Editörden | Ayna Ayna Söyle Bana

Editörden | Ayna Ayna Söyle Bana

Şimdi yeni aynalarımız sosyal medya hesaplarımız.  Kendini fazla beğenmenin, sahip olduklarının kölesi haline gelmenin, görgüsüzlüğün kınandığı bir nesildik biz halbuki ne zaman bu hale geldik? Evde kuru fasülye pilav yiyoruz, banka sırasında bekliyoruz, ofiste masa başında, trafikte boğularak sıradan günlük hayatlar sürdürüyoruz oysaki çoğunlukla. Sıradan bir insanın hayatının %90’ını en az bu anlar kaplıyor. Peki nedir bu kibir? Bu kendini beğenme? Bir girin instagrama ya da facebook’a da görün. Örneğin yetişkin bir şehirli çalışan, yılının 20 bilemedi 30 gününü en fazla tatilde geçirebilir, oysa sosyal medyaya bakacak olursanız. Hep güzeliz, hep çiçek… Hele şu check in yok mu en anlamadığım, havalı olmayan bir yerde check in yaptıranımız oldu mu hiç şimdiye kadar? Markası gözüksün diye ayakkabısını çekenleri, marka poşeti gözümüze sokanları, arabasının markası çıksın diye yolculuk fotoğrafı koyanları saymıyorum bile. Bir de şu arkadaş fotoğraflarında zaman zaman göze çarpan eğretilik?  “Ne kadar sosyalim allahım, ne kadar seviliyorum “ kafası… Yapılan araştırmalar sahip olduklarımızın (ev, araba, pozisyon vb) mutlu olmamız için yeterli olmadığını zaten kanıtladı ama sahip olmadığımız ya da ait olmadığımız göstermelik dünyalarımızla nasıl bir mutluluk arayışındayız hala, bununla ilgili bir araştırma raporu okumadım henüz.  Sahip olduklarımıza tapar, olmadıklarımıza öykünürken nasıl bir onay arayışındayız acep? Yaşayamıyoruz çoğu şeyi, gösterme çabamızdan…Nasıl bu hale geldik bilen var mı?