Designmixer | Endüstriyel Rustik Tarz

Designmixer / Endüstriyel Rustik Tarz

Özgürlüğün mimari anlamda dışavurumu olan çağdaş endüstriyel tarz; geçmişin yoğun üretim mekanlarının geniş alanlarını, soyulmuş, darbe almış duvarlarını, zeminleri,  sınır tanımaz iç mimari detaylarının tüm orijinal fikirlerini vurgulayarak günümüz yaşam stiline kurgulanmasıdır.

Zamanın aşındırıcı etkisinden korkmayan mobilyaları ve dekorasyon elementleri ile son zamanlarda pek de fanatiği olan endüstriyel rüstik tarz; yapısal olarak, onu ayakta tutan iskelet strüktürü ve mekânda konforu sağlayan tüm tesisat elemanlarını gizlemeye çalışan, başka bir değiş ile esas olanı arka plana alıp, mekanı ince işçilik odaklı kurgulayan vizyonun tam tezadı olarak karşımıza çıkar.

Bir diğer şekli ile üretim için kullanılan bina ve mekanların yaşama dönük alanlara yaklaşması ile kesiştikleri noktada çağdaş şehir yaşam stili olarak gündemimize oturuyor. İşin ilginç olan yanı ise gerçek endüstri mekanlarının bireysel yaşam alanlarına dönüştürülmesi ile oluşan bu tarz o kadar popüler oluyor ki, klasik yaşam alanlarına şimdi endüstriyel bir görünüm vermek için büyük çabalar sarf ediliyor.

Örnek, sıradan bir apartman dairesine taş duvarlar döşeniyor, gizli spotları saklamak için yapılan alçaltılmış tavanlar, ara bölmeler sökülüyor, duvarlara eskitme efektli boyalar atılıyor. Tüm yapı kabuk kabuk soyuluyor;  gizli saklı kalmış eski malzemeler, parkeler, mozaikler yeniden elden geçirilip pek de ihtişamla hayata geçiriliyor. Fabrikalardan ve depolardan toplama eski püskü birçok lamba yeni mekanlarda baş tacı ediliyor. Hatta bu görünümü sağlayacak dekoratif ürünler özel olarak üretiliyor. Hiç de çaba sarf edilmeden yaratılmış bir dekorasyon yöntemi gibi olduğunu düşünüyorsunuz çok büyük bir yanılsama yaşadığınızı söylemeliyim. Minimum yüzyıllık kurumuş kalasların keşfi, planlı bir şekilde projeye göre mükemmel işçilik ve milimetrik hesapla oturtulan uygulamaları, eski havası vermek için özel ve yoğun işlemlerden geçmiş taşlar, mozaikler, deriler, metaller, beton efekti veren boyalar ve bunun gibi standardın dışına çıkan tüm dekoratif elementler sıra dışı bir vizyonun moda haline gelmesi ile yoğun uğraş gerektiren çağdaş bir dekorasyon stiline dönüşüyor.

Yakın geçmişte şehir dışında kalan fabrikalar, atölyeler, organize sanayi alanları şehrin göbeğinde kalınca, son derece kreatif, göreni hayran bıraktıracak kaliteli ve etkileyici endüstriyel rustik tarzda mekanlar

yaratılabiliyor. Gel gör ki konu İstanbul olunca bu mekanlar, kentsel dönüşüm adı altında bir güzel yerle bir edilip yerine şatafatı arzı alem etmiş “…tower”, “…prestij”,“…grand” vs. sıfatlı, dikey yönde şişirilmiş, lüks adı altında pazarlanan oysa ki yoğun göç altında ezilen şehirlerin düşük gelirliler için inşa ettiği getto binalarına çok da benzeyen yapılar ile karşımıza çıkıyor. Endüstriyel tarzın estetiğinin en önemli parçası olan mekânsal orijinalliğin kentlerin organik yapısı içinde hayatta kalabilmesi ne yazık ki ülkemiz pek de mümkün olamıyor. Yurtdışında endüstriyel rüstik mekan algıları şehrin yaşam normlarına oturmasına rağmen ülkemizde hala bir çeşit protest tarz olarak nitelendirildiğini de bu fırsatta vurgulamalıyım. Bu yaşam stilini ısınma, su, elektrik gibi ana konforlardan kısıtlı bir şekilde faydalanarak her şeye rağmen kendine bir tarz haline getirebilmiş gerçek kişileri takdirle karşılıyorum. Biz tasarımcılara da bu güzel mekanlardan esinlenip “mış” gibi mekanlar yaratmak düşüyor. “Ne yapacaksın? Mecbur.”

Tijen Samuray