Dijital Çağ | Teknoloji ve Alışkanlıklar

Dijital Çağ / Teknoloji ve Alışkanlıklar

Hep dediğimiz gibi; dijital dünya bir virüs gibi adeta. Kolay alışılan ve onsuz yaşanamayan.  Sonsuz olanaklar sunan, düşündüğünüz her şeyi saniyesinde önünüze getiren kocaman bir dünya. Şimdi gelin bu sonsuz olanaklardan konuşalım. Teknoloji, tam olarak mobil ve internet sayesinde hayatımıza giren yeni biçimlerden-durumlardan bahsedelim. Bu yeni eğilimler bir süre sonra yaygınlaşıyor ve “alışkanlıklar”a dönüşüyor, bizler de bu dönüşüme tanıklık ediyoruz.

2015’te benim yeni duyduğum, “vay be!” dediğim, yeni trendlerden bazılarını sizlerle paylaşacağım. Bu arada, kolay anlaşılabilir olsunlar diye burada maddeler olarak paylaştığım konular aslında büyük bir bütünün parçaları, gerçekte hepsi birbiri ile iç içe.

 

  • İnternete bağlı cihaz sayısı 2015 yılında dünya üzerindeki insan nüfusundan fazla idi, üstelik ivmeli bir büyüme bekleniyor. “IoT” (Internet of Things) adı ile anılan bu konuyu, küçük lokmalarla ifade etmeye çalışacağım. Evinizdeki eşyaların, giysilerinizin, aksesuarlarınızın, arabanızın, hepsinin internete bağlı olduğunu, birbiri ile konuşabildiği bir dünya. Mesela akşam işten çıktınız, arabanıza bindiniz ve ana yoldan sola döndünüz. Arabanız eve gittiğinizi anladı, evde ısıtma sistemi devreye girdi. Hatta fırındaki yemek ısınmaya başladı! Bu sırada akıllı buzdolabınız sütünüz olmadığı uyarısını aldı ve otomatik olarak markete sinyal gönderdi. Eve vardığınızda eksikleriniz kapıya gelmiş. Evinizi akıllı teknolojinin “yönetmesine” izin verin!

 

  • Bunların yanında, hayatın içinde, kendisi ufak ama faydası büyük birçok uygulama var. Örneğin akıllı bıçak; siz meyve, sebze, ekmek ya da peynirinizi keserken yemeğinizin tazeliğini analiz ediyor. Sağlığınızı düşünen akıllı bir cihaz bu!

 

  • Mobil ödeme sistemleri neredeyse 10 yıldır konuşuluyor ve artık hayatımızın merkezinde. Yanınızda paranızı, kartınızı taşımadan mesela cep telefonunuzla ödeme yapabiliyorsunuz. Bu tanımlama biraz soğuk geldiyse, bir de şöyle ifade edeyim; sinemada koltuğunuzdan kalmadan mısır siparişi verebiliyorsunuz. Bu özel bir uygulama sayesinde, kalabalık bir mekana girdiğinizde uygulama üzerinden siparişinizi verebiliyorsunuz, barmen ise sizi bulup siparişinizi teslim ediyor. Üstelik ne kredi kartı ne nakit taşımanıza gerek var! Akıllı telefonunuzun yanınızda olması yeterli.

 

  • Aynı şekilde “giyilebilirleri”de sevdik diyebilirim.

Bu alanda 2015 de daha fazla marka ve ürün piyasada yerini aldı. Adımlarımızı, nabzımızı sayan cihazlar sadece başlangıçtı. Şimdi sağlık alanında teşhisi kolaylaştıran, uzaktan tedaviye olanak yaratan birçok araç var.

 

  • Özellikle kadınlar için geliyor bu madde, Türkiye’de henüz yaygınlaşmadı ama eminim talebe göre gelişecektir. “Hemen Bul”uygulaması: yolda gidiyorsunuz, başkasının üzerinde bir kıyafet gördünüz ve vuruldunuz. Fotoğrafını çekip kıyafeti uygulamaya yüklediğinizde bir grup stilist size o elbisenin hangi marka olduğunu, nereden bulabileceğinizi, online olarak nereden satın alabileceğinizi söylüyor. Siparişi bile gerçekleştirebiliyorsunuz. Aynı gün içinde teslimat bile sağlanıyor.
  • Kitap okumayı seven ama biraz da sıkılanlar için geliyor şimdiki uygulama Hollanda’dan. Bir yayınevinin desteği ile “kısa hikayeler” uygulaması yaratılmış. Gün içinde sıra beklerken, örneğin arkadaşınız biraz gecikmişse, ya da trafikte kaldıysanız, okumanız için romanlardan, kitaplardan parçalar sunuluyor sizlere. Daha sonra isterseniz bu roman ve kitapları size verilen link üzerinden satın alabiliyorsunuz.  Bir diğer uygulamada ise romanlar 300 piksellik bir ekrana sığdırıyor ve her bir kelimeyi o küçük ekranda bir saniyeden kısa bir sürede olmak üzere göstererek kitabı okumanızı sağlıyor.

 

  • Kimi uygulamalarda dijital kayıtlarımız kullanılıyor. Bu sayede, mesela bir mağaza içeri giren kişilerin en sevdiği parçaları çalabiliyor. Çoğu uygulama ile yeni veriler üretiyoruz, dijital vatandaş olarak yarattığınız bu veri bankasını da hayırlı bir iş için kullanmak mümkün. “Kendimin Kişisel Datası” adını verdiğim bir uygulama var. Sosyal medyadaki verilerimiz uzun zamandır bize daha iyi hizmet vermek için de olsa firmalar tarafından kullanılıyor, diğer bir deyişle verilerimiz bizden başkalarını zengin ediyor. Özel bir şirket size ait verileri toplayıp paketleyerek satmanıza olanak sağlıyor. Bu özel uygulamanın kullanıcıları internet aktivitelerini takip eden bir yazılım indiriyorlar. Şirket sizin için –izinle elbette- bu verileri satıyor ve gelirini sizin adınıza hayır kuruluşlarına bağışlıyor.

İnternetin de, teknolojinin de sınırlarını anlamakta zorlanıyorum gerçekten.  Geçenlerde duyduğum bir röportajda şöyle söyleniyordu: “ilk adımda bizler internete girdik, sonra burada sosyal bir dünya oluştu ve birbirimiz ile konuşmaya başladık. Şimdi cihazlar internete bağlanıyor. Bundan sonra sıra onların kendi aralarında konuşmaları.“ Tamamen katılıyorum bu sözlere. Nasıl bir dünya bizi bekliyor buna yaşayarak tanıklık edip, göreceğiz. U-Mutlu bir yeni yıl olsun o

Özlem Bulut