Bast Sanat | Galeria Russo D’Arte

Bast Sanat / Galeria Russo D’Arte

2014 yılının Kasım ayında İstanbul’da ilk İtalyan galeri olarak açılan Roma’nın tarihi galerisi Galleria Russo, Doğu ve Batı arasındaki karşılaşmanın bir sembolü olmaktan gurur duyuyor. Canlı ve kozmopolit İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nun merkezi bölgesinde bulunan galeri, farklı kültürlerin buluşma noktası ve gelecekte önemli bir sanat ve kültür merkezi olmak istiyor.


Galerinizin kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

Galleria Russo 1898 yılında Roma’da, dört kuşaktır sanata kendilerini adayan aileyi temsilen şuan ki sahibi ve direktörü olan Fabrizio Russo’nun büyük büyük babası Pasquale Addeo tarafından  kurulmuştur.

 

Galleria Russo, kısa sürede İtalyan Modern sanat galerileri içerisinde en prestijli galeriler içinde yer alarak, Giorgio de Chirico gibi çok önemli 20. yy sanatçıları ile ayrıcalıklı ilişkiler kurmuştur.

 

Bugün Romanın kalbinde, İspanyol merdivenlerine çok yakın bir konumda bulunan galeri uluslararası fuarlarda, modern ve çağdaş İtalyan sanat eserlerini sergilemektedir. Bununla birlikte, önemli sanat tarihçilerinin küratörlüğünü yaptığı  sergilere ev sahipliği yapmakta ve süreli yayınlar ile nitelikli kataloglar hazırlamaktadır. Temsil ettiği sanatçıların eserleri Dünya’nın birçok yerindeki koleksiyonerlerin elinde bulunmaktadır.

 

10 yılı aşkın süredir, Türkiye ve İtalya arasında sanat projeleri yapan Ferdan Yusufi, Giorgio Bertozzi ve Hale Karaçeliğin, 2013’te FabrizioRusso ile karşılaşmaları İtalyanın en önemli galerilerinden biri olan Galleria Russo’nun İstanbul’daki şubesinin açılmasını sağladı.

 

Kasım 2014’den itibaren, ortakları ile birlikte, Türk toplumunun sanata olan büyük hassasiyetinden ilham alan Fabrizio Russo, ‘Russo Art Gallery İstanbul’u açmıştır.

İstanbul’da açılan ilk İtalyan galeri olan Russo Art Gallery, Boğazkesen Caddesi No:21/A Tophane adresinde İtalya’nın en saygıdeğer, yaşayan sanatçıları ile birlikte gelecek vadeden genç sanatçıları İstanbul’daki sanatseverlere tanıtmaktadır.

 

Temsil ettiği sanatçılar arasında Enrico Benetta, Angelo Bucarelli, Roberta Coni, Manuel Felisi, Roberto Floerani,  Massimo Giannoni, Diego Cerero Molina, Tommaso Ottieri, Paolo Troilo ve İlir Zefi bulunmaktadır.

 

 

Sanatçı seçiminizin kriterleri nedir?

Dört kuşaktır süregelen, tecrübeleri doğrultusunda sanatçı seçimini yapan Roma galerimizin temsil ettiği çağdaş sanat ressamlarının eserlerini İstanbul galerimizde de sergiliyoruz. Galerimizin çağdaş sanata bakış açısına paralel, disiplinli, ileri görüşlü sanatçılarla aynı yolda, beraber el ele ilerliyoruz.

Russo Art Galleryi  yakın gelecekte Çağdaş Türk Sanatçıları ile dikkat çekici projeler yapmayı düşünmektedir.

 

Sanat ve mutluluk ilişkilendirmeniz

Sanatın içinde olmak,  Confucius’un şu sözünü doğruluyor: “Seveceğiniz işi seçin kendinize ve böylece ömür boyu çalışmak zorunda kalmazsınız.” Hayat zaten bir sanat eseri ve bu sanat eserinin içerisinde mutlu olmamak mümkün değil gerçekten de.

 

Güncel sanat hakkında neler düşünüyorsunuz?

Her şeyden önce yaşamın içindeki her şeye birer sanat eseri olarak bakıyoruz. Paslı çivilerden pet şişelere, tekstil ürünlerinden ambalaj kâğıtlarına, eski gazete, dergi ve kitaplardan evlerde ve bürolarda kullanılan muhtelif eşyaya, televizyon, bilgisayar, video gibi modern teknolojik araçlara kadar akla gelebilecek her türlü malzemenin kullanıldığı gibi aynı zamanda gerektiğinde de canlı performanslarla desteklenebiliyor. Sanat hayal gücümüzün ürettiği fikirleri resim etmektir ve güncel sanat bunu yaparken insanı hayal gücünün sınırlarını zorlamaya itiyor.  Çağdaş sanatı anlamak için, onun tarihiyle, bağlamlarıyla ve biçimleriyle ilgili bilgi sahibi olmak yeterli değildir; çağdaş sanata yeni bir gözle ve açık fikirlilikle bakabilmek gerekir.

 

Güncel serginiz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu sergi için sanatçı Massimo Giannoni, kendisini dünyaca tanınmış yapan resimlerinin tipik ve özlü konularını içeren özel eserler yarattı. Sekiz yıldır GalleriaRusso ile çalışan sanatçı, yirmi yılı aşkın bir süredir kendi sanat pratiği olarak kitap evlerini ve tarihi kütüphaneleri seçiyor ve kendisi favori konuları olarak bunları resmeden İtalyan sanatçılar arasında öncü. Bunlara ek olarak, cazibeleri ile izleyicinin dikkatini çeken dünya borsalarını, meydanları ve kentin büyük görünümlerini tasvir ediyor.

 

Giannoni’nin tablolarında bulduğumuz kitaplar, raflar, dekoratif elemanlar nefes kesen bir manzara oluşturarak, geçmiş ve şimdi ile gelenek ve modernlik arasındaki zamanı durdurur. Burada yeniden yaratılan atmosfer bu sessiz alanların girişinde yaşanan gerçek hissin aynasıdır. Sessizliğin içinde, insan neredeyse güven verici bilgi dolu bu raflarda gizli bilgeliği hissedebilir.

 

Buna tezat olarak, dünya borsalarını ve şehir manzaralarını içeren kompozisyonlarında rengin ve maddenin yardımıyla, sanatçı bu alanlarda egemen olan kaos, gürültü ve hareket’i vurgulamaktadır. Milyonlarca bilginin aktığı bu iletişim ağının içindeki anı yakalayan sanatçı zamanı durdurarak, izleyiciyi kaosun içindeki sessizliğin bilgeliğine sürükler. Eserlerinin tartışmasız yıldızı olarak kullandığı kalın boya malzeme, mesafeyi algılamada önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Yakından bakıldığında tanınması güç olan objeler, daha geniş ve uzak bir noktadan bakıldığında harika görsel etkileri ile, tuvalin iki boyutlu düz yüzeyine açılan benzersiz bir perspektif keyfi sağlar.

 

Son üç senedir Contemporary İstanbul fuarında Türk sanatseverlerinin de yakından tanıdığı sanatçının son yıllarda yapılan kişisel sergileri arasında Haziran 2013 yılında Milano’da Giureconsulti Sarayı’nda  “Görüntü‘nün Süreci”, 2012 ‘de Roma’daki Sergi Sarayı’nda ” Dört Tripthycs” ve Mantua’daki Palazzodella Ragione’de “Alepf” adlı sergilerini sayabiliriz.

 

Ayşe Gülay Hak Yemez