Beyaz Perdenin Rüya Evleri | The Others

Beyaz Perdenin Rüya Evleri / The Others

Bir çok kategoride bazı filmler klasikleşmiştir.Çoğumuz filmin neredeyse yarısında artık konunun gideceği yeri öğrenmiş hatta sonunda ne tip bir final olacağı konusunda ciddi fikirlere sahip olmuşuzdur.Buna ragmen o filmlerin klasikleşmiş olma sebepler oyunculuklar,senaryo,kurgu güzelliği,hızı vs gibi sinema teknikleri ile ilgili güçlerinden gelir.Ancak bazı filmler de vardır ki bu saydığımız tüm teknikl vezenginliklerin yanında şaşkınlık yaratan finalleri ile kimselere tamamını anlatamayacak hale getiriverir bizi.

Her birimizin merak ettiği ve sonunda da “biliyordum” dediği film sonlarına alışmış bünyelerimizi şaşırtan deneyimler yaşatan filmler derin izler bırakmıştır.Bunun bazı örneklerini Romantik Komedilerde,Dramalarda ,Macera filmlerinde tabii ki  Bilim Kurgularda sık sık yaşamışken birden bire “6.His” tarzı süpriz sonlu filmler giriverdi hayatımıza.Filmin esas gerilim dolu yanı hakikaten en yakınlarınıza bile filmin sonunu söylemeyecek olmanız belki de.

Filmin başından sonuna hatta son sahnesine kadar hiç beklemediğiniz yerden darbeyi yiyor olmanız, için için sinirlendirse de filme harcadığınız vaktin karşılığını almış olmanın hissi size mutlu ediyor bu tip süprizlerle.

İşte böyle bir film ve çekim mekanından bahsedeceğiz bu ay.

 

Filmimizin adı “The Others”

 

Yönetmenliğini Alejandro Amenabar’ın yaptığı 2001 yapımı bu gerilim/korku filminin yapımcılığını Fernando Bovaria ,Jose Luis Cuerda üstleniyor.Filmin senaryosunu ve müziklerini de ispanyol yönetmen yapmış.Başrollerinde Nicole Kidman ,Alakina Mann,Christopher Eccleston un oynadığı bu etkileyici gerilimde Nichole Kidman başyapıt bir oyunculuk sergiliyor.

 

219 milyon doların üzerinde bir hasılat yapan film, En İyi Film,En İyi Yönetmen dahil 8 Goya (İspanya Ulusal Film Ödülleri)  Ödülünün yanısıra , tek kelime İspanyolca konuşulmadan bu ödülü alan ilk film olma özelliğini taşıyor.6 Saturn Ödülü (En iyi yönetmen,En iyi Senaryo,En iyi genç Oyuncu Performansı ,En iyi korku filmi,En iyi oyuncu,En iyi gelecek vaadeden oyuncu) alan filmed olağanüstü oyunculuğu ile Nichole Kidman En iyi Aktris Altın Küre ödülü ve BAFTA en iyi Başrol ödüllerini aldı.

2.dünya savaşı sonlarında Jersey’de bir İngiliz kolonisi evinde yaşamakta olan Grace ( Nichole Kidman) eşini savaşta kaybetmiş ve 2 çocuğu ile dinine bağlı bir katolik hayatı sürmektedir.Her iki çocuğunda da bulunan ışığa karşı aşırı hassasiyet rahatsızlığı sebebi ile ailesini sıkı kurallarla yaşatan Grace, ciddi migren nöbetleri sebebiyle de çok acı çekmektedir.

Eve gelen 2 yaşlı bakıcı,bir yaşlı bahçivan ve bir dilsiz kız sonrası evde başlayan garip olaylar dizisi Grace’de artık evde yalnız olmadıkları hissini uyandırmıştır.

Kızı Anne sürekli olarak garip bir aileyi resmetmektedir.Bir baba anne ve çocukla beraber yaşlı bir kadının resmini yapan Anne, bu insanların evde onlarla beraber olduklarını iddia etmektedir.Bazı kapalı odalardan piyano sesi gelmekte ve evde başka insanların olduğu hissi güçlenmektedir.Grace,evde buldugu bir albümde o evde yaşayan ve ölen insanların resimlerini bulmuştur. Yeni gelen hizmetlilerin şüpheli hareketlerinden de çok rahatsız olan ve evdeki “davetsiz” misafirleri tek tek oda oda aramaya başlayan Grace ,konuyu , bir rahiple çözmeye karar verir ve evden çıkar.Sisli bahçede yolunu kaybeder ve savaşta öldüğünü sandığı kocası ile karşılaşarak onu eve getirir.Bütün gariplikler artarak devam ederken sağlığı ve çocukları ile ilişkileri de bozulan Grace’e son darbe yaşadığı göz yanılsamaları ile kızını dövmesi ve bunun ardından kocasının tekrar ortadan kaybolması ile gelir.Bunu ölülerin ara hayatta gezmeleri ile açıklamaya çalışan evdeki hizmetlilerden Mrs Millis ve Grace bir sabah evdeki bütün perdelerin ortadan kaybolması ile artık “diğerleri” ile yüzleşmeleri gerektiğini anlamışlardır.

Filmin finali ise izleyenleri tam anlamıyla şoke edecek önemli olaylara sahne olacaktır.

Bu müthiş filmin çekildiği mekanlardan bahsedecek olursak en ön planda tabii ki Las Faraguas ,Cantabria – İspanya’da bulunan muhteşem Los Hornillos Sarayı bulunmakta.İspanya’nın sayılı Victorian Mimari örneklerinden biri olmasının yanında bu yapı , Kral XIII. Alfonso ve eşi Victoria Eugenia için yaptırılan Magdalena Kraliyet Sarayı örneklerinden biridir.Los Hornillos sarayı İngiliz Mimar Ralph Selden Wornam tarafından 19.YY başlarında Santa Mauro Dükü ailesi için yapılmıştır.

Kraliyet ailesi içinde önemli bir pozisyonu dolduran Dükün bu evinde Kral ve Kraliçe de yaz dönemlerinde defalarca kalmıştır.Yapının etrafında yer alan parklar bahçeler ve gölün yanısıra gül bahçeleri ve yüzyıllık ağaçlar,148 dönümün üzerindeki arazide göz kamaştırmaktadır.Günümüzde Los Hornillos , Dükün büyük torunu  The Marquis of Santa Cruz’a aittir.

6 büyük odalı yapıda Victorian Mimarinin en göze çarpan detayları kullanılmıştır.Tipik Victoria tarsi mimarinin detaylarını taşıyan yapıda Gotik izler de bulunmaktadır.Malzeme olarak taş,tuğla,Polikrom ve TaşTahta denilen Slate in yanısıra evin neredeyse tamamı ahşap hakimiyetinde.Kuleli,Venedik Rönesans tarzı ve Gotik pencereli yapı büyük bahçe ve göl birleşimleri ile dönemin en klasik örneklerinden biri.Cam demir birleşimleri ve tuğla bütünlüğü dikkat çekici.

Evin iç tasarımında hakim malzeme ahşap ve tipik bir 19.yy mimari alışkanlıklarının başladığını görebiliyoruz.Bir saray olmasından sebep yüksek tavanları ve geniş salonları ve tabii muhteşem bahçeleri ile hayalini bile kurarken kendinizi bir sarayda hissettirecek güzellikte bir ev pardon bir SARAY …