Bast Sanat | Armaggan Art & Design Gallery

Bast Sanat / Armaggan Art & Design Gallery

Armaggan Art & Design Gallery, İstanbul Nuruosmaniye’de Zanaat-tasarım-üretim üçgeni içinde üretmeyi amaçlamış.

Yedibin metrekareye yayılan Armaggan Nuruosmaniye Mağazası’nın üçüncü katındaki Armaggan Art & Design Gallery’nin yöneticisi Şanel Şan Sevinç ile konuştuk.

Galerinin kuruluş amacı nedir?

Genç sanatçıları desteklemek, yeni ve yaratıcı fikirleri sanatseverlere sunmak. 2011 yılında çalışmalarına başlayan Armaggan’ın kurucuları Yalçın ve Serpil Ayaslı. İlk sergimiz “Bir” isimli karma sergi Ocak 2012 yılında açılmıştı.

 

Sergi prensiplerinizden bahsedebilir misiniz?

Türkiye’nin tek sanat ve tasarım galerisi olan Armaggan Gallery, hem sanatçılar hem de tasarımcılar için bir platform olmayı misyon edinmiştir. Sanat ve tasarım kavramlarını yan yana koyan galeri, çok disiplinli sanat sergilerinin yanı sıra sanatçı ve tasarımcıların bir arada olduğu ortak sergiler düzenleyerek dikkat çekmeyi hedefler. Bu misyon ve hedefler, Armaggan Art & Design Gallery’nin lokasyonundan da ilham alarak belirlenmiştir. Galerimiz, Nuruosmaniye’de zanaat-tasarım-üretim üçgeni içinde yer alan konumuna paralel olarak üretmeyi amaçlamıştır. Temalı sergileri ve sanatçıların temalara özel çalışmalarıyla merak uyandırmak, galerinin ilke edindiği proje/üretim alanı olmak amacına hizmet eder.

Sanatçı seçim kriterleriniz nedir?

Sanatçılarımızın bağımsız isimler olmasına dikkat ediyoruz. Yeni yetenekler keşfetmek ve onları desteklemek birincil önceliğimiz. Tabi bunun yanı sıra usta isimler ve genç ustalarla da çalıştığımız özel projeler oluyor. Tasarım yönü dikkat çeken, farklı kimliklerde eserler üreten, malzemeleri farklı yorumlayabilen ve malzemeyle çalışan, monoton çizgiye saplanmayan, yeniyi arayan isimlerle işbirliği yapmaya özen gösteriyoruz.

Sizi diğer galerilerden farklılaştıran özelliklerinizin olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir tasarım ve üretim markası olan Armaggan grubu içinde doğan ve tarihi yarımadada yeni bir çekim merkezi olmayı hedefleyen bir galeri olarak, en farklı yönümüz sanat ve tasarımı bir araya getirmemiz. Sanatçı-tasarımcı birliklerine yer vermemiz de bizi farklı kılıyor.

Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz sergilerden örnekler verir misiniz?

Galeri olarak bizi en iyi yansitan iki sergimizden bahsedebilirim; “Sanat 7/24” ve “Maddenin Halleri”. Sanat7/24 sergimizde “Sanat hayatın içine nasıl dahil olur?” sorusunu sorduk. Sanatçılarımızın cevaplarını dinledik. Bu sergide ağırlıklı olarak fonksiyonel sanat eserleri sergilendi. Sanatın hayata bir aydınlatma, bir mobilya aracılığıyla sokulabileceği gibi, renk ve doku ile de dahil olabileceği deneyimlendi. “Maddenin Halleri” ise bizim icin çok değerli bir sergiydi. Daha önce birbirini tanımayan ya da beraber iş yapmamış sanatçı ve tasarımcıları biraraya getirdik. Birlikte “bir şey” yapmalarını istedik. Sonuç ürünü sergileme esnasında sanatçının eseri, tasarımcının çalışması ve ortak eserleri bir arada sergilendi. Ziyaretçilerimiz yaratım sürecine tanık oldular. Ayıca, temsil ettiğimiz sanatçıların solo sergileri ve farklı temalardaki karma sergiler düzenliyor, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da projeler üretiyoruz. Geçen yıl Aralık ayında New York’ta “İstanbul Breeze” isimli bir karma sergi düzenledik örneğin.

Bu seneki programınızda neler olacak?

Senenin programı tamamlandı gibi. Aslı Kutluay, Betül Cankara, Deniz Pireci, Ebru Yılmaz Kale, Gaye Su Akyol, Gül Delemen, Güneş Özmen, Hasibullah Okur eserlerinden oluşan“Energy for Life (Yaşam için Enerji)” isimli karma resim ve heykel sergimiz 31 Ekim’de sona erecek. Devamında Armaggan Gallery sanatçılarının karma sergisi var. Finali ise, iki değerli sanatçımız ressam Nilgün Sabar ve Tan Taşpolatoğlu solo sergileri yapacak.

Küratör ve sanat eleştirmeni iş ortaklarınız kimlerdir?

Şu anda sergilerin küratörlüğünü ben yürütüyorum. Gelecek dönemde işbirliği için görüştüğümüz değerli isimler var. “Aksamüzeri Sohbetleri” isimli konuşma dizilerimizde pek çok değerli konuğumuz olacak.

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü ile Dünya Sanat Günü’nü kutladık. Mimar Tuncer Çakmaklı ile Venedik Bienali’ni gezdik. Derin Sariyer, Ali Bakova, Seçkin Pirim, Yiğit Yazıcı gibi isimlerle “Sanat/Tasarım” paralelliğini.

Mekanlarına sanat yerleştirmek isteyenlere nasıl tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

iyileştirici, enerji veren gücünden faydalanmalarını, iç seslerini dinleyerek sevdikleri ve yıllarca birlikte yaşamaktan keyif alacakları eserleri seçmelerini dilerim.

Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlediği “Heroine/Kadın Kahraman” adlı karma sergi, St. Joseph Lisesi Sergi Salonu’nda

8 – 30 Ekim arasında açılıyor.Sergide 14 sanatçının -resim, heykel ya da fotoğraf- 26 eseri yer alıyor:

Sergi teması hakkında sanatçıların ortak açıklaması şöyle:

“Heroin” Amerikan mitlerinde “kadın kahraman” anlamına gelmektedir. Kadınlar üzerine bir sergi yapmaya karar verildiğinde bu serginin “kadın mağduriyetleri” üzerinden gelişmemesi için çaba sarf edildi. Bu yüzden konunun, ülkemizde şu günlerde “kadın” denilince yaşanan ve ilk akla gelen sorunlarla bir ilişki taşımaması için hassasiyet gösterildi. Bu noktada samimiyetin önemi de ayrıca vurgulandı. Son derece insani ve deneyimlenmemiş konularda ajitasyon gösterilmemesi de gündemde oldu. İşte bu tavır, katılımcıları “Heroin” temasına götürdü. Konunun mitolojik ve tarihsel bir içeriğinin olması, hem güncel sosyolojik algısını genişleterek temayı daha da özgürleştirecek hem de kadının gücünü arayabilecekti.”

Burçin Erdi, Emine Akbucak, Esra Kizir Gökçen, Evren Gül, Ferda Bigat, Hakan Bayer, Kerem Ağralıgil, Lütfiye Kösten, Mert Özgen, Münevver Cillov, Saghar Daeiri, Serhat Koçak, Serpil Aslan, Seydi Murat Koç. Yedi yıl önce Moda’da, Jülide Bigat ve arkadaşları (içlerinde ben de varım) tarafından kurulan Lokomotif’in bu yılki sergisinin adı “Heroine”. Gidilip görülmesi gereken bir sergi.

Jülide Bigat

Lokomotif Kültür ve Sanat Derneği Başkanı

Derneğimizi kurduğumuz 2008’den bu yana birçok galeri ve farklı mekanda sergiler gerçekleştirdik. Moda’da 27 dükkanın (kuaför, veteriner, kafe, kasap vs.) duvarlarında açtığımız “Teneffüs” sergisi ve üç sanatçının (Muhsin Akgün, Adil Gültekin, Uğur Ataç) fotoğrafladığı 100 Moda sakininin portresinin yeraldığı “Moda’nın Yüzü” sergisi halkın büyük ilgisini çekmişti.. Moda’nın Yüzü sergisini Paris’e de taşımıştık. Geçen Yıl ve ondan önceki yıl, yine St. Joseph Sergi Salonu’nda “Uyanış” ve “İç Güç” adlı başarılı sergiler düzenledi Lokomotif üyesi sanatçılar.. Her sergi yeni bir tema keşfetmemizi ve üzerinden sınırsız vizyon iletmemizi sağlıyor. Güncel ve bize dokunan bir tema üzerinde çalışmak istedik. Bir obje olarak medyatize edilmiş kadın ya da zulüm gören kadın çıkıyor karşımıza sıklıkla.Televizyonda ve edebiyatta ise bir kahramandan bahsediliyor, eril bir süper kahraman söz konusu. Biz bunun dişil karşıtıyla ilgilendik. Kadın kahraman ne anlama geliyordu? Onu nasıl yansıtmalıydık?

Emine Akbucak

Fotoğraf serime konu olan belirli tek bir kadın kahramandan bahsedemeyeceğim. Kadın benim için, cinsi özelliğinden dolayı terimin genel anlamıyla işaret ettiği şekliyle ve kadın denince dişil öğeyi de aklımıza getirmesiyle başlı başına değere şayan bir içerik taşımakta. Dişiliği ve doğurganlığı onun en temel özelliği ve bu temel özelliği taşıyor olmasıyla dahi “Ona” kahraman diyeceğimiz içerikler taşımakta. Tüm kadınlara atfettiğim Nu fotoğraf çalışmasında dişil öğeyi temsilen onu daha yakından tanımak anlamında nesnel bir gözleme tabi tuttuğum kadının bedenini keşfetmek üzere sunuyorum bu çalışmamı. Kadın bedeni onun yaratıcı yönlerinin kaynağı aynı zamanda. Kahramanlığı da hayatın döngüsel akışı içinde çok önemli bir noktada varlık olarak durmasından geliyor.

Esra Kizir Gökçen

Büyük şehir hayatı ve insani ihtiyaçlar birbirinden giderek uzaklaşıyor. Değişim, dönüşüm, özgürlük söylemleriyle oyalanan modern insan kendi doğasına olabildiğince yabancılaşmış durumda. Bu bağlamda “kentli kadın” var olma mücadelesi içinde, üstüne yüklenen roller ve görevlerin çeşitliliği, ağırlığı altında yorgun, bıkkın, ama ilerlemeye yavaş da olsa devam ediyor. Yaradılıştan gelen üretkenlik ve anaçlığın, günden güne pompalanan tüketimle körelmesi, doğal olanın sürekli azalması onu yalnızlaştırıyor. Benim resmimdeki Héroine, her şeye rağmen sevgiyle yaşamayı başarabilen şehirli kadındır.

Lütfiye Kösten

Eski Mezopotamya tanrıça mitlerinden Sümer Tanrıçası İnanna’yı konu aldım. Sümerlerin ana tanrıçası İnanna’nın kişiliğinde çok sayıda geleneğin birleştiği görülür. Sümerlerin büyük gökyüzü tanrıçası, ışığın, aşkın, güzelliğin, şefkatin, kavganın, hırsın, önderliğin, kurnazlığın ve en önemlisi bereketin ve çoğalmanın sembolü olan Inanna, yere ve göğe hakimdi. Beni etkileyen tarafı ise eski mitolojide anlatılan “Tanrı Enki’den ME yasalarını alması mevzusu”Akıllı ve hırslı bir tanrıça İnanna.Tanrıların en akıllısı ve en kurnazı olan Enki’nin elinden, hangi tanrının eline geçerse ona saygınlık kazandıracak olan “ME Yasaları”nı almaya karar verir. Erkek egemen anlayışa karşı hakimiyetini koruyabilmek için çareler aramaktadır kendisine. Ve sonunda imkansızı başarmıştır tanrıça; halkı için, iktidarı için.Tanrının elinden aldığı “ME Yasaları”nı kendi ülkesine götürür. Kendisi tarihteki ilk kadın kahramanlardandır diye düşünüyorum belki de ilk feministlerden biri.’’

Mert Özgen

Resimlerimde edebiyat ve görsel temsil alanında varoluşlarıyla bana ilham veren kadın figürlerinden etkilenerek, kadının ve kadınlığın hikayesini anlatmayı amaçlıyorum. Kadınların pürüzsüz tenlerinde boya katmanlarıyla oluşturduğum yarıklar ve lekelerle, bedenin iç ve dış arasındaki diyaloğu kurguladığım portrelerle. Böylelikle resimlerimde görünür olan beden kavramı, katı ve sınırlı yapısını kaybedip, mahremiyetinden çıkıp hikaye anlatıcısına dönüştü. Bu sergide yer alan ‘Mathilda’ tablomun çıkış noktası Luc Besson’un “Leon: The Professional” filminde Natalie Portman’ın canlandırdığı karakter. Filmde henüz 12 yaşındayken karşımıza çıkan Mathilda’nın yıllar geçtikten sonraki konumunu kurgulamaya çalıştım. Besson’un beyaz perdede yarattığı figürü, farklı noktalardan ele alıp, görsel temsilini yaratmaktı bir nevi.

Saghar Daeiri

Benim resimsel dünyamda, “kadın kahraman” yok olmuş.. Günümüz kadınları bir kadın kahraman ararken kendilerini bir kahraman olarak görmeye başlamışlar. Birbirlerine benzemeye çalışırken, kadınlar arası ‘’taklit’’ olgusu oluşurken, aslında kendi aralarında bir ötekileşme yaklaşımıyla ‘’taklit kahraman” inşa etmeye çalışıyorlar. Benim kadınlarım kendilerini “öteki”nde bulmaya çalışırken, öteki kahramanı arayış sürecine giriyorlar. Bu süreçte kendilerini ötekinde görmeye başlıyorlar. Bu yüzleşme anında kendilerini kaptırıp birbirlerini taklit ederken kendi öz tanımları yok olmaya başlıyor. Ötekilerin en önemlisi “Medya”. Kadın dizi oyuncuları, ünlü kadınlar, paparazziler, gazetelerdeki kadınların yaşam tarzları, çocuklukları, çocukları, cinsellikleri, gündelik ideal yaşam biçimleri taklit ediliyor, ettiriliyor. Dolayısıyla günümüzde bir ‘’taklit kadın kahramanı’’nın ortaya çıktığını söyleyip hayal etmek uzak bir düşünce olmayabilir.

Serpil Aslan

Heykellerim izleyicilerin küçük kahramanları olarak karşılarına çıkıyor. Bu küçük çocuklar toplumsal açıdan insanların algısında yaratılan kahraman figürlerinden biraz farklı. Masum bir çocuk, endişeli bir halde tam karşımızda duruyorken, üzüntü, endişe, korku çok insani bir şekilde ve kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu noktada hepimizin maruz kaldığı fakat görmezden geldiği, sahiplenemediği, tanımlayamadığı ve gün ışığına çıkaramadığı için karanlıkta bıraktığı duygularımızla, geçmişimizle izleyiciyi yüzleştirmeye çalışıyorum. Siyah – beyaz (nötr) görünen heykellerim kullanılan rengin de etkisiyle çok daha çarpıcı ve bazen de algıyı zorlayarak kendini gösteriyor. Her birinde özellikle kullanılan kırmızı rengin de etkisi ile ortaya çıkan “tekinsiz” (güvenilir olmayan) durum, izleyicide “irite” duygusunu yaşatıyor. Eserlerim bilinçaltına gömdüğümüz acı olayları, haksızlıkları, isyanları ve umutsuzlukları hatırlamamızı sağlayacak simgeler kullanarak bunları küçük bir çocuğun üzerinden gösteriyor.

Evren Gül

Çalışmalarım üç parçadan oluşmakta. Ben daha öncesinde kadın kahraman konusunu Edgar Allan Poe’nun kadın karakterleri üzerine çalışarak sürdürüyordum. Bu süreci bozmadım ve projeye bu şekilde eklemlendim. Poe’nun kadınları narinliği, saflığı ve zerafeti simgelerler. Bu yüzden çabuk hastalanıp ölürler. Kısa bir zaman tadılan ama unutulamayan bir anlamları vardır. İşte o “bir tane” yada “biricik” olan deneyime adanmış, bu uğurda belli bir yaşanmışlığın yoğunluğunu taşıyan çalışmalardır. Kişisel bir bütünlüğün ya da biricik bütünlüğün belki de ön habercileridir.

Hakan Bayer

Tarih boyunca karşımıza hep kadın kahramanlar çıkmıştır. Bazen mitolojide, bazen de günümüzün fantastik kurmacası içerisinde. Fakat benim kişisel fikrim “ Senin kadın kahramanın kim” diye sorulduğunda ben bu kahramanı çok uzaklarda aramıyorum. Kadının tabiatı gereği bir kahraman olmak için yeterince özelliğe sahip olduğunu düşünüyorum.

 

20 Ekim – 6 Kasım 2015

“UMUDUN IŞIĞI” JACKIE ARDITTY

Ekavart Gallery

EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, çağdaş resmin değerli isimlerinden Jackie Arditty’nin “Umudun Işığı” isimli dokuzuncu kişisel sergisine 20 Ekim – 6 Kasım 2015 tarihleri arasında Ekavart Gallery’de ev sahipliği yapıyor.

 

5-25 Ekim 2015

“SINIRIMIZIN ÖTESİ” TÜLİN KAYNAK

Paris Odeon’daki Malaika Sanat Galerisi

Tülin Kaynak son dönem yağlıboya soyut resim çalışmalarını 5-25 Ekim 2015 tarihleri arasında Paris Odeon’daki Malaika Sanat Galerisi’nde sergileyecek.

28 Ekim– 8 Kasım 2015

“METAMORPH-TRICK” ESRA KİZİR GÖKÇEN

Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi

Esra Kizir Gökçen “METAMORPH-TRICK” serisi çalışmalarını 28 Ekim – 8 Kasım 2015 tarihlerinde Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sergileyecek.

8 Ekim – 31 Ekim 2015

“SINIRSIZ |UNLIMITED ” KARMA SERGI

Summart

Yeni nesil Türk Çağdaş Sanatçıların eserlerinden oluşan “ Sınırsız | Unlimited ” isimli karma sergi 8 Ekim – 31 Ekim 2015 tarihleri arasında SUMMART’ta izlenebilir.

 

Ayşe Gülay Hakyemez