği de ziyaretçilerinin hafızasından silmeyi başarıyor açıkçası.

Hamak keyiflerinden, restoranına, içkinizi yudumlarken rahatlayacağınız spasından, golf sahalarına kadar herşeyin ziyaretçilerin konforu ve hoşça vakit geçirmesi için planlandığı bu komplekste insan kendisini Alice Harikalar Diyarındaki Alice gibi hissediyor, bundan emin olabilirsiniz.

 

dfoit_mayis

 

dergi_form_nisan

 

Harikalar Diyarı:
Maison&Objet

 

24-28 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen Maison&Objet Fuarı, çekici trend alanı, birbirinden güzel salonları ve rengarenk dekoruyla bu yıl da keyifli ve ilham veren bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Gezerken kendinizi Alice Harikalar Diyarı’nda hissedeceğiniz bu fuarda dikkat çeken aydınlatma tasarımlarını sizin için seçtik.

 

Wonderglass:

 

Flow[T]

Tasarımcısı Noa Tamura, Wonderglass Flow[T]’yi ‘çağdaş bir avize’ olarak tanımlıyor. Venedik Lagünü’nün renginden esinlenen tasarımcı, bu ürünü kullanıcının isteğine göre uyarlayabiliyor. Parçaları tek tek satın alabilir ya da birkaçını heykelsi bir ışık bütünü olarak zevkinize göre tasarlayabilirsiniz. Nao Tamura tam bir modern tasarımcı. İşinin kalbine yerleştirdiği akılcı düşünceyle uyum içerisindeki yeteneği kültürlerin, dillerin, konseptlerin ve tarzların ötesine geçiyor. Olağanüstü yeteneği sayesinde, Tokyo ve New York’taki yaratıcı toplulukların ürünü olan çözümleri, iki boyutlu ve üç boyutlu ortamlarda da izleyicisiyle aynı rahatlıkla duygusal bir iletişim kurabiliyor.

 

Dante:

 

Scintilla

Pietro Russo tasarımı olan ‘Scintilla’ cam zanaatinin zıtlarını, müthiş etkileyici yeni bir üründe bir araya getiriyor. Bir yanda, oldukça ileri endüstriyel bir teknik kullanılarak, borosilikat camın ışık açıldığında çizgili yüzeyi sayesinde kıvılcımlar saçıp parıldaması sağlanmış. Diğer yandaysa, İtalyan tarzı bir seçim olan üfleme camın içine, çağdaş ve endüstriyel bir yaklaşımla LED ampul yerleştirilerek, hoş bir tezat elde edilmiş. Bu şık masa üstü aydınlatma sisteminin farklı ebatları da mevcut.

 

Veronese:

 

Drop

Patrick E. Naggar imzalı Drop koleksiyonu, piyasaya ilk sunulduğu 2003 yılından bu yana müthiş bir başarı yakalamış. Böylesi bir tutkuya dönüşmesinde, bir damla Murano camına odaklanan yalın tasarımın payı büyük diyebiliriz. Bu damla artık buzlu camda yumuşak ışıklar yayan krom ve bakır kenarlı çerçevelerde hayat buluyor. Ve bu eşsiz sunumu, birinde tek damla diğerinde iki damla bulunan iki küçük masa lambası tamamlıyor.

 

Anemone

Maurizio Galante ve Tal Lancman’ın sudan ilham alarak tasarladıkları Anemone ihtişamlı görüntüsüyle göz dolduruyor. Pek çok cam materyali birleştirme fikrinden yola çıkan tasarım baştan sona  elde biçimlendirilmiş. Murano camı bu tasarımda  geleneksel aydınlatmanın farklı bir yüzü olarak karşımıza çıkıyor.

 

Opossum Design:

 

ediSUN

ediSUN 1879’da ampulü icat eden Edison’a bir saygı duruşu niteliğinde. Uzun ömürlü fitil ve çelik soket kullanılan ampul özellikle buzlu camdan üretilmiş. Yağ doldurulduğunda bu cam berraklaşıyor. Ürün, çekici ahşap bir kutuda sunuluyor. Bu hoş tasarımı romantik ambiyanslardan hoşlananlara öneriyoruz.

 

CTO Lighting:

 

Bell

Polikarbon ve saten pirinçten tasarlanan Bell, hem endüstiriyel, hem de zamansız tasarımıyla göz dolduruyor. Bu şık avize yalın ve sofistike görünümüyle evinize çok yakışacak.

 

dergi_form_nisan