Anadolu’nun yaratıcı ruhunu dile getiren marka “Lalay”

dfoit_mayis

 

Anadolu’nun yaratıcı ruhunu dile getiren marka “Lalay”

Çağımızda tüketim çılgınlığının arkasına takılmış giderken, tüketim temasının dahi artık tüketildiği bir döneme giriyoruz ki bunun bir anlamda hepimiz için güzel bir haber olduğu kanısındayım. Bu vizyonla artık peşi sıra mükemmel tekdüzelik ve hatasızlık ile çoğaltılan değil, insan emeğinin yansıdığı  kişisel göz, el ayarı, beyin gücü ve yaratıcılığa odaklı, biri birine benzerlik göstermeyen, arkasında güçlü hikayeleri olan ürünlere taleplerin yükseldiğini görüyoruz.

Doğadan ve doğallıktan uzak yaşayan biz “Modern Şehir” insanları için değeri olan ürünler ise sadece satın alınan ve bir süre sonra kolayca atılanlar değil, evimizde gururla ve keyifle kullanacağımız, sevgimizi ve beğenilerimizi bedenimize saygımızı yansıtan kişisel eşyalarımız ola gelmekte. Eğer siz de bu farkındalık ile geleneksel el sanatlarını ve yöresel yetenekleri desteklemekten büyük keyif alanlardansanız sosyal sorumluluk projesi olarak bir çok atılımları bulunan Lalay markasını ve felsefesini çok beğeneceksiniz, hatta Anadolu’ nun yaratıcı ruhunu yansıtan bu marka da hiç kuşkusuz kendinizden bir şeyler bulacaksınız.

2006 senesinde Figen Subaşı Westerhoff tarafından sadece 2 tezgah ile Denizli’nin Babadağ kasabasında küçük çapta üretime başlayan Lalay, yurtdışına da geleneksel el sanatları yöntemlerinden yola çıkılarak dokuma tezgahlarında üretilen, günlük yaşamımızda pratik olarak kullanılabilecek ürünleri ile yoğun talep görmeye başlamış. Bu ilgi bölgede yok olmak üzere olan tekstil üretim geleneklerinin yeniden canlanmasına yardımcı olmuş. Proje sayesinde daha çok 50-55 yaş grubunda konunun ehli olan ustalar arkalarından gelen jenerasyona bilgi aktararak bu geleneksel üretim tekniklerini gençlere öğretme imkanı bulmuşlar. Bugün ise üretim yapılan el tezgah sayısı 16’ya yükselmiş.

Bunların arasında Sümerbank’ın geçmişte kullandığı tarihi tezgahlar da yerini almış. Ancak, marka sahibi Figen Hanım’ın röportajımız sırasında paylaştığı hikayesinde acıklı bir kısmı var ki o da son dönemde artan fabrikalaşma sonucunda Denizli bölgesindeki halkın  ümitsizliğe düşerek  evlerindeki ahşap el tezgahlarını yakmış olmaları. Ancak, tüm bu olumsuzluklar Lalay’ın girişimcilik gayretleri ile  yeniden yerel el sanatlarına karşı umutların filizlenmesi ile son bulmuş. Yeni tasarımlar ile renklendirilmiş, çeşitlendirilmiş ürünler gündeme gelerek  Lalay’ın koleksiyonu zenginleştirilmiş ve özellikle yurt dışından yoğun talep almış. Bu durum Lalay projeleri sayesinde bölgede eğitim alan genç yetenekler için büyük bir motivasyon kaynağı olmuş.

Ürünlerini %100 pamuk, keten ve ipekten üreten Lalay markası Denizli bölgesine has peştamal, peşhir havlu bornozların yanında yatak çarşafları, saf zeytin yağından sabunlar, Antep bölgesinden tamamı el işçiliği ile üretilmiş birbirinden orijinal bakır ev dekorasyon ürünleri ve Tokat’a has tahta kalıplarla yapılmış el basmalı ürünlere koleksiyonunda yer veriyor. Marka aynı zamanda Anadolu’ nun birbirinden güzel yöresel kilim ve halıları da markasında satışa sunuyor.

Çoğu Avrupa’ya ihraç edilen ürünler 2006 senesinden bu yana  her yıl Paris’te yapılan Maison&Objet fuarında el sanatına ve kaliteli üretime önem veren alıcılar ile buluşuyor. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapan Lalay, el emeğine özelikle saygı gösteren Uzakdoğulu müşteriler tarafından da büyük ilgi ile karşılanıyor. Markanın sahibi Figen Subaşı Westerhoff’un yüksek enerjisi ve hayalleri ile Anadolu’ nun yaratıcılık ve el yeteneğini konusunda sahip olduğu potansiyeli en güzel şekli ile tüm dünyaya duyurmaya devam edeceği aşikar.

Benzer vizyona sahip kişilerin birleşip Anadolu’yu tüm dünyada geleneksel sanatlar konusunda lider pozisyona yükselteceği, ama hepsinden önemlisi bölgesinden çok da uzaklaşmayı istemeyen insanlarını tıpkı geçmişte olduğu gibi işlerini zevkle yürütmelerine, gelirlerini sağlarken aynı zamanda ruhlarını da besleyebilecekleri meşgalelerine tekrar kavuşmalarına destek verecekleri, Anadolu’ muzun saf, güzel ve estetik vizyona sahip insanlarını yeniden hayata kazandırmayı sağlayacak girişimleri sanırım ülkemiz için üzerinde çalışılabilecek en anlamlı projeler arasında olurdu.

Bu hayal ile yolunda hızla yürüyenleri, tıpkı Figen Subaşı Westerhoff gibi kişisel hayallerini markaları aracılığı ile aksiyona dönüştüren ve sesini yükseltenleri hayranlıkla selamlıyorum.

 

dfoit_mayis