Bast Müzik | Eurovision

Bast Müzik | Eurovision

Yıllar boyunca evlerimizdeki en büyük eğlence anılarından biriydi Eurovision Şarkı Yarışması geceleri.80 lerin çocukları ,90 lı yılların gençleri ,o geceleri hep hatırlarlar.Türkiye’ye puan vermeyenlere duyulan öfke,İskandinav ülkelerinin birbirlerinin şarkılarını nedense o gece en çok beğeniyor olması ,Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum Kesimi’ne ,müzik oskarları ile ilgili tüm ödülleri veriyor olması ve dilimize yerleşen Fransızca ve İngilizce puan telaffuzları, hepsi bir arada saatlerce gözümüzü ayırmadan izlediğimiz gecenin hatıralarından bazıları idi.Bülent Özveren’in, o tok sesiyle tüm oturma odalarında bizlere eşlik etmesi de ritüelin en vazgeçilmez parçalarından biriydi.Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz Sufi,Gözlerinin Hapsindeyim,Diday Diday gibi parçaların yanısıra sonunculuğu hak ettiğimizi düşündüğümüz şarkı performanslarımız da o yılların ertesi gün muhabbetlerine konuydu.

Peki neydi bu yarışma?Ne zaman doğdu ? Hangi kurallara sahipti?

1950 lerin başında ikinci dünya savaşından çıkan Avrupa’da ışıltılı bir eğlence etkinliği ile tüm Avrupayı bir araya getirmek amacıyla kurulan Avrupa Yayın Birliği üyesi ülkelerin katılımı ile 1956 da ilk kez İsviçre’de başlayan yarışma o tarihten beri gerçekleştirilmektedir.Bu fikre ilham veren organizasyon isa Italyada düzenlenen San Remo Müzik Festivalidir.

Katılımcı olmak için Avrupa kıtasında yer almak zorunluluğu yoktur.Katılımcı ülkeler kendi içlerinde, kamuoyu veya jüri sistemi ile seçtikleri özgün, yani daha once hiç yayınlanmamış yeni şarkılarını, final gecesi canlı yayında yarışmak üzere seçerler.

Ülkeler belirlenen yarışma sıralarında şarkıları icra ettikten sonra tüm ülkelerin başkentlerine canlı bağlantı kurularak o ülkenin puanlamaları alınır.Puanlar 1 den 8 e kadar sonrasında ise 10 ve 12 puan olarak 10 kez yapılır.

Bu yarışma halihazırda ünlü isimlerin yarışabildiği bir yarışma olduğundan daha çok genç ve çıkış yapmak isteyen sanatçılara da güzel bir basamak olmuştur.Bunun da en iyi örnekleri olarak; 1974 yılında “Waterloo” şarkısıyla İsveç adına yarışmayı kazanan ABBA grubu,1988 yılında yarışmayı “Ne Partez pas sans moi” ile İsviçre adına kazanan Celine Dion,1970’de 4. Olan Julio Iglesias sayılabilir.

Eurovision’la “yatıp kalkmaya” başlayan Türkiye’nin 34 yıllık hikayesi ise şöyle:

Türkiye, Eurovision’da iki kez sonuncu oldu. Bunlardan biri ilk katıldığı 1975 yılında gerçekleşti. Semiha Yankı’nın “Seninle Bir Dakika” parçası, 19 şarkı arasında sonuncu olarak büyük hüsran yarattı. Ardından, sonraki yıllardaki sanatçıların da yaşadığı gibi şarkıcının saç modelinden elbisesine, politik nedenlerden şarkının seçimine, birçok tartışma yapıldı. Tüm bunlara rağmen, yıllarca dilden düşmeyen şarkı, 2003 yılında Eurovision Komitesince yapılan bir değerlendirmede “Eurovision’un gelmiş geçmiş en iyi 20 parçası” arasında yer aldı.

Türkiye, ikinci olarak 1987’de Seyyal Taner ve Grup Lokomotif’in “Şarkım Sevgi Üstüne” parçasıyla, 22 ülke arasında sonuncu oldu. O yıl da alınan sonuç nedeniyle büyük üzüntü yaşandı.

Bunun yanında, Türkiye, iki defa da sondan bir önceki ülke olarak yarışmadan döndü. 1983’te Çetin Alp ve The Short Waves’ın “Opera” şarkısı, 20 parça arasından 19’uncu, 1989’da Pan’ın “Bana Bana” şarkısı, 22 ülkenin parçaları arasında 21’inci sırada kaldı.

Türkiye, 4 kez de yarışmaya katılmadı. Bu durum ilk olarak, 1975’te alınan üzücü sonucun hemen arkasındaki yıllarda, 1976 ve 1977’de gerçekleşti. Türkiye’nin 1979’daki parçası “Seviyorum” da yarışmaya katılmazken, 1994 yılında Eurovision’a girilmedi.

Bunun yanında Türkiye, yarışmayı uzun yıllar, çift rakamlı sıralarda tamamlandı. Örneğin, 1978 yılındaki yarışmaya Türkiye’nin önemli seslerinden Nilüfer ve Grup Nazar “Sevince” parçasıyla katıldı. Ancak, şarkı, 20 parçanın arasından 18. olabildi. 1980’de pop star Ajda Pekkan “Pet’r oil” parçasıyla 19 şarkı arasından 15., 1981’de Modern Folk Üçlüsü ve Ayşegül Aldinç “Dönme Dolap” şarkısıyla 20 parça arasında 18., 1982’de Neco “Hani” şarkısıyla 19 parça arasında 15. oldu. Şarkılar, Eurovision’dan eli boş dönse de halkın sevdiği ve yıllarca dinlediği parçalar arasında yerini aldı.

Eurovision’da 1984 yılından itibaren Türkiye’nin sıralamadaki yeri değişmeye başladı. O yıl, Beş Yıl Önce, On Yıl Sonra “Halay” parçasıyla 12., 1985’te MFÖ “Didai Didai Dai” ile 14. oldu.

Türkiye ilk defa 1986 yılında yarışmadan tek haneli bir sonuçla geri döndü. Klips ve Onlar’ın “Halley” adlı parçası 20 şarkı arasından 9. oldu.
Ancak sonraki yıllar tekrar iki haneli rakamlara dönüldü. 1988’de MFÖ bu kez “Sufi” parçasıyla 15., 1990’da Kayahan “Gözlerinin Hapsindeyim” ile 17., 1991’de İzel, Reyhan Karaca ve Can Uğurluer üçlüsü “İki Dakika” ile 12., 1992’de Aylin Vatankoş “Yaz Bitti” ile 19., 1993’te Burak Aydos “Esmer Yarim” ile 21. oldu. Bunun yanında, 1995’te Arzu Ece “Sev” parçasıyla 16., 1996’de
Şebnem Paker “Beşinci Mevsim” ile 12. sırada yer aldı.

Türkiye, ilk kez zirveye 1997’de yaklaştı. O yıl Şebnem Paker ve Grup Etnik, yerel ezgilerin de kullanıldığı “Dinle” parçasıyla 25 şarkı arasından 3.lüğe yükselebildi. Ancak 2003’e kadar yarışmada yine beklenen sonuçlara ulaşılamadı. Buna göre, 1998’de Tüzmen “Unutamazsın” ile 14., 1999’da Tuba Önal ve Grup Mistik “Dön Artık” ile 16., 2000’de Pınar Ayhan ve The SOS “Yorgunum
Anla” ile 10., 2001’de  Sedat Yüce “Sevgiliye Son” ile 11., 2002’de Buket Bengisu ve Grup Safir “Leylaklar Soldu Kalbinde” ile 16. sırada kaldı.

Türkiye ilk kez, 2003’te Sertap Erener’in “Every Way That I Can” parçasıyla zirveye ulaştı. O yıl TRT, radikal bir kararla herhangi bir eleme
yapmadan, Sertap Erener’i yarışmaya gönderdi. Sertab Erener de Demir Demirkan’ın sözlerini yazıp bestelediği bu İngilizce parçayı, muhteşem sesi ve sahne şovuyla tamamladı. Bu ödül, Avrupa Birliği için müzakerelerin başlaması yönünde girişimlerde bulunun Türkiye için bir moral kaynağı da oldu.

Sertap Erener’den sonra her yıl birincilik için yarışan Türkiye, ünlü sanatçılarla sahne alma yoluna gitti. Bir yıl sonra, 2004’te Athena grubu “For
Real” parçasıyla 24 parça arasından 4. oldu. Ancak, 2005’te  Gülseren&Grup Shaman, çok tartışılan şarkıları “Rimi Rimi Ley” ile 13. sırada, 2006’da Sibel Tüzün “Super Star” ile 11. sırada yer alabildi.

Türkiye, 2007 yılında tekrar ilk 5’in arasına girdi. Kenan Doğulu İngilizce hazırladığı ritmik parçası “Shake It Up Şekerim” ile 4. sıraya yükseldi. Geçen yıl ise Mor ve Ötesi grubu, şarkıları “Deli” ile Türkiye’ye 7.’lik getirdi.Sonrasında Hadise ile yakalanan 4.lük ve sonrasında 2010 yılında Manga, 170 puan toplayarak 2. oluyor “We could be the same” şarkısıyla. Bu sonuç Türkiye’nin son 5 yılda aldığı en iyi sonuç oluyor çünkü ertesi sene Yüksek Sadakat, biraz çalıntı kokan “Live it up” şarkısıyla elemeleri geçemiyor.

2012 yılında Türkiye’yi en son Can Bonomo temsil ediyor ve aslında iyi bir performans gösterdiği yarışmada ancak 112 puan toplayabiliyor. 7. olduğu yarışmada büyük bir hüsran yaşayan Türkiye o gün Eurovision’a tövbe ediyor ve bir daha da katılmıyor.

 

Ülkelerin bu yarışmaya olan ilgisi ve elde edilen derecelerin, giderek popülaritesini kaybetmesi ve halkın da ilgisini kaybetmesi sebebi ile dünya üzerindeki ağırlığı son 10 yılda artık kalmasa da, ismi bile, geçmişimize dokunan etkili bir araç olması gerçeğini yok etmemiştir.