Edito | Hakkını Vermeli Hayatın!

dfot

Hakkını Vermeli Hayatın!

“MIŞ” Gibi Yaşamayalım.

 

Artık hepimiz yazın rehavetinden  çıktık. Günlük sorumluluklarımıza ve rutinimize döndük. Döndük de, neyi, nasıl, ne kadar yapıyoruz? Neyi ise yapar”mış” gibi davranıyoruz?Var mısınız “mış” gibi hastalığına en çok yakalandığımız alanları mercek altına almaya?

 

Seçimlerimizin hakkını vermek, tutalı olmak

Politik bir kişiliğiniz varsa emek verin, bir partiye yazılın, klavye kahramanı olmayın. Sanatı seviyorsanız, sergi gezmeye, sanatçı desteklemeye bütçe ayırın. Dekorasyonu seviyorsanız pintrestin başından kalkın birkaç fuar gezin, doküman inceleyin. Müzik seviyorsanız konsere gidin, bari cd alın. Çevreciyseniz örneğin, önce saksıya bir çiçek ekin. Anladınız siz, gerisini getirmeyeceğim.

 

İş hayatımızın hakkını vermek,

İşini doğru takip etmek, hatalarından ders almak, doğru iş çıkmadan başını yastığa koyamamak hakkını vermekten kastım bunlar. Doğruyu da işimize geldiği gibi yorumlamamak işin özü, yoksa “mış” gibi tuzağına düşeriz. Değer katmak, sonuçlar kadar süreçlerde titizlik gösteren insanlar olmak gerekli. İşimizi elimizin ucuyla mı yoksa gönülden mi yaptığımızın en doğru göstergesi, kendine, işine, karşındakine saygıda yatıyor. “mış gibi yaparsak sadece kendimizi kandırırız.

 

İlişkideki rollerimizin hakkını vermek,

Arkadaş, dost kimdir, diğeri için ne yapar, ne yapmaz? Aile olmak; nerede kime ne görev verir, nerede biter, nerede başlar?Kriteri siz koyun, soruyu da siz sorun, performansı da siz belirleyin. Zira benim kafam biraz karışık 🙂 Bu maddede “mış” gibiysek, yukardakiler için beklentiniz zaten olmasın.Bu yüzden en sona yazdım.

 

Liste uzar gider, ben başladım. Size de şiddetle tavsiye ederim.

 

Hoşçakalın…