Bast Moda | Sokak modası | Alexandra Purcaru

Sokak modası

SAĞIM SOLUM ÖNÜM ARKAM AKSESUAR!

Eski zamanlarda ‘mevsimin hakkıyla giyinmek’ diye birşey vardı. –dı diyebiliyorum çünkü ben o kuşağın belki de son temsilcilerindenim. Özellikle son 5 yıldır değişen hava koşulları ve mevsimlerin yarıya inmesiyle neredeyse hemen her şeyi her an giyebiliyoruz. Bu, aksesuarlarımıza da yansıyor haliyle.Yazın uyduğumuz tak takıştır ve mümkünse yakıştır trendi kışın da son hızla devam ediyor. Oversize kavramı kıyafette olduğu kadar takılarda da karşımıza çıkıyor. Kışın bunu en iyi gösterebildiğimiz tasarımlar kolye, şapka ve yüzük oluyor. 

 

Sokak modasından takip ettiğiniz gibi iddialı kombinasyonlar görmeye başladık ve bu beni mutlu ediyor. Cesaretin olmadığı yerde yaratıcılık olmaz. O yüzden birkez olsun kendinizi, masal dünyanıza bırakın, bakalım nasıl bir kahraman olacaksınız? Belki de bundan sonra yolunuza o “kostümle” devam edersiniz, kim bilir? Moda haftalarının en canalıcı olanlarından biridir Paris Fashion Week. Bu sezonki ziyaretimde stiliyle olduğu kadar tasarımlarıyla da dikkat çeken çok özel bir karakterle tanıştım ve de BAST HOME için mini bir ropörtaj yaptım.

ALEXANDRA PURCARU 

“IDONTHAVEASISTER”

Mücevher Tasarımcısı

 

Alexandra Purcaru bize kısaca kendinden bahseder misin?

 

“Ben genç, çok deli olmayıp yaratıcı olan ve mücevherlerin sadece aksesuar olmadığını, stile karakter katan değerler olduğunu düşünen biriyim.”

 

Nasıl ve ne zaman tasarımcı olmaya karar verdin?

 

“Dürüst olmam gerekirse hiçbir zaman tasarımcı olmayı düşünmedim. Sadece bir sene once camın benim ana materyalim olduğunu anladım. Herzaman meydan okumayı sevmişimdir, cama inandım ve sonunda elimde tuttuklarım beni mutlu eden paralar oldu. O zaman bir koleksiyon hazırlamaya başladım…”

 

İlham kaynakların nelerdir?

 

“İlham kaynağım farklı bir ülke, Tarkovsky, şiir veya antika pazarlarında bulduğum eski seramikler olabilir. Herhangi bir obje mücevhere ve herhangi bir fikir kocaman bir koleksiyona dönüşebilir. Önemli olan neyi yapacağıma karar vermem…”

Eğer tarihten biriyle buluşma şansın olsaydı kimi seçip ne sorardın?

 

“Öyle bir ihtimal olsaydı kesinlikle Piero Fornasetti’ yi seçerdim. Onun atölyesinde kendisine, neden Lina Cavalieri’ nin çeşitli versiyonlarını seramikle, duvar kağıtlarıyla, mobilyayla birleştirdiğini sorardım. Onun bu abrtısı ve de hiç bitmeyen üretimi beni büyülüyor.”

 

Satış noktaların nereler?

 

“Şuandaki satış noktalarım in Suudi Arabistan, Gürcistan ve Istanbul. Online satısım www.moreislove.com http://moreislove.com/designer/Idonthaveasister/ Aynı zamanda da Italya, Hong Kong ve Rusya için devam ediyor. “

Koleksiyonlarında hangi materyalleri kullanıyorsun?

 

“Idonthaveasister malzemeleri genel olarak Murano camı, altın, gümüş, quartz, hematit ve kristal taşlardan oluşuyor. Tasarımlarım, kimyasalların sanatla laboratuarda birleşmesi sonucu ortaya çıkıyor diyebiliriz”

 

İlerisi için hedefin nedir?

 

“İlerisi için hedefim, cam ile kombinasyon yapabileceğim yeni malzemeler keşfederek koleksiyonlar hazırlamak. Gelecek benim için biraz da Sürreal detayların olduğu, hayalgücü ile gerçekliğin birleştiği koleksiyonlar demek.”

 

Stilini nasıl tanımlarsın?

 

“Stilim Minimalist, Sürreal ve masalsı.”

 

Paris’teki favori adreslerin nerelerdir?

 

“Storher for the best Baba since 1730, Officina Profumo Farmaceutica di Santa Maria Novella in Amin Kader’s corner ve de The Marché des Enfants Rouges.”

 

Seyahat için en sevdiğin rotalar neresi?

 

“Dalış yapabileceğim heryer benim için favori tatil noktası aslında… Onun haricinde de birsüre yaşadığım İzlanda ve Norveç de soğuk ama sevdiğim noktalardan…”

 

Moda zaman tünelinde en sevdiğin dönem hangisi?

 

“1930’lar en sevdiğim dönem. Çünkü moda ve sanatın gerçekten içiçe geçtiğini görebiliyorsunuz.  Elsa Schiaparelli ve Salvador Dali iki yakın dost ve ikisinin tasarımlarında da birbirleriyle olan etkileşimleri net olarak görülebliyor.”

 

HONOYO IMAI, Şapka Tasarımcısı

Size tanıtacağım diğer tasarımcı, moda kurallarının hiç olmadığı, herkesin ne giymek isterse özgür olduğu ve de asla garip karşılanmadığı bir ülkeden, Japonya’dan Honoyo Imai. Markası şapka ve de kafaya takılabilecek her sey üzerine kurulu ve tüm tasarımı, üretimi kendisine ait.  Metal, keçe, yün, rafya gibi malzemeleri geometri, sürrealite, eski Japon kültürü ve günümüz ile harmanlayarak koleksiyonlarını oluştuyor.  Özellikle el şeklinde yaptığı şapkaları ve 2015 ilkbahar yaz koleksiyonundaki geometrik mix & play temalı aksesuarları Paris’te büyük beğeni topluyor.

 

Aslına bakarsanız gelişen teknoloji ve de heran başkalarının hayatlarına dahil olmamız sebebiyle hepimiz birer tasarımcı ve de modanın askerleriyiz. Elbetteki zamansız parçaları tasarlayanların değeri gün geçtikçe anlaşılıyor, ve benim “ötekiler” diye tanımladığım grup unutulup gidiyor.

 

Artık herşey o kadar bol ki, ulaşamamak diye birşey söz konusu değil. “En kalitelisi olmazsa, beşinci kalitesini alırım!” diyebilmek o kadar kolay ki… Tasarım kirliliği içinde, bakir tasarımlar bulunca onları resmen anneanne usulü dantel örtü üzerinde ve aynalı vitrinde muhafaza etmek gerekiyor.

 

Siz siz olun on tane alacağınıza, “gerçek” bir “tasarımcıdan”, “hakeden” bir “tasarım” alın.