Bast Stil | Paris’te Aşk!

Bast Stil / Paris’te Aşk!

Paris’e gidip de tarih, sanat, romantizm dolu bu şehre aşık olmayan yoktur sanırım. Yves Montand’ın ünlü şarkısı  ‘’a Paris’i’’ mırıldanırken kendinizi Sen nehrinin üzerinde giden bir teknede veya Montmatre’de Salvador Dali’nin gittiği bir kafede hayal edin.

Aşıklar şehri Paris’te görülecek pek çok yer var. Müzeler, sanat galerileri, şatolar, ünlü Paris pasajları, butikler… Ama Paris deyince herkesin ilk aklına gelen şey, elbette ki Champ de Mars parkında yer alan Eyfel Kulesi. Pek çok kişi için şehrin sembolü ve mimari bir eser, kimilerine göre de Paris’e hiç yakışmayan demirden bir kule olan Eyfel’in geçmişine birlikte göz atalım isterseniz. Eyfel kulesi aslında ilk olarak Barcelona Fuarı için tasarlanmıştır. Ancak projenin sunulduğu heyet, projeyi reddeder. Demir yapı, hem konstrüksiyon hem de görüntü olarak Barselona şehrinin mimari yapısına hiç uymayacaktır. Bunun üzerine tasarımını Stephen Sauvestre’nin yaptığı, yapımını ise Gustave Eiffel’in üstlendiği yapının projesi, Paris Belediyesi’ne sunulur. 1889 yılında Fransız devriminin 100. yılı sebebiyle Paris’te düzenlenecek olan Expo fuarının giriş kapısı olarak kabul gören proje, Fransızların dünyanın en yüksek kulesini inşa etme fikriyle kabul görür.  O dönemde kule, Washington DC’deki anıttan bile daha uzundur. Her seferinde dünyanın farklı bir şehrinde düzenlenen bu önemli Expo fuarlarında, katılımcılar yeni geliştirdikleri projeleri sergilerler. Televizyon, telefon, faks makinesi gibi önemli buluşlar, 6 ay süren bu fuarlarda ilk kez sergilenmiştir. Bu sebeple fuar Paris için çok önemlidir.

Eyfel kulesinin yapımı 1887 – 1889 arasında, 2 yıl sürer. Fuar sonrasında kaldırılması fikriyle inşaatına başlanan Eyfel, fuar süresince çok ilgi görüp çok da ziyaretçi alınca yetkililer kulenin 20 yıl daha durmasına karar verir. İlk 6 ayda masrafını çıkaran kule, fark edilir ki ticari olarak çok kar elde edecektir. Ancak Parisliler alınan bu ticari karara çok büyük tepki gösterirler. Aydınlar bildirgeler yayınlar ve ‘’Paris’in ortasına dikilen bu çirkin, tiksindirici yapının Paris’in ayıbı’’ olduğunu söylerler. Aradan geçen 20 yılın sonunda bir başka Expo fuarı, Eyfel Kulesi’nin ilelebet kalmasına sebebiyet verir.

Rus bilimci Alexsander Popof’un yaptığı çalışmalar sonucu radyo dalgalarının, Atlantik ötesine taşınabilirliği için yüksek kule ihtiyacı doğar ve kulenin kalmasına bir kez daha izin verilir. 1.Dünya savaşında kule iletişim anlamında Fransızlar için önemli menfaatler sağlamıştır. Daha sonra televizyon vericilerinin de kulenin üzerinde yerlerini almasıyla,

kulenin 300 metre olan yüksekliğine 27 metre daha ilave olur. Kulenin yüksekliği 81 katlı bir binaya eşdeğerdir.Demirden yapılması sebebiyle soğuk ve sıcak havalarda genleşip uzayan yapı, kış aylarında neredeyse 3 cm kadar kısalmaktadır. Gustave Eiffel, mühendislik zekasıyla rüzgara karşı kulenin eğim çapını da hesaplamıştır. Kule şiddetli rüzgarın etkisiyle 18 cm kadar yana eğilmektedir.

Kulenin ilk katında kulenin tarihini ve yapımını anlatan bir sergi olmakla beraber, aslında ziyaretçilere açık üç kat bulunmaktadır. İlki 56. metrede olan seyir yerlerinin diğerleri 115 ve 276 metrelerdedir. Kulede ayrıca iki de restaurant bulunmaktadır. Her yıl 7 milyona yakın kişi Eyfel Kulesi’ni ziyaret etmektedir.

 

Seçil Mutlu