ahşap

Kış Evi Dekorasyonu

Kış Evi Dekorasyonunda Öne Çıkan Tarzlar Kışın evlerimiz ister istemez yaşamımızın odak noktası haline geliyor. Bunda, içeride geçirdiğimiz zamanın artmasının yanı sıra dışarıdayken bile ev sıcaklığını ve rahatlığını daha çok özlediğimiz durumlarda daha çok olmasının ...

Naja Munthe’nin Kopenhag’daki Evi

Naja Munthe’nin  Kopenhag’daki Samimi ve Şık Döşenmiş Evi Naja Munthe, ünlü bir Danimarkalı moda tasarımcısı.  Şehrin merkezinde kendisi ve ailesi için hazırladığı bu güzel evde sade ama rafine çizgiler olmasına öncelik vermiş. Kişisel ihtiyaçların sade ...

Akgün Akdil / Paris Design Week

Paris’te Tasarım Randevusu Yeni tasarımları, koleksiyonları, mağazaları keşfedebileceğiniz Paris Design Week bu yıl da renkli etkinliklere evsahipliği yaptı. Eylül başında düzenlenen Paris Design Week, Maison&Objet’nin sonbahar ayağıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Tasarımın, Paris’in tadını çıkarabileceğiniz bu harikulade organizyondan işte size bir seçki.

Galeri Joseph Galeri Joseph Turenne galerisinin 1. ve 2. katında Kuzey Avrupa, Afrika ve Asyalı tasarımcıları ağırlıyor. Bu alanda, tasarımcılar ürün yelpazelerinden örnekler sergileyerek kendi dünyalarını tanıtma fırsatına sahip oldu. Seçilen parçalar aşağıdaki özellikleri taşıyor; TASARIMDA 4 ELEMENT Taşıdığı güçlü eğilimlere göre toprak, su, hava ve ateş arasından yapılan bir seçki, zemin kattaki 4 farklı alanda sahneleniyor.

TOPRAK ­ Ahşap, kökler, sağlamlık, ham maddeler, orman

SU­ Saydamlık, mavi, akışkanlık, cam

HAVA­ Hafiflik, asılmak, beyaz, tazelik, hareket, doku

ATEŞ­ Isı, sıcak renkler, yoğunluk, acı biber

Boffi Pervecal markalı bıçakların en yenisi “Noé”, Boffi’nin Paris mağazasında tanıtıldı. Perceval çatal bıçaklarının Thiers’deki yöneticisi Yves Charles, eski bir şef. Tasarımcı Noé Duchaufour­Lawrance imzalı Noé ile hazırladığı yemeklerle stil ve kalite arasındaki mükemmel uyumu yakaladı.

Hybridations Tasarımcı ve sahne tasarımcısı Alexis Tricoire bitkilerle ilginç peyzaj uygulamaları yapıyor. Bu sergi mizah ve sürrealizmin ekolojik bir yansıması gibi. AlexisTricoire’ın eli değince bitki örtüsünde ilginç şekiller filizleniyor. Görülmedik bitkiler çatlaklar arasında fütürist objelermişçesine açılıyor. Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nin Bitki Bölümü’nde düzenlenen sergi Paris Design Week’in en ilginç etkinlerinden biri.

Now!le Off Cité de la Mode et du Design, Tasarım Haftası’nı selamlıyor. Avangard ve genç tasarımın bir arada olduğu bu sergi, etkileyici ve akıl çelen bir gösteri! 15 ülkeden yıldızı parlayan 100 tasarımcının işlerinin Now!le Off’ta sergilenmesi Cité de la Mode et du Design’ın ilginç binasını daha da çekici kılıyor.

“Now! le Off” ile Paris

 

Akgün Akdil

BİLGE BAYKUŞ / Masa Örtüleri

Masaların süsü: Masa örtüleri

Mekanlarımızda kullanılan masaları örtülü ya da örtüsüz düşünebiliriz. Ama

hazırlanacak hoş bir sofrada masa örtüsü olmazsa olmazdır.

Keyif veren sofraların ilk ve değişmez öğesi masa örtüleridir. Kendi başımıza ya da sıradan bir günde masa örtüsünün ne olduğu çok fazla önem teşkil etmeyebilir. Ancak misafir için ya da çok özel bir yemek için hazırlıyorsanız masa örtüsü seçiminde bazı unsurlar önemlidir. Öncelikle masa örtüsünün sade ve mümkün olduğunca az desenli olması gerekir. Beyaz ve dantel resmi davetlerde, desenli, renkli örtüler ise tanıdıklara verilen yemeklerde tercih edilmelidir. Zıtlıklarla da güzel bir masa hazırlanabilir ama resmi ya da yarı resmi bir davet verecekseniz sofranızdaki her şeyin ahenk içinde olması gerekir. Pamuklu masa örtüleri artık iyice klasikleştiğinden keten örtüleri öncelikli değerlendirebiliriz. Keten, işlemeli keten ya da dantelli örtüler sofranızı daha şık gösterecektir. Fuşya, mürdüm ya da çikolata renkleri sofranıza şıklık katacaktır.

Farklı renkte seçeceğiniz peçetelerle bu şıklığı daha da artırmak mümkün olacaktır. En mükemmeli ise bir alt örtü ya da astar ile bu sarkmanın süslenmesidir. Masa örtüsünün rengi yemek takımı ile uyumlu olmalıdır. Kullanılacak olan yemek takımı hareketli ve renkli ise masa örtüsünün bu görüntüyü dengelemesi gerekmektedir. Eğer gösterişli yemek takımı kullanılacaksa sade ama şık bir masa örtüsü seçilmelidir. Piknikte ya da bahçede masa hazırlanmayacaksa alacalı ve desenli örtülerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Masa örtüsü seçerken mevsimin ruhuna uygun örtüler ve kahvaltı, öğle ya da akşam yemeği konseptine uygun örtüler seçmek sofranın genel ahengini bambaşka bir görüntüyle göz kamaştıracaktır. Öğle yemekleri için daha hafif keten, alpaka kumaştan canlı renklere sahip örtüler kullanılabilir. Akşam yemeğinde ise kenarları dantelli ipek ya da saten kumaştan şık örtüler tercih edilebilir. Masanın genişliği ve uzunluğuna göre boyutlandırılacak masa örtülerinin yerleşimi de seçimi kadar önemlidir. Masa örtüsünün boyutları masa ile orantılı olmalıdır, yani ne çok kısa ne de ayağa dolanacak kadar uzun olmamalıdır. Dört tarafın eşit uzunlukta sarkması sofraya bir denge getirecektir. Aksi takdirde görsel bir hata oluşmuş olacaktır. En uygun sarkma ölçüsü de 15-25 cm. dir. Masa örtüsü yerine runner kullanılacaksa yine iki taraftan eşit sarkmasına dikkat edilerek işe başlanmalıdır. Masada modern bir hava yaratmak için iki yada üç runner kullanılabilir. Bunlar masanın genişliğince yanyana serilebilir. Runner genişliği tek de kullanılsa çoklu da kullanılsa genel olarak masa genişliğinin üçte biri ölçüsünde olmalıdır. Samimi ve sıcak bir masa ortamı hazırlanmak istenildiğinde kısa runnerlar tercih edilebilir. Masanın ortasına yerleştirilen runner ilgi çekici olacaktır. Masa örtüsünün üzerine koyulduğu gibi örtü olmadan direk masanın üzerine de runner serilebilir. Masif ahşap masa dokusunu eşleştirmek için yoğun dokunmuş keten veya pamuklu malzeme kullanılabilir. Cam tabla için, hafif bir ipek veya pamuk kumaştan yapılmış bir runner kullanılabilir. Yuvarlak masalarda da masa örtülerinin üzerine runner X şeklinde serilerek değişik bir görsel oluşturulabilir. Ahşap, dokusunu göstermekten zevk duyulacak bir masa üzerine masa örtüsü ya da runner düşünülmeksizin Amerikan servis ile masalar neşelendirilebilir. Sofralarda masa örtülerinden sonra olmazsa olmaz olan peçeteler de tüm bu renk uyumlarını ve doku uyumlarını destekleyecek nitelikte olmalıdır. Kumaş peçete özel davetlerde kullanılabilecek malzemelerinden biridir. Sofra düzeni içinde servis tabaklarının sol tarafında, ya da tabağın içinde bulunabilir. Peçeteler özenle katlanarak hazırlanmalıdır.

Gülen Yalçınkaya Özelçi

dfot

Düz ya da eğrisel,  geleneksel ya da sanatsal olsun, merdivenler bir mekan için çok önemli birer iç mimari değerlerdir. Fonksiyonelliğinin yanısıra mekanlarda dekoratif bir öğe olarak da karşımıza çıkmaktadırlar. Mimarlık tarihi boyunca süregelen farklı yorumlamalar sayesinde, merdivenler  işlevine işlev katmakla kalmayıp bir heykel edasıyla mekanı tamamlayıcı unsur olup çıkmışlardır.

Yapısal elemanlar anlamında: kiriş, basamak, parmaklık ve sahanlık birimlerinden oluşmaktadırlar. Merdivenlerde görselliğin yanısıra çıkış ve inişteki rahatlık sayesinde kullanışlı olması için basamak ölçüleri(rıht-baskıç) ve eğim açısı(balans) çok önemlidir.

Yapıldıkları yapı malzemelerine göre merdivenler; çelik, ahşap, betonarme, taş ve karma olarak sınıflandırılabilir. Merdivenler hangi gereçten yapılırsa yapılsın yüksek taşıma kapasitesine sahip olmalıdır. Dolayısı ile taşıyıcı sistemi dekoratif öğelerine nazaran çok büyük önem taşımaktadır. İmalat şekillerine göre de düz(tek kollu), sahanlıklı, döner, asma, katlanır ve yürüyen merdiven olarak sınıflandırılan merdivenleri inceleyerek, bir de dekoratif neler katabiliriz ondan bahsedelim.

Günümüzde sayısız materyalden, akla gelmeyecek yaratıcı biçimlerde yapılmış tasarım merdivenlere rastlamak mümkün. Özel tasarım merdivenler, ister ticari kullanımda isterse bireysel kullanımda olsun, mekanlar için sıcak bir karşılama sembolü niteliğindedir. Bir özel merdiven işlevsel bir nesneden daha fazladır; bir sanat eseridir. Tarih boyunca saraylardan tutun da konser salonlarına kadar sayısız olağanüstü örneğini bulup sıralamak mümkündür.

Sarmal Merdivenler

Kavisli merdivenler olarak adlandırılan Sarmal merdivenler, bir akan yay gibi sizi üst kata taşır. Bunlar mekanlara çekici bir görünüm sağlarlar. Sarmal merdivenler genellikle ana merdiven veya özel merdiven olarak kullanılır. Çeşitli malzemeleri birleştirerek yapılacak olan tasarımlar ile sarmal merdiven seçenekleri neredeyse sınırsızdır. Her zaman, her yerde çok zarif bir dekorasyon stili oluşturulmasına yardım ederler.

Cam Merdivenler

Cam merdivenler ortama tasarım açısından zarif ve ferah bir hava katmaktadır.  Bir ticari veya endüstriyel bina, ya da modern bir ev için olsun, cam basamaklar şık bir mekan ve temiz çizgiler için fark yaratan sonuçlar elde etmenizi sağlayacaktır. Ayrıca sergilenecek bol tasarımsal objelerin olduğu mekanlarda uygun da bir sergileme alanı oluştururlar.

 

Yerden Tasarruf Sağlayan Merdivenler

Sınırlı bir yüzey alanı ile karşı karşıya kaldınız ve yukarıdan yere ulaşmanız mı gerekiyor? İşte bu merdiven sizin çözümünüz. Bu merdivenler hem çok işlevseldir ve aynı zamanda dikkat çeken bir tasarıma da sahip olabilir. Katlanır merdivenler sayesinde artık tavan aralarınıza, mahzenlere veya çatı avlusuna erişmek için yer kaplayan merdivenleri kullanmaya gerek kalmamıştır.

Yüzer Merdivenler

Etkileyici bir görünüm yaratmak isteyenler için, kayan merdivenlerin kendi içinde sınıfı vardır. Bu kadar popüler ve bu kadar ilgi çekici olması bundandır. Yüzen basamaklar bir duvar veya bir kirişin bir tarafına monte edilir. Karşı taraftakiler için sanki onlar uzaydaymış onlarda ‘yüzen’ bir görünüme sahipmiş gibi bir his verirler. Yüzer merdivenler sık sık ahşap, cam ya da taş malzemelerden oluşur.

 

Paslanmaz Çelik Merdivenler

Pasa dayanıklı çelik ve özel bir görünüme sahiptir. Paslanmaz çelik ‘sıradan’ yumuşak çelikten biraz daha pahalı, ama daha zarif kreasyonlar üretebilir. Paslanmaz çeliği korumak için hafif çelik gibi kaplama yapılaması gerekmez. Hafif çelik toz-kaplama veya galvaniz koruma gerektirir, aksi takdirde zarar görür. Paslanmaz çeliğin  ana özellikleri % 100 geri dönüşümlü ve bakım gerektirmeyen bir malzeme olmasıdır. Bu merdiven, uyumlu bir ahşap, taş ve cam ile kombine edilebilir. Paslanmaz çelik çok yönlülük özelliği ile mükemmel bir sonuç elde etmek için çalışması en zevkli çeşittir

dfot

 

Eminiz birçoğunuz bizim gibi, gezdiğiniz tarihi yörelerde, farklı ülkelerde veya şehirlerde bazı kapıların önünde durup kalıyorsunuz. Ya onu görüntülemek istiyorsunuz ya da hikayesini öğrenmek için dayanılmaz bir istek duyuyorsunuz. Çok da haklısınız, bazısına kapı deyip önünden geçip gitme mümkün değil. Sizi gizemli bir yolculuğa çıkarıverir, o şehrin kültürel ve sosyolojik durumu, ev sahiplerinin yaşam şekilleri veya mimarinin genel çizgileri hakkında sınırsız bilgi fısıldar dinlemesini bilenin kulaklarına.

 

Kapılar, çok dost canlısı  görünebilirler ama bir o kadar da nerde durmasını bilecek kadar güvenilir dostlardır aman bir yanlış anlama olmasın. Ev sahibi hakkında, onun sizin bilmenizi istediği kadar bilgiyi verirler, bir fazlasını değil. Aksine sırların ve özel hayatın en sıkı koruyucularıdır, hiç boş bulunmazlar.

 

İşte bu yüzden her kültürde, her coğrafyada ve her mimari tarzda kaçınılmaz olarak yerlerini alırlar yaşadığımız dünyanın cansız arabulucuları olarak. Çok politik ve stratejik bir konumlamalarının farkında olacak şekilde baş kaldırırlar zamana ve dış dünyaya.

 

Biz bu yazıda farklı coğrafya ve kültürlerden kapılar hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Fakat konu o kadar geniş ki tabi hepsine değinemedik. Designmixer köşemizde de Uzakdoğu kapıları hakkında bir inceleme bulacaksınız şimdiden söyleyelim. Kaçını

 

 

 

 

 

 

 

Osmanlı’da Kapılar

 

Türk Medeniyeti ve kültüründe kapıların önemi büyüktür. Kapılar, genellikle ahşap ve işlemeli olurdu. Her kapının ayrı bir kimliği vardı. Ekonomik olarak iyi durumda okumuş ve kültürlü ailelerce kapıya yıldız, gezegen, çiçek ve meyve resimleri işli olurdu. Osmanlı aile hayatındaki mahremiyet önem arz ederdi. Konakların giriş kapısında bulunan kapı tokmakları gelenin kimliğini anlamak için farklı dizayn edilirdi. Gelen kişinin beyefendi mi hanımefendi mi olduğunu ayırmak için kapı tokmaklarının çift halkadan müteşekkil yapıldığını biliyor muydunuz?

 

Bunlardan genellikle, aslan başı motifli ve büyük olanı kalın, çiçek motifli ve küçük olanı da ince ses çıkartırdı. Eğer eve bir beyefendi misafir gelmiş ise, kalın sesli tokmağı tıklatır, içerdeki ev sahibi gelenin beyefendi olduğunu anlar, kapıyı evin beyi açar, bey yoksa mahremiyete uygun olarak kapı açılırdı. İnce sesli tokmağın sesi duyulmuş ise, gelenin bir hanım olduğu anlaşılır, kapıyı evin hanımı açardı.

 

Osmanlı döneminde yalıların rengi önceden belirlendiği aktarılan kitapta, “aşı rengi” denilen kırmızı renkli yalılar devlet mensuplarının, açık renkli yalıların Müslümanların, gri ve tonlarındaki yalıların gayrimüslimlerin yalı olduğu, bu kurallara uymayanların yalılarına el konulduğu, kendilerinin de sürgüne gönderildiği kaydediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anadolu’da Kapılar

 

Ahşap, Anadolu’da kapılarda dile gelir.
Oymasıyla, kakmasıyla, meşeye, cevizağacına, kızılcığa, akçaağaca işlenir. Kah caminin kendisi kah minberi kah vaaz kürsüsü kah pencere çıkmaları ahşapla şekillenir, güzelleşir.
Bazen boyanır bazen üzerine mozaikler yapıştırıldı.
Bazense bedeni oyula oyula kitabeler, ayetler kazınırdı. Sivil mimarideyse ahşapın en güzel işlendikleri yerler evlerin kapılarıydı.
Çünkü Anadolu için kapılar, sokaklarla evin sınırıydı.
Kapılar mahremiyetin sinir uçlarıydı.
Öyle ki yanla gözle bakamaz, zorlayamazdınız.
Sadece hayran kalabilirdiniz.

Anadolu insanının evlerinin, konaklarının, dergahlarının, kiliselerinin  kapılarını çivisiz, birbirine geçmeli kündekariyle, derin oymalı desenlerle, ayetlerle, Ermeni güneşiyle, çiçeklerle nasıl özene bezene süslediğine tanık oluyorsunuz.
 Anadolu insanı için kapı içine ruh katılması gereken, işlenmesi, boyanması gereken estetize edilmesi gereken bir şeymiş.

 

Örneğin İç Anadolu’da eskiden ev sahibi hacca gitmiş ise kapı rengi yeşile boyanır,  beyaz renkli ay ve yıldız sembolleri yerleştirilirmiş.  Yabancı biri geldiğinden kapıların renk farklılıkları dikkat çekermiş.


Ege’de Kapılar Mavi Kapılı Evler

Ege’de pencereleri ve kapıları çivit mavisine boyalı eski rum evlerine bakarken mavinin yolculuğunu merak ederiz hep. Aynı maviyi bölgede, Adana, Mersin ve Antep’te de gördüğümü hatırlayıp bunun kadim bir gelenek olabileceğini, hatta dini bir motifle alakasını düşünebilirsiniz. Oysa gerçek çok farklı: çivit mavisini ateşin rengine benzettiği için akrepler uzak dururlarmış meğerse evlerden ve o yüzden maviye boyanırmış kapılar, pencereler. Buna ne diyeceksiniz?

Dünyanın Bazı Bölgelerinden Rengarenk Kapılar

Venedik Körfezi’nin kuzey ucundaki balıkçı adası Burano kentten yedi kilometre uzaklıkta yer alır. Bu bölgede dört ada köprülerle birleştirilmiştir. Şöhretini rengarenk evleri ve özel danteline borçludur Burano. Peki neden renkli kapılar? Rivayete göre evleri farklı renklere boyayanlar kadınlarmış. Sebebi ise gayet basit; akşam eve sarhoş dönen balıkçı kocalar yanlış kapıyı çalmasın diye! Kocalarının renkleri unutmaması için teknelerini de aynı renge boyarlarmış üstelik.

Aynı durum Hollanda’nın Volendam kasabasında da geçerli; kasabadaki evlerin kapısı farklı renklerde. Nedeni ise Burano’dakinle aynı. Balıkçılar akşamları içki içince sarhoş olup evlerini şaşırıyorlarmış. Her evin kapısının rengi farklı olunca evlerini kolaylıkla bulabiliyorlarmış. Orada evleri boyayanlar eşler mi yoksa balıkçıların kendisi mi, o konuda kesin bilgiye ulaşamadık.

Şeytan Kovan Nepal Kapıları

Nepal’in Kirtipur kasabasında, ailece yemeğe başlamadan evvel bütün ev halkı yemeklerinin bir kısmını dışarıya şeytana bırakıyor. Amaç şeytanı bu yemeklerle oyalamak ve içeri girmesine engel olmak. Bu yüzden her evin kapısında topraktan yapılmış kaplar mevcut. Çıkış noktasını korku da oluştursa aslında ne güzel bir gelenek.
Feng Shui Öğretisinde Kırmızı kapı

Birçoklarına göre feng shui öğretisinde kırmızı kapı şans getirir. TaBu kısmen doğru olsa da aslında biraz yüzeysel bir bilgi. Oysa evin enerji durumunu bilmeden ezbere girişe kırmızı yerleştirmek fayda değil zarar bile getirebilir felsefeye göre.

Aslı şu: Feng Shui uyumu yaratmak için evinizin ön kapısı hangi yöne bakıyorsa o yönün elementine göre boyayın:
Güney, güneybatı ve kuzeydoğu için kırmızıya, 
Kuzey, doğu veya güneydoğu için maviye, 
Batı, kuzeybatı veya kuzey için beyaza, 
Doğu, güneydoğu veya güney için yeşile.

Bu öğretiyi ve yukarıda saydığımız gelenekleri bugün uygulamanın çok da kolay olmadığının farkındayız. Ama uygulama yani kapılarınızı kişiselleştirme ve onlara birer hikaye ekleme şansınız varsa, bunun da ne kadar keyifli sonuçlar verebileceğini görelim diye yayınladık tüm bu orijinal kapı görsellerini. Nasıl çok tahrik edici değil mi?

 

 

 

dfot

MR.BROOKS’UN İNİ

 

 

“Bütün insanlar iyiyle kötünün karışımıdır.” – Robert Louis Stevenson, Dr. Jekyll and Mr. Hyde

Selam! Öyle bir havada yazmaya başladım ki bu ayın yazısını “House on Haunted Hill”, “The Last House On The Left” ya da “The Haunting” yazısı yazsam yeriydi. Birden kararan bir gök, gök gürültülerine karışan bir rüzgar ve yağmur… Eh yazının da yetişmesi lazım bir şekilde, yazı işleri “bu ayın filmi ne ki acep” tadında ufaktan maillere başlamış. İstesem de yazlık bir film ve onun evinin havasına giremezdim. O yüzden yazarınızın daha önceki yazılarında ara ara göz kırpacağını söylediği gerilimli bir film ve onun tematik evini otopsi masasına yatıracağız bu ay.

 

Filmimiz Mr.Brooks…Başrolünde bazen öle bayıla izlediğimiz bazen de oynadığı kötü filmlerle bize fenalıklar geçirten kariyerinde istikrarsız ama yakışıklı bir aktör olan Kevin Costner var. The Bodyguard ile kadınların sevgilisi olmuştu, No Way Out ile oyunculuğuna bayılmıştık, Robin Hood, The Untouchables ve tam 7 Oscar ödüllü Dances With Wolves ile önünde saygıyla eğilmiştik. Sonrasında The Postman ve Waterworld ile yapım şirketlerini batma noktasına getirmişti. Sonrasında zaman zaman ışığı olan işlere -JFK, Thirteen Days gibi- imza atsa da genelde daha ortadan işlerle düşe kalka ilerleyen bir kariyer çizdi. Çoğu filminde hep iyi adamı oynayan Costner yapımcılığına da el attığı bu ay üzerine yazıp çizeceğimiz Mr.Brooks’da çok farklı bir şey deniyor ve “kötü adamı” oynuyor. Hem de epey kötü bir adamı: Acımasız bir seri katili…

Filmin diğer rollerinde de hiç fena isimler yok bu arada. William Hurt (filmde kimdir söylemem filmi izleyin!) Demi Moore, Jason Lewis, Dane Cook, Marg Helgenberger, Ruben Santiago-Hudson ve Danielle Panabaker gibi…

Gelelim filmin hikâyesine;

 

Başarılı bir işadamı, cömert bir hayırsever, sevgi dolu bir koca, baba ve toplumun düzgün bir üyesini hayal edin… İşte Bay Brooks’la tanıştınız. Herkes onun mükemmel bir olduğunu düşünmektedir. Bununla birlikte, Bay Brooks’un çok büyük ve tehlikeli bir sırrı vardır:  Tüm bu harika özelliklerinin yanında şimdiye kadar hiç kimsenin kendisinden şüphelenmediği, keskin zekâlı ve doyumsuz bir seri katildir. Earl Brooks (Costner) onu çok seven bir eş (Marg Helgenberger), kendisine çok düşkün bir kız evlat (Danielle Panabaker), toplumun saygısı ve devamlı gelişmekte olan kendi işi de dâhil olmak üzere hayatta hemen her şeye sahiptir. Oysa Bay Brooks başkalarınca hiç bilinmeyen bambaşka bir hayat daha sürdürmektedir. O aynı zamanda “Parmak İzi Katili” namıyla ün salmış seri bir katildir.

Yakın zamana kadar aktif olmamasına rağmen, Bay Brooks’un patolojik dürtüsü, Bay Brooks’un günahları için onu suçladığı tilki gibi kurnaz şeytani ikinci benliği tarafından yeniden harekete geçirilmiştir. Fakat masum bir çifti öldürmek için bir kez daha sadist dürtülerine yenik düşen Bay Brooks ilk hatasını yapar ve Bay Brooks’a tuhaf bir taleple şantaj yapmayı tercih eden fotoğrafçı – ya da röntgenci diyelim- Tom (Dane Cook) tarafından deyim yerindeyse “ebelenir”. Ayrıca bu son cinayeti, kişisel bunalımı yüzünden gözü dönmüş bir şekilde Parmak İzi Katilinin gerçek kimliğini çözmeye çalışan inatçı bir dedektifin de (Demi Moore) kendisinin peşine düşmesini sağlar.

 

Bay Brooks, şimdi şaşırtıcı gizli yaşamını ve gerçek kimliğini gizlemeye ebediyen devam edemezse, oyunun son aşamasıyla karşı karşıya kalacaktır

Karizmatik bir komşunun, iş ortağının veya bir aile üyesinin içinde soğukkanlı bir katili nasıl barındırdığı sorusu uzun zamandır toplumun kafasını karıştırmış ve yazarları ve film yapımcılarını, seyircilerin daha önce hiç içinde bulunmadıkları esrarlı, büyüleyici ve şüphe dolu bir dünyaya götürmek üzere ilham vermiştir. Bay Brooks, hem çok başarılı ve saygın bir adamın hem de tüyler ürpertici cinayetleriyle bir seri katilin aynı anda, nasıl çifte bir yaşam sürdürebileceğiyle ilgili olarak bizlere yepyeni bir bakış açısı getiriyor. Bay Brooks gururla “arkadaşım” diyebileceğiniz harika biri mi, yoksa kötü, karanlık bir gecede kesinlikle karşılaşmak istemeyeceğiniz sapık bir katil mi? ya da siz o anda hangisiyle berabersiniz? Filmin başarısı bu ve benzeri soruları film boyunca size sordurabilmesinden geliyor.

 

Uzun zamandır ortağı olan Raynold Gideon’la birlikte filmin senaryosunu yazan yönetmen Bruce Evans “Mr. Brooks’ta konu şu ki o çok iyi tanıdığınız birisi olabilir” diyor. “Hepimizin karanlık yönleri vardır ama Bay Brooks uç noktalarda yaşıyor. O gerçekten ailesini seven sineği bile incitmeyeceğini düşündüğünüz biri ve standart ölçüleriyle mükemmel bir yaşama sahip. Ama aynı zamanda bir türlü yola getiremediği güçlü tehlikeli istekleri var.”

 

Evans ve Gideon, bir katilin kafasındaki bu ahlaksız deliliğin içine giden orijinal güzergahla birlikte, kendini hem bir dedektif hem de rahatsızlık veren genç bir hayran tarafından takip edilirken bularak, kendisiyle ilgili gerçeğin ortaya çıkması ve ailesini mahvetmesi olasılığıyla yüzyüze kaldığında, Bay Brooks’un en korkunç kabusuna doğru gidişini keşfedebilmişler. Popüler kültür ve aralarında Hannibal Lector serisi, Zodiac, The Talented Mr. Ripley, Seven, Psycho, Karındeşen Jack filmleri ve Showtime’ın büyük beğeni toplayan Dexter isimli dizisinin de olduğu klasik filmler ve diziler seri katillerin çarpık gerçeğini uzun uzadıya anlatmışlardır. Evans ve Gideon Mr. Brooks’un hikâyesinin bu film ve diziler arasında yepyeni bir çığır açacağı ön görmüşler. Bay Brooks’un kurbanlarına ürkütücü bir şekilde kur yapması, onları dikkatlice seçmesi, takip etmesi, onların alışkanlıklarını ve hayat tarzlarını öğrenmesi ve sonrasında, ilişkiyi dehşet verici ama yeteri kadar planlı cinayetlere dönüştürürken yaşadığı canlılık, cinayetleri diğerlerinden farklı kılıyor.

Mr.Brooks’un yaratıcıları Evans ve Gideon 10 hafta gibi kısa bir sürede senaryoyu yazıp bitirmişler. Yazarlarken bile, Bay Brooks rolünü en çok kimin canlandırmasını istediklerine karar vermişler. Ve bu da Kevin Costner’mış. İkili, tamamiyle karşıt bir tipi canlandıracağı için Costner’ın bu role çok uygun olacağını düşünmüş.

 

Kadın dedektifi başarıyla oynayan Demi Moore için “Onun orijinalliği setteki diğer oyuncuların ve ekibin dikkatlerini perçinledi. Karaktere uygun gücü ve korkuyu yanında getirecek belirgin bir aktrise ihtiyacımız vardı ve Demi imdadımıza yetişti” diyerek durumu özetliyor Kevin Costner…

 

Özetle bu film hiçbir standart yöne gitmeyen bir katilin hikâyesi… Kötü biri de olsa, Bay Brooks bir sürü zarı olan bir koza gibi. Onun gerçekten kim olduğunu ve onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu öğrenmeyi çok istiyorsunuz.

 

Şimdi de gelelim Mr.Brooks’un neden bu ay Bast-Home’un sayfalarına davet edildiği meselesine. Çünkü onun çok havalı bir evi var!

Seri katiller nadiren sevimli ve rahat banliyö evlerinde otururlar… Onları daha çok kurbanlarına bırakırlar. Ama Mr.Brooks yukarıda anlattığım üzere bildiğimiz seri katillerden çok farklı. Seyirciyi Bay Brooks’un farklı güdülerden oluşan iki ayrı dünyasına götürmek için yönetmen Bruce Evans, ayırt edilen bir görsel tasarım geliştirmiş. Kapsamlı bir story-board’u yavaş yavaş oluşturup, oldukça yaratıcı bir sanatçı ekibi oluşturmuş. Evans en büyük görsel ilhamını, psikolojik yönden gergin insan portreleri, bozuk ailelerin ve Amerikan tarzı evliliklerin rahatsız edici imajlarını resmetmekle tanınan günümüz sanatçısı Eric Fischl’dan almış.

 

“Eric Fischl’in bir sergisine gittiğimde, hemen ‘Bay Brooks aynen buna benziyor’ dedim. Siyahların simsiyah, kırmızıların kıpkırmızı olduğu ve çok kışkırtıcı bir his uyandıran çok canlı bir banliyö dünyası duygusunu veriyor” diye anlatıyor.

Yapım tasarımcısı Jeffrey Beecroft (The Game, Twelve Monkeys ve Dance With Wolves) ekibe katıldığında, Evans, onun çok beğeni toplayan tasarımcı yeteneklerinin filme bu havayı vereceğine güvenmiş. Evans şöyle anlatıyor: “Jeff’in harika bir gözü var. Onsuz bu film, şimdiki kadar katmanlı olamazdı. Birlikte kitaplara bakıp, karakterlere ve hikâyeye gerçekten uyan yerlerin benzerlerini aramak için çok vakit geçirdik.”

 

Çekimlerden önce film için hayati öneme sahip mekanın, yani Mr.Brooks’un evinin bulunması için oldukça fazla vakit harcanmış. Evans bu evi kafasında hep, camlarla, çelikle ve çok açılı görüntülerle parıl parıl parlayan geniş bir modern ev olarak canlandırmış. “Evin kendisi filmin, bir tür karakteri gibi… Aklımızda hep Bay Brooks’un cam bir evde yaşadığını hayal ettik. Onu görebildiğiniz ama hangi taraftan bakarsanız bakın, onu aslında “gerçekten” göremediğiniz fikri hoşumuza gitti. Bay Brooks’un hayatını kutular yaparak kazanması (Costner’in canlandırdığı karakter kutu sektöründe çalışan bir işletmenin patronu bu arada), bu yüzden de bu evin strüktürünün kutularla dolu olması fikri de hoşumuza gidiyordu” diye açıklıyor Evans.

Çoğu iç mekân çekimlerinin yapıldığı yer olan ama aslında modernizmden pek nasibini aldığı söylenemeyecek olan Shreveport/Louisiana’da böyle bir evi bulmak sorun olmuş. Louisiana da bitmez tükenmez arayışlarla evi bulma işini Jim Wilson üstlenmiş. Wilson’ın, bir zamanlar Architectural Design dergisinin sayfalarında yer almış eşsiz bir evi ortaya çıkarması herkesin şaşırmasına ve rahatlamasına neden olmuş. Evans “Ev bir görsel metafordu ve inanılmaz ama Jim onu buldu” diyor. Gerçekten ev filmin harika bir metaforu çünkü iki kanatlı cephe Mr.Brooks’un sürdürdüğü ikili hayatı temsil ediyor: Toplumun saygın üyesini ve seri katili.

Kutu kutu dikdörtgen camlarla dekore edilmiş ana giriş kutu sektöründe çalışan Brooks’un cama, çeliğe ve betona dönüşmüş hali gibi. Mutfakta kullanılan paslanmaz çelik malzemeler onun erkeksi tarafını temsil ediyor. Evin iç dekorasyonundaki beyaz, ahşap ve simetri ise onun toplum tarafından kabul edilmiş saygın kişiliğini…

Evet, bu aylık da bu kadar. Umarım siz bu yazıyı tabletinizden, telefonunuzdan ya da dizüstü bilgisayarınızda okurken hava güzeldir ve denizin kenarında yazın tadını çıkarıyorsunuzdur. İyi tatiller!

 

 

dfot

DOT Design Studio by İrem

İrem Bonfil 27 yıl Ertem Ertunga Mimarlık ofisinde ortak olarak iç mimari ve proje koordinasyonu konularında yaptığı çalışmaların ardından 2013’te projelerinde eksikliğini hissettiği dekoratif obje alanında yoğunlaşmaya karar verir.

Koleksiyon istediği kaliteye geldiğinde şirketi  Dot Design Studio by İrem’i kurar. Dot Design hakkında ilk yazı New York Times’ta çıkar. Arkasından Beymen Home Zorlu’da koleksiyon görücüye çıkar.

Amacı yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarını ayakta tutabilmek ve o zanaatkarların el becerileri ile kendi dizaynlarını harmanlayarak daha modern ve etnik dizaynlar oluşturmak. Türkiye, Afganistan, Özbekistan gibi ülkelerin takı, boncuk, topaç gibi nesnelerini  kullanarak tasarladığı objeler hem dekoratif hem de evde kullanılabilen tepsi veya lokumluk olabiliyor. Farklı kültürler ,gelenekler ve dinler  içinde büyüyen İrem bütün bunların etkilerini tasarımlarında yansıtmaya çalışıyor.

Koleksiyonun tüm parçaları, ister el oyması ahşap kaseler olsun, isterse de el ile vurulmuş bakır mumluklar veya Afganistan’dan gelen gümüş topaçlar, çeşitli atölyelerde yapılmaktadır. Ürünlere şu anda Beymen Home Zorlu, Cumba collection Bodrum ve İstanbul, NSCI Gift Shop”  Glencoe, İllinois USA, Altıncı cadde plus Palmira Marina Bodrum’da müşterisiyle buluşuyor. Aynı zamanda talep eden müşterilere online satış yapılıp evlerine teslim ediliyor.

dfot

 

Deniz Kabuğu Otel Alaçatı

Deniz kabuğu Otel Alaçatı’nın en eski yerleşim alanı olarak bilinen ve son yıllarda sokaklarında kültür ile sanatın iç içe geçtiği Hacı Memiş mahallesine 7 dakikalık yürüme mesafesinde olup, Alaçatı mimarisine uygun inşa edilmiş birbirinden ferah altı adet odası ile cumbalı taş bir binadan oluşmaktadır.

Odaları rustik mobilyalar ve benzersiz tasarımlar ile dizayn edilmiştir. Bahçe katında iki adet, üst katta ise dört adet beyaz ahşap zeminli odadan oluşmaktadır. Üst kat odalarında mavi cumba ve fransız balkon vardır. Bahçe katında bahçe manzarası, üst kat odalarında  Alaçatı köy manzarası izlenebilmektedir.

Yemyeşil çimler ile kaplanmış 450 m2 lik büyüleyici bir bahçeye sahiptir. Bahçesinde begonvil türleri, limon, jacaranda, melisa, yasemin, zeytin, çam, meyve ağaçları ile lavanta, sardunya, papatya türleri, mevsim çiçeklerinin mis kokusu ve renkli görüntüsü iç içedir.

Toplantı, ziyafet imkanları veya TV izleme için geniş bir salona sahiptir. Soğuk havalarda şömine karşısında dinlenebilir, müzik dinleyebilir, içeceklerinizi yudumlayabilirsiniz.

Gününüze bahçe içerisinde, veranda altında Türk çayı ve portakal suyu eşliğinde zengin bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz. Alakart restoranda Türk mutfağından ev yemekleri servis edilmektedir. Ayrıca, tesis bünyesinde mangal keyfi yapabilirsiniz.