akdeniz

dfot

 

Mandarin Oriental, Bodrum

 

Kusursuz bir kaçış…

Masmavi gökyüzü ve turkuaz bir deniz, yemyeşil bir bitki örtüsü ve yıl boyunca ılıman bir iklim. Bodrum yarımadasının sunduğu renkli Akdeniz deneyimi, kendi evinizin özenle tasarlanmış konforu, Mandarin Oriental’ın efsanevi hizmetleri ve eşsiz olanaklarını ustalıkla harmanlayan Mandarin Oriental, Bodrum…

Avrupa’nın en güzel yerlerinde bulunan ve detaylarıyla nefes kesen bir tesis; Mandarin Oriental. Cennet gibi bir konumda yer alan Mandarin Oriental, stil ve lüks ve konforun baştan çıkarıcı karışımını sizlere sunuyor. İki özel plajı, süitler ve villalar, spa ve çağdaş odalar, üstün hizmet  ve daha fazlası ile dünya standartlarında bir tesis.

Bodrum’un kuzey kıyısında yer alan Cennet koyu, kozmopolit Göltürkbükü’ne yalnızca beş dakikalık mesafede. Bodrum şehir merkezine yirmi dakikalık mesafede ve Bodrum havaalanından 45 dakikalık bir mesafede. Sahile indiğinizde ise kendinizi gerçekten de cennette hissedeceğiniz iki özel plaja sahip. Zaman kavramını unutturacak bu ayrıcalıklı plajlarda gün boyu ruhunuzu arındırabilirsiniz.

Odalar ve süitler tüm güzelliğiyle lük ve konforu aynı anda sunuyor. 27 süit, 59 odadan oluşan Mandarin oriental ayrıca iki muhteşem villasıyla beraber lüks tasarımı çağdaş türk elementleriyle harmanlayarak tarz sahibi bir dizayn ile konuklarının karşısına çıkıyor.

YEMEK

 

Assaggio Restaurant’ta leziz İtalyan mutfağı

Al Olive Garden da Türk ve Akdeniz spesiyaliteleri

Sofra Restaurant’ta Akdeniz esintili dünya mutfağı

Bizim Asian Grill Restaurant’ta Japon ve Güney Asya mutfağı

Pool Bar & Restaurant’ta rahat havuz yemek ve çocuk menüleri

Atmosferik M2 Bar’da tapas, meze, taze meyve suları ve kokteyller

Blue Beach Bar & Club’da ana sahilde hafif yemek dizisi

Kokteyller ve Mandarin Bar, çağdaş bir ortamda prim şampanya

Teras Lounge’da ikindi çayı

Ve Mandarin Pastanesi’nde güzel pastalar

SPA & WELLNESS 

 

Orient şifa geleneklerinden esinlenerek, dünya standartlarında özenli terapistler ve uzmanlar eşliğinde yapılan spa salonları yer almaktadır. Mandarin Oriental imzası taşıyan sağlıklı yaşam alanları içeren 2700 metrekarelik spa alanı bulunmaktadır.

5 tedavi odası, 3 güzellik salonu, VIP Suite, bir Çift Spa Suite ve iki açık tedavi odası, kapsamlı ısı ve su tesisleri, lüks hamamlar, State-of-the-art ekipmanı ile kapsamlı fitness center, pilates,kişisel antrenör eşliğinde yoga salonu, kapalı yüzme havuzu, uzmanlar eşliğinde programlanan  sezonluk ve haftalık uzun sağlıklı yaşam klinikleri ile konuklara tüm ayrıcalıklar sağlanmaktadır.

 

Kültürler arasında yoğrulmuş bir Halı markası
MunaHome
dfot
Halı ve kilimler yumuşak, renkli ve kendine özgü hali,  çoğu zamanda sanat ve zanaat arası duruşuyla  mekanlarımıza estetik katan dekorasyon elementleri. Üzerinde konuşulacak, hoşça zaman geçirilecek ortamlar yaratırken, zamansız ve yöresel kimlikleri ile yaratıcılığa en açık dekoratif ürünler arasında yerlerini alırlar. Düğüm ve dokumasına, desen ve rengine, tekniğine göre dünya kültürlerinde ayrı bir konuma sahiptirler. Tüm bu zenginliğe ve çeşitliliğe duyulan derin saygının verdiği motivasyon ile kurulmuş Muna Home markası. Çağdaş yaşam alanları için zengin çeşit yelpazesinde üreterek dünyanın çeşitli noktalarındaki özel tasarlanmış mekanlara eklektik bir tarz kazardırmayı bu hoş trendin önde gelen marka destekçilerinden olmayı amaçlıyorlar.

Marka, Yasemin ve Gianluca Cicu çifti tarafından 2010 senesinde Barcelona’ da yaratılmış. Gianluca, Sardunya adasında yetişmiş sıcak bir Akdenizli. Yasemin ise ailesinin Abhaz geçmişi ile kültürler arasında yoğrulmuş, dünya kültürüne derin merak duyan bir girişimci. Designmixer’ ın yolu ise 2012 yılında kendileri ile aynı vizyonla kesişti. Muna Home bloğunu yazarken, ilham alınan birçok  yaratıcı kültür sentezlerinden halı koleksiyonu oluşur ve kısa zamanda çalışmaları hayata geçer.

Muna Home’ un koleksiyon çalışmasında %100 Yeni Zelanda yünü el dokuması halılardan, antik Türk kilimlerine, Anadolu’ da çeşitli teknikler ile üretilmiş halılardan, kuzu ve hayvan postlarına doğal /natura adlı koleksiyon temalarına yer verirken, parlak ve yumuşak, ipeksi dokunuşa sahip viskon halılarından Anadolu’ nun yöresel desenlerini edilmiş hallerine kadar birçok çeşit mevcut. Çağdaş mekanlar için eski çalışmaları yeniden yorumluyoruz. Fas ve Anadolu topraklarında ortaya çıkmış üretim tekniklere yüzyıllar öncesine dayanan Tulu halılarından yola çıkarak da yün grubunda ayrı bir grup oluşturuluyor.

Bohem ve eklektik tarzın vazgeçilmez desenleri Orta Asya ikat desenlerine de ise yepyeni teknikler ile Muna Home koleksiyonunda yeniden hayat veriliyor.

Bölgesel geleneksel dokumaların farklı baskı teknikleri ve desenler ile çeşitlendiriyor. Sıcak ve natürel renklerden, mavinin indigo tonlarına, siyah, gri ve beyazın grafik kalitesindeki modern çizgilere sahip çağdaş 3 boyutlu halılara kadar farklı gruplarda ürünler tasarlanıyor.  Modernizmi ve tarihi, geleneksel ve çağdaş üretim tekniklerinin bir harmanlayarak  çeşit çeşit, ürünler yaratılıyor. Mekana özel, renkleri, malzemesi, ölçüleri projeye göre tasarlanmış ürünler ise Muna Home çatısı altında üretilen halılara büyük bir çeşitlilik kazandırıyor.

Dokunun hayatımızda görsellik kadar önem taşıdığı mekanlarda trendlerin sadece ufak dokunuşlar ile farklılık yaratması olası. Halının ve kilimin ise trendler ne olursa olsun üzerine işlenmiş, çoğu sembolleşen desenleri ile beraber insanlık tarihi boyunca yaşayacağı, yaşam alanları her ne tarzda olur ise olsun onların duyusal kalitelerini artırıcı dekoratif elementler olarak kalacağı kesin. Bu bağlamda Muna Home’ un vizyonu ile keşfedilecek koca bir dünya ve yaratılacak bir çok ürün var bizce. Siz ne dersiniz?

dfot

 

MAMMA MIA

Ve her şeye rağmen bahar geldi…Bizim keyfimizi, moralimizi, ülkenin halini vb. beklemez mevsimler olması gerektiği gibi tam zamanında gelirler. Umalım ki gelen bahar tüm doğayı temizlediği gibi bizim üstümüzde dolanan kasvetli, bulutlu havayı da temizlesin…

İçimizi ısıtacak Mayıs ayı için size harika bir film seçtim. Geçen ay korkuttuysam affola ama bu tekrar yapmayacağım anlamını da gelmez. Ben bu sayfalarda her sayıda iç ısıtan, ferahlatan lay lay lom evlerin sözünü verdiğimi hatırlamıyorum, siz?
Neyse filme gelelim artık. Nedir filmimiz, şudur: Mamma Mia!

Nereden duyduk ilk bunu? Tabii ki ABBA’dan. ABBA kim? Yeni kuşaklar için bebeklerin ilk söylediği kelimelerden biri gibi gelebilir kulağa ama kazın ayağı öyle değil. Çok kısa hatırlayalım: 1966 yılında bir müzik grubu kurmaya karar veren Björn Ulvaeus ve Benny Andersson, 1969 ilkbaharında ABBA’nın diğer yarısını oluşturacak olan Agnetha Faltskog  ve Anni-Frid Lyngstad’in  katılımı ile grubu tamamladılar ve üyelerinin adlarının ilk harflerinden oluşan ABBA adını aldılar.”People Need Love” kırkbeşliğini kaydettikleri 1972 ilkbaharında kendilerini Björn & Benny, Agnetha & Anni Frid olarak adlandırıyorlardı.

1973’te İsveç’i Eurovision da temsil etmek için katıldıkları ulusal İsveç Melodifestivalen finaline “Ring Ring” adlı parçayla katıldılar; fakat üçüncü oldular. Yine grup 1974 yılında “Waterloo” ile Eurovision Şarkı Yarışması’na katıldı. Bu sırada grup ABBA adını aldı. 6 Nisan 1974’teki Eurovision Şarkı Yarışması’nda ABBA “Waterloo” ile birinci oldu. Bu başarı ABBA`nın tüm Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD`de de ünlü olmasını sağladı. Abba, “SOS” adlı üçüncü albümüyle ününü pekiştirdi.

1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü. Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 yılında “Greatest Hits” ve “The Best of ABBA Respectively”, İngiltere ve Avustralya’da piyasaya sürüldü.

Tüm dünyada büyük ilgi gören “Fernando” ve “Dancing Queen” gibi single çalışmaları, kısa sürede klasikler arasına girdi. “Dancing Queen” İngiltere listelerinde bir numaraya yükselen ilk ABBA şarkısı oldu. 1976 sonunda dördüncü albümleri olan “Arrival” piyasa çıktı. “Money Money Money” ve “Knowing Me, Knowing You” başta olmak üzere tüm parçalar büyük başarı kazandı.

Ardından 1977 yılının başlarında Avrupa ve Avustralya turnesine çıktılar. Yıl sonunda ABBA için bir film çevrildi. Grup elemanlarının tamamı filmde rol aldı. Filmin vizyona girişini, “The Album” isimli yeni albümün piyasaya çıkışı izledi. 1979`da “Voulez-Vous” albümü piyasaya çıktı. Bu yılın son çeyreğine girilirken “Gimme! Gimme! Gimme! (A Man After Midnight)” adlı single çalışma piyasaya sürüldü. ABBA’nın en çok beğenilen parçalarını içeren toplama albümün ikincisi, “Greatest Hits Vol. 2” de, aynı yıl uluslararası başarı yakaladı.1980 yılının Mart ayında ABBA, Japonya’da bir konser verdi. Birkaç ay sonra, “The Winner Takes It All”u da içeren “Super Trouper” adlı albüm piyasaya çıktı.Yıl sonunda ABBA’nın sekizinci albümü olan “The Visitors” piyasaya sürüldü. Öne çıkan parçaların başında “One of Us” geliyordu. 1982’de grup dışı çalışmalara başladılar. Björn ve Benny çeşitli müzikal denemelere yönelirken Agnetha ve Frida da solo kariyerlerini sürdürdüler.

Bu dönemde tek çıkan albüm “ABBA LP” grubun ilk on yılında kaydettiği en iyi şarkıları içeriyordu. Aynı yılın sonunda ABBA, müzikal çalışmalarını bir süreliğine askıya alma kararı aldı ve dinlenmeye çekildi. Birkaç yıl sonra yeniden bir araya gelseler de kayıt yapmadan ayrılarak ABBA’nın aktif yaşamına son vermiş oldular. ABBA müzik tarihini o kadar etkiledi ki iki kadın iki erkek vokalden oluşan pek çok grubun kurulmasına yol açtılar. Besteledikleri şarkıların özellikle nakarat kısımları çok kolay ezberlenip söylenebiliyordu.

Deyim yerindeyse bir dönem tüm dünyanın; sonra da fanlarının hayat boyu sevgilisi oldular. Ve bizim asıl konumuz olan Mamma Mia filmi için bu güne dek besteledikleri en güzel eserler müzikal olarak uyarlandı. Sonuç bizce mükemmel… Bakalım siz ne düşüneceksiniz hem film hem de ev için? Phyllida Lloyd’un yönettiği ve Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth, Stellan Skarsgård, Billy Nighy Christine Baranski, Julie Walters, Amanda Seyfried ve Dominic Cooper’ın oynadığı Mamma Mia, Merly Streep’in en eğlenceli filmlerinden biri… Bir anne ve kızı ile üç muhtemel babanın öyküsünü anlatan bu filmde Yunan adalarından birisinde küçük bir otelin sahibi olan bağımsız ruhlu bekâr anne Donna (Meryl Streep), tek başına büyüttüğü kızı Sophie’yi (Amanda Seyfried) evlendirmek üzeredir. Kızının nikâhına çok yakın iki arkadaşını davet etmiştir. Bunlardan birisi pratik zekâya sahip, gevezelikten hoşlanmayan Rosie (Julie Walters), diğeri ise başından çok sayıda evlilik geçmiş zengin arkadaşı Tanya’dır (Christine Baranski). Her ikisi de bir zamanlar beraber müzik yaptıkları Donna and the Dynamos adlı grubun üyeleridir. Ancak kızı Sophie de gizlice üç konuk davet etmiştir.

Nikâh sırasında kendisini rahibin karşısına götürecek babasının kimliğini bulma arzusuyla yanıp tutuşan Sophie, 20 yıl önce annesinin ziyaret ettiği Yunan adasında tanıştığı ve onun mazisinde büyük yeri olan üç erkeği bulup getirmiştir.

Müzikal, dünyanın çeşitli ülkelerindeki 160 kentte 8 ayrı dilde 30 milyon insanın izlediği çok sevilen bir eser…Filmin ve müzikalin adı ABBA’nın 1975 yılında müzik listelerinin zirvesine çıkan Mamma Mia adlı şarkısından alınmış. Çeşit çeşit olasılıklarla dolu bu cennet gibi adada kimi zaman kaos dolu, kimi zaman büyüleyici 24 saatlik zaman diliminde yeni bir aşk filizlenecek ve küllenmiş romantik duygular yeniden canlanacaktır.

Başrolünde 14 kez Oscar adaylığı elde eden ve iki kez Oscar kazanan efsanevi oyuncu Meryl Streep’in oynadığı Mamma Mia, İsveçli müzik grubu ABBA’nın şarkılarını temel alan aynı adlı Broadway müzikalinin sinema filmi uyarlaması.

“Dancing Queen”, “S.O.S.”, “Money, Money Money” ve “Take a Chance on Me” gibi unutulmaz ABBA şarkılarından esinlenilen bu büyüleyici öyküde annelerle kızlarının, eski dostların ve yeniden kavuşulan ailenin kutsanması da var. “Mamma Mia”nın yapım amirliğini iki Oscar ödüllü Tom Hanks ve eşi Rita Wilson, yapımcılığını ise Tom Hanks’in Playstone yapım şirketindeki ortağı Gary Goetzman üstlenmiş.

Tom Hanks ile eşi Rita Wilson’ın yapımcılığını üstlendiği “My Big Fat Greek Wedding” 5 milyon dolara malolmuş ve dünya sinemalarında 368 milyon dolar hasılat elde etmişti. Tom Hanks’ten iki çocuğu olan Rita Wilson’ın annesi Yunanlı olduğundan “Mamma Mia”nın çekim mekânları arasında Yunanistan da bulunuyor. “Mamma Mia”nın diğer çekim mekânları arasında Londra ve İngiltere’deki Pinewood Stüdyoları da bulunuyor. Donna’nın Yunan adalarından birinde bulunan minik butik oteline gelince size bu yazıda öyle ihtişamlı tasarımcı, mimar mekânları, objeleri, mobilyaları, kumaşlar veya lambaları hakkında bilgi veremeyeceğim. Zira bunlar yok bu filmin mekânlarında…

Onun yerine içinizi ısıtan Akdeniz ruhu ve renkleri var, cıvıl cıvıl çiçekler var, yaşanmışlığın kokusu var, rustik duvarlar var, yıpranmış ahşap döşemeler var, demir karyola başlıkları var, boyaları aşınmış merdiven tırabzanları var, odalarında kalan hayat dolu insanlar var… Hepsinin bir araya gelmesi ve ABBA’nın harika müzikleriyle ortaya çıkan ve orada bulunma isteği yaratan büyülü bir atmosfer var.

Başka söze gerek var mı bu ütopik mekan ve film için? Var, Meryl Streep’in kendi sesiyle söylediği “The Winner Takes It All” var… Filmi izleyin ve kendiniz karar verin.Yaza görüşürüz…

 

dfot

dfoit_mayis

 

BD Barcelona Design, tasarım dünyasında, İspanya’nın uluslararası platformda prestiji  en yüksek markalarından biri. 1972 yılında tasarım kalıplarına tepki olarak kurulan bu genç ve zor memnun olan mimarlar topluluğu, üretkenliği kendilerine felsefe edinmişler.

70’lerin başında Pep Bonet, Cristian Cirici, Lluís Clotet, Mireia Riera ve Oscar Tusquets tarafından kurulan Bocaccio Design, mağazalarda kolay kolay bulamayacağınız mobilya, aksesuar ve obje tasarlamayı hedeflemişler daha yola çıkarken. Bu konsept ilk başlarda “kendini beğenmiş” bir tutum olarak algılansa da, zamanla bu fikir, gündelik nesnelerin tasarımında farklı bakışaçıları sunarak, İspanya’da o güne kadar ortaya çıkmamış eşsiz bir tecrübe sunmuş oldusektöre ve büyük ilgi görmüş.

 

Bu küçük başlangıç oluşumu gün geçtikçe zenginleşerek trend setter halini almış. Bu nedenle BD Barcelona’nın çağdaş koleksiyon katalogları, hayranlık duyulan usta tasarımcıların tasarımlarıyla, dünya geneline yayılan fenomenler haline gelmiş zaman içerisinde. Siza Viera, Ettore Sottsass, Javier Mariscal, Alessandro Mendini, Konstantin Grcic, Jaime Hayón, Ross Lovegrove ve Alfredo Häberli gibi isimler Antoni Gaudì, Charles Rennie Mackintosh ve Giuseppe Terragni gibi unutulmaz duayenlerle bir araya gelmiş bu kataloglar aracılığıyla.

 

KriskaDECOR metal perde Akdeniz ülkelerinde çocukluğu geçenler için tam bir klasik. İspanya Tarragona’da ilk kez kullanılan bu perde yaz aylarında açık duran kapıları dış dünyadan separe etmek amacıyla, evlerde, dükkanlarda ve barlarda kullanılıyor genel olarak. Yıllar sonra, mimarlar ve iç mimarlar oluşturdukları  yeni projelerinde bu perdelerin benzelerine yer verdiler ve misafirperverliği simgeleyen bu perdeleri Philippe Starck, Mama Shelter Hotel’de, Patricia Urquiola ise Dos Palillos Restaurant’ta ve Mandarin Otel Barcelona’da kullanmışlardır.

dfoit_mayis

 

dergi_form_nisan

 

Bahçede İlkbahar Keyfi

Rengarenk bitkiler, mis kokulu çiçeklerle bize ‘merhaba’ diyen bahar coşkuyla bizi doğaya davet ediyor. O taze enerjisiyle ruhumuzu yenilediğimiz bu mevsimde bahçe ve balkonları güzelleştirmenin tam zamanı. Konuyu uzmanına soralım dedik ve editörlerimizden Peyzaj Mimarı Akgün Akdil’e danıştık. Nisan ayında bahçelerimizin genel  durumunu ve bizim yapmamız gerekenleri kendisinden dinleyelim, ne dersiniz?

Kent yaşamında belki de en çok özlemini çektiğimiz şeylerin başında güzel bir bahçe geliyor. Pratik bir şekilde bu hayalimizi nasıl gerçekleştirebiliriz? Bahçe kurmanın teknikleri nelerdir?

Yoğun şehir ortamı içerisinde iş, trafik, stres yüklü bir yaşam sürerken bahçe kavramı artık ütopik geliyor insanlara… Giderek doğadan uzaklaşmamız da bu algıyı yaratan etkenlerden biri. Düşük bütçelerle de küçük ve güzel mekanlar yaratabilirsiniz. Bahçenizi ilk olarak tesviye edip kot farklarını ortadan kaldırın. Çim alanı ve bitki tarhlarını sınırlarını belirleyin. Kullanmak istediğiniz ağaç ve bitki türlerinin listesini çıkarın. Bahçede nerelere koyacağınızı işaretleyin. Öncelikle ağaçları daha sonra çalı türlerini dikin. Çiçek tarhlarını düzenleyip son olarak çim alanınızı hazırlayın. Düzenlenme için bu konuda uzmanlaşmış peyzaj mimarlarına mutlaka danışın. Profesyonel bir yardım bahçenizin uzun yıllar güzel ve sağlıklı kalmasını sağlar.

Bahçemiz için bitki seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Öncelikli olarak toprak ve iklim koşullarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Sonrasında bahçenin peyzaj tasarımına uygun türler seçilmeli. Japon tarzı bir bahçede Akçaağaç (Acer palmatum), bambu, açelya tercih edilirken Akdeniz tarzı bir bahçede Jacaranda, begonvil, zakkum gibi çok renkli bitkiler, Fransız tarzındaki formal bahçelerde ise şimşir gibi budanarak kolayca form verilebilen çit bitkilerinin seçilmesi daha uygun olur.

Nisan ayında bahçemize nasıl bir bakım yapmalıyız?

Kışlık çiçeklerini açmış olan soğanlı bitkilerin topraktan çıkartılıp üst kısmının kesilmesi gerekiyor. Bunları hava alacakları, iri gözenekli torbalara alıp güneşten korunacak şekilde saklayabilirsiniz. Yazlık çiçekler ile domates, biber gibi yazlık sebzelerin tohumlarının atılması için doğru zamandayız. Sebze tohumlarını ‘tohum yastığı’ olarak adlandırılan sıcak ortamlara ekmek gerekir. Evinizde küçük kaplarda bu işlemi yapabilirsiniz. Tohumlar çatlayıp 3-4 yapraklı olduğunda önce uygun yerlere (saksılara ya da viyollere) şaşırtılır. Daha sonra bahçedeki yerlerine dikilir. Glayör (Gladiolus), yıldız çiçeği (Dahlia), Lilium, begonya gibi yaz çiçeklerinin soğanları ekilebilir. Sonbaharda attığımız ve toprağa karıştırdığımız toprak altı gübrelerden sonra Nisan ayında da üst gübreleme için azot içeren gübreler atmamız gerekir. Süs havuzunuz varsa nilüfer, Japon şemsiyesi (Cyperus papyrus) gibi bitkileri topraklı saksılarıyla birlikte havuza koyabilirsiniz. Süs havuzunuz yoksa bu ay içerisinde bahçede havuz çukurları açıp özel polietilen ya da muşamba serip kalıp hazır süs havuzlarını yerleştirebilirsiniz.

Çim alanlar için bu ay neler yapmak gerekiyor?

Çim alanları granül çim gübresiyle gübreleyebilirsiniz. Bu işlemi özellikle yağmurlu bir günde yaparsanız suyla birlikte gübre toprağa daha kolay karışacak ve daha iyi sonuç verecektir. Bozulan çimlerin toprağını havalandırıp yeniden çim tohumu ekebilirsiniz. Ektikten sonra üzerine gübre ve torf karışımından oluşan kapak toprağı’nı atın. Böylece çimleriniz kısa zamanda güzel bir görünüme kavuşur. Ayrıca çim alanı havalandırmak da suyun daha derinlere inmesine yardımcı olur. Çatal şeklindeki bel ile toprağı havalandırabilirsiniz.

Nisan ayında çiçek açan bitkiler neler?

Lale, sümbül, nergis gibi soğanlı bitkilerin çiçeklenme dönemindeyiz. Tabii bu bitkilerin soğanlarını Eylül-Kasım ayları arasında ekmek gerekiyordu. Sakura yani Japon kiraz ağaçları (Prunus serrulata) şimdi açtı. Olağanüstü güzellikteki bu ağaç ilkbaharın en hoş müjdecilerden. Ve hiç kuşkusuz erguvanlar muhteşem renkleriyle Boğaziçi’ne çok yakışıyor.

Saksılı bitkiler için ne yapmamız gerekir?

Bitkilerinizi daha büyük saksılara alabilirsiniz. Bu değişim sırasında bitki köklerinin uçlarını kesmeyi unutmayın.

Bakımı kolay, profesyonel yardım almadan yetiştirebileceğimiz bitki türleri hangileri? Onların düzenlenmesi ve bakımından da bahsedebilir misiniz?

Pittosporum tobira çok dayanıklı ve güzel bir çalı türü. Baharda açan çiçekleri muazzam kokusuyla sizi kendine çekiyor. Bu bitkiyi gruplar halinde bahçenizin bir köşesine dikebilirsiniz. Özel bir bakım gerektirmiyor. Hedera helix dayanıklı ve yaz-kış yeşil kalan bir sarmaşık türü. Bahçe çiti ya da duvarına bu bitkiyi sardırabilirsiniz. Verbena çiçek parterleri ve kaya bahçeleri için çok uygun. Sardunya mükemmel bir pencere önü çiçeği. Güneş alan balkon ya da cam kenarında harika olur.

Bunlar dışında, keyifli bahçe hatta teraslar için hayatımıza kolayca uyarlayabileceğimiz  önerileriniz var mı ?

Bahçe ve terasları rengarenk çiçekler kadar harikulade kokuları da güzelleştiriyor. Düzenleme yaparken koku faktörünü de göz önünde bulundurun. Yasemin, hanımeli, leylak, sümbül, iğde, ıhlamur mis kokularıyla muhteşem bir atmosfer yaratır… Eğer bahçenizde ya da terasınızda yer varsa sebze yetiştirmek için bir bölüm ayırın. Saksıda da domates, biber yetiştirebilirsiniz. Nane, fesleğen gibi kokulu otları da bu alana yerleştirin. Tüm bunları yaparsanız bahçeniz size daha çok keyif verir !
dergi_form_nisan