D Atölye | Düşleri Yakalayan Kadın

D Atölye / Düşleri Yakalayan Kadın

Ekonometri eğitimi görmüş, kariyerine halkla ilişkiler alanında başarılı bir başlangıç yapmış, sonra uzunca bir ara vermiş 3 çocuğuna annelik yaparken çalışma hayatından mecburen uzaklaşmış, İstanbul’da yalnız bir anne olarak havanın sadece yağmurlu olacağını sandığı bir anda bir düş yakalamış, sonra güzel düşleri yakalamak için biriktirdiği tüm tüyleri, dantelleri, kurdeleleri, boncukları, güzellikleri bir masaya dökmüş bir kadın; Didem Bilgili.

Didem Bilgili kim?

Bir anne. Yalnız bir anne. Çocukluğundan bu yana biriktirdiği düşlerinden uzunca bir zaman uzak kalmış, çok umutsuzluğa kapıldığı anlar olmuş bir kadın. Eğitimini aldığı alana –ekonometri- daima uzak, kendisini sık sık hayat ve hayal arasındaki o tek harflik farkı düşünürken yakalayan bir kadın. Sarıyer’liyim, boğazın tüm renklerini içimde taşıyorum bence. Şimdi atölyemin de bulunduğu Rumeli Kavağı’nda düş yakalayıcılar, takılar ve hayata renk katabileceğim projeler üretiyorum. Çocuklarıma böyle bakıyorum. D’atölye adını verdiğim minik bir atölyede en iyi yaptığım şeyin peşinden gidiyorum.

Bu düş yakalayıcıları düş yakalama garantili mi?

Kesinlikle garantili. Eğer ben düşlerin yok olduğunu sandığım bir anda bu sayfalarda isem ve siz benim düşlerimi şahane okurlarınıza ulaştırıyorsanız kesinlikle garantili….

Nedir o?

Düş yakalamak. İnsan kurumsal hayattan uzak kalınca bir yerinden tekrar başlaması çok güç oluyor. Yine de kendimi buna zorladım çoğu kez. Sabit maaşın olmalı, sigortan olmalı, sevmesen de bir iş yapmalısın cümleleri öylesine doldurdu ki kafamı. Suçluluk hissettim hep hayal kuruyorum diye. Sonra Sarıyer Belediyesi bir kurs açtı KOSGEB ortaklığıyla ve orada harika insanlarla, harita bir eğitmenle tanışıp, esas yapmam gerekenin düşlerimin peşinden gitmek olduğunu öğrendim.

 

Düş yakalayıcı fikri nereden çıktı?

Benim çok sevdiğim bir nesne düş yakalayıcı. Kızılderililere özel bir muska da diyebiliriz. Öyle ki onlar düş yakalayıcı simgesini vücutlarına bile dövmeye benzer metotlarla çizerlermiş. Düş yakalayıcılar kötü düşleri kovalar ve güzel düşleri yakalarlar. Çocukların başucunda onların güzel rüyalar görmesi için asılır. Bu masalsı öykünün dışında çok güzel ve heyecan verici olduklarını düşünüyorum. Kendi yorumumla, elimdeki her şeyi, sokaktan gelen martı tüylerini, Gökçeada’dan gelen flamingo tüylerini, sandıklardaki o canım dantelleri kullanarak tasarım yapıyorum. Şu ana dek hep sipariş üzerine çalıştım, sosyal medyanın gücünü kullandım ama şimdi şimdi çok seven ve bu işi sürdürmemi isteyen dostlarımın desteğiyle D’atölye’mi geliştirmeye çalışıyorum. Seramik alanında bir süre çalıştım. Toprağın yapabildiklerini de seviyorum. O alanda da üretimimi sürdüreceğim. Çırağım elbette. Ustalarım yaptıklarımı beğeniyorlar, yüreklendiriyorlar beni. Toprağı şekillendirmenin büyüsü ve gücü inanılmaz ve ben çırak olarak bunu sürdürmeyi çok istiyorum.

Düş yakalayıcılarla zengin olur mu insan örneğin?

Hayır olmaz elbette. Düşlerinin peşinden giderse olur ama. Zenginlikten ben sadece şunu anlıyorum. Çocuklarım iyiyse, sağlıklıysa, onlara ellerimin, aklımın ve hayallerimin el verdiğince bir yaşam olanağı yaratabileceksem, yaptıklarım birilerini mutlu edecekse ve elbette her gün mutlu olduğum bir işi yapacaksam kendimi çok zengin hissederim. Hepsinden önemlisi hayat ve hayal arasında fark var diyenlere tersini ispatlamış  olur

 

Sizi nasıl bulsun arayanlar?

Rumelikavağı’nda düş yakalayıcıların esintilerini takip ederlerse oradayım. didem-dincer@hotmail.com adresim açık. İnstagram da sayfam D’atölye. Facebook’ta D’atölye sayfam etkin. Web sitem hazırlanıyor.

Röportaj: Neslihan Muradoğlu