Ayşe Gülay Hakyemez | Evren Karayel Gökkaya

Evren Karayel Gökkaya: “Günümüz sanatının genel görüntüsünün, günümüz toplumunu temsil ettiğini düşünüyorum.”

Röportaj: Ayşe Gülay Hakyemez

Evren Karayel Gökkaya’nın son sergisi “Kuş Bakışı” doğanın giderek yokolarak şehirlere yenik düştüğü günümüz dünyasını bir kuşun gözünden aktarıyor. Çaresizce seyirci kalarak…

Eserleriniz üzerinden sanatınızın gelişim ve değişimini anlatır mısınız?  Son çalışmalarınızın hikayesi nedir?

Kişisel değişim ve gelişimim ki bu durum toplumdan ayrı düşünülemez, zamanla birçok parametre ile bağlantılı olarak çalışmalarımda değişim, biçim, renk ve konu olarak kendini gösteriyor.

Son çalışmalarımın hikayesi de tam olarak bu “değişim” “dönüşüm” “oluşma” ve “bozulma” kavramları üzerine düşüncelerle bağlantılı. Bu kavramların hem birey olarak hem de genel olarak “Evren”deki karşılıklarını aradığımdan resimlerimde doğa ve kent görüntülerinden otoportreye uzanan bir konu çeşitliliğine rastlanıyor.

Doğanın kente dönüşümü, bir değişimi, bu değişim zamanında fütüristler’in coşkuyla karşıladığı bir oluşumu, bu oluşum son yıllarda faturasını ruhsal ve fiziksel bağlamda birey ve toplum olarak ağır ödediğimiz bozulmaları beraberinde getiriyor. Peki bu her şeyin sonunun geldiği anlamına mı geliyor? Dibe ayağımızı vurduktan sonra değişme ve dönüşme tekrar bozulma başlayana kadar olumluya yönelecek ve belki devran döndükçe bu döngü devam edecektir diye düşünüyorum.

Bu düşünceler çerçevesinde resimlerimde doğanın kente dönüşümünü hayalet kuşlarla betimleyerek beraberinde getirdiği bozulmaya eleştirel bir bakış ortaya koyarken, diğer yandan yeni oluşumların kaçınılmaz seyri, dönüşüm ve değişime isteyerek ya da çaresizce “seyirci/kuş bakışı” bir yaklaşım ortaya koyuyorum. Hem bu anlamda hem de yokolan doğanın hesabını soran kuşların tuvalden izleyiciye bakışını ifade eden “Kuş Bakışı” nın sergiyi en iyi tanımlayan üst başlık olduğunu düşünüyorum.

Sanat ve sanatçı tanımınızı alabilir miyim?

“Sanat” rahatsız eden, mutlu eden, düşündüren, kaygılandıran, hatta tanımlayamadığımız bazı hislere neden olan bir unsur ise hayatın ta kendisidir. Bu durumda sanatçı en temelde hayata inanan, böylece dünyanın değerlerine ve gerçeklerine ilişkin bilgiyi yükseltebilecek, algıyı geliştirebilecek potansiyeli olan kimsedir diyebilirim.

Çoğu insan sanatçının diğer insanlardan daha farklı olduğunu düşünüyor. Sizce de böyle mi? Neden?

“Her çocuk bir sanatçıdır. Mesele büyüyünce nasıl sanatçı olarak kalınacağıdır” der Picasso. Her çocuğun sahip olduğu yanıltılamaz hissediş gücünü ve bunu esere dönüştürürken yine bir çocuğunki gibi hesapsız kitapsız bir samimiyeti, üstün bir yetenekle ortaya koyabilen kişi muhakkak ki çocuklar dışındaki diğer insanlardan farklı olarak değerlendirilebilir.

Mutluluk ve sanat arasında bir lişki var mı sizce?

Hayat ve sanat arasındaki sıkı bir ilişkinin varlığından söz ediyorsak sadece mutluluk değil, hayatın parçası olan her duygu ile yakından ilişkilidir sanat.

Sizi yaratmaya iten, tetikleyen unsurlar, ilham kaynaklarınız nelerdir?

Ben resimsel arayışımda öncelikle biçimlerin, renklerin, dokuların görsel zenginliğinin peşine düşüyorum. Ben, ailem, yakın çevrem, yaşadığım kent/kentler, ülkem, dünya ve evren ekseninde gelişen ilişkiler ağı içinde bazen çok bireysel, bazen de evrensel birçok unsure, temel aldığım bu plastik dil aracılığı ile izleyici ile buluşuyor. Bu ilişkiler ağını okuyarak, dinleyerek, seyrederek, keşfederek, hissederek geliştirdikçe, yani hayata kendini açtıkça üretime yol açan tetikleyici unsurlar artıyor. Anne olmak, kadın olmak, arkadaş olmak, eş olmak, öğretmen olmak, insan olmak, yurttaş olmak, kısaca hayatın içinde olmak sanırım en önemli ilham kaynağım.

Hayran olduğunuz sanatçılar ve eserleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Yukarıda dile getirdiğim şekilde hayatın bir parçası olarak samimiyetle eserler üretmiş ve eserleri ile bu samimiyetle bağ kurabildiğim için hayran olduğum birçok sanatçıdan, teknik olarak çok etkilendiğim, kullandığı plastik dili hayranlıkla incelediğim bir çok sanatçıya, kimi zamansa eserlerinin ötesine geçen sanatçı kimliklerin duyduğum hayranlıklara kadar onlarca sanatçıdan bahsetmem gerekebilir burada. Söyleyeceğim bir kaç isim çok yetersiz kalacaktır.

Sanatın insan yaşamındaki yeri nedir, ne olmalıdır?

Yemek, uyumak, nefes almak insanın fiziki yaşamında ne kadar önem arz ediyorsa, ruhsal yaşamında da “sanat” onu diğer canlılardan ayıran “insan” yapan en temel unsur olarak o derece önemlidir diye düşünüyorum.

Günümüz sanatı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Günümüzde sınırsız bir malzeme, teknik ve düşünce çeşitliliği içinde zaman zaman sanatın alanları arasındaki sınırların eridiği, birbirinden çok farklı anlatım diline sahip çalışmalarla karşılaşıyoruz. Sanattaki en temel belirleyicinin samimiyet olduğunu düşündüğümüzde, günümüz sanatının genel görüntüsünün, günümüz toplumunu temsil ettiğini düşünüyorum. Fiziki olarak yanyana duran, ancak bambaşka dünyaların insanlarını temsil eden sanat, ancak günümüz sanatı olabilirdi. Fakat günümüz sanatındaki bu denli çeşitlilik ve esneyen ya da yok edilen kurallar  “yaptım oldu”cu çalışmalarla sıkça karşılaşmamıza da neden olmuyor değil. Ancak duygu, samimiyet, yaratıcılık ve akılla ortaya konmuş bir eserin tuval üzerine yağlıboya ile mi, video ya da mekan düzenlemesiyle mi izleyiciye ulaştığı önemli değil. Her biri son derece önemli ve değerli kanımca.

Kızıltoprak Sanat Galerisi, 3-27 Aralık 2016 tarihleri arasında genç kuşağın başarılı sanatçılarından Evren Karayel Gökkaya’nın “Kuş Bakışı“ adı altında tanımladığı eserlerine ev sahipliği yapacak. Sanatçının doğa ve kentlerdeki değişim ve dönüşüm olgusuna duyarlıkla yaklaştığı son çalışmaları pazar, pazartesi günleri hariç 12.00-19.00 saatleri arasında izlenebilir.

Evren Karayel Gökkaya

1979 Tekirdağ doğumlu sanatçı, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Çanakkale

Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı’nda Sanatta Yeterlilik eğitimini tamamladı ve bu arada aynı üniversitede Araştırma Görevlisi olarak çalıştı.

Erasmus programı kapsamında İtalya Urbino Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde de eğitim gören sanatçı halen Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde doçent olarak görev yapmaktadır.

Sanatçı, beş yurtiçi ve bir yurtdışında olmak üzere altı kişisel sergi açmış, sempozyum ve workshoplara katılmış, eserleri çok sayıda ulusal ve uluslararası karma ve yarışmalı sergilerde ve koleksiyonlarda yer almıştır.