EDİTO

dergi_form_nisan

 

 

Nisan Geldi, Son Cemre De Ruhumuza Düştü

 

Nisan gelip de, doğa canlanınca her seferinde akıl almaz bir hızla, her koldan ve sil baştan, bizim de yaşam enerjimiz tazelenir karşı konulamaz biçimde. Alışkanlıklarının kölesi olmaya çok yatkın biz şehirli faniler olarak, uzaklarda, belki de Kaf Dağı’nın ardında aradığımız ilham perimizi ve sihirli her şeye yetişebilme reçetesini kucağımızda buluveririz. Ruhumuza düşen son cemreyle, o ana kadar yaptığımızdan bir fazlasını yapmak için ihtiyaç duyduğumu tüm güç, damarlarımızdaki asi kanda mevcut olur birden, ya da biz öyle sanırız. Doğa kapımıza dayanır adeta Nisan gelince, tüm doğurganlığı ve kucaklayışıyla, affeder adeta tüm kötülüklerimizi, çirkinliklerimizi, hatta onları örtmek istercesine kararlılıkla ve cömertlikle sarmalar bizi. Bize düşen ne bu durumda, ona teslim olup, onun farkında olmak. Kısaca modern insan olmak sorumluluklarımızın hakkını vermek. Hazır damarlarımızda asi kan akıyor, estetik seçimlerimizden tutun da tüketim alışkanlıklarımıza, hayatımıza dahil etmeye can attığımız trendlerden tutun da dekorasyon zevkimize kadar doğayı “şekilsel” değil sadece içsel olarak da yaşayacağımız bir hayata geçmenin vaktidir vakit. O zaman madem inandırdı hazır bizi doğa, her istediğimizi yapabileceğimize o zaman, ona sahip çıkmakla başlayalım işe ne dersiniz?

Büyük büyük cümleler kurduk diye, beklentiyi çok yukarıya çekmeyelim hemen; aralanan camlardan içeri giren rüzgar, kapıda süt verdiğiniz kedi yavrusu, mutfak balkonundaki saksıya ektiğiniz tohum, ayrıştırdığınız atıklarımız, sahilde yayıldığınız çimenden kaldırdığınız bir çöp, kullandığınız beyaz eşyanın doğa dostu oluşu, sahip çıktığımız doğal malzemelerden söz ediyoruz özünde. Bunların hepsi insanlık için küçük kendi tarihçemiz için büyük adımlar olabilir.

Bahçeniz varsa, geniş balkonunuz ya terasınız ne mutlu size, hakkını verin. Ama yoksa engel midir ya da mazeret mi bu? Parktaki ağaca, cama konan serçeye, ormandaki papatyaya, apartman girişinizdeki köpeğe duyarsız kalmanız için? Öyleyse, bir daha ki seneye cemre ruhumuza değil de kafamıza düşsün inşallah…

Laf aramızda burnunun ucundan ötesini görebilen, kendinden başkasını düşünebilenlerin, “mış gibi yaşamaktan” sıkılanların ruhuna düşer sadece cemre zaten…

 

dergi_form_nisan