ağaçlar

 Röportaj Can Göknil

Can Göknil “Sazlı Sözlü Sergi” ile aralıksız çalıştığı 49 sanat yılını kutluyor

Can Göknil resimlerinde dervişler, atlar, develer, tombul kadınlar, kuşlar, ağaçlar, simgeler görürsünüz. Öz kültüründen ilham alarak ilerlemiş ve 49 sanat yılına ulaşmış bu değerli sanatçının son sergisinde çalışmaları bir Anadolu sevda türküsünden yola çıkmış..

Apel Sanat Galerisi’nde türküler eşliğinde izleyebileceğiniz “Sazlı Sözlü Sergi” 21 Şubat’a kadar açık olacak.

Resimle ilişkiniz nasıl başladı?

Ortaokulu bitirine kadar evimiz Ankara’daydı. Ben de Ankara Kolejine devam ediyordum. Üç yaş büyüğüm, ablam pianist olma yolundaydı, ben de ona özenip keman dersleri almaktaydım. Çok kabiliyetsizdim, bu uğraş sadece 2 yıl sürebildi. Annem yöresel elişlerine önem veren birisi olarak Türk El Sanatlarını Tanıtma Derneği’ni kurmuştu. Babam Rumeli göçmeniydi. Haftasonları için tiyatro, opera ve sinema  biletlerimizi hiç eksik etmezdi. Ablam ve ben Robert Kolej’in lise giriş sınavını kazanınca İstanbul’a taşındık.

On beş yaşındaydım. O zamanlar Arnavutköy Amerikan Kız Koleji adını taşıyan okulumuzun muhteşem kütüphanesi, okulun sanatsal etkinlikleri, seçmeli sanat dersleri ve benim  Seniye Fenmen’den aldığım özel resim dersleri sanat yaşamımdaki ilk adımlarımdı. İngilizceyi iyi öğrenmekle de dünyaya açılım kolaylaşıyordu. 1966 da Robert Kolej’den mezun olurken Ankara’da Devlet Dövizli Öğrenci sınavını da kazanınca, üniversitede Güzel Sanatlar Eğitimi için Amerika’ya gittim. Eşim de Robert Kolej mezunuydu. Aynı üniversiteye evli ve burslu öğrenci olarak devam ettik.

Mezun olunca da yüksek  eğitimimiz için New York’a taşındık. Yüksek lisans çalışmalarıma New York Şehir Üniversitesi’nde devam ettim. Ama işin gerçeği benim ufkumu açan New York şehrinin ta kendidir. Çünkü 1968-1974 arası hergün gezdiğim müze ve galerilerde sergilenmekte olan tüm önemli sanatçıları izlemekteydim. Yaşadığımız kent dünyanın en önemli kültür merkeziydi.

Resimlerinizin zaman içinde gelişim ve değişimini kendi gözünüzden aktarabilir misiniz?

Sanat hayatımdaki evreleri iki bölümde açıklayabilirim. İlk önce yaş konusu var. Burada gençliğin çoşkusu, cesareti, atılganlığı, duyarlılığı söz konusu. O günlerde ürettiğim yapıtları bugün yapamam. Yapmağa çalışsam da ifade yapay kalır, aynı tazeliği taşımaz. Gelişimimde diğer önemli unsur ise sanat eğitimim + genel kültür yani kişisel ve görsel deneyimdir.

Lisedeyken özel resim derslerim beni akademik çalışmalara yönlendiriyordu. Amerikan üniversiteleri ise deneysel çalışmaları destekliyor ve sergileme imkanı sunuyor, ayrıca yarışmalar düzenliyordu. Önemli olan çok üretmek ve ara vermeden çalışmaktı. Soyut işler üretiyordum.

Yüksek eğitim döneminde ise yavaş yavaş kendi sanat dilimi keşfetme ve geliştirme yolundaydım. Öykücülük, humor ve fantazya görsel anlatılarımın temeline yerleşmeğe başlamıştı, zaman içinde de bu özellikler güçlendi. Sanatım  hakkında yazdığım bir kitap var: Gölgem Renkli mi?  (Can Yayınlarından çıktı, ilgi duyanlara)

Son serginizin öyküsünü anlatır mısınız?

“Sazlı Sözlü” sergimle sanatta  49. yılımı kutluyorum. 49 sene aralıksız çalışmış olma şansım olduğu için kutluyorum. Yaratıcılığım beni yarı yolda terk etmediği için kutluyorum ve bunu yapmak için sağlıklı kalabildiğim için de kutluyorum.

Konu itibariyle sevda türkülerini seçtim. Halk dilinin naifliğini sevdiğim için. Nurer Uğurlu, İlhan Başgöz gibi halkbilimcilerin kitaplarından yararlandım. Tuba Kaftancıoğlu ve oğlu bana atölye ziyaretine gelmişlerdi. Tuba Hanım aile hekimi. Annesi de kendi gibi türkü aşığı. Resimlediğim güftelerin bestelerini onlardan elde ettim. Galeri Apel’de sergiyi gezerken dinleyebilirsiniz.Türkülerin yanı sıra fasıl müziğimiz var. 5’li peguen orkestrası “Asıl Fasıl” adıyla segimizde. Ayrıca türkü yakanlar da heykelleşerek sergimize katıldı. Saz, söz, göz bu sergide bir arada. Ayrıca “Derya Dervişleri” var, bu şenliğe eşlik ediyorlar, akşamları, el ayak çekilince onlar izleyici görevini üstleniyorlar. Heykel ve tablolar 3-4 senelik bir çalışmanın ürünleridir..

İlham kaynaklarınız ve tekniğiniz hakkında bilgi rica edebilir miyim?

İlham kaynaklarım veya yol haritam öz kültürümüz. Yıllardır da böyle oldu. Sergideki 15 tuvali akrilikle çalıştım.

“Yanık Güfteler” ise ufak boyutlu kitap heykelleri. Türkü yakmak değimini ifade edebilmek için kişileştirdim onları. Fimo çamuru, kurşun ve metal ayrıntılar, ahşap parçalar, yanık kitap heykellerinin diğer unsurları.

“5’li Penguen Korosu” ahşap, kurşun ve saç. Akrilikle boyadım. Ahşap notalıkları da var. Onları eşim yaptı. Yüksek Elektronik mühendistir kendisi. İlgi ve uğraşları pek çok. Marangozluk, bahçe, aşçılık, şarapçılık gibi.. Zaman zaman birlikte çalışırız.

“Derya Dervişleri” ise fimo çamuru, deniz kabuğu ve deve çanlarından oluştu. Sergilerimde farklı malzemeleri konuma uydukça herzaman kullanmışımdır.

Sanat ve mutluluk ilişkisi nedir size göre?

Bana göre bir kişi sevdiği insanlarla yaşıyorsa, sevdiği işi hakkıyla yapıyorsa mutludur. Ama hepimiz için sağlıklı olmak en başta gelir. Sanatla mutluluk ikilisi yaratıcı ve üretken olabilmenin sevincidir.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

Özgün olmak.

İzlediğiniz, eserlerini beğendiğiniz sanatçılar kimlerdi? 

Sanatında samimi olan herkesi izlerim, pek çoğunu beğenirim, birkaçını can-ı gönülden severim. Ama şıpsevdi olduğum için bu liste değişim halindedir, isim vermek istemem.

Ayşe Gülay Hakyemez

dergi_form_nisan

 

Maine’de Bir Ada Evi

 

İç Dekorasyon: Fannie Allen Design, CID
Mimari: Elisabeth Doermann, AIA

 

Amerika’nın kuzeydoğusunda, Maine bölgesinin kıyısındaki küçük bir adada konumlanmış aile evi. Aslında ev 100 yıl önce inşa edilmiş. Ev ve ambar, kendileri gibi yine 100 yaşında bir okul ve kasabanın ortasında konumlanmış. Adada yerleşik 35 adet konut bulunuyor. Ada halkının birçoğu balıkçılık ya da inşaatçılık ile geçiniyor. Yazın bölgede nüfus ortalama 200 kişi kadar oluyor. Çok güzel, kolay ulaşılamayan bir kaçış noktası burası yazlıkçılar için. Balık tutmak, yelken yapmak, gölde yüzmek, dinlenmek, doğa yürüyüşleri, ve teknolojiyle dolup taşmış hayatlardan uzaklaşmak için muhteşem sığınak bu ada.

Ev bir yamacın konumlanmış, okyanusa ve diğer küçük adalara bakıyor olduğu yerden. Çok eskiden sürekli adada yaşayan bir balıkçıya ait olan bu ev, artık 5 kişilik bir ailenin 3 jenerasyondur  tatillerde gittiği bir yazlık ev olarak kullanılıyor. Fannie Allen ve ev sahipleri 2008-09 yıllarında evi restore etmek için çok ciddi çalışmışlar. 2009’da tam renovasyonlar bittikten iki hafta sonra sert bir fırtınada evi yıldırım çarpmış ve yangın çıkmış. Şansa o esnada evde kimse bulunmuyormuş. Alanı temizleyip, tekrar yapının inşaatı başlamışlar büyük bir kararlılıkla ve azimle. Bu sefer garantiye almak için yıldırımdan koruyan özel malzemeler kullanılmış. Bina yeni bir yapı olmasına rağmen iç mimar Fannie Allen yer için eski tahta döşemeler, kapılar ve evin ilk döneminden kalma materyaller kullanmış mümkün olan her yerde. Orijinal çok yakın renkli, lekeli bir cam bile bulmuş. İnternet sitelerinden birçok vintage ve hurda parçalar bulmuş toplanmış ve adaya getirilmiş.. Pencerelerin konstrüksiyonları ve mutfak düzenlemeleri yeni malzemelerden yapılmış. Tahta yer döşemesinin altından gazlı ısıtma sistemi geçirilmiş.

Ev böylece, kışın da ev aile toplantıları için elverişli ve sıcak bir ortam olarak kullanılır hale gelmiş. Fannie Allen evin tüm mobilyalarını kendi seçmiş. Bazıları yeni, bazıları antika ve evden bile yaşlı parçalardan seçilmiş. Evdeki renk seçimlerinde çevredeki okyanus, kayalık, ağaçlar ve gökyüzünün tonlarından ilham kaynağı olmuş.

Mutfakta yangından geriye kalan malzemelerden faydalanılarak, baloncuklu camlardan bulaşık teknesi yapılmış. Tezgahlarda kireçtaşı, ada mutfakta paslanmaz çelik kullanılmış. Kırmızı pişirme ünitesi İtalyan Bertazzoni markasına ait. Kırmızı bölümün arkasındaki alüminyum duvarlar yine yangından kurtarılıp yenilenmiş bölümlerden.
dergi_form_nisan