Editörden / Doğal Akış

Son yıllarda, ev dekorasyonundan tutunda , beslenme alışkanlıklarımıza; giyimden kuşamdan tutunda da, mimari tercihlerimize; kadar birçok konuda “doğal” olana yönelmiş durumdayız. Bu doğal seçimlerin etkilerinin; hepimizin davranışlarına da yansıması “doğal akış” gereği beklenen. Oysa iş davranış ve ilişki yönetimine gelince kafalar biraz karışık.

Sosyal roller, bu rollerin gerekliliği; doğrusunu bilmekle uygulamak arasında yaşadığımız gel-gitler; sosyal medya illüzyonu; iş hayatı diye tanımladığımız “kara kutularımız”; bireyselleşen ve bencilleşen dolayısıyla da yalnızlaşan hayatlarımızın sorumluluğunu almaktaki az gelişmiş öz benliklerimiz bizi doğalımızı yaşamaktan alıkoyuyor. Doğalımız ne artık onu bile tam hatırladığımızdan emin değilim. Malesef  ortaya da “doğal akışa” aykırı ilişkiler yumağı ve “insan doğasına” uygun olmayan bir günlük hayat kalıyor.

Ama meyvenin en organiğini alıyoruz; en iyi spor malzemeleri ile spor yapıyoruz; çocuklarımızın odasını katkı maddesi olmayan boyayla boyayıp, sabah kahvaltısını köy yumurtasıyla ettiriyoruz. Kendimizi böylece iyi hissediyoruz. Böylece doğal ve sağlıklı seçimlerimizle ne kadar bilinçli ve akıllı olduğumuzu dosta düşmana gösteriyoruz.

Doğallık konusundaki iddiamız ile sanal bir gerçeklik içinde kendimizi mi kandırıyoruz? Doğal akış içerinde değerlendirmeden yaptıklarımızı, sorgulaman seçimlerimizi mutlak haklılığımız üzerinden yaşayıp gidiyoruz. Yoksa insanoğlunun “yeni doğası, doğalı” bu mu? Henüz bunun cevabını bulamadım. Bulanınız varsa benimle de paylaşabilir mi?

Doğal akışta kalın,

Sevgilerimle