Edito | Şehir Yaşamı İçinde Kaybettiklerimiz

Şehir Yaşamı İçinde Kaybettiklerimiz

Odak noktası şehir yaşamı ve onun sunduğu güzelliklere ve özelliklere odaklanan bir derginin edito yazısı için bu başlık çok mu garibinize gitti? Ya da beni tanıyor ve hiç şaşırmıyor musunuz? Her durumda benim gündemim budur, derginin içerisinde bol bol kazanımlarımızdan bahsediyoruz zaten sayfa sayfa, izin verin burada birkaç satır  kaybetmeye yüz tuttuklarımızı karalayıp rahatlayayım.

  Başlarda canınız yanacak ama gülümseyin! Dünyanın yükü üzerinizde de ola gülümseyin. Düşünün ki karşınızda komşunuz veya bir güvenlik görevlisi, hizmetli veya bir astınız yok. En önemli müşteriniz, bağlı bulunduğunuz Genel Müdür, çok ünlü bir işadamı var. Uykulu da, yorgun da, bezgin de, mutsuz da olsanız, nasıl gülümseyeceksiniz öyle, gülümseyin.

  Önemseyin! Kendiniz dışında her şey kapsama alanındadır; yaşadığınız şehir, aileniz, iş hayatınız ve iş hayatınızda karşınıza çıkan fırsat ve insanlar ayrı ayrıya ciddiye alınmayı hak ediyorlar. Kimin hangi şekilde nasıl karşınıza çıkacağı hiç belli olmaz her türlü kişiyi ve iletişimi özellikle önemseyin.

  Fayda sağlayın! Ailenize, evinize, apartmanınıza, sokağınıza, tanıdığımız ve sevdiğini insanların iş ve özel yaşantılarına, kendi iş hayatınıza, doğaya, hayvana kısacası önünüze ne çıkıyorsa faydanız olsun. Böylece hayatta olmanızın bir anlamı olsun, sizi ölülerden saymasınlar.

  Merak edin! Sizinle ilgili olsun olmasın gelişmeleri takip edin. Keşfedeceğiniz, eksik kaldığınız alanlara yoğunlaşın. Yaşadığınız yakın çevreden başlayarak dünyayı kurcalayıp, evirin çevirin.

 Tutkuyla Sevin! Gelen baharı sevin, yapabildikleriniz için kendinizi sevin, yapamadıklarına rağmen yakınlarınızı sevin. Körü körüne aptalca, yeri geldiğinde bütün dünyaya rağmen, bir şeyi aptalca sevin. Tek şart o sevdiğiniz, kendiniz dışında biri olsun…

 

Liste uzar gider tabii de Nisan gibi özel bir ay için bu kadarı yeter de artar bile…

 

Bol baharlı günler…

 

Evrim Yenier