Arne Jacobsen

dfot

 

 

ARNE JACOBSEN (1902-1971)

Danimarkalı mimar ve tasarımcı Arne Emil Jacobsen, Danimarka Kraliyet Akademisi’nde Güzel Sanatlar ve Mimarlık okumuş. Mobilya, kumaş, duvar kağıdı ve çatal-bıçak takımları tasarlamış.

Fritz Hansen ve Arne Jacobsen arasındaki işbirliği 1934’te başlamış. 1952’de “Ant” isimli sandalye tasarımıyla birlikte kariyerinin dönüm noktası başlamış. “Series 7” tasarımıyla da bu başarısını pekiştirmiş. Arne Jacobsen hem bir mimar, hem de tasarımcı olarakfazlasıyla  üretkenmiş. 50’lerin sonunda Kopenhag’ta Royal Hotel’in tasarımını yapmış. Bellevue Tiyatrosu, Skovshoved Petrol İstasyonu, Radisson Blu Royal Hotel ve Pakistan Parlamento gibi binaların yapımında görev almıştır. Bu proje için “Egg”, “Swan”, “Swan Sofa” ve “Series 3300” isimli koltuk ve sandalyeleri tasarlamış. Arne Jacobsen çok beğenilen, takdir edilen, üstün bir tasarımcıydı. Mimari projeleri daha az ilgi görmüş olan Arne Jacobsen’in mobilya tasarımları uluslararası bir miras olmuş.

Ant hakkında

“Çalışmalarımı bir ihtiyaç üzerine odakladım. Sandalyelere neden ihtiyaç duyulur?Günümüz binalarının birçoğunda bulunan ufak mutfak tipleri gerekli olan yeni sandalye tipleri yarattık. Küçük, hafif ve ucuz sandalyeler. Aynı zamanda yemek salonlarında da taşınması kolay formda olan bu sandalyeler, zaman ve enerji  tasarrufu sağlaması amacıyla da tasarlanmıştır.” ARNE JACOBSEN

Arne Jacobsen,geçtiğimiz yüzyılın yarısından fazla süredir  Danimarka coğrafyasını bir lokomotif gibi  tasarım ve mimari ile birleştirdi. Ölümünün üzerinden 30dan fazla yıl geçmesine rağmen Arne Jacobsen’in izlerine günümüzde her yerde rastlamak mümkündür. Günlük telaş içerisinde kullandığımız ve kullanmaktan zevk aldığımız temel nesne ve eşyaların zarif karşılığını Arne Jacobsen tasarımlarında görüyoruz. Arne’nin stili Danimarka tasarım kimliğinin çekirdeğini oluşturmuş.

Bugüne kadar zamansız ve klasik elegansa sahip ikon tasarımlarıyla halen tasarım dünyasına ses getiriyor. Esas hedefi, sadeleşmek. Hatta çocukluğunda çiçek desenli odasının duvar kağıdını beyaza boyayarak Arne ailesinin abartılı dekorasyon zevkine tepkisini göstermiş. Bir aile adamı olduğunda da stüdyosundan eve dönmeden önce evdeki fincanlar düzenli bir şekilde dizilir, geometrik sıralar oluşturulur çocukların oyuncakları toplanmış olurmuş.

Arne mükemmeliyetçi, profesyonel, mesleğine büyük tutkuyla bağlı bir tasarımcı olarak mesleğinde isim yapmış ve böylece kalıcı tasarımlara imza atmış.